<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TEKNOLOJİ - Ekonomi Ajandası</title>
	<atom:link href="https://ekonomiajandasi.com/kategori/teknoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<description>Ekonomi ve Sanayi Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Oct 2026 10:08:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>

<image>
	<url>https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2024/12/cropped-favicon-32x32.jpg</url>
	<title>TEKNOLOJİ - Ekonomi Ajandası</title>
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>YAPAY ZEKÂ KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 51’İ PAZARLAMAYA YÖNELDİ</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 10:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha çok içerik daha çok müşteri getiriyor mu? TÜİK’in 2026 verileri, pazarlama ve satışın yapay zekâ kullanan girişimlerde en yaygın kullanım amacı olduğunu ortaya koydu. İçerik üretiminin hızlanması, markaların önüne yeni bir soruyu getiriyor: Bu hız müşteri kazanımına nasıl yansıyor? UIM Kurucusu ve Dijital İletişim Stratejisti Mustafa Derya Çolak’a göre şirketler, üretim kapasitesindeki artışı marka [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/">YAPAY ZEKÂ KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 51’İ PAZARLAMAYA YÖNELDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Daha çok içerik daha çok müşteri getiriyor mu?</strong></p>
<p><strong>TÜİK’in 2026 verileri, pazarlama ve satışın yapay zekâ kullanan girişimlerde en yaygın kullanım amacı olduğunu ortaya koydu. İçerik üretiminin hızlanması, markaların önüne yeni bir soruyu getiriyor: Bu hız müşteri kazanımına nasıl yansıyor? UIM Kurucusu ve Dijital İletişim Stratejisti Mustafa Derya Çolak’a göre şirketler, üretim kapasitesindeki artışı marka güveni, nitelikli talep ve ölçülebilir iş sonuçlarıyla birlikte değerlendirmeli.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3977" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM.jpg" alt="" width="900" height="707" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM-300x236.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM-768x603.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>Yapay zekâ, şirketlerin pazarlama faaliyetlerini planlama ve yürütme biçimini değiştirirken, iletişim yatırımlarının nasıl değerlendirileceğini de gündeme taşıyor. TÜİK’in 2 Ekim’de yayımladığı Yapay Zekâ İstatistikleri 2026 bültenine göre, 10 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerde yapay zekâ teknolojilerinden herhangi birini kullananların oranı yüzde 14’e ulaştı. Bu teknolojileri kullanan girişimlerin yüzde 51’i pazarlama veya satış amacıyla yapay zekâdan yararlanıyor. Veriler kullanımın hangi alanda yoğunlaştığını gösteriyor; satış artışı ya da yatırımın geri dönüşü hakkında doğrudan sonuç vermiyor.</p>
<p><strong>Üretim hızından müşteri kazanımına</strong><br />
Metin hazırlamak, fikir geliştirmek ve aynı mesajın farklı içerik seçeneklerini oluşturmak kolaylaştıkça, pazarlama ekiplerinin üretim kapasitesi de genişliyor. Ancak daha fazla paylaşım, kampanya metni veya reklam seçeneği hazırlamak, bunların doğru kişilere ulaştığını ve satın alma kararını etkilediğini tek başına göstermiyor. Çolak’a göre şirketlerin değerlendirmesi gereken konu, içerik miktarındaki artışın müşteriyle kurulan ilişkiye katkısı.</p>
<p>Gelişmeyi değerlendiren Çolak, şu ifadeleri kullandı: “Bir şirketin ayda kaç içerik ürettiğini saymak kolay. Asıl yönetim sorusu, bu içeriklerin kaç doğru müşteriyle görüşme başlattığıdır. Yapay zekâ; metin hazırlama, fikir geliştirme ve farklı içerik seçenekleri oluşturma konusunda önemli imkânlar sunuyor. Bu imkânların ticari değerini anlayabilmek için üretilen içeriğin kime ulaştığına, hangi ihtiyaca cevap verdiğine ve müşterinin karar sürecine nasıl katkı sağladığına bakmamız gerekiyor.”</p>
<p>Bu yaklaşım, reklam ve iletişim çalışmalarının satış ekibinden gelen bilgilerle birlikte ele alınmasını gerektiriyor. İçeriklerle ulaşılan kitlenin hangi soruları sorduğu, ürün veya hizmetin hangi özelliklerine ilgi gösterdiği ve hangi aşamada iletişime geçtiği, sonraki çalışmaların yönünü belirleyebilir. Böylece içerik takvimi, müşterinin karar vermesini kolaylaştıran bir bilgi akışına dönüşebilir.</p>
<p><strong>Marka güveni gerçek deneyimle kuruluyor</strong><br />
Çolak’a göre içerik planlamasının başlangıcında, müşterinin karar vermek için ihtiyaç duyduğu bilgiler bulunmalı. Sanayi ve üretim şirketlerinde teknik yeterlilik, kullanım alanları, uygulama örnekleri ve referanslar bu ihtiyaca yanıt verebilir. Hizmet sektöründe ise ekibin yaklaşımını ve benzer sorunları nasıl ele aldığını anlatmak, uzmanlığın anlaşılmasını kolaylaştırabilir. Yapay zekâyla hazırlanan içeriklerin şirketin gerçek bilgisi ve deneyimiyle beslenmesi, marka vaadinin somutlaşması açısından önem taşıyor.<br />
Çolak, şirketlerin uzmanlığını görünür kılmanın önemini şöyle anlattı: “Bir üreticinin müşterisi, ürünün kendi tesisindeki ihtiyaca uygun olup olmadığını anlamak ister. Bir hizmet alıcısı ise birlikte çalışacağı ekibin benzer bir sorunu nasıl ele aldığını görmek ister. İçerik planını bu sorular üzerinden kurduğunuzda, şirketin uzmanlığı görünür hale gelir. Yapay zekâ burada bilgiyi düzenlemeye ve farklı biçimlerde anlatmaya yardımcı olabilir. Şirketin gerçek deneyimini, sahadaki bilgisini ve doğrulanabilir referanslarını içeriğe taşıma sorumluluğu ise devam eder.”</p>
<p>İçerik üretiminde kazanılan zamanın müşteri araştırmasına, özgün içerik geliştirmeye ve farklı iletişim yaklaşımlarını denemeye ayrılabileceğini belirten Çolak, satış ekiplerinin sık karşılaştığı soruların toplanmasını ve mevcut müşterilerle görüşülmesini öneriyor. Ürünün kullanımını gösteren içerikler ve sahadan gelen bilgiler, reklam mesajlarının daha somut hazırlanmasına yardımcı olabilir. Bu çalışmalar, markanın müşterisine sunduğu değerin basın iletişiminde ve dijital kanallarda daha açık anlatılmasını da destekleyebilir.</p>
<p>Kazanılan zamanın nasıl değerlendirileceğine dikkat çeken Çolak, şöyle konuştu: “Daha hızlı üretmek, pazarlama ekibine düşünmek ve öğrenmek için alan açabilir. Satış ekibinin en sık karşılaştığı soruları toplamak, mevcut müşterilerle konuşmak, ürünün kullanımını göstermek ve farklı mesajların karşılığını ölçmek bu açıdan kıymetli. Aynı üretim hızını herkesin yakalayabildiği bir ortamda, müşterisini daha iyi anlayan ve uzmanlığını daha açık anlatan şirketler için önemli bir fırsat doğuyor.”</p>
<p><strong>2027 bütçelerinde içerikten iş sonucuna</strong><br />
2027 pazarlama planları hazırlanırken, yapay zekâyla sağlanan üretim kolaylığının bütçe kararlarına nasıl yansıtılacağı da şirketlerin gündeminde. Çolak, erişim ve etkileşim göstergelerinin web sitesi ziyaretleri, nitelikli başvurular, satış görüşmeleri ve teklif talepleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle karar süresi uzun olan B2B işlerde, müşterinin markayı tanımasından teklif istemesine kadar geçen aşamaları izlemek, iletişim yatırımının katkısını daha sağlıklı değerlendirmeyi sağlayabilir.</p>
<p>Ölçümün şirketin kendi verilerine dayanması gerektiğini vurgulayan Çolak, şunları söyledi: “Pazarlama ve satış amacıyla yapay zekâ kullanılması, tek başına daha fazla satış gerçekleştiğini göstermez. Bunun cevabı şirketin kendi verilerindedir. İçeriği gören kişilerden kaçı web sitesine geldi, kaçı ürün veya hizmeti inceledi, kaçı iletişime geçti? Gelen taleplerin ne kadarı şirketin hedeflediği müşteri profiline uyuyor? Bu bağlantıları kurabildiğimiz ölçüde pazarlama faaliyetlerinin değerini daha sağlıklı değerlendirebiliriz.”</p>
<p>UIM’e göre yeni dönem planlarında paylaşım sayısının yanında, hangi müşteri davranışının destekleneceği de tanımlanmalı. Markanın tanınması, uzmanlığının anlaşılması ve teklif talebi oluşturulması farklı içerik ve ölçüm yaklaşımları gerektiriyor. Yapay zekânın sağlayacağı verim, bu amaçlarla kurulan bağa ve elde edilen sonuçlardan düzenli olarak öğrenilmesine bağlı. Böyle bir çalışma biçimi, pazarlama bütçelerinin hangi faaliyetlere yönlendirileceğine ilişkin kararları da destekleyebilir.</p>
<p>1996 yılında kurulan UIM Dijital İletişim Ajansı; dijital iletişim stratejisi, kurumsal web siteleri, sosyal medya yönetimi, içerik üretimi, SEO, GEO, dijital PR ve reklam yönetimi alanlarında hizmet veriyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/">YAPAY ZEKÂ KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 51’İ PAZARLAMAYA YÖNELDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-TİCARETTE SAHTE BEĞENİ EKONOMİSİNE DARBE!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 08:59:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[DijitalTicaret]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[ETicaret]]></category>
		<category><![CDATA[SahteYorum]]></category>
		<category><![CDATA[TicaretBakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[TüketiciHakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3970</guid>

