<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed
	xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0"
	xml:lang="tr"
	>
	<title type="text">Ekonomi Ajandası</title>
	<subtitle type="text">Ekonomi ve Sanayi Dergisi</subtitle>

	<updated>2026-06-06T13:48:32Z</updated>

	<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com" />
	<id>https://ekonomiajandasi.com/feed/atom/</id>
	<link rel="self" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/feed/atom/" />

	<generator uri="https://wordpress.org/" version="7.0">WordPress</generator>
<icon>https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2024/12/cropped-favicon-32x32.jpg</icon>
	<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[İKLİM KRİZİ ARTIK GELECEĞİN DEĞİL BUGÜNÜN SORUNU!]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/iklim-krizi-artik-gelecegin-degil-bugunun-sorunu/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3347</id>
		<updated>2026-06-06T13:48:32Z</updated>
		<published>2026-06-06T13:48:32Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="ÜST MANŞET" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>Türkiye su fakiri olma riskiyle karşı karşıya! COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye’de iklim krizi yeniden gündemde. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil bugünün sorunu olduğunu vurgulayarak, “2050’lerde su fakiri ülkeler arasına girebiliriz” uyarısında bulundu. İklim krizinin artık geleceğin değil bugünün en büyük sorunlarından biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/iklim-krizi-artik-gelecegin-degil-bugunun-sorunu/">İKLİM KRİZİ ARTIK GELECEĞİN DEĞİL BUGÜNÜN SORUNU!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/iklim-krizi-artik-gelecegin-degil-bugunun-sorunu/"><![CDATA[<p><strong>Türkiye su fakiri olma riskiyle karşı karşıya!</strong></p>
<p><strong>COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye’de iklim krizi yeniden gündemde. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil bugünün sorunu olduğunu vurgulayarak, “2050’lerde su fakiri ülkeler arasına girebiliriz” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p><strong>İklim krizinin artık geleceğin değil bugünün en büyük sorunlarından biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “İklim değişikliğinden etkilenen alanlar arasında tarımdan gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına hatta ekonomiye kadar pek çok farklı alan yer alıyor.” dedi.</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisi olan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek. Dünya liderleri, bilim insanları, uzmanlar ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek zirvede, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek için ortak çözümler masaya yatırılacak.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 5-11 Haziran Çevre Koruma Haftası kapsamında iklim krizi ve Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini değerlendirdi.</p>
<p><strong>İklim krizi geleceğin değil bugünün en büyük sorunu </strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim krizinin artık geleceğin değil bugünün en büyük sorunlarından biri olduğunu ifade ederek, “İklim değişikliğinden etkilenen alanlar arasında tarımdan gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına hatta ekonomiye kadar pek çok farklı alan yer alıyor. Tarımda kuraklığın verimlilik düşüşüne neden olduğunu biliyoruz. Bunun yanında pek çok tarımsal üründe iklim değişikliği etkisiyle hastalıkların daha sık ortaya çıktığı ve hastalıklara karşı direncin de düştüğü görülüyor. Ayrıca tarımsal üretim sonucunda elde edilen ürünlerde besin içeriğinin de olumsuz etkilendiği pek çok çalışma ile kanıtlanmış durumda. Son olarak pek çok ürün bölgesel iklim özelliklerinin değişmesiyle gelecekte bulundukları bölgelerde yetiştirilemeyebilir. Bu durumların tamamı doğrudan gıda güvenliğini olumsuz etkilemekte ve gelecekte karşılaşılabilecek olumsuz senaryolar konusunda bizi uyarmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Su krizi halk sağlığını ve ekonomiyi tehdit ediyor</strong></p>
<p>Su kaynaklarının da iklim değişikliğinden en çok etkilenen doğal kaynaklardan biri olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde pek çok bölgede su kaynakları iklim değişikliğinin su döngüsünü bozmasıyla risk altındadır. Su kaynaklarının miktar ve kalitesinin bozulması ise doğrudan hijyen koşullarını bozarak halk sağlığını küresel ölçekte risk altına almaktadır. Bununla beraber kuraklık pek çok salgın hastalığın yayılması hızını artırmaktadır. Tarımsal üretimden gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına kadar bahsi geçen tüm etkilerin ortaya çıkardığı bir de ekonomik faktörler yer almaktadır. Günümüzde pek çok ülkenin her yıl iklim değişikliği ile mücadele için ve iklim değişikliğinden etkilenen sektörlerin desteklenmesi için büyük fonlar kullandığı bilinmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong> Türkiye’nin de yer aldığı Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri</strong></p>
<p>Ülkemizin iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden sayılan Akdeniz Havzası içerisinde yer aldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “İklim değişikliği konusunda hazırlanan bilimsel raporlarda Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu durum özellikle son yıllarda kendini su kaynaklarında azalma, yağış rejimlerinde değişim, geniş alanlarda meydana gelen orman yangınları, güney ve iç bölgelerimizde meydana gelen şiddeti kuraklık ve özellikle Karadeniz kıyılarında daha sık gerçekleşen sel felaketleri ile kendini göstermektedir. Bu göstergeler ülkemizin hem kuraklık hem de afetler açısından ne denli riskler taşıdığını ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Küresel ısınma iklim sistemini nasıl değiştiriyor?</strong></p>
<p>Küresel Isınma ve İklim Değişikliği konusunun birbirine bağlı iki kavram olduğunu söyleyen Adiller, şunları anlattı:</p>
<p>“Günümüzde karbon emisyonları olarak ile sıkça dile getirilen kavram aslında havada bulunan ve havanın ısınmasına yardım eden gazların miktarlarını ifade ediyor. Sanayi devrimi ve nüfus artışı ile havadaki miktarları artan bu gazlar havanın eskisine göre daha sıcak kalmasına sebep oluyor ve bu durum küresel hava sıcaklığı ortalamasının yükselmesi şeklinde kendini gösteriyor. Bu duruma biz Küresel Isınma adını veriyoruz. Sıcaklığın artışıyla diğer koşullarda da değişiklikler meydana geliyor. Buharlaşma, rüzgar, nem ve yağış gibi hava olayları da sıcaklığa bağlı olarak değişiyor. Örneğin sıcaklığın artmasıyla yeryüzünden buharlaşan su miktarı artıyor. Bununla beraber hava ısındıkça havanın nem tutma kapasitesi de artıyor. Yani hem yeryüzündeki su havaya geçiyor, hem de hava daha sıcak olduğu için havada nem olarak bulunan suyun yağış olarak yeryüzüne dönmesi gecikiyor. Bunun sonucunda yağışın daha uzun aralıklarla yağmasıyla kuraklığın şiddeti artıyor, hem de yağmur düştüğünde hava daha fazla nem tuttuğu için bazı durumlarda anlık çok şiddetli yağışlar oluyor. İşte iklim sisteminde gerçekleşen bu tür değişikliklerin tümüne de İklim Değişikliği adını veriyoruz. Maalesef iklimdeki bu değişiklik de deniz seviyesinin yükselmesini, yağış rejimlerinin değişmesini, okyanus asitlenmesini ve fırtına, hortum, sel gibi aşırı hava olaylarının daha sık gerçekleşmesi gibi sonuçlar doğuruyor.”</p>
<p><strong>Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yapması neden önemli? </strong></p>
<p>Bu yıl ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapıyor olmasının, bu alanla ilgilenen tüm çevrelerin gözünün Türkiye’de olacağı anlamına geldiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Türkiye’nin böyle bir ortamda dönem başkanlığını üstlenmesi, bu alanda gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği faaliyetleri dünyaya duyurması açısından ve küresel iklim politikalarında karar verici bir aktör olma potansiyelini ortaya koyma açısından büyük bir fırsat yaratmaktadır. Günümüzde iklim değişikliği sadece bir çevresel kavram değildir. Dünyada pek çok ülke, kurum ve kuruluş ekonomi politikalarını ve yatırımlarını genellikle iklim değişikliği gibi çevresel kavramları dikkate alarak belirlemektedir. Bu yüzden de bu tür etkinlikler genellikle finans ve iş dünyası açısından da oldukça önemlidir. Zirve sırasında oluşacak bu ortam, yerel girişimcilerin ve yerli teknolojilerin dünya ile buluşması açısından da bulunmaz bir fırsat yaratacaktır.” dedi.</p>
