Küresel emtia piyasaları, sona eren haftada jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yön buldu. ABD ile İran arasındaki görüşmelerin ilk turunun olumlu geçmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açıldığına yönelik haber akışı, piyasalarda “barış umutları”nı güçlendirdi. Söz konusu gelişmeler, özellikle enerji arzına ilişkin endişeleri azaltarak fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu.
Hafta boyunca değerli metaller ve baz metallerde yükseliş eğilimi öne çıkarken, enerji grubunda düşüşler dikkat çekti. Orta Doğu’da tansiyonun düşmesine yönelik iyimserlik, enflasyon baskılarının hafifleyeceği ve küresel ölçekte daha gevşek para politikalarının gündeme gelebileceği beklentilerini destekledi. Bu çerçevede altının ons fiyatı haftayı yüzde 1,8 artışla tamamlarken; gümüş, platin ve paladyumda da güçlü yükselişler kaydedildi.
Baz metaller tarafında da pozitif bir seyir izlendi. Küresel büyümeye ilişkin endişelerin azalması ve enerji maliyetlerindeki gerileme, bakır başta olmak üzere birçok metalde fiyat artışlarını beraberinde getirdi. Alüminyum piyasasında ise arz yönlü sıkıntılar fiyatların yukarı yönlü hareketini destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıktı. Körfez bölgesindeki üretim aksaklıkları ve küresel arz açığı beklentileri, bu metaldeki yükselişi sınırlı ancak istikrarlı kıldı. Nikel fiyatlarında ise Endonezya’nın referans fiyat artışı etkili oldu.
Enerji grubunda ise arz endişelerinin azalmasına bağlı olarak düşüşler gözlendi. Hürmüz Boğazı’nın ticari geçişlere açık olacağına yönelik açıklamalar sonrası Brent petrol fiyatı haftalık bazda yüzde 4 gerilerken, Avrupa’da referans niteliğindeki doğal gaz kontratlarında düşüş yüzde 11’i aştı.
Tarım emtialarında ise iklim koşulları ve hasat beklentileri belirleyici oldu. ABD’de etkili olan kuraklık ve don riski, buğday, mısır ve pirinç fiyatlarında artışa neden olurken; güçlü hasat beklentileri şeker ve kahve fiyatlarında düşüşü beraberinde getirdi. Pamuk fiyatları ise arz ve talep dinamiklerinin etkisiyle son iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Analistler, jeopolitik risklerdeki azalmanın kısa vadede emtia piyasalarını destekleyebileceğini, ancak arz-talep dengesine ilişkin gelişmelerin ve küresel ekonomik görünümün fiyatlamalar üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğini belirtiyor.