					<description><![CDATA[<p>E-ticaret sitelerinde ürünleri olduğundan daha popüler göstermek için kullanılan sahte yorum, beğeni ve beş yıldızlı değerlendirmelere karşı yaptırımlar sıklaştı. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, geçtiğimiz Eylül ayı sonunda gündeme gelen kararlarıyla yapay etkileşim hizmeti sunan çok sayıda internet adresine erişim engeli getirilmesine hükmetmişti. Ücret karşılığında ürünleri favorilere ekleme, sepete atma ve olumsuz yorumları gizleme hizmetleri de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/">E-TİCARETTE SAHTE BEĞENİ EKONOMİSİNE DARBE!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>E-ticaret sitelerinde ürünleri olduğundan daha popüler göstermek için kullanılan sahte yorum, beğeni ve beş yıldızlı değerlendirmelere karşı yaptırımlar sıklaştı. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, geçtiğimiz Eylül ayı sonunda gündeme gelen kararlarıyla yapay etkileşim hizmeti sunan çok sayıda internet adresine erişim engeli getirilmesine hükmetmişti. Ücret karşılığında ürünleri favorilere ekleme, sepete atma ve olumsuz yorumları gizleme hizmetleri de denetim kapsamında. Peki tüketiciler sahte yorumları nasıl ayırt edebilir?</strong></p>
<p>İnternetten alışveriş yapan milyonlarca tüketici için bir ürünün aldığı yıldızlar, beğeniler ve kullanıcı yorumları satın alma kararında önemli rol oynuyor. Ancak dijital ticarette büyüyen sahte etkileşim piyasası, bu göstergelerin güvenilirliğini tartışmaya açtı. Ücret karşılığında yazdırılan olumlu yorumlar, satın alınmamış ürünlere verilen yüksek puanlar ve olumsuz değerlendirmelerin gizlenmesi üzerine Ticaret Bakanlığı denetimlerini sıkılaştırdı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3971" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/cenk-idemli.jpg" alt="" width="900" height="506" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/cenk-idemli.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/cenk-idemli-300x169.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/cenk-idemli-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>27 Eylül&#8217;de erişim engeli kararları gündeme geldi</strong></p>
<p>Reklam Kurulu’nun 27 Eylül 2026&#8217;da kamuoyuna yansıyan kararlarının, sahte etkileşim piyasasının ulaştığı boyutu ortaya koyması bakımından dikkat çekici olduğunu ifade eden <strong>TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, </strong>“Kurulun incelemelerinde, işletmelerin internet ortamındaki görünürlüğünü artırmak amacıyla beğeni, görüntüleme, takipçi, soru sorma, yorum ve yıldız sayılarının yapay biçimde yükseltildiği belirlendi.<strong> </strong>Üstelik sahte etkileşim hizmetlerinin yalnızca yorumlarla sınırlı kalmadığı görüldü. Bazı internet sitelerinin ücret karşılığında ürünleri favorilere eklediği, alışveriş sepetlerine attığı ve böylece gerçekte yoğun talep görmeyen ürünlere yönelik yüksek ilgi algısı yarattığı tespit edildi” diye konuştu.</p>
<p>Kurulun, arama motorlarında beş yıldızlı değerlendirme ve yorum satışı yapan adreslerden e-ticaret platformlarına yönelik takipçi, beğeni, favori ve sepete ekleme botları sunan hizmetlere kadar çok sayıda internet adresi hakkında erişimin engellenmesine karar verdiğine işaret eden Çiğdemli, “Kararlar, alışveriş platformlarının tamamını değil, mevzuata aykırı bulunan belirli içerik ve adresleri kapsıyor” dedi.</p>
<p><strong>Olumsuz yorumları gizleme hizmeti de var</strong></p>
<p>Denetimlerde dikkat çeken bir başka uygulamanın ise işletmeler hakkındaki olumsuz yorumların görünürlüğünü engelleyen hizmetler olduğunun altını çizen Çiğdemli şunları aktardı:</p>
<p>“Bazı hizmet sağlayıcıların, tüketicilerin olumsuz değerlendirmelerinin yayımlanmasını veya diğer kullanıcılar tarafından görülmesini önlemeye yönelik faaliyetlerde bulunduğu belirlendi. Türkiye&#8217;de 1 Ağustos 2026&#8217;da yürürlüğe giren düzenlemeyle tüketici değerlendirmelerine ilişkin kurallar da sıkılaştırılmıştı. Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği uyarınca, satışları artırmak amacıyla gerçeği yansıtmayan değerlendirmeler yaptırılması veya olumlu yorum satın alınması yasak. Satın alma süreci doğrulanamayan başka mecralardan alınan yorumların yayımlanmasına da sınırlama getirildi.”</p>
<p><strong>Olumsuz yorumu gizleyene milyonluk ceza</strong></p>
<p>Reklam Kurulu, ağustos ayında satın aldığı ürüne ilişkin değerlendirme yapan tüketicinin yorumunu yeterli gerekçe göstermeden yayımlamayan bir şirkete 2 milyon 167 bin 412 TL idari para cezası uyguladı. Böylece yalnızca sahte olumlu yorumların değil, gerçek olumsuz değerlendirmelerin haksız biçimde gizlenmesinin de yaptırıma konu olabileceği ortaya konuldu.</p>
<p><strong>Tüketiciler nelere dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Çiğdemli tüketicilerin dikkat etmesi gerekenleri ise şöyle sıraladı:</p>
<p>“Uzmanların da önerdiği temel yaklaşım, alışveriş yaparken yalnızca yıldız ortalamasına veya beğeni sayısına güvenmemek. Kısa aralıklarla yayımlanan, birbirine benzeyen ve ürünün özellikleri hakkında somut bilgi içermeyen yorumlar şüphe uyandırmalı. Özellikle doğrulanmış satın alma işareti bulunan değerlendirmeler, fotoğraflı kullanıcı deneyimleri ve düşük puanlı yorumlar birlikte incelenmeli. Satıcının geçmişi ve farklı platformlardaki şikâyetler de kontrol edilmeli. Şüpheli değerlendirmelerle karşılaşan tüketiciler, ekran görüntüleri ve ilgili bağlantılarla Ticaret Bakanlığı Reklam Kuruluna şikâyette bulunabiliyor. Dijital alışverişte artık temel soru, bir ürünün kaç yıldız aldığı değil, bu yıldızların ne kadarının gerçek müşteri deneyimine dayandığı.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/">E-TİCARETTE SAHTE BEĞENİ EKONOMİSİNE DARBE!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-sahte-begeni-ekonomisine-darbe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KARTLI SİSTEMDEN BULUTA: PDKS TEKNOLOJİSİ NASIL DEĞİŞTİ?</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/kartli-sistemden-buluta-pdks-teknolojisi-nasil-degisti/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/kartli-sistemden-buluta-pdks-teknolojisi-nasil-degisti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 13:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Personel Devam Kontrol Sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Personel Devam Kontrol Sistemi kavramı, uzun yıllar boyunca parmak izi okuyucular ve kart basma cihazlarıyla özdeşleşti. Ancak son on yılda mobil teknolojinin ve bulut altyapısının yaygınlaşmasıyla birlikte bu alan köklü bir değişim geçirdi. Bugün işletmeler, ek donanım almadan, yalnızca akıllı telefon üzerinden çalışan giriş çıkışlarını takip edebiliyor. Bu yazıda PDKS teknolojisinin geçirdiği dönüşümü ve bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kartli-sistemden-buluta-pdks-teknolojisi-nasil-degisti/">KARTLI SİSTEMDEN BULUTA: PDKS TEKNOLOJİSİ NASIL DEĞİŞTİ?</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Personel Devam Kontrol Sistemi kavramı, uzun yıllar boyunca parmak izi okuyucular ve kart basma cihazlarıyla özdeşleşti. Ancak son on yılda mobil teknolojinin ve bulut altyapısının yaygınlaşmasıyla birlikte bu alan köklü bir değişim geçirdi. Bugün işletmeler, ek donanım almadan, yalnızca akıllı telefon üzerinden çalışan giriş çıkışlarını takip edebiliyor. Bu yazıda PDKS teknolojisinin geçirdiği dönüşümü ve bu dönüşümün işletmelere ne kazandırdığını inceliyoruz.</p>
<h2>Kartlı Sistemlerin Altın Çağı ve Sınırları</h2>
<p>2000&#8217;li yılların başından itibaren birçok işletme, çalışan giriş çıkışını takip etmek için kart basma cihazları veya parmak izi okuyucular kullanmaya başladı. Bu sistemler dönemin şartlarına göre önemli bir ilerlemeydi çünkü kâğıt takibe kıyasla çok daha güvenilirdi.</p>
<p>Ancak bu sistemlerin de belirgin sınırları vardı. Cihaz arızalandığında tüm kayıt süreci aksıyordu, farklı şubelerdeki verileri birleştirmek ayrı bir emek gerektiriyordu ve donanım yatırımı küçük işletmeler için ciddi bir maliyet kalemiydi. Sahada veya farklı lokasyonlarda çalışan personel için bu sistemler neredeyse hiç uygulanamıyordu.</p>
<h2>Mobil ve Bulut Teknolojisinin Getirdiği Dönüşüm</h2>
<p>Akıllı telefonların yaygınlaşması ve bulut bilişimin olgunlaşmasıyla birlikte PDKS anlayışı da değişti. Artık çalışanlar, kendi telefonları üzerinden QR kod okutarak veya konum doğrulamasıyla giriş çıkış yapabiliyor. Bu veriler anlık olarak buluta kaydediliyor ve yöneticiler istedikleri an, istedikleri cihazdan raporlara ulaşabiliyor.</p>
<p>Bu değişim sadece teknik bir yenilik değil, aynı zamanda işletmelerin personel yönetimine bakış açısını da değiştirdi. Merkezi bir panelden tüm şubelerin verisini görebilmek, karar alma sürecini hızlandırdı ve yöneticilerin sahaya bağımlılığını azalttı.</p>
<h2>Güncel Bir PDKS Sisteminde Bulunması Gereken Özellikler</h2>
<p>Günümüzde tercih edilen bir <a href="https://www.patronpdks.com/">pdks sistemi</a>, yalnızca giriş çıkış kaydı tutmakla kalmıyor. Vardiya planlama, izin yönetimi, mola takibi ve detaylı puantaj hesaplama gibi işlevleri tek platformda birleştiriyor. Bu bütünleşik yapı, farklı yazılımlar arasında veri taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.</p>