<p><strong>COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil</strong></p>
<p>Bunların yanında, ülkemizin Birleşmiş Milletler tarafından da kabul gören “Sıfır Atık” Projesi’nin bu ortamda dünyanın tüm ülkelerine uygulanabilir bir model olarak sunulma imkânı yakalayacağını da dile getiren Adiller, “COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil; 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine giden yolda kendini gösterdiği, küresel yatırımları üzerine çektiği ve iklim krizine karşı çözüm üreten bir öncü olma yolunda kendini kanıtlaması için tarihi bir şanstır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>COP31’de Türkiye’nin vitrini; Sıfır Atık ve dirençli şehirler</strong></p>
<p>COP31’de Türkiye’nin odak noktasının kesinlikle markalaşma süreci içerisinde olan Sıfır Atık Projesi olması gerektiğini kaydeden Adiller, “2017 yılında başlatılan ve küresel olarak da bilinirliği son yıllarda artan proje hem döngüsel ekonomi hem de atıklara bağlı emisyonların azaltılması konusunda iklim değişikliği süreçleri ile oldukça uyumludur. Bunun yanında Türkiye’nin vizyonunun da doğru anlatılması noktasında önemli bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca Hatay’ın yeniden yapılandırılması süreciyle birlikte gündeme getirilen Dirençli Şehirler kavramı ve şehirlerin iklim krizine uyumlu hale getirilmesi önemli gündem maddeleri olacaktır. Bunların yanı sıra, yeşil enerji ve sanayide karbonsuzlaşma, iklim finansmanı ve teknolojik altyapılar önemli gündem maddeleri oluşturarak ülkemize olumlu geri bildirimler getirebilir.” şeklinde görüşlerini ifade etti.</p>
<p><strong>Ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi prestij konusu</strong></p>
<p>COP süreçlerinin aslında bağlayıcılık konusunda tartışılan kavramlar olsa da, ülkelerin duruma karşı aldıkları duruşun küresel ölçekte dolaylı etkiler yaratabildiğini belirten Adiller, “Her ne kadar İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ya da Paris Anlaşması ülkelerin iklim değişikliği konusundaki eylem ya da eylemsizliklerine karşı caydırıcı yaptırımlara sahip olmamasına rağmen, önceden de belirttiğimiz gibi iklim değişikliği kavramı başlı başına yatırımcıların ya da finans kuruluşlarının yakından takip ettiği süreçlerden biri. Bu yüzden de ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi ya da yerel politikada ve hukukta bu süreçlere ne kadar yer verdikleri ülkelere bu anlamda prestij kazandırmakta ve belli çevrelerde yatırım yapılabilirlik göstergesi olarak kabul edilmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında</strong></p>
<p>İklim değişikliğinin hem kuraklık süreçlerini uzatması hem de şiddetli yağışlara sebep olmasının ülkemizdeki su kaynaklarını olumsuz etkilediğini anlatan Adiller, şunları kaydetti:</p>
<p>“Yağışın yüksek şiddette yağması toprak tarafından emilen ve yeraltı suyuna katılan su oranını düşürürken, sel ve taşkın gibi süreçleri tetikliyor. Bu süreçler sonucunda da düzenli aralıklarla yağması durumunda toprağı yer altı suyunu ve dereleri beslemesi gereken yağış maalesef büyük oranda. Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2000 yılında 1 652 m<sup>3</sup>, 2009 yılında 1 544 m<sup>3</sup>, 2020 yılında ise 1 346 m<sup>3</sup> olmuştur. Günümüzdeki sahip olduğumuz bu değer ülkemizi Su Stresi Yaşayan ülkeler durumuna sokuyor. Bu azalma hızının aynı koşullarda devam etmesi durumunda ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarının 2050’li yıllarda su fakiri olma sınırı olan 1000 m<sup>3</sup>’ün altına düşeceğini söyleyebiliriz. Bu senaryo bile başlı başına korkutucu iken uydu görüntüleri ile yapılan incelemeler ülkemizdeki pek çok gölün son 40 yıllık süreçte ciddi su kaybına uğradığını ve bazılarının tamamen kuruma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Burada tek sebep tabii ki iklim değişikliği değil, yanlış tarımsal uygulamaların da maalesef süreci hızlandırmış olduğu gerçeğini vurgulamalıyız.”</p>
<p><strong>İklim değişikliği konusunda yol ayrımına ulaşmak üzereyiz</strong></p>
<p>Bugün iklim değişikliği konusunda bir yol ayrımına ulaşmak üzere olduğumuza dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Radikal adımlar atıp, içinde bulunduğumuz durumu değiştirmek ve iklim değişikliğine adapte olmak için hala geç değil. Ama eylemsizlikle geçen her yıl riski arttırmakta. 10 yıl iklim değişikliği konusunda çarpıcı etkileri görmemiz açısından çok kısa sayılacak bir zaman dilimi ama hiçbir adım atmadan ya da önlem almadan geçirilecek 30 ila 50 yıllık bir süreç sonrasında ülkemizi su ve gıda kıtlığı, ciddi ekolojik kayıplar (bazı ekosistemlerin yok olmanın eşiğine gelmesi) ve iç göçlerin çok yoğun gerçekleştiği ve özellikle bazı bölgelerde ciddi altyapı sorunlarının yaşandığı durumlarla karşı karşıya kalınabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Günümüzde gerçekleştirilen pek çok anketin insanların iklim değişikliğine karşı mücadeleye olan inançlarını kaybettiklerini gösterdiğini dile getiren Adiller, “Özellikle anketlere katılan pek çok kişi ülkelerin üzerine düşen görevi yerine getirmediği yönünde. Bence bu konuda da haksız sayılmazlar. Keşke bazı ülkeler siyasi ve ekonomik çıkarları uğruna savaşa yaptıkları yatırımı yaşama yapsa da dünyadaki yaşamın sürdürülebilirliğine sağlayabilsek.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/iklim-krizi-artik-gelecegin-degil-bugunun-sorunu/">İKLİM KRİZİ ARTIK GELECEĞİN DEĞİL BUGÜNÜN SORUNU!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/iklim-krizi-artik-gelecegin-degil-bugunun-sorunu/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/iklim-krizi-artik-gelecegin-degil-bugunun-sorunu/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
		<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[MAYISTA ENFLASYON BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞTİ]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/mayista-enflasyon-beklentilerin-uzerinde-gerceklesti/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3339</id>
		<updated>2026-06-05T11:32:17Z</updated>
		<published>2026-06-05T11:30:34Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="EKONOMİ" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Tüm Manşetler" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Ekonomi" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Enflasyon" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Konut" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="TÜFE" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="TÜİK" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="YİÜFE" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>TÜİK’in açıkladığı mayıs ayı verilerine göre tüketici enflasyonu aylık yüzde 1,71, yıllık bazda ise yüzde 32,61 olarak gerçekleşti. En yüksek fiyat artışı konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda görülürken, yıllık üretici enflasyonu yüzde 28,93 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı mayıs ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/mayista-enflasyon-beklentilerin-uzerinde-gerceklesti/">MAYISTA ENFLASYON BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞTİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/mayista-enflasyon-beklentilerin-uzerinde-gerceklesti/"><![CDATA[<p data-start="101" data-end="363"><strong>TÜİK’in açıkladığı mayıs ayı verilerine göre tüketici enflasyonu aylık yüzde 1,71, yıllık bazda ise yüzde 32,61 olarak gerçekleşti. En yüksek fiyat artışı konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda görülürken, yıllık üretici enflasyonu yüzde 28,93 oldu.</strong></p>
<p data-start="393" data-end="625">Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı mayıs ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), mayısta bir önceki aya göre yüzde 1,71 artarken, yıllık enflasyon yüzde 32,61 seviyesine ulaştı.</p>
<p data-start="627" data-end="827">Piyasa beklentileri aylık enflasyonun yüzde 1,65, yıllık enflasyonun ise yüzde 32,53 düzeyinde gerçekleşmesi yönündeydi. Açıklanan veriler, enflasyonun beklentilerin hafif üzerinde geldiğini gösterdi.</p>
<p data-start="829" data-end="964">Yılın ilk beş ayında tüketici fiyatları yüzde 16,61 artarken, on iki aylık ortalamalara göre artış oranı yüzde 32,24 olarak kaydedildi.</p>
