<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>admin - Ekonomi Ajandası</title>
	<atom:link href="https://ekonomiajandasi.com/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<description>Ekonomi ve Sanayi Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Oct 2026 15:25:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2024/12/cropped-favicon-32x32.jpg</url>
	<title>admin - Ekonomi Ajandası</title>
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KONUT FİYATLARINDA REEL DÜŞÜŞ SÜRÜYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 15:25:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GAYRİMENKUL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[gayrimenkul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kira]]></category>
		<category><![CDATA[Konut]]></category>
		<category><![CDATA[KonutFiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[TCMB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3990</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCMB verilerine göre konut fiyatları eylülde yıllık bazda nominal yüzde 22,3 artarken reel olarak yüzde 5,7 geriledi. Yeni kiracı kira endeksinde ise yıllık nominal artış yüzde 26,6’ya ulaşırken reel düşüş yüzde 2,4 oldu. İstanbul, hem konut fiyatlarında hem de yeni kiracı kiralarında yıllık artışın en yüksek olduğu bölge olarak öne çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/">KONUT FİYATLARINDA REEL DÜŞÜŞ SÜRÜYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header class="col-12"></header>
<div class="col-12 col-lg mw0">
<div class="content-side">
<div class="content-text">
<p><strong>TCMB verilerine göre konut fiyatları eylülde yıllık bazda nominal yüzde 22,3 artarken reel olarak yüzde 5,7 geriledi. Yeni kiracı kira endeksinde ise yıllık nominal artış yüzde 26,6’ya ulaşırken reel düşüş yüzde 2,4 oldu. İstanbul, hem konut fiyatlarında hem de yeni kiracı kiralarında yıllık artışın en yüksek olduğu bölge olarak öne çıktı.</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), eylül ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksi (KFE) ve Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE) verilerini açıkladı. Veriler, konut fiyatları ve kiralardaki nominal artışa karşın enflasyon etkisiyle reel gerilemenin sürdüğünü ortaya koydu.</p>
<p>Konut Fiyat Endeksi, eylülde bir önceki aya göre yüzde 1,2 artarak 239,4 seviyesine yükseldi. Yıllık bazda yüzde 22,3 artış kaydeden endeks, reel olarak yüzde 5,7 düşüş gösterdi.</p>
<h2>Konut fiyatlarında İstanbul ilk sırada</h2>
<p>Eylül ayında konut fiyatları aylık bazda İstanbul’da yüzde 2, Ankara’da yüzde 0,1 ve İzmir’de yüzde 1 arttı. Yıllık artış ise İstanbul’da yüzde 26,8, Ankara’da yüzde 22 ve İzmir’de yüzde 21 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bölgesel verilerde en yüksek yıllık artış yüzde 26,8 ile İstanbul’da görülürken, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ı kapsayan bölgede artış yüzde 15,3 ile en düşük seviyede kaldı.</p>
<h2>Yeni kiracı kiralarında yıllık artış yüzde 26,6</h2>
<p>Yeni Kiracı Kira Endeksi, eylülde aylık bazda yüzde 2,1 yükseldi. Endeksin yıllık nominal artışı yüzde 26,6 olurken, reel değişimi yüzde 2,4 düşüş olarak kaydedildi.</p>
<p>Yeni kiracı kiraları aylık bazda İstanbul’da yüzde 3,5, Ankara’da yüzde 0,6 ve İzmir’de yüzde 1,1 arttı. Yıllık artış oranları ise İstanbul’da yüzde 35,5, Ankara’da yüzde 25,1 ve İzmir’de yüzde 23,7 oldu.</p>
<p>Bölgesel karşılaştırmada yeni kiracı kiralarındaki en yüksek yıllık artış yüzde 35,5 ile İstanbul’da gerçekleşti. Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ bölgesi ise yüzde 18,8 ile en düşük artışın görüldüğü bölge oldu.</p>
<h2>Reel kayıp konut ve kira piyasasında sürüyor</h2>
<p>Eylül verileri, konut fiyatları ve yeni kiracı kiralarında nominal artışların devam ettiğini, ancak enflasyon etkisi dikkate alındığında reel değer kaybının sürdüğünü gösterdi. İstanbul, her iki endekste de yıllık artış oranlarıyla öne çıkarken, bölgeler arasındaki fiyat ve kira değişimleri farklılaşmaya devam etti.</p>
</div>
</div>
</div>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/">KONUT FİYATLARINDA REEL DÜŞÜŞ SÜRÜYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE’DE DOĞURGANLIK DÜŞÜYOR: AİLE BÜTÇESİNİ BARINMA VE GIDA TÜKETİYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 14:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SİYASET ve TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[AileEkonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[ÇocukBakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğurganlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[EmeklilikSistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[TürkiyeEkonomisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3985</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporuna göre, dar gelirli ailelerin tüketim harcamalarının yüzde 67,9’u barınma ve gıdaya ayrılıyor. Çocuk bakım hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar ve artan geçim maliyetleri, özellikle ikinci çocuk kararını zorlaştırırken doğurganlık hızı da nüfusun kendini yenileme seviyesinin altında kalıyor. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporu, Türkiye’de doğurganlık düşüşünün aile bütçesinden emeklilik sistemine uzanan tablosunu ortaya koydu. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/">TÜRKİYE’DE DOĞURGANLIK DÜŞÜYOR: AİLE BÜTÇESİNİ BARINMA VE GIDA TÜKETİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporuna göre, dar gelirli ailelerin tüketim harcamalarının yüzde 67,9’u barınma ve gıdaya ayrılıyor. Çocuk bakım hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar ve artan geçim maliyetleri, özellikle ikinci çocuk kararını zorlaştırırken doğurganlık hızı da nüfusun kendini yenileme seviyesinin altında kalıyor.</strong></p>
<p><b>Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporu, Türkiye’de doğurganlık düşüşünün aile bütçesinden emeklilik sistemine uzanan tablosunu ortaya koydu. Son dört yıldaki doğurganlık kaybının yüzde 75,9’u ikinci çocuğa geçişteki zayıflamayla ilişkilendiriliyor. Dar gelirlinin tüketim harcamalarının yüzde 67,9’u barınma ve gıdaya giderken, çocuk bakım sorumluluğu bulunan çalışanların yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmeti kullanmıyor. Raporda, giderek küçülen kuşaklar nedeniyle müdahalenin ertelenmesinin daha yüksek maliyet ve daha düşük etki doğuracağı uyarısı yapılıyor.</b></p>
<p><b>Türkiye’de çocuk sahibi olmak, aileler için giderek daha ağır bir geçim ve gelecek hesabına dönüşüyor. Kira, bakım ve eğitim giderlerine iş kaybı endişesi de eklenince, ilk çocuğun ardından ikinci çocuk kararı zorlaşıyor. Doğurganlık ülke genelinde gerilerken, bu dönüşüm geleceğin çalışan nüfusunu, emeklilik sistemini ve yaşlı bakımını da etkiliyor.</b></p>
<p>Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı “Türkiye’de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler” raporu, nüfus meselesinin yalnızca doğum sayıları üzerinden ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Çalışma, aile kurma ve çocuk yetiştirme kararlarının ekonomik, mesleki ve bakım riskleri altında verildiğini; çözümün de bu riskleri azaltacak kalıcı hizmet ve güvencelerden geçtiğini belirtiyor.</p>