<p>Ayrıca API entegrasyonu sayesinde bordro ve ERP yazılımlarıyla veri alışverişi yapılabiliyor. Bu da insan kaynakları ve muhasebe ekiplerinin aynı veriyi tekrar tekrar girmesinin önüne geçiyor.</p>
<h2>Güvenlik ve Yasal Uyum Boyutu</h2>
<p>Dijital PDKS sistemlerinde veri güvenliği, tercih sürecinin önemli bir parçası hâline geldi. Konum ve cihaz doğrulama gibi yöntemler, şüpheli işlemleri tespit ederek sahte giriş kayıtlarının önüne geçiyor. Biyometrik veri toplamayan sistemler ise KVKK açısından daha düşük risk taşıyor.</p>
<p>İşverenler açısından bakıldığında, çalışma saatlerinin doğru ve denetlenebilir şekilde kayıt altına alınması yasal bir gereklilik. Olası bir denetimde veya uyuşmazlıkta, dijital kayıtlar hem işveren hem de çalışan için güvenilir bir referans noktası oluşturuyor.</p>
<h2>Sektörel Uyarlama Örnekleri</h2>
<p>Restoran ve perakende gibi yoğun vardiya değişimi olan sektörlerde mobil PDKS, personelin kendi telefonundan hızlıca giriş yapabilmesini sağlıyor. İnşaat ve saha hizmetleri gibi sabit bir ofisi olmayan sektörlerde ise konum doğrulamalı çözümler tercih ediliyor.</p>
<p>Eğitim kurumları ve sağlık işletmeleri gibi düzenli mesai saatine sahip kurumlarda ise otomatik raporlama ve hatırlatıcı bildirimler, devam kontrolünü kolaylaştıran özellikler arasında öne çıkıyor.</p>
<h2>Geçiş Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar</h2>
<p>Kartlı sistemden mobil bir PDKS sistemine geçerken, işletmelerin en çok merak ettiği konu mevcut verilerin akıbeti oluyor. Çoğu modern çözüm, çalışan listesini ve geçmiş izin bakiyelerini toplu olarak içe aktarmaya izin veriyor, böylece geçiş sırasında veri kaybı yaşanmıyor. Geçiş öncesinde kısa bir pilot uygulama yapmak, olası aksaklıkları tüm şirkete yaymadan önce fark etmeyi sağlıyor.</p>
<p>Çalışanların yeni sisteme uyumu da göz ardı edilmemesi gereken bir aşama. Basit ve sezgisel bir mobil arayüz, yaş veya teknoloji alışkanlığı fark etmeksizin hızlı adaptasyon sağlıyor. İlk hafta boyunca destek ekibinden aktif yardım almak, kullanıcı hatalarının önüne geçen pratik bir tedbir olarak öne çıkıyor.</p>
<h2>PDKS Verilerinin İş Kararlarına Katkısı</h2>
<p>Dijital PDKS sistemlerinin ürettiği veriler, yalnızca bordro hazırlığı için değil, işletme kararları için de kullanılabiliyor. Hangi şubede fazla mesai oranının yüksek olduğu, hangi vardiyada devamsızlığın arttığı gibi bilgiler, yöneticilerin kaynak planlamasını daha isabetli yapmasına yardımcı oluyor.</p>
<p>Zaman içinde biriken bu veriler, mevsimsel yoğunlukları ve personel ihtiyacını önceden öngörmeyi de kolaylaştırıyor. Böylece işletmeler, geçmiş dönemlerin gerçek verilerine dayanarak daha isabetli vardiya ve izin planlaması yapabiliyor.</p>
<h2>PDKS Seçerken Karşılaştırma Yaparken Sorulacak Sorular</h2>
<p>Farklı PDKS sağlayıcılarını karşılaştırırken, yalnızca aylık ücrete odaklanmak yanıltıcı olabiliyor. Sistemin kaç konum ve kaç kullanıcıyı destekleyebildiği, veri saklama süresinin ne kadar olduğu ve raporların hangi formatlarda dışa aktarılabildiği gibi sorular, uzun vadeli kullanım açısından fiyattan daha belirleyici hâle gelebiliyor. Bir sağlayıcının sunduğu demo veya deneme süresi, bu soruların cevaplarını pratikte görmek için en güvenilir yöntem.</p>
<p>Ayrıca sistemin gelecekte eklenmesi muhtemel özelliklere ne kadar açık olduğu da göz önünde bulundurulmalı. Sürekli güncellenen ve kullanıcı geri bildirimlerine göre yeni özellikler ekleyen sağlayıcılar, işletmenin değişen ihtiyaçlarına daha uzun vadede cevap verebiliyor.</p>
<h2>Çalışanların Yeni Sisteme Bakışı</h2>
<p>PDKS dönüşümü genellikle yönetim tarafının bir kararı olarak başlasa da, sürecin kalıcı başarısı çalışanların sisteme nasıl baktığına bağlı. Parmak izi gibi biyometrik veri istemeyen, telefon üzerinden birkaç saniyede tamamlanan bir giriş çıkış işlemi, çalışanlar tarafından genellikle eski yöntemlere kıyasla daha pratik bulunuyor. Özellikle genç işgücünde mobil uygulamalara aşinalık yüksek olduğu için adaptasyon süreci oldukça hızlı ilerliyor.</p>
<p>Şeffaflık da çalışan tarafında olumlu karşılanan bir unsur. Kendi mesai ve izin bilgilerine anlık olarak erişebilen bir çalışan, ay sonunu beklemeden durumunu takip edebiliyor. Bu da insan kaynakları veya yöneticilerle yaşanan &#8216;kaç saat çalıştım&#8217; türünden gereksiz tartışmaları büyük ölçüde azaltıyor.</p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>PDKS teknolojisinin kartlı cihazlardan mobil ve bulut tabanlı çözümlere evrilmesi, işletmelere hem maliyet hem de esneklik açısından önemli kazanımlar sağladı. Bu dönüşümü takip eden işletmeler, personel yönetiminde daha hızlı ve daha az hatalı bir süreç yürütüyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde bu dönüşümün hızlanarak devam etmesi bekleniyor. Yapay zeka destekli anomali tespiti, daha akıllı vardiya önerileri ve derinleşen entegrasyon seçenekleri, PDKS sistemlerini yalnızca bir kayıt aracı olmaktan çıkarıp işletme yönetiminin stratejik bir parçası hâline getiriyor. Bu alanı takip eden işletmeler, rakiplerine kıyasla operasyonel açıdan bir adım önde kalıyor.</p>
<h2>Sıkça Sorulan Sorular</h2>
<p><strong>PDKS ne anlama gelir?</strong></p>
<p>PDKS, Personel Devam Kontrol Sistemi anlamına gelir ve çalışanların giriş çıkış, mola, izin ve vardiya hareketlerini kayıt altına alan sistemleri ifade eder.</p>
<p><strong>Mobil PDKS sistemleri kart basma cihazlarının yerini tamamen alabilir mi?</strong></p>
<p>Çoğu işletme için evet. Mobil çözümler donanım ihtiyacını ortadan kaldırırken, konum ve QR kod doğrulaması ile benzer güvenlik seviyesini sağlayabiliyor.</p>
<p><strong>Bulut tabanlı PDKS verileri ne kadar güvenli?</strong></p>
<p>Veriler şifreli sunucularda saklanıyor ve KVKK&#8217;ya uygun sağlayıcılar, biyometrik veri toplamadan konum ve cihaz doğrulaması gibi yöntemleri tercih ediyor.</p>
<p><strong>Eski kartlı sistemden gelen veriler yeni sisteme aktarılabilir mi?</strong></p>
<p>Çoğu durumda evet. Çalışan listesi ve geçmiş izin bakiyeleri toplu içe aktarma yöntemiyle yeni sisteme taşınabiliyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kartli-sistemden-buluta-pdks-teknolojisi-nasil-degisti/">KARTLI SİSTEMDEN BULUTA: PDKS TEKNOLOJİSİ NASIL DEĞİŞTİ?</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/kartli-sistemden-buluta-pdks-teknolojisi-nasil-degisti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FABRİKADA HER ŞEY YOLUNDA GÖRÜNÜRKEN MALİYETLER NASIL BÜYÜYOR?</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:33:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ FİKİRLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üretim süreçlerinde bilgi akışındaki gecikme nedeniyle ortaya çıkan operasyonel aksaklıklar görünmez maliyetlere dönüşüyor. Kalite sapmalarının geç fark edilmesi, stok kayıtlarının sahadaki gerçekliği yansıtmaması ve mühendislik değişikliklerinin ilgili süreçlere zamanında ulaşmaması; fire, yeniden işleme, acil tedarik, kapasite ve termin kaybına yol açıyor. Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), üretim sahasından gelen verinin ERP [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/">FABRİKADA HER ŞEY YOLUNDA GÖRÜNÜRKEN MALİYETLER NASIL BÜYÜYOR?</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üretim süreçlerinde bilgi akışındaki gecikme nedeniyle ortaya çıkan operasyonel aksaklıklar görünmez maliyetlere dönüşüyor. Kalite sapmalarının geç fark edilmesi, stok kayıtlarının sahadaki gerçekliği yansıtmaması ve mühendislik değişikliklerinin ilgili süreçlere zamanında ulaşmaması; fire, yeniden işleme, acil tedarik, kapasite ve termin kaybına yol açıyor. Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), üretim sahasından gelen verinin ERP süreçleriyle bütünleşmesinin bu kayıpları büyümeden görünür kıldığını ve üretim sürerken müdahale imkânı sağladığını vurguluyor.</strong></p>
<p>Üretim şirketleri malzeme, enerji ve işçilik gibi doğrudan maliyetleri yakından izliyor. Kârlılığı aşındıran bazı kayıplar ise kalite, depo, mühendislik, satın alma ve planlama gibi farklı süreçlere dağıldığı için toplam etkileri çoğu zaman sonradan görülebiliyor. Birbirinden bağımsız operasyonel aksaklıklar gibi görünen bu kayıpların ortak noktasında, sahadaki güncel bilginin doğru sürece zamanında ulaşmaması bulunuyor. Bu nedenle üretimde verinin doğruluğu kadar karar anında güncel, erişilebilir ve süreçler arasında tutarlı olması da önem taşıyor.</p>
<p>Deloitte’un büyük üretim şirketlerinden 600 yöneticinin katılımıyla gerçekleştirdiği<a href="https://www.deloitte.com/us/en/insights/industry/manufacturing-industrial-products/2025-smart-manufacturing-survey.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="4265"> </a><a href="https://www.deloitte.com/us/en/insights/industry/manufacturing-industrial-products/2025-smart-manufacturing-survey.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="4266">2025 Akıllı Üretim ve Operasyon Araştırması</a>, akıllı üretim yatırımlarının operasyonel karşılığını ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 92’si akıllı üretimin önümüzdeki üç yılda rekabetçiliğin temel itici güçlerinden biri olacağını düşünüyor. Şirketler, akıllı üretim uygulamalarıyla üretim çıktısında ortalama yüzde 10 ila 20, çalışan verimliliğinde yüzde 7 ila 20 ve kullanılabilir kapasitede yüzde 10 ila 15 arasında iyileşme sağladıklarını bildiriyor.</p>