<p data-start="966" data-end="1222">En yüksek ağırlığa sahip harcama grupları incelendiğinde, yıllık bazda en yüksek artış yüzde 45,59 ile konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda gerçekleşti. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,86, ulaştırmada ise yüzde 34,29 oldu.</p>
<p data-start="1224" data-end="1359">Aylık bazda gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yüzde 0,48 düşüş görülürken, ulaştırma yüzde 2,03, konut grubu ise yüzde 2,28 yükseldi.</p>
<p data-start="1361" data-end="1551">Özel kapsamlı TÜFE göstergesi olarak bilinen, işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler, tütün ve altın hariç hesaplanan çekirdek enflasyon ise yıllık yüzde 31,30 olarak gerçekleşti.</p>
<p data-start="1553" data-end="1704">Üretici fiyatlarında da yükseliş sürdü. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), mayısta aylık yüzde 2,75, yıllık bazda ise yüzde 28,93 artış gösterdi.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/mayista-enflasyon-beklentilerin-uzerinde-gerceklesti/">MAYISTA ENFLASYON BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞTİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/mayista-enflasyon-beklentilerin-uzerinde-gerceklesti/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/mayista-enflasyon-beklentilerin-uzerinde-gerceklesti/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
		<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[LOJİSTİKTE YENİ PAZARLARIN ŞİFRESİ: ESNEKLİK, TEKNOLOJİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3336</id>
		<updated>2026-06-05T08:57:27Z</updated>
		<published>2026-06-05T08:57:27Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="EKONOMİ" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="LOJİSTİK ULAŞTIRMA" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="ÜST MANŞET" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="dijitaldönüşüm" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="ekonomiajandası" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="KüreselTicaret" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Lojistik" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Taşımacılık" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="TedarikZinciri" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, tedarik zincirlerinin daha esnek ve çok yönlü hale geldiği günümüzde lojistik sektörü yalnızca mevcut pazarlardaki faaliyetlerini büyütmeye değil, aynı zamanda yeni ticaret koridorları ve iş alanları oluşturmaya da odaklanıyor. Değişen müşteri beklentileri, bölgesel ekonomik dönüşümler ve dijitalleşmenin hız kazanması, lojistik şirketlerini yeni pazar fırsatlarını keşfetmeye yönlendiriyor. Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/">LOJİSTİKTE YENİ PAZARLARIN ŞİFRESİ: ESNEKLİK, TEKNOLOJİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/"><![CDATA[<p><strong>Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, tedarik zincirlerinin daha esnek ve çok yönlü hale geldiği günümüzde lojistik sektörü yalnızca mevcut pazarlardaki faaliyetlerini büyütmeye değil, aynı zamanda yeni ticaret koridorları ve iş alanları oluşturmaya da odaklanıyor. Değişen müşteri beklentileri, bölgesel ekonomik dönüşümler ve dijitalleşmenin hız kazanması, lojistik şirketlerini yeni pazar fırsatlarını keşfetmeye yönlendiriyor.</strong></p>
<p><strong>Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik çözümleri sunan Lanes Lojistik, sektörün büyümesinde kritik rol oynayan yeni pazar oluşturma stratejilerini değerlendirerek, şirketlerin rekabet avantajı elde etmek için dikkat etmesi gereken başlıkları paylaştı. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, lojistik sektöründe sürdürülebilir büyümenin yalnızca mevcut müşteri portföyünü genişletmekle değil, yeni ticaret alanları yaratabilmekle mümkün olduğunu belirtiyor.</strong></p>
<p><strong>Değişen Ticaret Dinamikleri Yeni Fırsatlar Sunuyor</strong><br />
Küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, üretim merkezlerinin çeşitlenmesi ve bölgesel ticaret anlaşmalarının artması, lojistik sektörü için yeni fırsatlar yaratıyor. Şirketler artık yalnızca geleneksel ticaret rotalarına bağlı kalmak yerine, gelişmekte olan pazarlarda ve alternatif taşıma koridorlarında büyüme potansiyeli arıyor.</p>
<p>Özellikle Orta Asya, Körfez Bölgesi, Afrika ve Doğu Avrupa gibi yükselen bölgeler, lojistik sektörünün yeni büyüme alanları arasında öne çıkıyor. Bu pazarlarda etkin olabilmek ise yalnızca operasyonel kapasiteyle değil, yerel dinamikleri doğru analiz etmekle mümkün oluyor.</p>
<p>Ali Demircan konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullanıyor: “Yeni pazarlar oluşturmak, yalnızca yeni bir coğrafyada faaliyet göstermek anlamına gelmiyor. Bölgesel ihtiyaçları doğru analiz etmek, müşterilerin beklentilerini anlamak ve bu ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirmek gerekiyor. Lojistik şirketleri için büyümenin yeni yolu, değişen ticaret akışlarını doğru okuyabilmekten geçiyor.”</p>
<p><strong>Teknoloji Yeni Pazarların Kapısını Açıyor</strong><br />
Dijitalleşme, lojistik sektöründe yeni müşteri segmentlerine ulaşmanın ve yeni hizmet modelleri geliştirmenin en önemli araçlarından biri haline geldi. Veri analitiği, yapay zekâ destekli planlama sistemleri ve gerçek zamanlı takip teknolojileri sayesinde şirketler hem operasyonel verimliliklerini artırıyor hem de farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler sunabiliyor.</p>
<p>Özellikle e-ticaret, hızlı teslimat ve sınır ötesi ticaret alanlarında yaşanan büyüme, lojistik şirketlerine yeni iş fırsatları yaratıyor. Teknolojiyi etkin kullanan firmalar, müşterilerine daha şeffaf, hızlı ve esnek hizmet sunarak yeni pazarlarda daha güçlü bir konum elde ediyor.</p>
<p>Demircan, teknolojinin sektöre etkisini şu sözlerle açıklıyor: “Bugün lojistikte rekabet yalnızca taşıma kapasitesiyle ölçülmüyor. Veriyi doğru kullanan, süreçlerini dijitalleştiren ve müşterilerine görünürlük sağlayan şirketler yeni pazarlarda çok daha hızlı büyüme fırsatı yakalıyor.”</p>
<p><strong>Stratejik İş Birlikleri Büyümeyi Hızlandırıyor</strong><br />
Yeni pazarlara giriş süreçlerinde stratejik iş birlikleri de önemli bir rol oynuyor. Yerel acenteler, bölgesel lojistik ağları ve sektörel çözüm ortaklarıyla kurulan güçlü ilişkiler, şirketlerin yeni bölgelerde daha hızlı ve etkin şekilde faaliyet göstermesini sağlıyor.</p>
<p>Özellikle uluslararası taşımacılıkta güçlü partner ağları, operasyonel riskleri azaltırken müşteri memnuniyetini artıran önemli avantajlar sunuyor. Bu iş birlikleri sayesinde şirketler, yeni pazarlarda ihtiyaç duyulan hizmetleri daha kısa sürede hayata geçirebiliyor.</p>
<p>Ali Demircan, “Günümüz lojistik dünyasında tek başına büyümek giderek zorlaşıyor. Güvenilir iş ortaklarıyla kurulan güçlü ağlar, şirketlerin hem yeni pazarlara ulaşmasını hem de sürdürülebilir büyüme sağlamasını kolaylaştırıyor.” diyor.</p>
<p><strong>Sektörel Uzmanlaşma Fark Yaratıyor</strong><br />
Yeni pazar yaratmanın bir diğer önemli unsuru ise belirli sektörlerde uzmanlaşmak olarak öne çıkıyor. Otomotiv, sağlık, tekstil, kimya ve e-ticaret gibi farklı sektörlerin lojistik ihtiyaçları birbirinden önemli ölçüde ayrışıyor.</p>
<p>Bu nedenle müşterilere sektör bazlı çözümler sunabilen lojistik şirketleri, rekabet avantajı elde ediyor. Özelleştirilmiş hizmet modelleri hem müşteri bağlılığını artırıyor hem de şirketlerin yeni gelir alanları oluşturmasına katkı sağlıyor.</p>
<p>Özellikle katma değerli lojistik hizmetleri, depolama çözümleri, proje taşımacılığı ve entegre tedarik zinciri yönetimi gibi alanlar, sektörün yeni büyüme başlıkları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik Yeni Ticaret Alanlarını Destekliyor</strong><br />
Küresel ölçekte çevresel sorumluluk ve sürdürülebilirlik kriterlerinin önem kazanması, lojistik sektöründe yeni hizmet alanlarının oluşmasına da katkı sağlıyor. Karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik uygulamalar, intermodal taşımacılık çözümleri ve enerji verimliliği odaklı operasyonlar, müşterilerin tercihlerini doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Şirketler sürdürülebilir lojistik uygulamalarını yalnızca bir sorumluluk olarak değil, aynı zamanda yeni pazarlara erişim sağlayan stratejik bir avantaj olarak değerlendiriyor.</p>
<p><strong>Lojistiğin Geleceği Yeni Fırsatları Doğru Okuyan Şirketlerin Olacak</strong><br />