<p>Raporun merkezindeki tez, Türkiye&#8217;de düşük doğurganlığın çocuk istememekten çok, ailelerin çocuk yetiştirirken karşılaştığı bakım, konut ve eğitim risklerine karşı güvence bulamamasından kaynaklandığı. Çalışma bu riskleri ikinci çocuk eşiğinde birleştiren bütünleşik bir paket olarak “Güvenli Başlangıç Programı”nı öneriyor.</p>
<p>Raporda kullanılan verilere göre toplam doğurganlık hızı, 2014’te kadın başına 2,19 çocuk düzeyindeyken 2025’te yaklaşık 1,42’ye geriledi. Nüfusun kendini yenileme düzeyi kabul edilen yaklaşık 2,1’in altında kalan il sayısı 76’ya ulaştı.</p>
<p><b>İLK ÇOCUK GELİYOR, İKİNCİ ÇOCUKTA HESAP AĞIRLAŞIYOR</b></p>
<p>Raporun doğurganlık kaybını bileşenlerine ayıran analizine göre, 2013–2025 döneminde toplam doğurganlık hızı 0,688 puan geriledi. Bu kaybın yüzde 34,8’i evlilikten, yüzde 22,3’ü ilk doğumdaki gerilemeden, yüzde 36,4’ü ise birinci çocuktan ikinciye geçişteki zayıflamadan kaynaklandı. Ertelemenin etkisi ayıklandığında ilk doğumun payı yüzde 10,7’ye inerken ikinci çocuğa geçişin payı yüzde 42,4’e çıkıyor. Bu, ilk doğumdaki kaybın önemli bölümünün erteleme olduğunu, ikinci çocuğa geçişteki kaybın ise kalıcı bir hacim kaybına işaret ettiğini gösteriyor.</p>
<p>Raporun doğurganlık kaybını bileşenlerine ayıran analizine göre, düşüşün ağırlık merkezi dönemler içinde değişti. 2013–2018 dönemindeki kayıpta evlilik bileşeni, 2018–2021 döneminde evli kadınlarda ilk doğumun gerilemesi öne çıktı. 2021–2025 döneminde ise toplam kaybın yüzde 75,9’u birinci çocuktan ikinciye geçişteki zayıflamayla ilişkilendirildi.</p>
<p>Aynı son dönemde evli kadınların ilk doğum yoğunluğunun kısmen toparlanması, ikinci çocukta yaşanan kırılmayı daha belirgin hâle getirdi.</p>
<p>Raporda incelenen, her iki eşin de 18–29 yaşlarında olduğu 2021 evlilik grubunda çiftlerin yaklaşık yüzde 70’inin ilk çocukları, evliliğin ilk üç yılında doğdu. Bu bulgu, evlilik sonrasında çocuk sahibi olma eğiliminin hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Birinci çocuğunu yapan kadınların ikinci çocuğa geçiş oranı 2013’te 0,906 iken 2025’te 0,712’ye geriledi. Bu değer, raporun davranışsal alt sınır kabul ettiği 0,70’in yalnızca 0,013 puan üzerinde. Toplam doğurganlık hızının “en düşük-düşük doğurganlık” eşiği olan 1,30’un altına 2027–2028’de inmesi bekleniyor. Net üreme hızı yaklaşık 0,68. Bu, her kadın kuşağının kendinden sonraki kuşağı yalnızca üçte iki oranında yenilediği anlamına geliyor.</p>
<p>Ancak ilk çocuğun ardından aileler, ikinci bir çocuğun bakımını, eğitimini ve yaşam giderlerini yıllar boyunca nasıl karşılayacaklarını hesaplıyor. Rapora göre ikinci doğumla birlikte özellikle kadınlar açısından işgücünden kopma ve kariyer kaybı riski büyüyor. Evliliğin ve ilk doğumun gecikmesi de ikinci çocuk için kalan zamanı daraltıyor.</p>
<p><strong>DAR GELİRLİNİN HARCAMALARININ ÜÇTE İKİSİ BARINMA VE GIDAYA</strong></p>
<p>Raporda aktarılan 2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması verilerine göre, en düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin tüketim harcamalarında konut ve kiranın payı yüzde 38,7, gıdanın payı yüzde 29,2. İki kalem birlikte yüzde 67,9’a ulaşıyor.</p>
<p>En yüksek gelirli yüzde 20’lik kesimde ise aynı toplam yüzde 38,1’de kalıyor. Aradaki 29,8 puanlık fark, temel ihtiyaçların dar gelirli hanelerin bütçesinde ne kadar daha büyük yer kapladığını gösteriyor.</p>
<p>Kiracılık da özellikle düşük gelir grubunda yaygınlaşıyor. Rapora göre bu gruptaki kiracılık oranı, 2014–2024 döneminde yüzde 24,5’ten yüzde 36,7’ye yükseldi.</p>
<p>Çalışma, konut maliyetlerinin aile kararlarını hem bugünkü harcamalar hem de geleceğe ilişkin belirsizlik üzerinden etkilediğini belirtiyor. Kira ve temel ihtiyaçlara ayrılan pay büyüdükçe ikinci çocuğa ayrılabilecek kaynak daralıyor. Eğitim giderlerinin yıllar içinde ne kadar artacağına ilişkin kaygı da bu hesaba ekleniyor.</p>
<p>Ağustos 2026’da eğitim hizmetlerindeki yıllık fiyat artışı yüzde 53,44 ile genel enflasyonun (yüzde 31,51) yaklaşık 22 puan üzerinde kaldı. Örgün eğitimde özel okullaşma oranı 2002’de yüzde 2,1 iken 2024’te yüzde 9,1’e çıktı. OECD verilerine göre Türkiye’de 0–2 yaş grubunda kayıtlı bakımdan yararlanma oranı yüzde 1’in altında; OECD ortalaması ise yüzde 22.</p>
<p>Rapordaki sınırlı sayıda yıllık gözleme dayanan analizde, konut ve gıda harcamalarının payıyla ikinci çocuğa geçiş göstergesi arasında ters ilişki bulunuyor. Çalışma, bu bulgunun tek başına neden-sonuç kanıtı olarak okunmaması gerektiğini de kaydediyor.</p>
<p><b>BAKIMDA AİLELER YALNIZ, KADINLARIN İŞTE KALMASI ZOR</b></p>
<p>Raporda aktarılan TÜİK verilerine göre, istihdamda olan ve 15 yaş altı çocuk bakım sorumluluğu taşıyan kişilerin yüzde 83’ü hiçbir profesyonel bakım hizmetinden yararlanmıyor. Kurumsal bakım merkezlerini kullananların oranı yüzde 14’te kalıyor.</p>
<p>Hizmet kullanmayanlar arasında en yaygın gerekçe, bakımın kişinin kendisi veya eşi tarafından üstlenilmesi. Yüksek maliyet de hizmete erişimi sınırlayan nedenler arasında bulunuyor.</p>
<p>Küçük çocuk bulunan hanelerde kadın ve erkeklerin istihdam oranları arasındaki fark dikkat çekiyor. 25–49 yaş grubunda, hanesinde üç yaşından küçük çocuk bulunan kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 iken aynı durumdaki erkeklerde yüzde 90,9’a ulaşıyor.</p>
<p>Raporda bu tablo, bakım sorumluluğunun paylaşımı ve kadınların çalışma hayatında kalmasını destekleyen hizmetler açısından değerlendiriliyor. İkinci çocukla birlikte iki küçük çocuğun aynı anda bakıma ihtiyaç duyması, aileleri ücretli bakım gideriyle ebeveynlerden birinin çalışmayı bırakması sonucu oluşacak gelir kaybı arasında sıkıştırabiliyor.</p>
<p><b>YENİLENME EŞİĞİNİN ÜZERİNDE YALNIZCA BEŞ İL KALDI</b></p>
<p>Doğurganlıktaki gerileme, büyükşehirlerin dışına da yayılmış durumda. Raporda aktarılan 2025 verilerine göre, yaklaşık 2,1 olan yenilenme eşiğinin üzerinde yalnızca Şanlıurfa, Şırnak, Mardin, Diyarbakır ve Siirt bulunuyor. Bu illerde toplam doğurganlık hızı sırasıyla 3,15, 2,53, 2,23, 2,14 ve 2,11 olarak veriliyor.</p>
<p>Ankara’da oran 1,11, İstanbul’da 1,14 ve İzmir’de 1,10 düzeyinde. Üç büyükşehir de yaklaşık 1,42 olan ulusal ortalamanın belirgin biçimde altında kalıyor.</p>
<p>2009’da hiçbir il, demografi literatüründe “en düşük-düşük doğurganlık” olarak tanımlanan 1,30 eşiğinin altında değilken, 2025’te bu gruptaki il sayısı 38’e ulaştı. Yenilenme düzeyinin altında kalan il sayısı ise aynı dönemde 51’den 76’ya çıktı. Doğurganlığın tarihsel olarak yüksek olduğu Ağrı, Şırnak ve Siirt, bu dönemde en büyük puan kayıplarının yaşandığı iller oldu.</p>
<p>Rapor, benzer oranların farklı sorunlardan kaynaklanabileceğini belirtiyor. Büyükşehirlerde konut ve bakım giderleri öne çıkarken, genç nüfus kaybeden küçük illerde istihdam olanakları ve dış göç daha belirleyici olabiliyor. Bu nedenle hizmet yatırımlarının yerel ihtiyaçlara göre farklılaştırılması öneriliyor. Yenilenme eşiğinin altında bulunmak ise göç ve yaş yapısından bağımsız olarak bir ilin nüfusunun hemen azaldığı anlamına gelmiyor.</p>
<p><b>BİR EMEKLİYE İKİ AKTİF SİGORTALI BİLE DÜŞMÜYOR</b></p>
<p>Demografik dönüşümün uzun vadeli sonuçlarından biri, sosyal güvenliği finanse edecek kuşakların küçülmesi. Raporda aktarılan SGK verilerine göre aktif/pasif sigortalı oranı, 2022’deki 2,01 düzeyinden Ocak 2026’da 1,591’e geriledi. Haziran 2026’da 1,638’e yükselen orandaki toparlanma, raporda ağırlıklı olarak aktif sigortalı sayısındaki mevsimsel artışla ilişkilendiriliyor.</p>