<p>Akıllı üretim yatırımının değeri, sahada oluşan verinin doğru iş bağlamıyla buluşup zamanında karara dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Makine, kalite, depo, mühendislik, satın alma ve planlama birimleri farklı güncellikteki bilgilerle çalıştığında küçük bir sapma, birden fazla sürece yayılan maliyet zincirleri oluşturabiliyor.</p>
<p><strong>Bilgi gecikmesi üç noktada maliyete dönüşüyor</strong></p>
<p>Kalite sapması üretim sürerken görülemediğinde, aynı koşullarda üretilen her yeni ürün hatanın etkisini genişletebiliyor. İlk fire veya yeniden işleme maliyetine ayıklama, ilave kontrol, üretim planının değişmesi, teslimat gecikmesi, iade ve garanti giderleri ekleniyor.<a href="https://asq.org/quality-resources/cost-of-quality" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="4267"> </a><a href="https://asq.org/quality-resources/cost-of-quality" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="4268">2025 ASQE Insights on Excellence Kalite Maliyeti Araştırması’na</a> göre, katılımcıların yalnızca yüzde 31’i kalite maliyetlerinin kurumlarının finansal performansı üzerindeki etkisini tam olarak anladığını belirtiyor. Bu bulgu, üretimin farklı aşamalarında oluşan kalite kayıplarının toplam finansal etkisini görünür kılmadaki güçlüğe işaret ediyor.</p>
<p>Stok yönetiminde sistemde görünen miktar her zaman üretimde kullanılabilecek miktarı yansıtmıyor. Bir malzeme kayıtlarda mevcut görünse de yanlış depoda bulunabiliyor, uygun lotta olmayabiliyor, kalite onayı tamamlanmamış veya başka bir üretim emri için ayrılmış olabiliyor. Fiziksel hareketler sisteme geç işlendiğinde veya depo ile üretim kayıtları ayrıştığında planlama, gerçekte kullanılamayan bir stoka dayanıyor. Bunun sonucunda üretim hattı bekleyebiliyor; acil satın alma, gereksiz stok birikimi, kapasite kaybı ve teslimat gecikmesi ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>Mühendislik değişikliklerinde ise bilginin ulaştığı zaman kadar hangi süreçlere ulaştığı da belirleyici oluyor. Malzeme, ürün ağacı, rota veya teknik doküman üzerindeki bir değişiklik satın alma, planlama, kalite ve üretim süreçlerine aynı revizyon bilgisiyle yansımadığında eski tanıma göre malzeme sipariş edilebiliyor veya üretime devam edilebiliyor. Uyumsuzluk ne kadar geç fark edilirse etkilenen sipariş, malzeme ve yarı mamul sayısı da o ölçüde artıyor. Bu durum hurda, yeniden işleme ve termin kaybı riskini büyütüyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3684" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k.jpg" alt="" width="900" height="658" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k-300x219.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k-768x561.jpg 768w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k-190x140.jpg 190w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>“Doğru veri geç ulaştığında yanlış karara dönüşebilir”</strong></p>
<p><strong>IAS IoT Proje Yöneticisi Tolga Küçük</strong>, maliyet kontrolünün üretim sürerken başlayan bir yönetim disiplini olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Üretimde maliyet kontrolü, sapmaların hangi süreçte ve hangi kararla oluştuğunu görebilmeyi gerektiriyor. Doğru veri geç ulaştığında yanlış karara dönüşebilir. Ayrıca sahada oluşan bir olayın yalnızca kayıt altına alınması yeterli değil. Bu bilginin doğru üretim emri, doğru malzeme, doğru lot ve doğru süreçle ilişkilendirilmesi gerekiyor. Aksi halde kararlar eksik veya gecikmiş bilgiyle alınıyor ve küçük bir sapma kısa sürede ciddi maliyetlere dönüşebiliyor. Üretim içi veya Kalite sinyallerinin hangi üretim emrini ve lotu, stok hareketinin hangi üretim planını, mühendislik değişikliğinin hangi ürün ağacını, rotayı ve satın alma kararını etkilediği aynı akış içinde görülebilmeli. Tüm birimler aynı güncel bilgiyle hareket ettiğinde kaybın oluşum zinciri görünür hâle geliyor ve maliyet büyümeden müdahale edilebilecek alan genişliyor.”</p>
<p>Canias IoT, endüstriyel haberleşme protokollerini kullanarak makineler, kontrol birimleri, sensörler ve akıllı cihazlardan gelen üretim verilerinin gerçek zamanlı izlenmesini ve analiz edilmesini sağlıyor. Önceden tanımlanmış bir olay gerçekleştiğinde ilgili veri ERP çözümüne aktarılıyor. Canias ERP ise sahadaki olayı üretim emri, iş merkezleri, personel, malzeme, stok, lot, kalite süreci, ürün ağacı, rota ve revizyon bilgileriyle ilişkilendiriyor. Bütünleşik iş akışları bu bilgiyi gerekli uyarı, kontrol, onay, plan güncellemesi veya düzeltici faaliyete dönüştürüyor.</p>
<p>Kalite, stok ve mühendislik değişikliği süreçlerinin aynı veri altyapısı içinde izlenmesi, kaybın hangi ürünleri, siparişleri, lotları ve üretim adımlarını etkilediğinin belirlenmesini kolaylaştırıyor. Şirketler böylece birden yükselen maliyetlerin nedenini açıklayan kayıtlarla üretim sürerken müdahale etmeyi sağlayan güncel bilgiyi aynı sistemde buluşturabiliyor. ERP ve IoT bütünlüğü, gerçek zamanlı raporlama, verimlilik, maliyet kontrolü ve uçtan uca izlenebilirliği ortak bir yönetim disiplini içinde bir araya getiriyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/">FABRİKADA HER ŞEY YOLUNDA GÖRÜNÜRKEN MALİYETLER NASIL BÜYÜYOR?</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜÇÜK İŞLETMELER, BÜYÜK SİBER RİSKLERLE KARŞI KARŞIYA!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:56:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[KOBİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[DijitalGüvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[SiberGüvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[SiberRisk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber güvenlik her ölçekteki işletme için bir gereklilik. Kurumsal firmalar siber güvenlik savunmalarını güçlendirdikçe siber suçlular odak noktalarını, genellikle değerli verilerini korumak için gerekli gelişmiş güvenlik önlemlerinden yoksun olan küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ&#8217;ler) yöneltti. Siber güvenlikte küresel bir lider olan ESET, küçük ölçekli işletmelerin hangi siber güvenlik önlemlerini almaları gerektiğini inceledi. KOBİ’lerin artan siber tehditlere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/">KÜÇÜK İŞLETMELER, BÜYÜK SİBER RİSKLERLE KARŞI KARŞIYA!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber güvenlik her ölçekteki işletme için bir gereklilik. Kurumsal firmalar siber güvenlik savunmalarını güçlendirdikçe siber suçlular odak noktalarını, genellikle değerli verilerini korumak için gerekli gelişmiş güvenlik önlemlerinden yoksun olan küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ&#8217;ler) yöneltti. Siber güvenlikte küresel bir lider olan ESET, küçük ölçekli işletmelerin hangi siber güvenlik önlemlerini almaları gerektiğini inceledi. KOBİ’lerin artan siber tehditlere karşı nasıl bir güvenlik stratejisi oluşturması gerektiğine yönelik önerilerini paylaştı.</strong></p>
<p>Siber suçlular artık yalnızca büyük şirketleri değil, güvenlik yatırımları sınırlı olan KOBİ&#8217;leri de öncelikli hedef olarak görüyor. Para veya veri çalmak için her geçen gün yöntemlerini daha sofistike hâle getiriyor ve işletmeleri itibar kaybı, mali kayıp ve hatta iflas riskiyle karşı karşıya bırakıyorlar. Yapay zekâ araçlarının yardımıyla dolandırıcılık yöntemleri daha hızlı oluşturulduğundan mağduriyetler de artıyor.</p>
<p><strong>KOBİ&#8217;lerin karşılaştığı en yaygın siber tehditler</strong></p>
<p><strong>Kimlik avı</strong>, siber suçluların sahte e-postalar, metinler veya web siteleri kullanarak çalışanları kullanıcı adları, parolalar veya finansal bilgiler gibi hassas bilgileri ifşa etmeleri için kandırdığı en yaygın tehditlerden biridir.</p>
<p><strong>İş e-postalarının ele geçirilmesi </strong>(BEC), siber suçluların güvenilir yöneticileri veya ortakları taklit ederek çalışanları para aktarmaya veya gizli bilgileri ifşa etmeye yönlendirdiği bir sosyal mühendislik taktiğidir.</p>
<p>Virüsler, casus yazılımlar ve Truva atları gibi <strong>kötü amaçlı yazılımlar </strong>sistemlere zarar verebilir, hassas bilgileri çalabilir veya iş süreçlerini bozarak maliyetli kesintilere yol açabilir.</p>
<p><strong>Fidye yazılımı</strong>, bir işletmenin verilerini kilitleyen ve şifre çözme anahtarı için fidye talep eden bir kötü amaçlı yazılım türüdür. Bu durum, özellikle fidyeyi ödeyecek veya verileri etkili bir şekilde kurtaracak kaynaklara sahip olmayan KOBİ&#8217;ler için operasyonel kesinti, veri kaybı ve itibar kaybına neden olabilir.</p>
<p><strong>Yeniden kullanılan parolalar </strong>ve çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) eksikliği, siber suçluların sistemlere ve verilere yetkisiz erişim sağlamasına olanak tanıyan kapıları daha da açmaktadır.</p>