Lojistik sektöründe yeni pazarlar yaratmak; teknolojiyi etkin kullanmayı, değişen ticaret dinamiklerini doğru analiz etmeyi ve güçlü iş birlikleri geliştirmeyi gerektiriyor. Esnek operasyon yapısı ve müşteri odaklı yaklaşım, şirketlerin büyüme yolculuğunda belirleyici rol oynuyor.</p>
<p>Ali Demircan değerlendirmesini şu sözlerle tamamlıyor: “Lojistik sektörü sürekli değişen bir yapıya sahip. Bu değişimi doğru okuyabilen, müşterilerinin gelecekteki ihtiyaçlarını öngörebilen ve yenilikçi çözümler geliştirebilen şirketler yeni pazarların öncüsü olacak. Biz de Lanes Lojistik olarak büyümeyi yalnızca mevcut iş hacmimizi artırmakla değil, yeni fırsatlar yaratmakla eş anlamlı görüyoruz.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/">LOJİSTİKTE YENİ PAZARLARIN ŞİFRESİ: ESNEKLİK, TEKNOLOJİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
		<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[TASARRUF SAHİPLERİ İÇİN KONUT GÜVENLİ LİMAN OLMA ÖZELLİĞİNİ KORUYOR]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/tasarruf-sahipleri-icin-konut-guvenli-liman-olma-ozelligini-koruyor/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3333</id>
		<updated>2026-06-05T08:41:43Z</updated>
		<published>2026-06-05T08:41:43Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="EKONOMİ" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GAYRİMENKUL" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="ÜST MANŞET" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="gayrimenkul yatırımcıları" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Konut" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>Ekonomik dalgalanmalar ve yüksek enflasyon ortamında yatırımcıların konuta ilgisi sürüyor. TÜİK verilerine göre Nisan ayında konut satışları yılın en yüksek seviyesini görürken, HAKAN BUCAK Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Bucak, ekonomik belirsizliklere rağmen konutun yatırımcılar için güvenli liman olma özelliğini koruduğunu belirtti. Ekonomik dalgalanmaların ve yüksek enflasyon baskılarının etkisini sürdürdüğü mevcut ortamda, tasarruf sahipleri birikimlerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/tasarruf-sahipleri-icin-konut-guvenli-liman-olma-ozelligini-koruyor/">TASARRUF SAHİPLERİ İÇİN KONUT GÜVENLİ LİMAN OLMA ÖZELLİĞİNİ KORUYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/tasarruf-sahipleri-icin-konut-guvenli-liman-olma-ozelligini-koruyor/"><![CDATA[<p><strong>Ekonomik dalgalanmalar ve yüksek enflasyon ortamında yatırımcıların konuta ilgisi sürüyor. TÜİK verilerine göre Nisan ayında konut satışları yılın en yüksek seviyesini görürken, HAKAN BUCAK Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Bucak, ekonomik belirsizliklere rağmen konutun yatırımcılar için güvenli liman olma özelliğini koruduğunu belirtti.</strong></p>
<p><strong> <img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright wp-image-2876" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/02/Hakan_Bucak.jpg" alt="" width="434" height="244" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/02/Hakan_Bucak.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/02/Hakan_Bucak-300x169.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/02/Hakan_Bucak-768x432.jpg 768w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/02/Hakan_Bucak-633x354.jpg 633w" sizes="(max-width: 434px) 100vw, 434px" /></strong></p>
<p>Ekonomik dalgalanmaların ve yüksek enflasyon baskılarının etkisini sürdürdüğü mevcut ortamda, tasarruf sahipleri birikimlerini koruyabilecek ve uzun vadede değer yaratabilecek yatırım araçlarına yönelmeye devam ediyor. Bu süreçte konut hem somut bir varlık olması hem de değer artışı ve kira getirisi potansiyeliyle yatırımcıların öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Nitekim TÜİK verilerine göre 2026 yılının ilk dört ayında Türkiye genelinde toplam 476 bin 204 konut satışı gerçekleşti. Satış adetlerindeki bu görünüm, konut talebinin güçlü seyrini koruduğuna işaret ediyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan <strong>Hakan Bucak</strong>, son dönemde açıklanan verilerin konutun yatırımcı nezdindeki güçlü konumunu teyit ettiğini söyledi.</p>
<p><strong>Konut, yatırımcı için çift yönlü kazanç sunuyor</strong></p>
<p>“Ekonomik koşullar ne olursa olsun yatırımcıların önceliği birikimlerini koruyabilmek ve mümkünse reel olarak büyütebilmektir. Bu noktada konut, uzun yıllardır Türkiye’de yatırımcıların en fazla güvendiği yatırım araçlarından biri olmayı sürdürüyor. Son açıklanan veriler, konuta yönelik talebin devam ettiğini ortaya koyuyor. Çünkü gayrimenkul yalnızca değer artışından faydalanılan bir yatırım değil, aynı zamanda kira geliriyle düzenli nakit akışı sağlayabilen bir varlık. Bu çift yönlü getiri modeli, konutu diğer birçok yatırım aracından ayrıştırıyor.”</p>
<p>Son dönemde özellikle yeni konutlara yönelik talepte de hareketlilik yaşanıyor. Nisan ayında ilk el konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,6 artarak 40 bin 306 adede ulaştı. Bu tablo, yeni projelere yönelik talebin sürdüğünü ve konut piyasasındaki canlılığın yalnızca ikinci el satışlarla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Konut yatırımlarının kısa vadeli fiyat hareketlerinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Bucak, gayrimenkulün uzun vadeli perspektifte güçlü bir performans sergilediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Gayrimenkul yatırımı doğası gereği uzun vadeli bir yatırım anlayışı gerektirir. Geçmiş dönemlere baktığımızda konutun uzun vadede yatırımcısına önemli ölçüde değer kazandırdığını görüyoruz. Nüfus artışı, kentleşme, konut ihtiyacının devam etmesi ve arsa üretiminin sınırlı olması gibi temel dinamikler, gayrimenkulün değerini destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle konut, kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade uzun vadeli değer üretme potansiyeliyle öne çıkmaya devam ediyor.”</p>
<p><strong>Kira getirisi yatırımcı ilgisini destekliyor</strong></p>
<p><strong> </strong>Son dönemde kira piyasasında yaşanan gelişmelerin de yatırımcıların konuta olan ilgisini canlı tuttuğunu belirten Bucak, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bugün yatırımcılar yalnızca mülkün değer artışına değil, aynı zamanda düzenli gelir potansiyeline de odaklanıyor. Kira getirisi, özellikle uzun vadeli yatırım stratejilerinde önemli bir unsur haline gelmiş durumda. Gayrimenkul yatırımcısı bir yandan varlığının değer kazanmasını beklerken diğer yandan kira geliri elde ederek yatırımını daha verimli yönetebiliyor. Bu durum konutun tasarruf sahipleri açısından cazibesini artırmaya devam ediyor.”</p>
<p><strong>Tasarruf sahiplerinin portföylerinde önemli yer tutmaya devam edecek</strong></p>
<p><strong> </strong>Önümüzdeki dönemde de konutun yatırımcıların portföylerinde önemli bir yer tutmayı sürdüreceğini ifade eden Bucak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Finansal piyasalardaki dalgalanmalar ve ekonomik belirsizlikler yatırımcıların güven arayışını artırıyor. Bu süreçlerde somut bir varlık olması, uzun vadede değer üretme potansiyeli ve kira getirisi sağlayabilmesi nedeniyle konut, yatırımcıların öncelikli tercihleri arasında yer almaya devam edecektir. Tasarruf sahipleri açısından bakıldığında gayrimenkulün güvenli liman niteliğini önümüzdeki dönemde de koruyacağını öngörüyoruz.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/tasarruf-sahipleri-icin-konut-guvenli-liman-olma-ozelligini-koruyor/">TASARRUF SAHİPLERİ İÇİN KONUT GÜVENLİ LİMAN OLMA ÖZELLİĞİNİ KORUYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/tasarruf-sahipleri-icin-konut-guvenli-liman-olma-ozelligini-koruyor/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/tasarruf-sahipleri-icin-konut-guvenli-liman-olma-ozelligini-koruyor/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
		<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[TURİZMDE YENİ DÖNEM; GÜÇLÜ TALEP VE DEĞİŞEN DENGELER İLE ŞEKİLLENİYOR]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/turizmde-yeni-donem-guclu-talep-ve-degisen-dengeler-ile-sekilleniyor/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3330</id>
		<updated>2026-06-04T10:55:45Z</updated>