<p>Çalışma, mevcut finansman baskısının tamamının nüfusun yaşlanmasına bağlanamayacağını vurguluyor. İşgücüne katılım, kayıt dışılık, işsizlik ve emeklilik düzenlemeleri de dengeyi etkiliyor. EYT düzenlemesinin emekli sayısındaki artışı hızlandırdığı belirtiliyor.</p>
<p>Doğurganlıkta bugün sağlanabilecek bir yükselişin çalışma çağındaki nüfusa yansıması ise uzun yıllar alacak. Bu nedenle kadın istihdamının artırılması, kayıtlı çalışmanın yaygınlaştırılması ve verimlilik artışı, nüfus politikalarıyla birlikte ele alınması gereken başlıklar olarak sıralanıyor.</p>
<p>Daha az çocuklu kuşaklar, ileride yaşlıların bakımını paylaşabilecek yetişkin çocuk ve akraba sayısının da azalması anlamına geliyor. Bakım ihtiyacı artarken aile içindeki destek ağının daralması, kamusal bakım hizmetlerine duyulan ihtiyacı büyütüyor.</p>
<p><b>KIZ ÇOCUK DOĞUMLARI 11 YILDA ÜÇTE BİR AZALDI</b></p>
<p>Raporda yıllık kız çocuk doğum sayısının 2014’te 657 bin 160 iken 2025’te 435 bin 446’ya gerilediği belirtiliyor. Yüzde 33,7’lik azalma, gelecekte yetişkinliğe ulaşacak kadın kuşaklarının da küçüleceğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışma, 2009–2018 doğumlu kız çocuklarından oluşan kuşağın yıllık ortalama büyüklüğünün, 2019–2025 kuşağından yaklaşık yüzde 25 daha fazla olduğuna dikkat çekiyor. Bu daha kalabalık kuşakların yetişkinliğe geçişinden önce gerekli hizmetlerin hazırlanması, politika açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Rapora göre gecikme, aynı politikanın ileride daha küçük bir nüfus üzerinde uygulanmasına yol açacak. Böylece aynı doğurganlık artışı, daha az ek doğuma karşılık gelecek.</p>
<p><b>2030’A KADAR BAKIM, KONUT VE İŞ GÜVENCESİ ÇAĞRISI</b></p>
<p>Raporda, bakım, konut ve istihdam güvencesine ilişkin altyapının 2028–2030 döneminde kurulması öneriliyor. 2030, sonrasında müdahalenin imkânsızlaşacağı kesin bir tarih olarak değil, gecikmenin maliyeti artırıp etkiyi azaltabileceği kritik bir dönem olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışma, kısa sürede yaklaşık 2,1 olan yenilenme düzeyine dönüş yerine, doğurganlık hızında 1,70–1,80 aralığının bir hedef olarak ele alınmasını öneriyor.</p>
<p>Önerilen politikalar arasında doğum yardımlarında ağırlığın ikinci çocuğa kaydırılması, desteklerin enflasyon karşısında korunması, 0–3 yaş bakım kapasitesinin artırılması ve doğum sonrasında işe dönüşün desteklenmesi bulunuyor. Devlet okullarının niteliğinin güçlendirilmesi, genç çiftlerle tek çocuklu ailelerin sosyal konut politikalarında dikkate alınması ve kiralık sosyal konutun geliştirilmesi de paketin parçaları arasında yer alıyor.</p>
<p>Raporun önerdiği paket, nakdi desteğin yanına iki kalıcı güvence kanalı daha ekliyor. İkinci çocuktan itibaren kademeli gelir vergisi indirimi, özellikle kayıtlı çalışan orta gelirli haneler için doğum yardımını tamamlayan bir araç olarak öneriliyor. Doğum yardımı 60 ayla sınırlıyken vergi indirimi hanenin çocuk yetiştirme dönemi boyunca sürebilir. Yalnızca kayıtlı geliri olan haneleri kapsadığı için doğum yardımının yerine değil, yanında düşünülüyor.</p>
<p>Sosyal güvenlik kanalında ise çocuk nedeniyle işgücünden kopan kadının kaybettiği prim günü ve emeklilik hakkı ele alınıyor. Mevcut doğum borçlanması bu açığı annenin satın almasına bırakıyor. Raporda değerlendirilen model, bakım nedeniyle oluşan prim açığının tamamının veya bir bölümünün kamu tarafından üstlenilmesi ve bu kredinin çocuk sayısına göre kademelendirilmesi. Düzenleme düşük prim günüyle erken emeklilik hakkı vermiyor. Asgari sigortalılık süresinin üzerine tavanlı bir bakım kredisi ekleyen yapı, mümkün olduğunca işe dönüşe ya da kayıtlı kısmi istihdama bağlanıyor.</p>
<p>Rapor, ailelerin karşı karşıya olduğu yükün doğum anıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiyor. Çocuk yetiştirmenin bakım, eğitim, barınma ve gelir güvencesi boyutları yıllara yayılırken, kamu desteğinin de aynı süreklilikle kurulması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/">TÜRKİYE’DE DOĞURGANLIK DÜŞÜYOR: AİLE BÜTÇESİNİ BARINMA VE GIDA TÜKETİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜKSELDİ, BÜYÜME TAHMİNİ GERİLEDİ</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 10:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Döviz]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[EkonomiHaberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[TCMB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3983</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCMB’nin ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63’e, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi 59,26’ya yükseldi. 2026 yılı büyüme tahmini ise yüzde 2,9’a geriledi. Yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,55 olarak açıklandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 71 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ekim ayı Piyasa [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/">ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜKSELDİ, BÜYÜME TAHMİNİ GERİLEDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header class="col-12"></header>
<div class="col-12 col-lg mw0">
<div class="content-side">
<div class="content-text">
<p><strong>TCMB’nin ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63’e, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi 59,26’ya yükseldi. 2026 yılı büyüme tahmini ise yüzde 2,9’a geriledi. Yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,55 olarak açıklandı.</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 71 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ni yayımladı.</p>
<p>Ankete göre, ekim ayı tüketici enflasyonu (TÜFE) artış beklentisi önceki dönemdeki yüzde 1,97 seviyesinden yüzde 2,11’e yükseldi. Yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,61’den yüzde 29,63’e, 12 ay sonrası beklentisi ise yüzde 23,70’ten yüzde 23,89’a çıktı. Buna karşılık 24 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 18,32’den yüzde 17,94’e geriledi.</p>
<h2>Dolar/TL beklentisi 51,55 oldu</h2>
<p>Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,5716’dan 51,5471’e gerilerken, 12 ay sonrası için döviz kuru beklentisi 58,6049’dan 59,2596’ya yükseldi. Böylece kısa vadeli yıl sonu tahmininde sınırlı bir düşüş görülürken, gelecek 12 aya ilişkin kur beklentisi yukarı yönlü değişti.</p>
<p>Cari işlemler açığı beklentilerinde ise aşağı yönlü revizyon yapıldı. Yıl sonu cari açık tahmini 50,1 milyar dolardan 48,5 milyar dolara, gelecek yıl için öngörülen açık ise 44,4 milyar dolardan 43,8 milyar dolara geriledi.</p>
<h2>Büyüme tahmini yüzde 2,9’a indi</h2>
<p>Ankette 2026 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüme beklentisi yüzde 3’ten yüzde 2,9’a düşürüldü. Gelecek yıl için büyüme beklentisi ise yüzde 3,9 olarak belirlendi.</p>
<p>Para politikasına ilişkin beklentilerde de gerileme dikkat çekti. TCMB politika faizinin ilk toplantıda yüzde 36, ikinci toplantıda yüzde 35 ve üçüncü toplantıda yüzde 34,35 seviyesinde olacağı öngörüldü. Önümüzdeki 12 ay sonrasına ilişkin politika faizi beklentisi ise yüzde 29,01 olarak kaydedildi.</p>
<p>Anket sonuçları, piyasa katılımcılarının kısa vadeli enflasyon beklentilerinde sınırlı yükselişe, gelecek döneme ilişkin döviz kuru tahminlerinde artışa ve ekonomik büyüme görünümünde hafif aşağı yönlü revizyona işaret etti.</p>