<p><strong>Güncel olmayan yazılımlar ve yama güvenlik açıkları, </strong>gözden kaçan diğer risklerdir. Siber suçlular sistemlere sızmak ve veri ihlallerine ya da diğer hasar türlerine neden olmak için bu açıklardan faydalanır.</p>
<p><strong>Tedarik zinciri saldırılarının </strong>da sayısı ve etkisi artıyor. Araştırma raporlarına göre KOBİ’ler üçüncü taraflar veya tedarikçilerle bağlantılı saldırıların da içerisinde yer alıyor.</p>
<p><strong>KOBİ&#8217;ler için siber güvenlik stratejisi</strong></p>
<p>Kapsamlı bir siber güvenlik stratejisi uygulamak çok önemli. KOBİ&#8217;ler en son tehditler hakkında bilgi sahibi olarak ve önleme öncelikli bir zihniyet benimseyerek varlıklarını, itibarlarını ve geleceklerini koruyabilirler. Sağlam bir siber güvenlik stratejisi oluşturmak için aşağıdaki adımlar atılmalıdır:</p>
<p><strong>Risk değerlendirmesi. </strong>Kapsamlı bir risk değerlendirmesi ile başlayın. Bu, müşteri verileri, fikri mülkiyet ve mali kayıtlar gibi kritik varlıkların tanımlanmasını; kimlik avı saldırıları ve fidye yazılımları gibi potansiyel tehditlerin değerlendirilmesini ve güncel olmayan yazılım veya yetersiz çalışan eğitimi gibi güvenlik açıklarının değerlendirilmesini içerir. Riskler belirlendikten sonra, potansiyel etki ve olasılıklarına göre önceliklendirilmelidir.</p>
<p><strong>Sistem güvenliği. </strong>Kötü niyetli faaliyetleri engellemek için antivirüs yazılımı, VPN, parola yöneticisi, güvenlik duvarları ve diğer güvenlik araçlarına yatırım yapın, yetkisiz erişimi önlemek için verileri şifreleyin ve şüpheli faaliyetleri izlemek için tespit ve önleme sistemleri kullanın. Düzenli, otomatik yedeklemeler de zorunludur. Daha fazla KOBİ bulut hizmetlerine geçtikçe Bulut Güvenliği Duruş Yönetimi (CSPM) hayati bir araç olarak ortaya çıkmıştır. CSPM, bulut yapılandırmalarındaki güvenlik açıklarının belirlenmesine ve giderilmesine yardımcı olarak verilerin güvende kalmasını sağlar. Ayrıca yapay zekâ (AI) ve makine öğrenimi (ML), anormallikleri ve potansiyel tehditleri gerçek zamanlı olarak tespit ederek siber güvenliği dönüştürüyor ve işletmelerin riskleri proaktif olarak azaltmasına olanak tanıyor.</p>
<p><strong>Eğitimler. </strong>İhlallerin %60&#8217;ında hatalar veya sosyal mühendislik saldırıları da dâhil olmak üzere insan hataları rol oynamıştır. Bu nedenle, sürekli siber güvenlik eğitimi şarttır. İşletmeler çalışanlarını en yaygın güvenlik açıkları konusunda eğitmeli, şüpheli faaliyetleri fark edebilmelerini ve risk yönetimi süreçlerini yürütebilmelerini sağlamalıdır. <a href="https://www.eset.com/us/home/link-checker/?srsltid=AfmBOorpdwagwQDFixWv6DIY-KEB6c7srGgVFrHa2qK5wr6IjyFbHJjd" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="18833">ESET&#8217;in ücretsiz, kullanımı kolay bağlantı denetleyicisi</a>, tehlikeli URL&#8217;lerden kaçınmanıza yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Kılavuzlar ve politikalar. </strong>Hassas verileri yetkili personelle kısıtlamak için erişim kontrol politikaları, şifreleme gibi veri koruma önlemleri veya parola protokolleri ve çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) uygulayın. Sıfır güven mimarisi &#8220;asla güvenme, her zaman doğrula&#8221; ilkesine göre çalışır. Bu yaklaşım, kullanıcıların ve cihazların sürekli olarak kimliklerinin doğrulanmasını ve onaylanmasını gerektirerek yetkisiz erişim riskini önemli ölçüde azaltır.</p>
<p><strong>Uyumluluk. </strong>Yasal sonuçlardan veya para cezalarından kaçınmak için düzenleyici çerçevelere uyum zorunludur. İşletmeler geçerli gereklilikleri belirlemeli, gerekli kontrol prosedürlerini uygulamalı ve politikaların, risk değerlendirmelerinin ve olay müdahalelerinin ayrıntılı kayıtlarını tutmalıdır.</p>
<p><strong>Olay müdahale planı. </strong>Güvenlik ihlallerinin tespit edilmesi, kontrol altına alınması ve hafifletilmesine yönelik doğru süreç, dijital güvenlik stratejisinin bir diğer önemli bileşenidir. Özel bir olay müdahale planı, müdahale ekibinin rol ve sorumluluklarını ana hatlarıyla belirler, paydaşları bilgilendirmek için dâhili ve harici iletişim stratejileri oluşturur ve gelecekteki güvenlik önlemlerini güçlendirmek için bir inceleme süreci tanımlar.</p>
<p><strong>Denetimler ve izleme. </strong>Siber tehditler sürekli gelişmektedir, bu nedenle güvenliği korumak için sürekli izleme gereklidir. İşletmeler, savunmaları değerlendirmek ve güvenlik açıklarını belirlemek için düzenli denetimler yapmalıdır.</p>
<p><strong>Çok Faktörlü Kimlik Doğrulama (MFA) özelliğini etkinleştirin: </strong>Mümkün olduğunda MFA ile hesaplara ekstra bir güvenlik katmanı eklenmelidir.</p>
<p><strong>Düzenli yedeklemeler: </strong>Bu, siber saldırılardan en az hasarla kurtulmaya ve işinize hızlı bir şekilde geri dönmeye yardımcı olur.</p>
<p><strong>Güvenilir siber güvenlik  çözümlerini kullanın: </strong>Ücretsiz veya düşük maliyetli siber güvenlik çözümleri ve diğer yazılımlara dâhil edilmiş siber güvenlik çözümleri cazip görünebilir ancak sınırlamaları var. Dolandırıcılık önleme özelliklerine sahip, SOHO odaklı siber güvenlik çözümleri arayın. Tüm cihazlarınızı (PC&#8217;ler, telefonlar, tabletler ve sunucular) koruduğunuzdan emin olun.</p>
<p>KOBİ&#8217;ler için siber güvenlik artık yalnızca BT departmanlarının sorumluluğu değil, aksine  İş sürekliliğini ve kurumsal itibarı koruyan stratejik bir yatırım olarak görülmeli. Doğru güvenlik çözümleri, düzenli eğitim ve proaktif bir yaklaşım, küçük işletmelerin büyük siber risklere karşı en güçlü savunmasını oluşturuyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/">KÜÇÜK İŞLETMELER, BÜYÜK SİBER RİSKLERLE KARŞI KARŞIYA!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-TİCARETTE YENİ DÖNEM 1 AĞUSTOS’TA BAŞLIYOR!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 10:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3624</guid>

					<description><![CDATA[<p>E-ticarette yeni dönem 1 Ağustos&#8217;ta başlıyor. Yapay zekâ reklamları ve indirim kampanyalarına yeni kurallar geliyor. Yeni düzenlemeyle sahteciliklerin önüne geçilmesinin hedeflendiğini belirten TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su “Yeni düzenle e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracak. Dijital altyapıya yatırım yapan şirketler öne çıkacak. Yeni düzenleme sadece tüketiciyi korumakla kalmayacak, e-ticarette yeni [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/">E-TİCARETTE YENİ DÖNEM 1 AĞUSTOS’TA BAŞLIYOR!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>E-ticarette yeni dönem 1 Ağustos&#8217;ta başlıyor. Yapay zekâ reklamları ve indirim kampanyalarına yeni kurallar geliyor. Yeni düzenlemeyle sahteciliklerin önüne geçilmesinin hedeflendiğini belirten <strong>TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su </strong>“Yeni düzenle e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracak. Dijital altyapıya yatırım yapan şirketler öne çıkacak. Yeni düzenleme sadece tüketiciyi korumakla kalmayacak, e-ticarette yeni bir rekabet anlayışı oluşturacak” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-2742" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/01/CENK-CIGDEMLI.jpg" alt="" width="263" height="208" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/01/CENK-CIGDEMLI.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/01/CENK-CIGDEMLI-300x238.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/01/CENK-CIGDEMLI-768x608.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 263px) 100vw, 263px" /></p>
<p>E-ticarette tüketiciyi aldatıcı reklamlar ve haksız ticari uygulamalara karşı korumayı amaçlayan yeni düzenlemeler, 1 Ağustos itibarıyla yürürlüğe giriyor. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan değişikliklerle, yapay zekâ destekli reklamlar, hedefli reklamcılık, influencer paylaşımları, indirim kampanyaları ve tüketici değerlendirmelerine ilişkin daha sıkı kurallar uygulanacak.</p>
<p>1 Temmuz&#8217;da Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle dijital ticarette şeffaflığın artırılması ve tüketicilerin yanıltıcı uygulamalara karşı daha etkin korunması hedefleniyor. Düzenlemeler, özellikle e-ticaret platformları ile çevrim içi satış yapan işletmelerin reklam ve pazarlama süreçlerinde önemli değişiklikler yapmasını gerektirecek.</p>
<p><strong>Yapay zekâ içeriklerinde açıklama zorunlu</strong></p>
<p>Yeni düzenleme kapsamında, reklamlarda yapay zekâ kullanılarak oluşturulan ve gerçek kişiden ayırt edilmesi güç dijital karakterlere yer verilmesi halinde bunun tüketiciye açık, anlaşılır ve fark edilebilir şekilde belirtilmesi zorunlu olacak. Ayrıca yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyaların, gerçek bir kişinin ürünü deneyimlediği veya tavsiye ettiği izlenimini veren reklamlarda kullanılması yasaklandı.</p>
<p><strong>İndirim kampanyalarında &#8220;10 gün&#8221; kriteri</strong></p>
<p>Düzenlemeyle birlikte indirimli satış reklamlarında da yeni bir dönem başlayacak. Buna göre, indirimin başlangıcından önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyat, indirim öncesi fiyat olarak gösterilebilecek. Böylece gerçeği yansıtmayan yüksek indirim algısı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Şarta bağlı kampanyalar da aynı kurallara tabi olacak.</p>