		<published>2026-06-04T10:55:45Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="TURİZM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="ÜST MANŞET" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Turizm Sektörüne Bakış raporu" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>KPMG Türkiye&#8217;nin “Turizm Sektörüne Bakış” raporuna göre 2025 yılı, küresel turizmde 1,5 milyar ziyaretçi eşiğinin aşıldığı &#8220;altın yıl&#8221; olurken, Türkiye 52,8 milyon turist ve 64,4 milyar dolar gelirle dünyanın en çok turist çeken ülkelerinden biri oldu. Stratejik dönüşümle ziyaretçi başına harcamada 1.000 dolar barajını aşan ve 10,7 günlük konaklama süresiyle dev rakiplerini geride bırakan Türkiye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turizmde-yeni-donem-guclu-talep-ve-degisen-dengeler-ile-sekilleniyor/">TURİZMDE YENİ DÖNEM; GÜÇLÜ TALEP VE DEĞİŞEN DENGELER İLE ŞEKİLLENİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/turizmde-yeni-donem-guclu-talep-ve-degisen-dengeler-ile-sekilleniyor/"><![CDATA[<p><strong>KPMG Türkiye&#8217;nin “Turizm Sektörüne Bakış” raporuna göre 2025 yılı, küresel turizmde 1,5 milyar ziyaretçi eşiğinin aşıldığı &#8220;altın yıl&#8221; olurken, Türkiye 52,8 milyon turist ve 64,4 milyar dolar gelirle dünyanın en çok turist çeken ülkelerinden biri oldu. Stratejik dönüşümle ziyaretçi başına harcamada 1.000 dolar barajını aşan ve 10,7 günlük konaklama süresiyle dev rakiplerini geride bırakan Türkiye turizmi için 2026&#8217;da başarının anahtarı ise bölgesel belirsizliklere ve jeopolitik risklere karşı geliştirilecek kriz yönetimi ve adaptasyon kabiliyeti olacak.</strong></p>
<p>KPMG Türkiye tarafından hazırlanan “Turizm Sektörüne Bakış” raporu, küresel turizmin 2025 yılında güçlü bir büyüme performansı sergilediğini ve pandemi sonrası toparlanma sürecinden çıkarak daha kalıcı bir büyüme evresine geçtiğini ortaya koydu. Rapora göre uluslararası turizm gelirleri bir önceki yıla kıyasla yüzde 6 artışla 1,8 trilyon dolarlık devasa bir hacme ulaştı. Böylelikle 2025 yılı, küresel mobilite ekosisteminde tarihsel bir eşiğin aşıldığı ve uluslararası turist sayısının 1,5 milyar barajını geçtiği &#8220;altın yıl&#8221; olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Avrupa kıtası yaklaşık 793 milyon ziyaretçi ile küresel turizmde en büyük destinasyon bölgesi olmayı sürdürürken Amerika kıtası, yaklaşık 218 milyon turist ile temkinli büyüme grafiğini korudu. Çin&#8217;in pandemi dönemi kayıplarını telafi ederek ziyaretçi sayısında pandemi öncesi dönemin üzerine çıkması da küresel dengelerin yeniden kurulduğunun bir işareti oldu.</p>
<p><strong>Türkiye, dünyanın en çok ziyaret edilen destinasyonları arasında</strong><br />
Bu tabloda Türkiye, uluslararası ziyaretçi sayısı bakımından 6. sırada yer alarak dünyanın en çok ziyaret edilen destinasyonları arasındaki konumunu sürdürdü. Rapora göre rakiplerinden pozitif ayrışarak, geleneksel &#8220;deniz turizmi&#8221; kimliğini sağlık, gastronomi ve kültür turları ile harmanlayıp stratejik bir dönüşüm gerçekleştirdi. 52,8 milyon turist ve 64,4 milyar dolarlık gelirle hem sayısal hem de finansal hedeflerini gerçekleştiren Türkiye, özellikle ortalama geceleme süresiyle rakiplerine oranla ziyaretçilerin ülkede daha uzun kalmasını sağladı. Türkiye&#8217;nin rekabet ettiği başlıca turizm destinasyonları içerisinde yer alan Fransa&#8217;da turistler ortalama 7,2 gün, İspanya&#8217;da 5,3 gün, İtalya&#8217;da 7,8 gün ve Yunanistan&#8217;da 6,8 gün kalırken bu rakam ülkemizde 10,7 gün oldu. Türkiye, turizm gelirlerini yalnızca kıyı şeridine değil, geniş bir hizmet yelpazesine yayarak 2026 yılı için güçlü büyüme potansiyeline sahip bir ülke konumuna yükseldi.</p>
<p><strong>Ziyaretçi başına düşen ortalama harcamalar arttı</strong><br />
2025 yılı verileri, Türkiye turizminin büyüme grafiğinin ziyaretçi hacminin yanı sıra ziyaretçi başına harcama düzeyiyle de desteklendiğine işaret etti. Ziyaretçi başına düşen ortalama harcamanın önceki yıla oranla yüzde 3,7 artış göstererek 1.008 dolara yükselmesi ve gecelik harcama tutarının 100 dolar seviyesine ulaşması, sektörün yüksek segmentli harcama gruplarına olan erişim kapasitesini yansıttı. 1.000 dolarlık eşiğin geride bırakılması, Türkiye&#8217;nin sunduğu gastronomi, kültür ve sağlık turizmi gibi hizmetlerin ziyaretçi nezdinde kabul gördüğünü ve &#8220;deneyim odaklı&#8221; harcama eğiliminin güçlendiğini gösterdi.</p>
<p><strong>Kişisel harcamalar baskınlığını koruyor</strong><br />
Turizm sektörü, Türkiye ekonomisi açısından döviz kazandırıcı faaliyetler içinde stratejik önemini de sürdürüyor. 2025 yılında sektörün ekonomik değerinin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içerisindeki payı yüzde 4 seviyesinde gerçekleşerek makroekonomik istikrarın temel sütunlarından biri olma özelliğini korudu. 2025 yılı gelir kompozisyonu incelendiğinde, toplam gelirin 46 milyar 252 milyon dolarlık kısmını oluşturan kişisel harcamalar baskınlığını korumakla birlikte, 18 milyar 196 milyon dolara ulaşan paket tur harcamaları önceki yıllara oranla yüzdesel payını artırdı. Bununla birlikte Orta Doğu&#8217;daki krizin etkisiyle, Türkiye turizminde erken rezervasyon döneminde talepte zayıflama olduğu ve rezervasyonlarda yüzde 20&#8217;ye varan düşüşler yaşandığı sektör profesyonelleri tarafından belirtiliyor. Bu zayıflamaya paralel olarak rezervasyon iptallerinin arttığı ve toplam talepte daralmanın yüzde 25–30 seviyelerine ulaşabileceği riski ifade ediliyor.</p>
<p><strong>1 milyonun üzerinde ziyaretçi gönderen ülke sayısı 13&#8217;e yükseldi</strong><br />
Türkiye&#8217;ye gelen yabancı ziyaretçi dağılımına bakıldığında ise 5 yıllık dönemde Türkiye&#8217;ye en fazla ziyaretçi gönderen ilk 7 ülkenin toplam ziyaretçi içindeki payı yüksek seviyesini korudu. Pazarın ana lokomotifleri konumundaki Rusya (6,9 milyon) ve Almanya (6,7 milyon), Türkiye&#8217;nin bu bölgelerdeki köklü marka algısının ve operasyonel gücünün sürekliliğini kanıtladı. Bu güçlü zemini, Birleşik Krallık&#8217;ın (4,3 milyon) istikrarlı performansı desteklemeye devam etti.  Bununla birlikte, 2025 yılı itibarıyla Türkiye&#8217;ye 1 milyonun üzerinde ziyaretçi gönderen ülke sayısının 13&#8217;e ulaşması, kaynak pazar tabanında genişleme yaşandığını gösteriyor.</p>
<p><strong>“2026&#8217;da turizmin başarısı, kriz yönetimi stratejilerinin etkinliğiyle ilintili olacak”</strong><br />
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Strateji ve Operasyonlar Direktörü ve Turizm Sektör Lideri Ruhican Özen, “Küresel turizm ekosistemi, 2025 yılında sergilediği performansla pandemi sonrası toparlanma evresini geride bırakarak sürdürülebilir büyüme fazına geçti. Bununla birlikte, 2026 yılına ilişkin değerlendirmelerde turizm sektöründeki belirleyici unsurun, derinleşen makro-politik belirsizlikler ve tırmanan bölgesel ihtilaflar olduğu görülüyor. Özellikle stratejik bölgelerdeki istikrarsızlıkların tetiklediği rota değişiklikleri ve artan operasyonel maliyetler, sektör paydaşlarının kar marjlarını ve fiyatlama stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor. Tüketici güven endeksi üzerinde oluşan bu jeopolitik baskı, geleneksel rotaların yerini ‘güvenli liman&#8217; olarak tanımlanan alternatif destinasyonlara bırakmasına yol açarak küresel turizm haritasını yeniden şekillendiriyor. Sektör temsilcileri; değişken ekonomik parametrelerin yanı sıra siyasi türbülansların oluşturduğu güvenlik hassasiyetlerinin ve tedarik zinciri kesintilerinin turizmin gelecekteki seyri üzerinde belirleyici olacağı konusunda birleşiyor. Dolayısıyla, 2026 yılında turizmin başarısı, bu çok katmanlı krizlere karşı geliştirilecek adaptasyon kabiliyeti ve kriz yönetimi stratejilerinin etkinliğiyle doğrudan ilintili olacaktır.” dedi.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turizmde-yeni-donem-guclu-talep-ve-degisen-dengeler-ile-sekilleniyor/">TURİZMDE YENİ DÖNEM; GÜÇLÜ TALEP VE DEĞİŞEN DENGELER İLE ŞEKİLLENİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/turizmde-yeni-donem-guclu-talep-ve-degisen-dengeler-ile-sekilleniyor/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/turizmde-yeni-donem-guclu-talep-ve-degisen-dengeler-ile-sekilleniyor/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
		<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[İŞSİZLİK NİSANDA YÜZDE 8,2&#8217;YE YÜKSELDİ]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/issizlik-nisanda-yuzde-82ye-yukseldi/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3327</id>
		<updated>2026-06-04T10:37:51Z</updated>