</div>
</div>
</div>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/">ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜKSELDİ, BÜYÜME TAHMİNİ GERİLEDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AÇLIK SINIRI 50 BİN, YOKSULLUK SINIRI 126 BİN LİRAYA DAYANDI!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:10:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GIDA]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[AçlıkSınırı]]></category>
		<category><![CDATA[AsgariÜcret]]></category>
		<category><![CDATA[BESAR]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[YoksullukSınırı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3981</guid>

					<description><![CDATA[<p>BES-AR’ın ekim ayı araştırmasına göre, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama 49 bin 809 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırı ise 125 bin 744 liraya ulaştı. Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR), 2026 yılı ekim ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, dört kişilik bir memur ailesinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/">AÇLIK SINIRI 50 BİN, YOKSULLUK SINIRI 126 BİN LİRAYA DAYANDI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-pm-slice="1 1 []"><strong>BES-AR’ın ekim ayı araştırmasına göre, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama 49 bin 809 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırı ise 125 bin 744 liraya ulaştı.</strong></p>
<p>Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR), 2026 yılı ekim ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Araştırmaya göre, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 49 bin 809 lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Gıda harcamalarının yanı sıra giyim, konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlar için yapılması gereken harcamaları kapsayan yoksulluk sınırı ise 125 bin 744 liraya yükseldi.</p>
<p><strong>Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı</strong></p>
<p>BES-AR araştırmasında, 2026 yılında 28 bin 75 lira olarak belirtilen asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki farka da dikkat çekildi. Araştırmada, asgari ücretin 49 bin 809 liralık açlık sınırının yüzde 77,41 altında kaldığı belirtilerek, mevcut ücretle çalışanların temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığına işaret edildi.</p>
<p>Araştırmada şunlara yer verildi:</p>
<p>• Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 1.660 lirayı geçti.</p>
<p>• 2026 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı.</p>
<p>• Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının %75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor.</p>
<p>• Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/">AÇLIK SINIRI 50 BİN, YOKSULLUK SINIRI 126 BİN LİRAYA DAYANDI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IMF’DEN ORTA DOĞU EKONOMİSİ İÇİN DARALMA UYARISI!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 10:32:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[IMF #Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[KüreselEkonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Petrol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Pakistan ekonomilerinin 2026’da yüzde 1,3 küçülmesini, 2027’de ise yüzde 6,6 büyümesini öngördü. Petrol ihracatçısı ülkelerin çatışmalardan daha ağır etkilenmesi beklenirken enerji arzındaki kesintiler ve savaşın uzaması, bölgenin ekonomik görünümünü tehdit ediyor. Orta Doğu’daki çatışmaların ekonomik etkilerinin 2026 boyunca hissedilmesi bekleniyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/">IMF’DEN ORTA DOĞU EKONOMİSİ İÇİN DARALMA UYARISI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-pm-slice="1 1 []"><strong>Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Pakistan ekonomilerinin 2026’da yüzde 1,3 küçülmesini, 2027’de ise yüzde 6,6 büyümesini öngördü.</strong></p>
<p>Petrol ihracatçısı ülkelerin çatışmalardan daha ağır etkilenmesi beklenirken enerji arzındaki kesintiler ve savaşın uzaması, bölgenin ekonomik görünümünü tehdit ediyor.</p>
<p>Orta Doğu’daki çatışmaların ekonomik etkilerinin 2026 boyunca hissedilmesi bekleniyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Pakistan’ı kapsayan bölge için büyüme tahminini daralma yönünde revize etti. Kurum, 2025’te %3,3 büyüyen bölge ekonomisinin bu yıl %1,3 küçüleceğini öngörüyor.</p>
<p>2027 için açıklanan %6,6’lık büyüme tahmini ise ekonomik faaliyette güçlü bir toparlanma ihtimaline işaret ediyor. Ancak bu görünüm, ülkelerin savaştan ne ölçüde etkilendiğine ve üretim ile ticaretin hangi hızla yeniden düzene gireceğine bağlı olacak.</p>
<h2>Petrol üretimindeki kayıplar belirleyici olacak</h2>
<p>Çatışmaların ekonomik yükü, özellikle doğrudan etkilenen petrol ihracatçısı ülkelerde yoğunlaşıyor. IMF, bu ülkelerde 2026&#8217;da sert bir ekonomik daralma yaşanmasını bekliyor. Enerji üretiminin normale dönmesi durumunda ise 2027’de belirgin bir toparlanma görülebileceğini değerlendiriyor.</p>
<p>Bununla birlikte üretimdeki iyileşmenin savaşın ekonomik etkilerini tamamen ortadan kaldırması beklenmiyor. IMF’nin değerlendirmesine göre petrol üretimi, toparlanma gerçekleşse bile çatışmalar öncesinde öngörülen seviyelerin altında kalacak. Petrol ithalatçısı ülkeler ise mevcut koşullar karşısında daha dirençli bir tablo çiziyor.</p>
<h2>Enerji piyasasında arz endişesi sürüyor</h2>
<p>Petrol fiyatları açısından mevcut risklerin başında, arzın yeniden kesintiye uğrama ihtimali geliyor. Savaş öncesindeki arz fazlası, alternatif taşıma güzergâhlarının devreye girmesi, talepteki değişimler ve stokların kullanılması, piyasadaki ilk şokun etkisini sınırlayan unsurlar oldu.<br />
Ancak bu koruyucu etkenlerin gücü azalıyor. Petrol stoklarının düşmesi ve kullanılabilir atıl üretim kapasitesinin daralması, yeni arz kesintilerinin fiyatlara daha sert yansıması ihtimalini artırıyor. IMF, enerji piyasalarındaki gelişmelerin bölgenin ekonomik görünümü açısından yakından izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>
<h2>Toparlanmanın önündeki en büyük tehdit savaş</h2>
<p>IMF Orta Doğu ve Orta Asya Direktörü Cihad Azur, savaşın bölge ülkelerinde farklı ekonomik sonuçlar yarattığını belirtti. Azur’un değerlendirmesinde, enerji üretimi ve ticaretin normale dönüş hızı ile ülkelerin makroekonomik istikrarı koruma kapasitesi öne çıktı.</p>
<p>IMF, çatışmaların uzamasını &#8216;bölge ekonomileri için en büyük risk&#8217; olarak tanımladı. IMF ayrıca ülkelerin olası ekonomik şoklara karşı mali tamponlarını güçlendirmesini, fiyat istikrarını öncelikli tutmasını ve ihtiyatlı maliye politikalarını sürdürmesini önerdi.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/">IMF’DEN ORTA DOĞU EKONOMİSİ İÇİN DARALMA UYARISI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAPAY ZEKÂ KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 51’İ PAZARLAMAYA YÖNELDİ</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 10:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha çok içerik daha çok müşteri getiriyor mu? TÜİK’in 2026 verileri, pazarlama ve satışın yapay zekâ kullanan girişimlerde en yaygın kullanım amacı olduğunu ortaya koydu. İçerik üretiminin hızlanması, markaların önüne yeni bir soruyu getiriyor: Bu hız müşteri kazanımına nasıl yansıyor? UIM Kurucusu ve Dijital İletişim Stratejisti Mustafa Derya Çolak’a göre şirketler, üretim kapasitesindeki artışı marka [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/">YAPAY ZEKÂ KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 51’İ PAZARLAMAYA YÖNELDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Daha çok içerik daha çok müşteri getiriyor mu?</strong></p>