<p><strong>Şikâyetler daha hızlı yayınlanacak</strong></p>
<p>Tüketici değerlendirmelerine ilişkin süreç de değişiyor. Satıcı ve sağlayıcılara tüketici şikâyetlerine yanıt vermeleri için tanınan süre 72 saatten 48 saate indirildi. Süre içinde yanıt verilmemesi halinde değerlendirmeler yayımlanabilecek. Ayrıca yalnızca satın alma süreci doğrulanabilen tüketici yorumlarının yayımlanmasına izin verilecek.</p>
<p><strong>Sahte indirimlerin önüne geçilecek</strong></p>
<p>Yeni düzenlemenin e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracağını belirten <strong>TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli,</strong> “Artık bir ürünün fiyatı önce yapay olarak yükseltilip sonra ‘yüzde 50 indirim’ denilmesi daha zor olacak. İndirimli satışlarda referans fiyat olarak son 10 günün en düşük fiyatının esas alınması, kampanyaların daha şeffaf hale gelmesini sağlayacak. Yapay zekâ kaynaklı yanıltıcı reklamlara karşı da koruma sağlanacak. Gerçek olmayan kişilerin veya yapay zekâ ile oluşturulan görüntülerin gerçek kullanıcı ya da uzman gibi sunulması sınırlandırılıyor. Böylece tüketicinin reklam ile gerçeği ayırt etmesi kolaylaşacak. Ürünü gerçekten satın alan kişilerin değerlendirmeleri öne çıkarılacak. Bu sayede sahte veya manipülatif yorumların azaltılması hedefleniyor. İşletmelerin tüketici yorumlarına ve itirazlarına daha kısa sürede yanıt vermesi gerekecek. Bu da sorunların daha hızlı çözüme kavuşmasına katkı sağlayacaktır” dedi.</p>
<p><strong>Dijital altyapıya yatırım yapan şirketleri öne çıkaracak</strong></p>
<p>Yeni düzenlemelerin sadece tüketiciyi korumayacağını söyleyen Çiğdemli, bunun e-ticarette yeni bir rekabet anlayışı oluşturacağını belirtti. Özellikle fiyat şeffaflığı ve doğrulanabilir müşteri deneyiminin öne çıkacağını ifade eden Çiğdemli, güven inşa eden markaların uzun vadede daha fazla tercih edileceğini söyledi. Yeni düzenlemeyle birlikte, dijital altyapıya yatırım yapan şirketlerin ön plana çıkacağı bilgisini veren Çiğdemli, “Fiyat geçmişini takip etmek, tüketici yorumlarını doğrulamak ve reklam içeriklerini mevzuata uygun hale getirmek güçlü yazılım altyapısı gerektiriyor. Bu nedenle e-ticaret altyapı sağlayıcıları ve dijital dönüşüme yatırım yapan işletmeler daha hızlı uyum sağlayabilecek. Artık yalnızca düşük fiyat değil, güvenilirlik de rekabet unsuru olacak. Şeffaf çalışan markalar tüketicinin gözünde daha fazla tercih edilir konuma ulaşacak. Fiyat manipülasyonu ve yanıltıcı pazarlama yerine şeffaflık, doğrulanabilir bilgi ve tüketici güveni öne çıkarken, dijital altyapısını güçlendiren işletmeler yeni dönemin avantajlı oyuncuları arasında yer alacaktır” açıklamasında bulundu.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/">E-TİCARETTE YENİ DÖNEM 1 AĞUSTOS’TA BAŞLIYOR!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İŞ DÜNYASINDA YAPAY ZEKAYI YAPMAK DEĞİL, YÖNETMEK ÖNE ÇIKIYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:45:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ FİKİRLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3445</guid>

					<description><![CDATA[<p>BCG&#8217;nin ‘AI at Work’ raporunun dördüncü edisyonu yayınlandı: Rapora göre liderlerin %65’i, yapay zeka ajanlarının üç yıl içinde işlerinin en az yarısını gerçekleştirebileceğine inanıyor Boston Consulting Group (BCG) tarafından bu yıl dördüncüsü yayımlanan “İş Yerinde Yapay Zeka / AI at Work” raporu, çalışanların neredeyse yarısının artık zamanlarının önemli bir bölümünü işi doğrudan yapmak yerine yapay [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/">İŞ DÜNYASINDA YAPAY ZEKAYI YAPMAK DEĞİL, YÖNETMEK ÖNE ÇIKIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BCG&#8217;nin ‘AI at Work’ raporunun dördüncü edisyonu yayınlandı: </strong><strong>Rapora göre liderlerin %65’i, yapay zeka ajanlarının üç yıl içinde işlerinin en az yarısını gerçekleştirebileceğine inanıyor</strong></p>
<p><strong>Boston Consulting Group (BCG) tarafından bu yıl dördüncüsü yayımlanan “İş Yerinde Yapay Zeka / AI at Work” raporu, çalışanların neredeyse yarısının artık zamanlarının önemli bir bölümünü işi doğrudan yapmak yerine yapay zekayı yönlendirmeye ve yönetmeye ayırdığını ortaya koyuyor. 14 farklı pazarda, geniş bir sektör yelpazesinde faaliyet gösteren 11.749 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırmanın bulgularına göre, yapay zeka artık iş yerinde yalnızca üretkenliği artırmak ve zaman kazandırmakla kalmıyor; işin doğasını, liderliği ve çalışan deneyimini de kökten şekillendiriyor.</strong></p>
<p><strong>Bireysel çalışanlar arasında Yapay Zeka kullanıcı oranı geçen yıla göre 23 puan artarak %74&#8217;e ulaştı</strong></p>
<p>Bireysel katkı sağlayan çalışanlar (individual contributors) arasında yapay zeka kullanımının hızla arttığı görülüyor. Bu gruptaki düzenli kullanıcı oranı, son iki yıla göre 20 puandan fazla artarak  %74’e ulaştı. Hindistan, Orta Doğu, Brezilya ve Güney Afrika; küresel ortalamanın ve ABD, Fransa ve İtalya gibi pek çok ülkenin üzerinde düzenli yapay zeka kullanımı bildirdi.</p>
<p><strong>Yapay Zeka işi hem daha iyi hem daha zor hale getirdiği için bir “iş tatmini paradoksu” yaratıyor</strong></p>
<p>Katılımcıların %72’si yapay zekanın kendi rollerindeki beceri beklentilerini şimdiden önemli ölçüde değiştirdiğini söylüyor. %47’si ise artık zamanını işin kendisini yapmaktan ziyade yapay zekayı yönetmeye ve yönlendirmeye harcadığını belirtiyor. Düzenli yapay zeka kullanıcılarının %67’si bu teknolojinin iş tatminini artırdığını ifade ederken, %41’i bilişsel yükün arttığını rapor ediyor. Bu durum, yapay zekanın işi aynı anda hem kolaylaştırıp hem de zorlaştırdığı bir &#8220;iş tatmini paradoksu&#8221; yaratıyor.</p>
<p><strong>Kullanıcıların %42&#8217;si Yapay Zeka ile haftada bir iş gününden fazla tasarruf ederken, çoğu kurum bu zamanı henüz değere dönüştüremiyor</strong></p>
<p>Yaygın kullanıma rağmen birçok kuruluş yapay zeka kaynaklı verimlilik kazançlarını ölçülebilir bir değere dönüştürmekte zorlanıyor. Düzenli saha kullanıcılarının %42&#8217;si yapay zeka sayesinde haftada en az bir tam iş günü tasarruf ettiğini belirtirken, %66&#8217;sı bu kazandıkları zamanla ne yapacakları konusunda sınırlı rehberlik aldıklarını veya hiç almadıklarını söylüyor. Yarısından fazlası ise bu zamanı stratejik işlere yönlendirmiyor. Doğru bir dönüşüm süreci işletilmediğinde, tasarruf edilen zaman organizasyon içinde eriyip gidiyor.</p>
<p><strong>Çalışanların Yapay Zeka ile olan &#8220;Balayı Dönemi&#8221; stratejik netlik olmazsa sona erecek</strong></p>
<p>BCG Yönetici Ortağı; Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika ve Afrika Sanayi Grubu Başkanı Gözde Yalazı Özbek konuyla ilgili şunları söyledi:</p>
<p><em>‘Yapay zekanın ilk dalgası bireysel üretkenliğe; zaman kazanımına, verimliliğe ve iş yükünün azaltılmasına odaklanmıştı. Gelecek dalganın ise kolektif çalışmayı dönüştürmesi bekleniyor. Çünkü mesele artık yeni araçlar kullanmak değil; işlerin, rollerin ve ekiplerin nasıl çalıştığını yeniden tanımlamak. Rapor, yapay zeka çağında gerçek bir yönetim dönüşümünün geldiğine işaret ediyor.   </em></p>
<p><em>Türkiye&#8217;de de benzer bir tablo görüyoruz. Birçok kurum yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir etkiyi yaratanlar, teknolojiyi yalnızca verimlilik aracı olarak değil, organizasyonel dönüşüm aracı olarak ele alanlar oluyor. Yapay zekanın neden kullanıldığı, hangi iş sonuçlarının hedeflendiği ve çalışanlardan ne beklendiği netleşmedikçe, ilk dönemde elde edilen heyecan ve benimseme hızının korunması zorlaşacak.’</em></p>
<p><strong>Çalışanlar net bir strateji bekliyor, net strateji iş etkisini 25 puan artırıyor</strong></p>
<p>Çalışanlar yapay zekanın yoğunluğuna karşı direnç göstermiyor. Kurumlarda strateji net olduğunda, beklentiler gerçekçi şekilde tanımlandığında ve çalışanlarla etkili iletişim kurulduğunda yapay zeka dönüşümü daha başarılı sonuçlar veriyor. Net bir strateji, ölçülebilir iş etkisini 25 puan artırıyor. Strateji olmadan sunulan daha iyi araçlar, bu etkiyi yalnızca yaklaşık 5 puan yukarı taşıyor. İş akışını yeniden tasarlayan şirketlerdeki katılımcıların ölçülebilir iş geliştirme görme olasılığı 24 puan, haftada en az tam bir gün tasarruf etme olasılığı 22 puan ve artan iş tatmini bildirme olasılığı 20 puan daha yüksek.</p>