		<published>2026-06-04T10:37:31Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="EKONOMİ" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="ÜST MANŞET" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="İşgücü" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="işsizlik oranı" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="istihdam" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de işsizlik oranı nisanda bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 8,2 oldu. İşgücü piyasasında sınırlı yükseliş dikkat çekerken, işsizlik oranı tek haneli seviyesini korudu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre 5 bin kişi azalarak 2 milyon 868 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/issizlik-nisanda-yuzde-82ye-yukseldi/">İŞSİZLİK NİSANDA YÜZDE 8,2’YE YÜKSELDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/issizlik-nisanda-yuzde-82ye-yukseldi/"><![CDATA[<p data-start="0" data-end="52"><strong>Türkiye&#8217;de işsizlik oranı nisanda bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 8,2 oldu. İşgücü piyasasında sınırlı yükseliş dikkat çekerken, işsizlik oranı tek haneli seviyesini korudu.</strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre 5 bin kişi azalarak 2 milyon 868 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puan artarak yüzde 8,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 11,0 olarak tahmin edildi.</p>
<p>İstihdam edilenlerin sayısı 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre 356 bin kişi azalarak 32 milyon 166 bin kişi, istihdam oranı ise 0,6 puan azalarak yüzde 48,1 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,4 iken kadınlarda yüzde 31,2 olarak gerçekleşti.</p>
<h2>İşgücüne katılma oranı yüzde 52,4</h2>
<p>İşgücü, 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre 361 bin kişi azalarak 35 milyon 34 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,6 puan azalarak yüzde 52,4 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,2 iken kadınlarda yüzde 35,0 oldu.</p>
<h2>Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 14,5</h2>
<p>15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,8 puan azalarak yüzde 14,5 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,0, kadınlarda ise yüzde 19,4 olarak tahmin edildi.</p>
<h2>Haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,1 saat</h2>
<p>İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre 0,3 saat artarak 42,1 saat olarak gerçekleşti.</p>
<h2>Atıl işgücü oranı yüzde 30,1</h2>
<p>Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre 1,2 puan azalarak yüzde 30,1 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19,3 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 20,5 olarak tahmin edildi.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/issizlik-nisanda-yuzde-82ye-yukseldi/">İŞSİZLİK NİSANDA YÜZDE 8,2’YE YÜKSELDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/issizlik-nisanda-yuzde-82ye-yukseldi/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/issizlik-nisanda-yuzde-82ye-yukseldi/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
		<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[OECD’DEN TÜRKİYE EKONOMİSİNE İLİŞKİN YENİ TAHMİN: BÜYÜME HIZLANACAK, ENFLASYON DÜŞECEK]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/oecdden-turkiye-ekonomisine-iliskin-yeni-tahmin-buyume-hizlanacak-enflasyon-dusecek/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3319</id>
		<updated>2026-06-03T08:36:54Z</updated>
		<published>2026-06-03T08:36:54Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="EKONOMİ" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Tüm Manşetler" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Büyüme" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Enflasyon" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="OECD" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="TürkiyeEkonomisi" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>OECD, küresel ekonomide jeopolitik riskler ve Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle büyümenin yavaşlayacağını öngörürken, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 3,1, 2027’de ise yüzde 3,8 büyümesini beklediğini açıkladı. Kuruluş, enflasyondaki düşüş eğiliminin de süreceğini tahmin ediyor. 2027 yılında ise büyüme oranının yüzde 3,8&#8217;e yükseleceğini tahmin etti. 26,7 seviyesinde gerçekleşecek, 2027 yılında ise yüzde 16,9&#8217;a gerileyecek. elişlerin görünüm üzerindeki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/oecdden-turkiye-ekonomisine-iliskin-yeni-tahmin-buyume-hizlanacak-enflasyon-dusecek/">OECD’DEN TÜRKİYE EKONOMİSİNE İLİŞKİN YENİ TAHMİN: BÜYÜME HIZLANACAK, ENFLASYON DÜŞECEK</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/oecdden-turkiye-ekonomisine-iliskin-yeni-tahmin-buyume-hizlanacak-enflasyon-dusecek/"><![CDATA[<p data-start="0" data-end="100"><strong>OECD, küresel ekonomide jeopolitik riskler ve Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle büyümenin yavaşlayacağını öngörürken, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 3,1, 2027’de ise yüzde 3,8 büyümesini beklediğini açıkladı. Kuruluş, enflasyondaki düşüş eğiliminin de süreceğini tahmin ediyor. 2027 yılında ise büyüme oranının yüzde 3,8&#8217;e yükseleceğini tahmin etti. 26,7 seviyesinde gerçekleşecek, 2027 yılında ise yüzde 16,9&#8217;a gerileyecek. elişlerin görünüm üzerindeki temel riskler arasında yer aldığı ifade edildi.</strong></p>
<p>OECD, Ekonomik Görünüm raporunu 3-4 Haziran&#8217;da düzenlenen OECD Bakanlar Konseyi Toplantısı kapsamında &#8220;Baskı Altında&#8221; temasıyla yayımladı. Rapora göre, ABD/İsrail-İran Savaşı küresel ekonominin dayanıklılığını sınarken, savaşın ne kadar süreceği ve boyutuna ilişkin belirsizlikler devam ediyor.</p>
<h2>Orta Doğu krizi Asya ekonomilerini daha sert etkiliyor</h2>
<p>Savaşın sona ermesinden sonra dahi hasar gören altyapı ve ulaşım yollarının yeniden inşası ve tedarik zincirinin dünya çapında yeniden normale dönmesinin aylar sürebileceği, bu durumun da ekonomi üzerinde bir süre daha baskı hissedilmesine yol açacağı tahmin ediliyor.</p>
<p>Özellikle Körfez ülkelerinde önemli ölçüde sekteye uğrayan petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), tarımsal ve endüstriyel girdi fiyatlarının artması birçok ülkede enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluştururken, Orta Doğu&#8217;dan yapılan ithalata bağımlılıkları nedeniyle birçok Asya ekonomisi mevcut ve olası şoklara en doğrudan maruz kalan ülkeler arasında yer alıyor.</p>
<p>Olağanüstü belirsiz durum nedeniyle OECD, raporunda küresel ekonominin gelecek 18 ay içinde nasıl gelişebileceğine yönelik 2 senaryoya yer verdi. Bu senaryolar büyük ölçüde enerji krizinin seyrine, çatışmaya kalıcı bir çözüm bulunmasının ne kadar süreceğine ve bunun sonucunda alınacak politika önlemlerine göre değişiklik gösteriyor.</p>
<p>OECD, savaşın yol açtığı aksaklıkların önemli ölçüde hissedildiği ancak nispeten daha kısa sürdüğü &#8220;sınırlı süreli aksaklık&#8221; senaryosunda, Körfez ekonomilerindeki enerji üretimi ve ticaretinin bu yılın üçüncü çeyreğinden itibaren kademeli olarak normale döneceğini ve özellikle Asya ekonomilerinde sınırlı seviyede enerji arz kısıtı yaşanacağını varsayıyor.</p>
<p>Bu senaryoya göre, 2025&#8217;te yüzde 3,4 olan küresel ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 2,8 seviyesine yavaşlayacağı ve 2027&#8217;de yeniden yüzde 3,1&#8217;e yükseleceği tahmin ediliyor. OECD, mart ayında yayımladığı raporda küresel ekonominin bu yıl yüzde 2,9 ve 2027&#8217;de yüzde 3 seviyesinde büyüyeceği öngörüsünde bulunmuştu.</p>
<p>Senaryoda, politika faizinin bu yıl çoğu büyük ekonomide istikrarlı olacağı ve temel fiyat baskılarının sınırlı kalacağı öngörülüyor. Bu baskıların 2027&#8217;de hafifleyeceği tahmin ediliyor.</p>
<p>G20 ülkelerinde enflasyonun 2025&#8217;teki yüzde 3,4 seviyesinden bu yıl yüzde 4&#8217;e çıkacağı ve 2027&#8217;de yüzde 3,1 seviyesine yavaşlayacağı hesaplanıyor.</p>
<p>Savaşta kalıcı ateşkes sağlanması ve enerji fiyatlarında daha fazla düşüş olması durumunda küresel ekonomik büyümenin biraz daha yüksek olması bekleniyor. Bu kapsamda, yılın ikinci yarısından itibaren petrol, gaz ve gübre fiyatlarında yüzde 10&#8217;luk ek düşüşün 2027 küresel ekonomik büyümesini 0,1 puan artıracağı ve enflasyonda 0,3 puan düşüş sağlayacağı öngörülüyor.</p>
<h2>Uzun süreli belirsizlik büyümeyi daha fazla baskılayabilir</h2>