<p><strong>TÜİK’in 2026 verileri, pazarlama ve satışın yapay zekâ kullanan girişimlerde en yaygın kullanım amacı olduğunu ortaya koydu. İçerik üretiminin hızlanması, markaların önüne yeni bir soruyu getiriyor: Bu hız müşteri kazanımına nasıl yansıyor? UIM Kurucusu ve Dijital İletişim Stratejisti Mustafa Derya Çolak’a göre şirketler, üretim kapasitesindeki artışı marka güveni, nitelikli talep ve ölçülebilir iş sonuçlarıyla birlikte değerlendirmeli.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3977" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM.jpg" alt="" width="900" height="707" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM-300x236.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM-768x603.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>Yapay zekâ, şirketlerin pazarlama faaliyetlerini planlama ve yürütme biçimini değiştirirken, iletişim yatırımlarının nasıl değerlendirileceğini de gündeme taşıyor. TÜİK’in 2 Ekim’de yayımladığı Yapay Zekâ İstatistikleri 2026 bültenine göre, 10 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerde yapay zekâ teknolojilerinden herhangi birini kullananların oranı yüzde 14’e ulaştı. Bu teknolojileri kullanan girişimlerin yüzde 51’i pazarlama veya satış amacıyla yapay zekâdan yararlanıyor. Veriler kullanımın hangi alanda yoğunlaştığını gösteriyor; satış artışı ya da yatırımın geri dönüşü hakkında doğrudan sonuç vermiyor.</p>
<p><strong>Üretim hızından müşteri kazanımına</strong><br />
Metin hazırlamak, fikir geliştirmek ve aynı mesajın farklı içerik seçeneklerini oluşturmak kolaylaştıkça, pazarlama ekiplerinin üretim kapasitesi de genişliyor. Ancak daha fazla paylaşım, kampanya metni veya reklam seçeneği hazırlamak, bunların doğru kişilere ulaştığını ve satın alma kararını etkilediğini tek başına göstermiyor. Çolak’a göre şirketlerin değerlendirmesi gereken konu, içerik miktarındaki artışın müşteriyle kurulan ilişkiye katkısı.</p>
<p>Gelişmeyi değerlendiren Çolak, şu ifadeleri kullandı: “Bir şirketin ayda kaç içerik ürettiğini saymak kolay. Asıl yönetim sorusu, bu içeriklerin kaç doğru müşteriyle görüşme başlattığıdır. Yapay zekâ; metin hazırlama, fikir geliştirme ve farklı içerik seçenekleri oluşturma konusunda önemli imkânlar sunuyor. Bu imkânların ticari değerini anlayabilmek için üretilen içeriğin kime ulaştığına, hangi ihtiyaca cevap verdiğine ve müşterinin karar sürecine nasıl katkı sağladığına bakmamız gerekiyor.”</p>
<p>Bu yaklaşım, reklam ve iletişim çalışmalarının satış ekibinden gelen bilgilerle birlikte ele alınmasını gerektiriyor. İçeriklerle ulaşılan kitlenin hangi soruları sorduğu, ürün veya hizmetin hangi özelliklerine ilgi gösterdiği ve hangi aşamada iletişime geçtiği, sonraki çalışmaların yönünü belirleyebilir. Böylece içerik takvimi, müşterinin karar vermesini kolaylaştıran bir bilgi akışına dönüşebilir.</p>
<p><strong>Marka güveni gerçek deneyimle kuruluyor</strong><br />
Çolak’a göre içerik planlamasının başlangıcında, müşterinin karar vermek için ihtiyaç duyduğu bilgiler bulunmalı. Sanayi ve üretim şirketlerinde teknik yeterlilik, kullanım alanları, uygulama örnekleri ve referanslar bu ihtiyaca yanıt verebilir. Hizmet sektöründe ise ekibin yaklaşımını ve benzer sorunları nasıl ele aldığını anlatmak, uzmanlığın anlaşılmasını kolaylaştırabilir. Yapay zekâyla hazırlanan içeriklerin şirketin gerçek bilgisi ve deneyimiyle beslenmesi, marka vaadinin somutlaşması açısından önem taşıyor.<br />
Çolak, şirketlerin uzmanlığını görünür kılmanın önemini şöyle anlattı: “Bir üreticinin müşterisi, ürünün kendi tesisindeki ihtiyaca uygun olup olmadığını anlamak ister. Bir hizmet alıcısı ise birlikte çalışacağı ekibin benzer bir sorunu nasıl ele aldığını görmek ister. İçerik planını bu sorular üzerinden kurduğunuzda, şirketin uzmanlığı görünür hale gelir. Yapay zekâ burada bilgiyi düzenlemeye ve farklı biçimlerde anlatmaya yardımcı olabilir. Şirketin gerçek deneyimini, sahadaki bilgisini ve doğrulanabilir referanslarını içeriğe taşıma sorumluluğu ise devam eder.”</p>
<p>İçerik üretiminde kazanılan zamanın müşteri araştırmasına, özgün içerik geliştirmeye ve farklı iletişim yaklaşımlarını denemeye ayrılabileceğini belirten Çolak, satış ekiplerinin sık karşılaştığı soruların toplanmasını ve mevcut müşterilerle görüşülmesini öneriyor. Ürünün kullanımını gösteren içerikler ve sahadan gelen bilgiler, reklam mesajlarının daha somut hazırlanmasına yardımcı olabilir. Bu çalışmalar, markanın müşterisine sunduğu değerin basın iletişiminde ve dijital kanallarda daha açık anlatılmasını da destekleyebilir.</p>
<p>Kazanılan zamanın nasıl değerlendirileceğine dikkat çeken Çolak, şöyle konuştu: “Daha hızlı üretmek, pazarlama ekibine düşünmek ve öğrenmek için alan açabilir. Satış ekibinin en sık karşılaştığı soruları toplamak, mevcut müşterilerle konuşmak, ürünün kullanımını göstermek ve farklı mesajların karşılığını ölçmek bu açıdan kıymetli. Aynı üretim hızını herkesin yakalayabildiği bir ortamda, müşterisini daha iyi anlayan ve uzmanlığını daha açık anlatan şirketler için önemli bir fırsat doğuyor.”</p>
<p><strong>2027 bütçelerinde içerikten iş sonucuna</strong><br />
2027 pazarlama planları hazırlanırken, yapay zekâyla sağlanan üretim kolaylığının bütçe kararlarına nasıl yansıtılacağı da şirketlerin gündeminde. Çolak, erişim ve etkileşim göstergelerinin web sitesi ziyaretleri, nitelikli başvurular, satış görüşmeleri ve teklif talepleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle karar süresi uzun olan B2B işlerde, müşterinin markayı tanımasından teklif istemesine kadar geçen aşamaları izlemek, iletişim yatırımının katkısını daha sağlıklı değerlendirmeyi sağlayabilir.</p>
<p>Ölçümün şirketin kendi verilerine dayanması gerektiğini vurgulayan Çolak, şunları söyledi: “Pazarlama ve satış amacıyla yapay zekâ kullanılması, tek başına daha fazla satış gerçekleştiğini göstermez. Bunun cevabı şirketin kendi verilerindedir. İçeriği gören kişilerden kaçı web sitesine geldi, kaçı ürün veya hizmeti inceledi, kaçı iletişime geçti? Gelen taleplerin ne kadarı şirketin hedeflediği müşteri profiline uyuyor? Bu bağlantıları kurabildiğimiz ölçüde pazarlama faaliyetlerinin değerini daha sağlıklı değerlendirebiliriz.”</p>
<p>UIM’e göre yeni dönem planlarında paylaşım sayısının yanında, hangi müşteri davranışının destekleneceği de tanımlanmalı. Markanın tanınması, uzmanlığının anlaşılması ve teklif talebi oluşturulması farklı içerik ve ölçüm yaklaşımları gerektiriyor. Yapay zekânın sağlayacağı verim, bu amaçlarla kurulan bağa ve elde edilen sonuçlardan düzenli olarak öğrenilmesine bağlı. Böyle bir çalışma biçimi, pazarlama bütçelerinin hangi faaliyetlere yönlendirileceğine ilişkin kararları da destekleyebilir.</p>