<p>Araştırma ayrıca, yapay zeka ajanlarının iş akışlarına dahil olma ve olgunlaşma sürecinin devam ettiğini de vurguluyor. Katılımcıların %30&#8217;u, bu ajanların iş akışlarına halihazırda entegre edildiğini belirtiyor ki bu oran geçen yılki raporda yer alan %13&#8217;lük oranın iki katından fazla. Her on katılımcıdan altısı, ajanların üç yıl içinde işlerinin en az yarısını yapabileceğine inanıyor. Buna rağmen katılımcıların yarısından fazlası ajanların tam olarak ne olduğu konusunda hala sınırlı bir anlayışa sahip ve yönetişim (denetim, hesap verebilirlik) mekanizmaları teknolojinin hala çok gerisinde kalıyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de teknoloji altyapısının olgunluğu ve veri regülasyonları kurumlardaki yaygınlaşmayı etkiliyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de ise yapay zekanın kurumsal ölçekte yaygınlaşmasının önündeki en önemli başlıklar arasında veri ve teknoloji altyapısının olgunluğu ile regülasyonlar yer alıyor. Özellikle veri yerelleştirme gereklilikleri, bazı sektörlerde yapay zeka uygulamalarının ölçeklenmesini daha seçici hale getiriyor. Bununla birlikte, yurt içi bulut altyapılarının gelişmesi ve kurumların veri temellerini güçlendirmeye yönelik yatırımları, bu engelleri kademeli olarak azaltıyor. Türkiye&#8217;de birçok kurum artık yapay zekayı deneme aşamasından çıkarıp iş süreçlerine entegre etmeye hazırlanırken, önümüzdeki dönemde asıl farkı yaratan unsur teknolojiye erişimden çok, bu teknolojiyi kurumsal ölçekte hayata geçirebilme kabiliyeti olacak.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/">İŞ DÜNYASINDA YAPAY ZEKAYI YAPMAK DEĞİL, YÖNETMEK ÖNE ÇIKIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE&#8217;DE E-TİCARET HACMİ 4,6 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:18:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DIŞ TİCARET]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye E-Ticaret Ekosistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ ve alternatif ödemeler, e-ticaretin yeni büyüme motoru oldu iyzico; Dogma Alares ve ETİD iş birliğiyle bu yıl beşincisini hazırladığı “Türkiye E-Ticaret Ekosistemi 2025 Raporu” ile sektörün dönüşümüne ışık tutmaya devam ediyor. Rapora göre, işlem sayısının 6 milyar seviyesinde yatay seyrettiği sektörde, büyümenin ana motoru, yıllık yüzde 52 artışla 1.278 TL’ye ulaşan ortalama sepet tutarları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/">TÜRKİYE’DE E-TİCARET HACMİ 4,6 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekâ ve alternatif ödemeler, </strong><strong>e-ticaretin yeni büyüme motoru oldu</strong></p>
<p><strong>iyzico; Dogma Alares ve ETİD iş birliğiyle bu yıl beşincisini hazırladığı “Türkiye E-Ticaret Ekosistemi 2025 Raporu” ile sektörün dönüşümüne ışık tutmaya devam ediyor. Rapora göre, işlem sayısının 6 milyar seviyesinde yatay seyrettiği sektörde, büyümenin ana motoru, yıllık yüzde 52 artışla 1.278 TL’ye ulaşan ortalama sepet tutarları oldu. Moda ve aksesuarın pazar liderliğini koruduğu e-ticaret ekosisteminin geleceğini; yapay zekâ ve alternatif ödeme sistemleri ile değişen tüketici beklentilerinin şekillendirmesi bekleniyor. </strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında e-ticaret hacmi 4,6 trilyon Türk lirası (115 milyar ABD doları) seviyesine ulaşarak GSYİH içindeki payını yüzde 6,9’a yükseltti. TÜİK verilerine göre, internet kullanım oranı yüzde 90,9’a, e-ticaret kullanım oranı yüzde 50,7’ye, e-ticaret kullanıcı sayısı ise 32 milyona çıktı.</p>
<p>Türkiye’nin öncü finansal teknoloji şirketi iyzico’nun Dogma Alares ve ETİD iş birliğiyle hazırladığı ‘Türkiye E-Ticaret Ekosistemi 2025 Raporu’ da sektörün büyümesini verilerle ortaya koyuyor. iyzico verileriyle bu yıl beşincisi hazırlanan rapor, e-ticaretin güçlü büyüme potansiyelini koruduğuna, sektörün işlem hacminin yanı sıra ekonomideki ağırlığını da artırdığına işaret ediyor.</p>
<p>iyzico verilerine göre, ortalama sepet büyüklüğü yıllık bazda yüzde 52 artarak 1.278 Türk lirasına yükseldi. Sepet tutarlarının yılın ikinci yarısında daha çok arttığı görülürken, tüketicilerin e-ticareti yüksek bütçeli ihtiyaçları için ana kanal olarak benimsemesi de dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>MODA LİDERLİĞİNİ KORURKEN, EN HIZLI BÜYÜME SPOR VE OUTDOOR’DA</strong></p>
<p>Raporda sektörel bazda moda ve aksesuar sektörü yüzde 29,1’lik hacim payıyla pazardaki liderliğini sürdürüyor. Elektronik ve teknoloji, yüksek sepet büyüklüğü ile yüzde 12,4’lük pay alarak ikinci sırada yer alırken, hizmet sektörü yüzde 24,5’lik işlem adedi payıyla dijital hizmet tüketiminin yaygınlaştığına işaret ediyor. Satış hacmi büyümesinde ise spor ve outdoor, sağlık, kültür-sanat ve hobi gibi kategoriler öne çıkıyor. Yıl boyunca moda sektörünün Kasım kampanyalarıyla, hizmet sektörünün ise yaz döneminde ivme kazandığı görülüyor.</p>
<p><strong>SATIŞLARIN YÜZDE 75,5&#8217;İ BÜYÜK İŞLETMELERDEN</strong></p>
<p>Rapor, e-ticaret ekosisteminde geniş ve çeşitlenen bir satıcı tabanı bulunduğuna işaret ediyor. Ancak mikro işletmeler satıcıların yüzde 90’ını oluşturmalarına rağmen toplam hacmin yalnızca yüzde 2,5’ini üretiyor. Buna karşılık, büyük ölçekli işletmeler yüzde 0,4’lük satıcı payıyla hacmin yüzde 75,5’ini gerçekleştiriyor. Coğrafi dağılımda ise İstanbul, Ankara ve İzmir ana ticaret merkezleri olmayı sürdürüyor. Bu tablo, mikro ve küçük işletmelerin yanı sıra farklı bölgelerdeki satıcıların kanal yönetimi ve dijitalleşme konusunda desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>ALTERNATİF ÖDEME ÇÖZÜMLERİNE TALEP ARTIYOR: </strong></p>
<p><strong>‘iyzico ile Öde’ İŞLEM ADEDİ VE HACMİNDEKİ PAYINI ARTIRDI</strong></p>
<p>Tüketicilerin güven, hız ve kolaylık arayışı, alternatif ödeme yöntemlerini e-ticaretin stratejik bir unsuru haline getiriyor. Bu doğrultuda 2025 yılında e-ticaret işlemlerinde kartlı ödemeler güçlü konumunu korurken, ‘iyzico ile Öde’ gibi alternatif dijital çözümlerin hem işlem adedi hem de satış hacmindeki payı arttı. İnternetten yapılan kartlı ödemeler 2,8 milyar adede ulaşarak toplam kartlı ödemeler içinde yüzde 24,2 paya ulaştı. Ortalama sepet büyüklüklerine göre yüksek tutarlı alışverişlerde kredi kartı ve ‘iyzico ile Öde’ tercih edilirken, düşük tutarlı işlemlerde banka ve ön ödemeli kartlar öne çıktı.</p>
<p><strong>Saitoğlu: “iyzico olarak kendimizi dönüşümün merkezinde konumlandırıyoruz”</strong></p>
<p>Rapor ışığında Türkiye’nin e-ticaret görünümünü değerlendiren<strong> iyzico CEO’su Orkun Saitoğlu, </strong>“Küresel e-ticaret, bugün yapay zekânın dönüştürücü gücüyle yepyeni bir evreye adım atıyor. Birçok ülkede e-ticaretin yükselişi güçlü bir ivmeyle sürerken, rekabet artık verimlilik, güven, operasyonel dayanıklılık ve müşteri deneyimi üzerinden şekilleniyor. Başka bir ifadeyle; sektördeki ilk faz olan ‘dijitale geçiş’ aşaması tamamlandı. Yeni faz ise tamamen yapay zekâ destekli, ‘dijitalde sürdürülebilir, kârlı ve ölçeklenebilir büyüme’ dönemi olacak” dedi.</p>
<p><strong>Saitoğlu</strong>, Türkiye’nin genç nüfusu ve yüksek dijital adaptasyonuyla bu yeni döneme avantajlı girerek e-ticaretin ekonomideki ağırlığını istikrarlı biçimde artırdığına dikkat çekerek, “E-ticaret, artık tüketiciler için sadece kampanya dönemlerinde başvurulan bir kanal olmaktan çıkarak, günlük ihtiyaçlardan hizmet tüketimine uzanan kalıcı bir alışkanlık haline geldi. Sektörel görünüm de benzer bir olgunlaşmaya işaret ediyor. Kategori bazlı büyüme trendleri sürerken; ekosistem genelinde abonelik modelleri, dijital servisler, deneyim ekonomisi, hızlı ticaret ve hizmet odaklı iş modelleri, yeni büyüme alanları olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Öte yandan e-ticaret geniş bir satıcı tabanına yayılmış olsa da ekonomik değer üretimi hâlâ belirli ölçeklerde yoğunlaşıyor. Bu durum, KOBİ’lerin dijitalde ölçeklenmesinin sektördeki en kritik gelişim alanı olduğunu gösteriyor. Bu noktada yapay zekâ, e-ticaretin yeni büyüme fazında KOBİ’lerin ticaret yapma biçimini ve tüketicilerin alışveriş deneyimini dönüştüren en stratejik araç olarak karşımıza çıkıyor. KOBİ’ler için müşteri hizmetlerinden fiyatlandırma ve operasyon yönetimine kadar daha akıllı, daha erişilebilir ve daha ölçeklenebilir bir ticaret altyapısı mümkün olurken; tüketiciler tarafında da daha kişiselleştirilmiş, hızlı ve güven veren bir alışveriş deneyimi yeni standart haline geliyor.</p>