<p>OECD, &#8220;uzun süreli kesinti&#8221; senaryosunda ise 2027&#8217;nin ilerleyen dönemlerine kadar barış sağlanamaması durumunda ortaya çıkabilecek olası maliyetler çerçevesinde Körfez ekonomilerinde enerji üretimi ve ihracatında şu anda yaşanan kesintilerin 2027&#8217;nin ikinci yarısına kadar devam edeceğini ve daha sonra kademeli olarak azalacağını varsayıyor.</p>
<p>Bu senaryoya göre, Körfez ülkelerinin ürettiği enerji ürünleri, tarımsal ve endüstriyel ürünlerde ciddi kıtlık yaşanma olasılığı yüksek ve bu durumun verimlilik düşüşü ve azalan yatırımlar yoluyla potansiyel üretim üzerinde kalıcı etkileri olabileceği değerlendiriliyor.</p>
<p>Bu kapsamda küresel ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 2,1 ve 2027&#8217;de yüzde 1,8 seviyesine gerileyeceği ve yavaşlamanın birçok ekonomiyi resesyona sürükleyebileceği ve işsizliği artırabileceği tahmin ediliyor.</p>
<p>Senaryoda, küresel enflasyonun bu yıl 0,4 puan ve 2027&#8217;de 1,3 puan artabileceği ve politika faizlerinin birçok ülkede 50-75 baz puan yükseltilebileceği öngörülüyor.</p>
<h2>Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,1 büyümesi bekleniyor</h2>
<p>OECD&#8217;nin tahminine göre Türkiye ekonomisi, bu yıl yüzde 3,1 ve 2027&#8217;de yüzde 3,8 büyüyecek. Örgüt, martta yayımladığı raporda Türkiye ekonomisinde büyümenin bu yıl yüzde 3,3 ve 2027&#8217;de yüzde 3,8 olacağı tahmininde bulunmuştu.</p>
<p>Yüksek enerji ve emtia fiyatlarının sıkı finansal koşullar altında Türkiye&#8217;nin iç talebini baskılayabileceği öngörülürken, bu yıl sonuna doğru tüketici güveninin iyileşmesi ve faizde beklenen düşüşün tüketim ve yatırımların güçlenmesini destekleyeceği tahmin ediliyor.</p>
<p>Dezenflasyon sürecinin devam etmesiyle Türkiye&#8217;de yıllık enflasyonun 2027&#8217;nin ilk yarısında yüzde 20&#8217;nin altına inmesi bekleniyor ancak Orta Doğu&#8217;da gerilimin tırmanması ve olası fiyat baskılarının enflasyonun yavaşlama süreci için önemli bir risk olduğu değerlendiriliyor.</p>
<p>Sıkı para politikasının sürdürülmesi enflasyon beklentilerini düşürmek için kilit önemde görülürken, gelecekte faiz artışlarının göz ardı edilmemesi gerektiği ifade ediliyor.</p>
<p>OECD&#8217;ye göre Türkiye, artan enerji fiyatlarından etkilenmesine rağmen petrol, doğal gaz ve gübre ithalatının büyük kısmı Basra Körfezi&#8217;nden gelmediği için doğrudan tedarik riskleri karşısında birçok ülkeye göre daha güvenli bir konumda bulunuyor. Öte yandan Türkiye ekonomisi, Avrupa&#8217;daki talep durgunluğu ve özellikle imalat sektöründe üçüncü pazarlardaki Çin hakimiyetine karşı hassasiyetini koruyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/oecdden-turkiye-ekonomisine-iliskin-yeni-tahmin-buyume-hizlanacak-enflasyon-dusecek/">OECD’DEN TÜRKİYE EKONOMİSİNE İLİŞKİN YENİ TAHMİN: BÜYÜME HIZLANACAK, ENFLASYON DÜŞECEK</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/oecdden-turkiye-ekonomisine-iliskin-yeni-tahmin-buyume-hizlanacak-enflasyon-dusecek/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/oecdden-turkiye-ekonomisine-iliskin-yeni-tahmin-buyume-hizlanacak-enflasyon-dusecek/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
		<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[HANEHALKI BÜTÇESİNDE EN BÜYÜK YÜK KONUT VE KİRA HARCAMALARI OLDU]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/hanehalki-butcesinde-en-buyuk-yuk-konut-ve-kira-harcamalari-oldu/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3315</id>
		<updated>2026-06-02T10:58:11Z</updated>
		<published>2026-06-02T10:57:33Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="EKONOMİ" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GAYRİMENKUL" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="İNŞAAT" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="ÜST MANŞET" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="HanehalkıBütçeAraştırması" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Kira" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="Konut" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="TÜİK" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="TüketimHarcamaları" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="TürkiyeEkonomisi" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>TÜİK’in 2025 yılı Hanehalkı Bütçe Araştırması sonuçlarına göre, vatandaşların harcamalarında en büyük payı konut ve kira giderleri aldı. Araştırma, gelir gruplarına göre tüketim alışkanlıklarındaki farklılıkları ve hanelerdeki gıda israfının boyutunu da ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Hanehalkı Bütçe Araştırması sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı harcamalarında en yüksek pay [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/hanehalki-butcesinde-en-buyuk-yuk-konut-ve-kira-harcamalari-oldu/">HANEHALKI BÜTÇESİNDE EN BÜYÜK YÜK KONUT VE KİRA HARCAMALARI OLDU</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/hanehalki-butcesinde-en-buyuk-yuk-konut-ve-kira-harcamalari-oldu/"><![CDATA[<p data-start="0" data-end="82"><strong>TÜİK’in 2025 yılı Hanehalkı Bütçe Araştırması sonuçlarına göre, vatandaşların harcamalarında en büyük payı konut ve kira giderleri aldı. Araştırma, gelir gruplarına göre tüketim alışkanlıklarındaki farklılıkları ve hanelerdeki gıda israfının boyutunu da ortaya koydu.</strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Hanehalkı Bütçe Araştırması sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı harcamalarında <strong>en yüksek pay yüzde 29,3 ile konut ve kira harcamalarına</strong> ayrıldı.</p>
<p>Konut ve kirayı yüzde 20,5 ile ulaştırma harcamaları takip ederken, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarının payı yüzde 17,3 olarak kaydedildi.</p>
<p>Toplam tüketim harcamalarında en düşük paya sahip kalemler ise yüzde 0,8 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1,8 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 2,2 ile sağlık harcamaları oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="" src="https://image.dunya.com/rcman/Cw820h657q95gm/storage/files/images/2026/06/02/gorsel-2026-06-02-101148880-3mli.png" alt="TÜİK hanehalkı tüketim verilerini açıkladı: Konut ve kira harcamaları ilk sırada - Resim : 1" width="565" height="453" /></p>
<h3>Gelir arttıkça ulaştırma harcamalarının payı yükseldi</h3>
<p>Araştırmaya göre gelir düzeyi yükseldikçe ulaştırma harcamalarının bütçedeki payı da arttı.</p>
<p>En yüksek gelir grubundaki haneler bütçelerinin yüzde 25&#8217;ini ulaştırmaya, yüzde 25,7&#8217;sini konut ve kiraya, yüzde 12,4&#8217;ünü ise gıda ve alkolsüz içeceklere ayırdı.</p>
<p>En düşük gelir grubunda yer alan hanelerde ise konut ve kira harcamalarının payı yüzde 38,7&#8217;ye ulaştı. Aynı grupta gıda ve alkolsüz içeceklerin payı yüzde 29,2 olurken, ulaştırma harcamalarının payı yüzde 8,6&#8217;da kaldı.</p>
<h3>Gelir kaynağı harcama tercihlerinde etkili oldu</h3>
<p>Temel gelir kaynağı maaş, ücret veya yevmiye olan haneler bütçelerinin yüzde 26,4&#8217;ünü konut ve kiraya, yüzde 21,9&#8217;unu ulaştırmaya ve yüzde 16&#8217;sını gıda harcamalarına ayırdı.</p>
<p>Müteşebbis geliri elde eden hanelerde ise ulaştırma harcamalarının payı yüzde 25,9 ile ilk sıralarda yer aldı. Bu grupta konut ve kira harcamalarının payı yüzde 25,5, gıda harcamalarının payı ise yüzde 17 oldu.</p>
<h3>Tek kişilik hanelerde kira yükü daha yüksek</h3>
<p>Hane büyüklüğüne göre yapılan değerlendirmede, tek kişilik hanelerin bütçelerinin yüzde 41&#8217;ini konut ve kira harcamalarına ayırdığı görüldü.</p>
<p>Aynı grupta gıda ve alkolsüz içeceklerin payı yüzde 14,3, ulaştırma harcamalarının payı ise yüzde 14,4 olarak hesaplandı.</p>
<p>Altı ve daha fazla kişinin yaşadığı hanelerde ise gıda harcamalarının payı yüzde 23,7&#8217;ye yükselirken, konut ve kira harcamalarının payı yüzde 24,4, ulaştırma harcamalarının payı yüzde 18,1 oldu.</p>
<h3>En fazla israf edilen ürünler meyve ve sebzeler</h3>
<p>Araştırma, hanelerde en fazla israf edilen gıda ürünlerini de gösterdi. Buna göre en çok israf edilen gıda grubu yüzde 39,7 ile taze meyve ve sebzeler oldu. Taze meyve ve sebzeleri yüzde 32,5 ile ekmek, yüzde 15,1 ile süt ve süt ürünleri takip etti.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/hanehalki-butcesinde-en-buyuk-yuk-konut-ve-kira-harcamalari-oldu/">HANEHALKI BÜTÇESİNDE EN BÜYÜK YÜK KONUT VE KİRA HARCAMALARI OLDU</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/hanehalki-butcesinde-en-buyuk-yuk-konut-ve-kira-harcamalari-oldu/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/hanehalki-butcesinde-en-buyuk-yuk-konut-ve-kira-harcamalari-oldu/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