<p>1996 yılında kurulan UIM Dijital İletişim Ajansı; dijital iletişim stratejisi, kurumsal web siteleri, sosyal medya yönetimi, içerik üretimi, SEO, GEO, dijital PR ve reklam yönetimi alanlarında hizmet veriyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/">YAPAY ZEKÂ KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 51’İ PAZARLAMAYA YÖNELDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-TİCARETTE SAHTE BEĞENİ EKONOMİSİNE DARBE!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 08:59:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[DijitalTicaret]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[ETicaret]]></category>
		<category><![CDATA[SahteYorum]]></category>
		<category><![CDATA[TicaretBakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[TüketiciHakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3970</guid>

					<description><![CDATA[<p>E-ticaret sitelerinde ürünleri olduğundan daha popüler göstermek için kullanılan sahte yorum, beğeni ve beş yıldızlı değerlendirmelere karşı yaptırımlar sıklaştı. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, geçtiğimiz Eylül ayı sonunda gündeme gelen kararlarıyla yapay etkileşim hizmeti sunan çok sayıda internet adresine erişim engeli getirilmesine hükmetmişti. Ücret karşılığında ürünleri favorilere ekleme, sepete atma ve olumsuz yorumları gizleme hizmetleri de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/">E-TİCARETTE SAHTE BEĞENİ EKONOMİSİNE DARBE!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>E-ticaret sitelerinde ürünleri olduğundan daha popüler göstermek için kullanılan sahte yorum, beğeni ve beş yıldızlı değerlendirmelere karşı yaptırımlar sıklaştı. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, geçtiğimiz Eylül ayı sonunda gündeme gelen kararlarıyla yapay etkileşim hizmeti sunan çok sayıda internet adresine erişim engeli getirilmesine hükmetmişti. Ücret karşılığında ürünleri favorilere ekleme, sepete atma ve olumsuz yorumları gizleme hizmetleri de denetim kapsamında. Peki tüketiciler sahte yorumları nasıl ayırt edebilir?</strong></p>
<p>İnternetten alışveriş yapan milyonlarca tüketici için bir ürünün aldığı yıldızlar, beğeniler ve kullanıcı yorumları satın alma kararında önemli rol oynuyor. Ancak dijital ticarette büyüyen sahte etkileşim piyasası, bu göstergelerin güvenilirliğini tartışmaya açtı. Ücret karşılığında yazdırılan olumlu yorumlar, satın alınmamış ürünlere verilen yüksek puanlar ve olumsuz değerlendirmelerin gizlenmesi üzerine Ticaret Bakanlığı denetimlerini sıkılaştırdı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3971" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/cenk-idemli.jpg" alt="" width="900" height="506" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/cenk-idemli.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/cenk-idemli-300x169.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/cenk-idemli-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>27 Eylül&#8217;de erişim engeli kararları gündeme geldi</strong></p>
<p>Reklam Kurulu’nun 27 Eylül 2026&#8217;da kamuoyuna yansıyan kararlarının, sahte etkileşim piyasasının ulaştığı boyutu ortaya koyması bakımından dikkat çekici olduğunu ifade eden <strong>TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, </strong>“Kurulun incelemelerinde, işletmelerin internet ortamındaki görünürlüğünü artırmak amacıyla beğeni, görüntüleme, takipçi, soru sorma, yorum ve yıldız sayılarının yapay biçimde yükseltildiği belirlendi.<strong> </strong>Üstelik sahte etkileşim hizmetlerinin yalnızca yorumlarla sınırlı kalmadığı görüldü. Bazı internet sitelerinin ücret karşılığında ürünleri favorilere eklediği, alışveriş sepetlerine attığı ve böylece gerçekte yoğun talep görmeyen ürünlere yönelik yüksek ilgi algısı yarattığı tespit edildi” diye konuştu.</p>
<p>Kurulun, arama motorlarında beş yıldızlı değerlendirme ve yorum satışı yapan adreslerden e-ticaret platformlarına yönelik takipçi, beğeni, favori ve sepete ekleme botları sunan hizmetlere kadar çok sayıda internet adresi hakkında erişimin engellenmesine karar verdiğine işaret eden Çiğdemli, “Kararlar, alışveriş platformlarının tamamını değil, mevzuata aykırı bulunan belirli içerik ve adresleri kapsıyor” dedi.</p>
<p><strong>Olumsuz yorumları gizleme hizmeti de var</strong></p>
<p>Denetimlerde dikkat çeken bir başka uygulamanın ise işletmeler hakkındaki olumsuz yorumların görünürlüğünü engelleyen hizmetler olduğunun altını çizen Çiğdemli şunları aktardı:</p>
<p>“Bazı hizmet sağlayıcıların, tüketicilerin olumsuz değerlendirmelerinin yayımlanmasını veya diğer kullanıcılar tarafından görülmesini önlemeye yönelik faaliyetlerde bulunduğu belirlendi. Türkiye&#8217;de 1 Ağustos 2026&#8217;da yürürlüğe giren düzenlemeyle tüketici değerlendirmelerine ilişkin kurallar da sıkılaştırılmıştı. Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği uyarınca, satışları artırmak amacıyla gerçeği yansıtmayan değerlendirmeler yaptırılması veya olumlu yorum satın alınması yasak. Satın alma süreci doğrulanamayan başka mecralardan alınan yorumların yayımlanmasına da sınırlama getirildi.”</p>
<p><strong>Olumsuz yorumu gizleyene milyonluk ceza</strong></p>
<p>Reklam Kurulu, ağustos ayında satın aldığı ürüne ilişkin değerlendirme yapan tüketicinin yorumunu yeterli gerekçe göstermeden yayımlamayan bir şirkete 2 milyon 167 bin 412 TL idari para cezası uyguladı. Böylece yalnızca sahte olumlu yorumların değil, gerçek olumsuz değerlendirmelerin haksız biçimde gizlenmesinin de yaptırıma konu olabileceği ortaya konuldu.</p>
<p><strong>Tüketiciler nelere dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Çiğdemli tüketicilerin dikkat etmesi gerekenleri ise şöyle sıraladı:</p>
<p>“Uzmanların da önerdiği temel yaklaşım, alışveriş yaparken yalnızca yıldız ortalamasına veya beğeni sayısına güvenmemek. Kısa aralıklarla yayımlanan, birbirine benzeyen ve ürünün özellikleri hakkında somut bilgi içermeyen yorumlar şüphe uyandırmalı. Özellikle doğrulanmış satın alma işareti bulunan değerlendirmeler, fotoğraflı kullanıcı deneyimleri ve düşük puanlı yorumlar birlikte incelenmeli. Satıcının geçmişi ve farklı platformlardaki şikâyetler de kontrol edilmeli. Şüpheli değerlendirmelerle karşılaşan tüketiciler, ekran görüntüleri ve ilgili bağlantılarla Ticaret Bakanlığı Reklam Kuruluna şikâyette bulunabiliyor. Dijital alışverişte artık temel soru, bir ürünün kaç yıldız aldığı değil, bu yıldızların ne kadarının gerçek müşteri deneyimine dayandığı.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/">E-TİCARETTE SAHTE BEĞENİ EKONOMİSİNE DARBE!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OTOMOTİV SANAYİİ DERNEĞİ, 2026’NIN İLK 9 AYLIK VERİLERİNİ AÇIKLADI!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/otomotiv-sanayii-dernegi-2026nin-ilk-9-aylik-verilerini-acikladi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/otomotiv-sanayii-dernegi-2026nin-ilk-9-aylik-verilerini-acikladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 15:17:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[OTOMOTİV&OTOMOTİV YAN SANAYİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3967</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Yılın İlk 9 Aylık Döneminde Otomotiv Sanayi Üretimi Yüzde 6, İhracatı Yüzde 11 Azaldı Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) 2026 yılının ilk 9 aylık dönemine ilişkin verileri açıkladı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 gerileyen toplam üretim 971 bin 159 adet olarak gerçekleşti. Geçen yılın ilk 9 aylık dönemine göre yüzde 17 azalan otomobil [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/otomotiv-sanayii-dernegi-2026nin-ilk-9-aylik-verilerini-acikladi/">OTOMOTİV SANAYİİ DERNEĞİ, 2026’NIN İLK 9 AYLIK VERİLERİNİ AÇIKLADI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yılın İlk 9 Aylık Döneminde Otomotiv Sanayi Üretimi Yüzde 6, İhracatı Yüzde 11 Azaldı</strong></p>
<p><strong>Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) 2026 yılının ilk 9 aylık dönemine ilişkin verileri açıkladı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 gerileyen toplam üretim 971 bin 159 adet olarak gerçekleşti. Geçen yılın ilk 9 aylık dönemine göre yüzde 17 azalan otomobil üretimi ise 528 bin 366 adede ulaştı. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 986 bin 584 adet olarak gerçekleşti. Ticari araç grubunda, yılın ilk 9 ayında üretim yüzde 12, hafif ticari araç grubunda yüzde 13, ağır ticari araç grubunda yüzde 7 yükseldi. 2025 yılının ilk 9 aylık dönemine göre ticari araç pazarı yüzde 5, hafif ticari araç pazarı yüzde 5, ağır ticari araç pazarı ise yüzde 7 geriledi. Yılın ilk 9 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 11, otomobil ihracatı ise yüzde 27 azaldı. Bu dönemde, toplam ihracat 685 bin 671 adet, otomobil ihracatı ise 317 bin 970 adet düzeyinde gerçekleşti. 2026’nın ocak-eylül döneminde toplam pazar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 azalarak 832 bin 521 adetten kapandı. Bu dönemde, otomobil pazarı da yüzde 15’lik gerileme yaşadı ve 627 bin 977 adede ulaştı.</strong></p>
<p>Türkiye otomotiv sanayisine yön veren 13 üyesiyle sektörün çatı kuruluşu konumunda olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), 2026 yılının ocak-eylül dönemine ait üretim ve ihracat adetleri ile pazar verilerini açıkladı. Buna göre, yılın ilk 9 aylık döneminde toplam otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6 geriledi ve 971 bin 159 adede ulaştı. Otomobil üretimi ise yüzde 17 azalarak 528 bin 366 adet olarak gerçekleşti. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 986 bin 584 adedi buldu. Yılın ilk dokuz aylık döneminde ticari araç grubunda üretim bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12, hafif ticari araç grubunda yüzde 13, ağır ticari araç grubunda ise yüzde 7 arttı. Bu dönemde, otomotiv sanayisinin kapasite kullanım oranı yüzde 61 olarak gerçekleşti. Araç grubu bazında kapasite kullanım oranları ise hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari araç) yüzde 62, kamyon grubunda yüzde 59, otobüs-midibüs grubunda yüzde 67 ve traktörde yüzde 27 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>İlk 9 ayda ihracat 31 milyar doları aştı!</strong></p>
<p>Yılın ilk 9 aylık döneminde otomotiv ihracatı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 11 gerileyerek 685 bin 671 adet olarak gerçekleşti. Bu dönemde otomobil ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27 düşüş kaydederken, ticari araç ihracatı ise yüzde 11 oranında arttı. Traktör ihracatı ise 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 13 artarak 9 bin 381 adet olarak gerçekleşti. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, toplam otomotiv sanayi ihracatı, 2026’nın ilk 9 aylık döneminde yüzde 17 ile sektörel ihracat sıralamasında liderliğini korudu. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, ilk 9 aylık dönemde toplam otomotiv ihracatı yüzde 3 artışla 31,1 milyar dolara ulaştı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, aynı dönemde otomobil ihracatı ise yüzde 8 gerileme ile 7,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu dönemde, dolar bazında ana sanayi ihracatı yüzde 2,2, tedarik sanayi ihracatı ise yüzde 3,7 oranında arttı.</p>
<p><strong>Satışlardaki yerli araç payları arttı!</strong></p>
<p>2026’nın ilk 9 aylık döneminde toplam pazar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 azalarak 832 bin 521 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, otomobil pazarı da yüzde 15 oranında gerileme yaşadı ve 627 bin 977 adet oldu. Ticari araç pazarına bakıldığında ise yılın ilk 9 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla toplam ticari araç pazarı yüzde 5, hafif ticari araç pazarı yüzde 5, ağır ticari araç pazarında yüzde 7 gerileme yaşandı. 2026 yılı ocak-eylül döneminde otomobil satışlarındaki yerli araç payı yüzde 36, hafif ticari araç pazarında yerli araç payı ise yüzde 24 olarak gerçekleşti.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/otomotiv-sanayii-dernegi-2026nin-ilk-9-aylik-verilerini-acikladi/">OTOMOTİV SANAYİİ DERNEĞİ, 2026’NIN İLK 9 AYLIK VERİLERİNİ AÇIKLADI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/otomotiv-sanayii-dernegi-2026nin-ilk-9-aylik-verilerini-acikladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BORÇLU ŞİRKETLERE BİLANÇO KOLAYLIĞI 2028’E UZATILDI</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/borclu-sirketlere-bilanco-kolayligi-2028e-uzatildi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/borclu-sirketlere-bilanco-kolayligi-2028e-uzatildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 09:14:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TURİZM]]></category>
		<category><![CDATA[Bilanço]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Finans]]></category>
		<category><![CDATA[İşDünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[TicaretBakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ticaret Bakanlığı, sermaye kaybı ve borca batıklık hesaplamalarında belirli zarar ve giderlerin dikkate alınmamasına imkân tanıyan düzenlemenin süresini bir yıl uzattı Yeni uygulama, özellikle döviz yükümlülüğü yüksek ve özkaynakları zayıflayan şirketler için önem taşıyor. Şirketlerin mali yapılarının değerlendirilmesinde kullanılan geçici düzenlemenin süresi 1 Ocak 2028’e kadar uzatıldı. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan tebliğ değişikliği, 10 Ekim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/borclu-sirketlere-bilanco-kolayligi-2028e-uzatildi/">BORÇLU ŞİRKETLERE BİLANÇO KOLAYLIĞI 2028’E UZATILDI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığı, sermaye kaybı ve borca batıklık hesaplamalarında belirli zarar ve giderlerin dikkate alınmamasına imkân tanıyan düzenlemenin süresini bir yıl uzattı Yeni uygulama, özellikle döviz yükümlülüğü yüksek ve özkaynakları zayıflayan şirketler için önem taşıyor.</strong></p>
<p>Şirketlerin mali yapılarının değerlendirilmesinde kullanılan geçici düzenlemenin süresi 1 Ocak 2028’e kadar uzatıldı. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan tebliğ değişikliği, 10 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylece Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi kapsamında uygulanan hesaplama kolaylığı bir yıl daha devam edecek.</p>
<h2>DÖVİZ BORCU OLAN ŞİRKETLERİ YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR</h2>
<p>Düzenleme kapsamında, henüz yerine getirilmemiş yabancı para cinsinden yükümlülüklerden kaynaklanan kur farkı zararlarının tamamı, sermaye kaybı ve borca batıklık hesaplamalarında dikkate alınmayabilecek.</p>
<p>Ayrıca 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralama giderleri, amortismanlar ve personel giderleri toplamının yarısı da söz konusu hesaplamaların dışında tutulabilecek.</p>