		<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[İNŞAAT SEKTÖRÜNDE BÜYÜME SÜRÜYOR ANCAK YAVAŞLAMA SİNYALLERİ GÜÇLENİYOR]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/insaat-sektorunde-buyume-suruyor-ancak-yavaslama-sinyalleri-gucleniyor/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3313</id>
		<updated>2026-06-02T10:36:44Z</updated>
		<published>2026-06-02T10:36:44Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="EKONOMİ" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="İNŞAAT" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="ÜST MANŞET" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin büyüme verilerini açıklamasının ardından sektörel performans rakamları netleşti. Büyüme rakamlarını değerlendiren Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren: “Ülke ekonomimizin büyümesinde en önemli aktörlerden biri olan inşaat sektörünün sürdürülebilir büyüme performansını koruyabilmesi için devam eden kamu yatırımlarının ödeneklerindeki kısıtlamalara çözüm getirilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/insaat-sektorunde-buyume-suruyor-ancak-yavaslama-sinyalleri-gucleniyor/">İNŞAAT SEKTÖRÜNDE BÜYÜME SÜRÜYOR ANCAK YAVAŞLAMA SİNYALLERİ GÜÇLENİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/insaat-sektorunde-buyume-suruyor-ancak-yavaslama-sinyalleri-gucleniyor/"><![CDATA[<p><strong>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin büyüme verilerini açıklamasının ardından sektörel performans rakamları netleşti. Büyüme rakamlarını değerlendiren Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren: “Ülke ekonomimizin büyümesinde en önemli aktörlerden biri olan inşaat sektörünün sürdürülebilir büyüme performansını koruyabilmesi için devam eden kamu yatırımlarının ödeneklerindeki kısıtlamalara çözüm getirilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve maliyet baskısını azaltacak politikaların </strong><strong>hayata geçirilmesi, ülke ekonomimizin de yüksek büyüme rakamlarını  </strong><strong>tekrar yakalamasını sağlayacaktır” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin büyüme rakamları ile ilgili yaptığı yazılı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“2026 yılı birinci çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerine göre Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyürken, inşaat sektörü yüzde 3,2 oranında büyüme kaydetmiştir. Böylece inşaat sektörü, genel ekonominin üzerinde bir performans göstermeye devam etmiştir. Bununla birlikte, sektörün büyüme hızında belirgin bir yavaşlama yaşandığı görülmektedir. 2025 yılı genelinde yüzde 10,8, 2025 yılının son çeyreğinde ise yüzde 8,6 olan büyümenin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 3,2’ye gerilemesi, sektörde önceki dönemde görülen güçlü ivmenin zayıfladığına işaret etmektedir. Bu yavaşlamada, sıkı finansman koşulları, yüksek kredi maliyetleri ve özel sektör yatırımlarındaki temkinli seyir belirleyici olmuştur. 2023 ve takip eden yıllarda deprem bölgesine yönelik yeniden inşa faaliyetleri ve kamu kaynaklı altyapı yatırımları sektörü güçlü biçimde desteklemiş; ancak, 2026 yılı itibarıyla göreceli olarak daha sınırlı hale gelen bu katkı, özel sektör kaynaklı inşaat faaliyetlerindeki yavaşlamayı telafi etmede yetersiz kalmıştır.</p>
<p>“Ekonominin Lokomotifi” olarak nitelendirilen inşaat sektörü, 2026 yılının ilk çeyreğinde genel ekonominin üzerinde büyümeyi başarmış olsa da büyümedeki bu keskin düşüş dikkatle izlenmelidir. Üretim endeksindeki gerileme ve güven endeksindeki zayıflama sektörün yılın geri kalanında daha sınırlı bir büyüme patikasına girebileceğine işaret etmektedir. Ayrıca, ABD-İsrail-İran arasında yaşanan savaşın neden olduğu belirsizlik ortamının yılın başından bu yana birçok şok ile karşı karşıya kalan küresel ekonomiye olan etkileri özellikle ikinci çeyrek rakamlarında daha net görülecektir.</p>
<p>Ülke ekonomimizin büyümesinde en önemli aktörlerden biri olan inşaat sektörünün sürdürülebilir büyüme performansını koruyabilmesi için devam eden kamu yatırımlarının ödeneklerindeki kısıtlamalara çözüm getirilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve maliyet baskısını azaltacak politikaların hayata geçirilmesi, ülke ekonomimizin de yüksek büyüme rakamlarını tekrar yakalamasını sağlayacaktır.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/insaat-sektorunde-buyume-suruyor-ancak-yavaslama-sinyalleri-gucleniyor/">İNŞAAT SEKTÖRÜNDE BÜYÜME SÜRÜYOR ANCAK YAVAŞLAMA SİNYALLERİ GÜÇLENİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/insaat-sektorunde-buyume-suruyor-ancak-yavaslama-sinyalleri-gucleniyor/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/insaat-sektorunde-buyume-suruyor-ancak-yavaslama-sinyalleri-gucleniyor/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
		<entry>
		<author>
			<name>admin</name>
							<uri>https://ekonomiajandasi.com</uri>
						</author>

		<title type="html"><![CDATA[İSTANBUL&#8217;UN MAYIS ENFLASYONU YÜZDE 1,53 OLDU]]></title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-mayis-enflasyonu-yuzde-153-oldu/" />

		<id>https://ekonomiajandasi.com/?p=3311</id>
		<updated>2026-06-01T10:34:21Z</updated>
		<published>2026-06-01T10:34:21Z</published>
		<category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="EKONOMİ" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="GÜNDEM" /><category scheme="https://ekonomiajandasi.com" term="ÜST MANŞET" />
		<summary type="html"><![CDATA[<p>İstanbul Ticaret Odası&#8217;nın (İTO) açıkladığı verilere göre, İstanbul&#8217;da perakende fiyatlar mayıs ayında aylık bazda yüzde 1,53 arttı. Kentte yıllık enflasyon ise yüzde 36,77 olarak hesaplandı. İTO İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi verilerine göre, mayıs ayında fiyat artışları ağırlıklı olarak hizmet sektöründe yoğunlaştı. En yüksek aylık artış yüzde 4,14 ile lokanta ve oteller grubunda gerçekleşirken, konut harcamaları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-mayis-enflasyonu-yuzde-153-oldu/">İSTANBUL’UN MAYIS ENFLASYONU YÜZDE 1,53 OLDU</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></summary>

					<content type="html" xml:base="https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-mayis-enflasyonu-yuzde-153-oldu/"><![CDATA[<p data-start="50" data-end="241"><strong>İstanbul Ticaret Odası&#8217;nın (İTO) açıkladığı verilere göre, İstanbul&#8217;da perakende fiyatlar mayıs ayında aylık bazda yüzde 1,53 arttı. Kentte yıllık enflasyon ise yüzde 36,77 olarak hesaplandı.</strong></p>
<p data-start="243" data-end="534">İTO İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi verilerine göre, mayıs ayında fiyat artışları ağırlıklı olarak hizmet sektöründe yoğunlaştı. En yüksek aylık artış yüzde 4,14 ile lokanta ve oteller grubunda gerçekleşirken, konut harcamaları yüzde 3, eğlence ve kültür harcamaları ise yüzde 2,70 yükseldi.</p>
<p data-start="536" data-end="689">Aynı dönemde ev eşyası harcamaları yüzde 2,07, giyim ve ayakkabı yüzde 1,84, haberleşme yüzde 1,47 ve çeşitli mal ve hizmetler yüzde 1,25 artış kaydetti.</p>
<p data-start="691" data-end="835">Eğitim harcamaları yüzde 0,96, ulaştırma yüzde 0,86, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 0,83, sağlık harcamaları ise yüzde 0,53 oranında yükseldi.</p>
<p data-start="837" data-end="1048" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Mayıs ayında fiyatların gerilediği tek harcama grubu ise yüzde 0,03 düşüşle alkollü içecekler ve tütün oldu. İTO verileri, İstanbul&#8217;da enflasyon baskısının özellikle hizmet sektöründe devam ettiğine işaret etti.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-mayis-enflasyonu-yuzde-153-oldu/">İSTANBUL’UN MAYIS ENFLASYONU YÜZDE 1,53 OLDU</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content>
		
					<link rel="replies" type="text/html" href="https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-mayis-enflasyonu-yuzde-153-oldu/#comments" thr:count="0" />
			<link rel="replies" type="application/atom+xml" href="https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-mayis-enflasyonu-yuzde-153-oldu/feed/atom/" thr:count="0" />
			<thr:total>0</thr:total>
			</entry>
	</feed>