<p>Daha önce 1 Ocak 2027’ye kadar uygulanması öngörülen düzenlemenin süresi, yapılan değişiklikle 1 Ocak 2028’e uzatıldı.</p>
<h2>AMAÇ, ŞİRKETLERİN SERMAYE YAPISINI KORUMAK</h2>
<p>Düzenleme, özellikle döviz yükümlülükleri nedeniyle yüksek kur farkı zararı oluşan ve özkaynakları zayıflayan şirketlerin sermaye kaybı durumlarının değerlendirilmesinde önem taşıyor.</p>
<p>Belirli zarar ve giderlerin hesaplama dışında tutulabilmesi, şirketlerin Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi kapsamındaki değerlendirmelerinde farklı sonuçlar ortaya çıkmasına imkân sağlayabiliyor.</p>
<p>Ancak bu uygulama, şirketlerin borçlarının silindiği veya finansal zararlarının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Düzenleme yalnızca sermaye kaybı ve borca batıklık durumunun belirlenmesinde kullanılan hesaplamaları kapsıyor.</p>
<h2>BİLANÇODAKİ ZARARLAR ORTADAN KALKMIYOR</h2>
<p>Düzenlemenin uzatılması, mali sıkıntı yaşayan şirketlere sermaye kaybı ve borca batıklık değerlendirmeleri açısından ek süre sağlıyor. Bununla birlikte şirketlerin gerçek mali durumlarının, borç yüklerinin ve özkaynak yapılarının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Özellikle yüksek döviz borcu bulunan işletmeler açısından düzenlemenin etkisi, şirketlerin finansal tabloları ve ilgili hesaplamaları üzerinden ortaya çıkacak.</p>
<p><strong>Sonuç olarak, şirketlere sağlanan kolaylık bir yıl daha devam edecek; ancak borç yükü ve finansal riskler varlığını koruyacak.</strong></p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/borclu-sirketlere-bilanco-kolayligi-2028e-uzatildi/">BORÇLU ŞİRKETLERE BİLANÇO KOLAYLIĞI 2028’E UZATILDI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/borclu-sirketlere-bilanco-kolayligi-2028e-uzatildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KONUT YATIRIMINDA YENİ DÖNEM  PRİM KADAR SATILABİLİRLİK DE ÖNEMLİ</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/konut-yatiriminda-yeni-donem-prim-kadar-satilabilirlik-de-onemli/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/konut-yatiriminda-yeni-donem-prim-kadar-satilabilirlik-de-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:29:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GAYRİMENKUL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[EmlakPiyasası]]></category>
		<category><![CDATA[gayrimenkul]]></category>
		<category><![CDATA[KiraGetirisi]]></category>
		<category><![CDATA[KonutYatırımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek fiyatlar ve değişen yatırım tercihleri, konut alıcısının hesaplarını yeniden şekillendiriyor. Yatırım amacıyla konut alanlar artık yalnızca gelecekteki değer artışına odaklanmıyor; düzenli kira talebi, boş kalma riski ve ihtiyaç halinde konutun yeniden ne kadar kolay satılabileceği de yatırım kararının önemli kriterleri arasına giriyor. Gayrimenkulde uzun yıllar yatırımın başarısı büyük ölçüde satın alma ve satış fiyatı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/konut-yatiriminda-yeni-donem-prim-kadar-satilabilirlik-de-onemli/">KONUT YATIRIMINDA YENİ DÖNEM  PRİM KADAR SATILABİLİRLİK DE ÖNEMLİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek fiyatlar ve değişen yatırım tercihleri, konut alıcısının hesaplarını yeniden şekillendiriyor. Yatırım amacıyla konut alanlar artık yalnızca gelecekteki değer artışına odaklanmıyor; düzenli kira talebi, boş kalma riski ve ihtiyaç halinde konutun yeniden ne kadar kolay satılabileceği de yatırım kararının önemli kriterleri arasına giriyor. Gayrimenkulde uzun yıllar yatırımın başarısı büyük ölçüde satın alma ve satış fiyatı arasındaki fark üzerinden değerlendirilirken, bugün yatırımcı açısından süreç daha kapsamlı ele alınıyor. Konutun elde tutulduğu süre boyunca kira geliri sağlayabilmesi ve satış kararı verildiğinde piyasada karşılık bulabilmesi, yatırımın toplam performansını doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Özellikle yüksek bütçelerin söz konusu olduğu konut yatırımında, sermayenin uzun süre aynı gayrimenkulde bağlı kalması yatırımcı açısından önemli bir unsur haline geliyor. Bu nedenle yalnızca yüksek prim potansiyeli bulunan konutlar değil; geniş bir kiracı ve alıcı kitlesine hitap eden, ulaşım bağlantıları güçlü ve günlük yaşamın içinde bulunan konutlar da yatırım radarına giriyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-3908" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/09/Yasar-Dogan.jpeg" alt="" width="652" height="488" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/09/Yasar-Dogan.jpeg 738w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/09/Yasar-Dogan-300x224.jpeg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/09/Yasar-Dogan-96x72.jpeg 96w" sizes="(max-width: 652px) 100vw, 652px" /></p>
<p>“YATIRIMCI ARTIK ALIRKEN NASIL ÇIKACAĞINI DA HESAPLIYOR”</p>
<p>Konut yatırımında alıcı davranışının değiştiğine dikkat çeken Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, yatırımcının satın alma aşamasında gelecekteki kiralama ve satış sürecini de değerlendirdiğini belirtti.</p>
<p>Doğan, “Konut yatırımında yalnızca ‘Ne kadar değer kazanır?’ sorusuyla hareket edilen dönem geride kalıyor. Bugün yatırımcı, satın aldığı konutun kiracısını kolay bulup bulamayacağını ve birkaç yıl sonra satış kararı verdiğinde ne kadar hızlı alıcıya ulaşabileceğini de düşünüyor. Çünkü yatırımın gerçek performansı yalnızca fiyatının yükselmesiyle değil, ihtiyaç duyulduğunda piyasada karşılık bulabilmesiyle de ölçülüyor” dedi.</p>
<p>HER DEĞER KAZANAN KONUT AYNI HIZDA SATILMIYOR</p>
<p>Bir bölgedeki fiyat artışının tek başına yatırımın doğru olduğu anlamına gelmediğini belirten Doğan, konutun hitap ettiği kitlenin genişliğinin giderek daha önemli hale geldiğini söyledi.</p>
<p>“Bir konutun fiyatı yükselmiş olabilir ancak satışa çıktığında uzun süre alıcı bekliyorsa yatırımcı açısından farklı bir tablo ortaya çıkar” diyen Doğan, “Aynı durum kiralama için de geçerli. Yatırımcı açısından konutun boş kalmadan kira getirisi sağlaması önemli. Bu nedenle lokasyon, ulaşım, metrekare, oda dağılımı ve çevredeki yaşam olanakları artık birlikte değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>YATIRIMCI ‘KİM KİRALAR, KİM SATIN ALIR?’ DİYE BAKIYOR</p>
<p>Özellikle yatırım amaçlı konut seçiminde hedef kitlenin doğru analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, “Satın almadan önce o bölgede kimlerin yaşamak istediğine bakmak gerekiyor. Öğrenci mi, genç profesyonel mi, aile mi? Aynı şekilde birkaç yıl sonra satışa çıkarıldığında konutun hangi alıcı grubuna hitap edeceği de önemli. Ne kadar geniş bir kitleye hitap ediyorsa yatırımın hareket kabiliyeti de o kadar güçlü oluyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Doğan, önümüzdeki dönemde konut yatırımında yüksek prim beklentisinin yanında kiralanabilirlik ve yeniden satılabilirliğin daha fazla konuşulacağını belirterek, “Yatırımcı açısından iyi konut yalnızca değer kazanan değil; elde tutulduğu dönemde gelir üreten ve satış zamanı geldiğinde alıcısını bulabilen konut olacak” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/konut-yatiriminda-yeni-donem-prim-kadar-satilabilirlik-de-onemli/">KONUT YATIRIMINDA YENİ DÖNEM  PRİM KADAR SATILABİLİRLİK DE ÖNEMLİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/konut-yatiriminda-yeni-donem-prim-kadar-satilabilirlik-de-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