<p>iyzico olarak biz de kendimizi bu dönüşümün merkezinde konumlandırıyoruz. Geliştirdiğimiz üretken yapay zekâ destekli alışveriş asistanı kolai başta olmak üzere, bu alandaki tüm çözümlerimizle yapay zekânın e-ticarette hem kullanıcı deneyimini hem de işletmelerin verimlilik ve ölçeklenme kapasitesini güçlendiren tamamlayıcı bir unsura dönüşmesi için çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Dogma Alares Kurucu Ortağı Erdal Güner</strong>,<strong> </strong>“E-ticaret, küresel ticaret ekosisteminin yalnızca büyüyen bir kanalı değil, işletmelerin rekabet gücünü, tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını ve finansal hizmetlerin kullanım biçimini yeniden tanımlayan temel yapılardan biri haline geliyor. Bu dönüşümde rekabet artık yalnızca ürün, fiyat ve erişim üzerinden değil; veri kullanımı, müşteri deneyimi ve esnek ödeme çözümleri üzerinden de şekilleniyor. Yapay zekâ, pazarlama ve içerik üretiminden operasyon yönetimine kadar pek çok alanda artık uzak bir gelecek konusu olmaktan çıktı; sektörün bu dönüşüme adaptasyon hızı, rekabet gücünü belirleyecek en kritik etken haline geldi. Önümüzdeki dönemde e-ticareti yapay zekâ ajanları, sesli ticaret, akıllı operasyonlar ve bütünleşik finansal hizmetler şekillendirecek. Türkiye&#8217;nin bu dönüşümde yalnızca büyüyen bir pazar olarak değil, küresel ölçekte rekabet eden bir ekosistem olarak konumlanması kritik önemde. 5. yılında Türkiye E-Ticaret Ekosistemi Raporu, bu dönüşüm sürecini kapsamlı bir veri perspektifiyle ortaya koyarak sektör paydaşları için yol gösterici olmaya devam edecek” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkan Yardımcısı Emre Ekmekçi,</strong> “Türkiye, e-ticaret alanında hem bölgesel hem de küresel düzeyde konumunu her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor. Dijital dönüşüm ve teknoloji uyumundaki hızımız, sektörün bugün ulaştığı seviyenin en temel göstergesi. Yurt içi pazardaki ivmemizi korurken aynı zamanda gözlerimizi dışarıya çevirmek zorundayız. E-ihracat, Türkiye için bir tercih değil, bir zorunluluk haline geliyor. Türk e-ticaret markalarının uluslararası arenada hak ettiği görünürlüğe kavuşması, sadece ihracat gelirlerimizi artırmakla kalmayacak, ülkemizin teknoloji ve girişimcilik imajını da dünyaya taşıyacak. Avrupa ve Orta Doğu gibi coğrafi yakınlığımız olan pazarlar bu açıdan bizim için büyük bir avantaj sunuyor; bu fırsatı değerlendirmek için doğru zaman tam da şu an. ETİD olarak yalnızca bir meslek kuruluşu gibi değil, sektörümüzün küresel vizyonunu şekillendiren bir aktör gibi hareket etmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye E-Ticaret Ekosistemi 2025 Raporu’ndan öne çıkan veriler: </strong></p>
<ul class="3e351c67784e0cdfdecimal_type">
<li>Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2019’da 136 milyar TL olan e-ticaret satış hacmi, 2025&#8217;te 4,6 trilyon TL&#8217;ye ulaşarak yedi yıllık dönemde yaklaşık 34 katına çıktı. Bu dönemde yıllık bileşik büyüme oranı yaklaşık yüzde 80 oldu.</li>
<li>2019&#8217;da 24 milyar dolar olan e-ticaret satış hacmi, 2025&#8217;te 115 milyar dolara ulaşarak <span class="wmi-callto">2019-2025</span> döneminde yaklaşık 5 katına çıktı.</li>
<li>E-ticaretin GSYİH içindeki payı Hollanda ve Almanya’da yüzde 2,6; Türkiye’de ise yüzde 2,8 seviyesindedir. Bu tablo, Türkiye’de e-ticaret adaptasyonunun güçlü seyrettiğini gösteriyor.</li>
<li>Türkiye’de e-ticaretin 2019’da yüzde 2,7 olan ekonomideki payı, pandemi etkisiyle hızlandı. 2022’de yüzde 5,1 seviyesinde dengelenme sağlandı. 2023 – 2024 yıllarında yüzde 6,8’lik güçlü seviyenin ardından yüzde 6,5’lik sınırlı bir düzeltme yaşandı. 2025’te yüzde 6,9’a ulaşan yeni zirve, sektörün kalıcı büyümesini tescilledi.</li>
<li>2024 yılında 841 TL olan yıllık ortalama sepet tutarı, 2025 yılında yüzde 52 oranında güçlü bir artış göstererek 1.278 TL seviyesine yükseldi. Yılın ikinci yarısında 1.320 TL ile 1.720 TL bandına oturarak kalıcı ve daha yüksek bir seviyede seyretti.</li>
<li><span class="wmi-callto">2019-2023</span> döneminde 1,36 milyardan 5,87 milyara çıkan e-ticaret işlem adedi, <span class="wmi-callto">2024-2025</span> yıllarında yaklaşık 6 milyar seviyesinde geniş bir tabana oturdu.</li>
<li>Moda ve aksesuar sektörü hem işlem yoğunluğunu hem de harcama hacmini artırarak pazar liderliğini pekiştirdi. Elektronik ve teknoloji, işlem sıklığından ziyade yüksek sepet tutarlarına dayalı yapısıyla hacimsel olarak ikinci sıradaki yerini korudu. Hizmet sektörü, kozmetik sektörünü geride bırakarak hacim bazında ilk üçe yükseldi. Ayrıca işlem adedinde de yiyecek-içeceğin ardından ikinci sıraya yerleşerek tüketicilerin dijitalleşme alışkanlıklarında güçlü bir ivme yakaladı.</li>
<li>Satıcı dağılımında mikro işletmeler yüzde 90’lık payla ekosistemin geniş tabanını oluşturuyor. İşlem hacmi tarafında ise büyük ölçekli işletmeler yüzde 75,5’lik payla öne çıkıyor.</li>
<li>Türkiye&#8217;de internetten yapılan kartlı ödemelerin payı son dokuz yılda belirgin biçimde arttı.</li>
<li>E-ticaret alışverişlerinin belirgin bir şekilde hafta içi günlerinde yoğunlaştığı görülüyor. 2025 yılında gerçekleştirilen e-ticaret işlemlerinin yüzde 73,9&#8217;u pazartesi-cuma günleri arasında gerçekleşmişti. Pazartesi, haftanın en yoğun alışveriş yapılan günü olurken; cumartesi ve pazar ise en sakin günler oldu.</li>
<li>Anneler Günü, 2.212 TL ile tüm özel günlerin en yüksek sepet büyüklüğüne ulaştı. Okula Dönüş döneminde sepet büyüklüğü 1.980 TL ile yüksek seyretti.</li>
<li>iyzico ile Öde, tüm işletme segmentlerinde güçlü bir ivme yakalayarak öne çıkan alternatif kartlı ödeme yöntemi haline geldi. Tüketiciler yüksek tutarlı alışverişlerde ağırlıklı olarak kredi kartı ve iyzico ile Öde&#8217;yi tercih ederken; düşük tutarlı işlemlerde banka kartı ve ön ödemeli kartlara yöneldi.</li>
<li>Tüketicilerin taksitli ödeme davranışları; sepet büyüklüğü, sektör dinamikleri ve yasal düzenlemeler gibi etkenlere bağlı olarak şekillendi.</li>
<li>Türkiye e-ticaret ekosistemi, aşağıdaki üç temel unsurun etkisiyle çok daha bağlantılı ve entegre bir yapıya doğru ilerliyor
<ol>
<li>Müşteri beklentilerindeki değişim,</li>
<li>Ödeme teknolojilerindeki gelişmeler,</li>
<li>Yapay zekâ destekli yeni çözümler.</li>
</ol>
</li>
</ul>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/">TÜRKİYE’DE E-TİCARET HACMİ 4,6 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAPAY ZEKÂ KULLANIMI, GÜVEN ENDİŞELERİNE RAĞMEN YAYGINLAŞIYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 08:51:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay zekâ kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3238</guid>

					<description><![CDATA[<p> EY’ın Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi 2026 sonuçlarına göre, yapay zekâya ilişkin güvenlik, kontrol ve hesap verebilirlik endişeleri sürmesine rağmen kullanım hızla artıyor. Küresel çapta 23 ülkede 18 yaş ve üzeri 18.000 kişiyle gerçekleştirilen araştırmada, katılımcıların %84’ü son altı ay içinde yapay zekâ kullandığını, %16’sı ise insan müdahalesi olmadan belirli görevleri yerine getirebilen otonom bir yapay [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/">YAPAY ZEKÂ KULLANIMI, GÜVEN ENDİŞELERİNE RAĞMEN YAYGINLAŞIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong><strong>EY’ın Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi 2026 sonuçlarına göre, yapay zekâya ilişkin güvenlik, kontrol ve hesap verebilirlik endişeleri sürmesine rağmen kullanım hızla artıyor. Küresel çapta 23 ülkede 18 yaş ve üzeri 18.000 kişiyle gerçekleştirilen araştırmada, katılımcıların %84’ü son altı ay içinde yapay zekâ kullandığını, %16’sı ise insan müdahalesi olmadan belirli görevleri yerine getirebilen otonom bir yapay zekâ sistemini deneyimlediğini belirtiyor. Araştırma bulguları, yapay zekânın artık yalnızca yardımcı bir araç olarak değil, giderek daha fazla karar süreçlerine dahil edilen bir sistem olarak konumlandığını gösteriyor.</strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın <strong>Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi</strong><strong> (AI Sentiment Index) </strong>araştırmasının ikinci sayısı yayımlandı. Son altı aylık dönemde yapay zekânın günlük yaşamdaki yerini ve ne ölçüde kullanıldığını ortaya koymayı amaçlayan araştırma, kullanıcıların yapay zekâya yönelik tercihlerini incelerken, bu alanda güven inşa edilmesi için hangi adımların önem kazandığına da ışık tutuyor. Endeks sonuçları net bir tablo ortaya koyuyor: yapay zekânın benimsenme hızı, güven endişelerini geride bırakıyor.</p>
<p><strong>Yapay zekâ, yardımcı rolden karar süreçlerine doğru ilerliyor</strong></p>
<p>Araştırma, yapay zekânın hızlı benimsenmesinin artan güven düzeyinden çok, düşük riskli ve günlük kullanım alanlarında oluşan aşinalıkla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yol tarifi, müşteri hizmetleri, seyahat planlama ve içerik önerileri gibi kullanım alanları artık günlük rutinin bir parçası haline gelirken, bu konfor alanı daha fazla yetki devrinin de zeminini hazırlıyor.</p>
<p>Araştırmaya göre; katılımcıların %9’u otonom araç veya sürücüsüz taksi kullandığını, %10’u kendi adına ürün satın alan bir yapay zekâ uygulamasını deneyimlediğini, %11’i ise yapay zekânın alışveriş sepetini otomatik doldurmasına veya bankacılık işlemlerini yönetmesine izin verdiğini belirtiyor. Otonom yapay zekâyı henüz deneyimlememiş kişiler arasında da bu teknolojilere açık olma durumu dikkat çekiyor. Katılımcıların %36’sı indirimlerin otomatik uygulanmasını, %34’ü müşteri hizmetleri sorunlarının kendi müdahalesi olmadan çözülmesini, %30’u ev güvenliğinin ve %21’i de randevu planlamasının yapay zekâ tarafından yönetilmesini tercih edebileceğini ifade ediyor.</p>
<p><strong>Benimsenme artıyor, ancak güven aynı hızda ilerlemiyor</strong></p>
<p>Endeks sonuçlarına göre, yapay zekâ kullanımı hızla artarken, bu teknolojinin nasıl yönetildiğine ve kontrol edildiğine yönelik güven aynı hızda gelişmiyor. Kullanıcıların güvenlik, kontrol, hesap verebilirlik ve gerçeklik konularındaki endişeleri devam etse de bu kaygılar benimsenmeyi yavaşlatmıyor; daha çok, otonom yapay zekâ sistemlerinin nasıl tasarlanması ve sunulması gerektiğine ilişkin beklentileri şekillendiriyor.</p>
<p>Araştırma bulgularına göre; katılımcıların %66’sı yapay zekâ sistemlerinin siber saldırıya uğramasından endişe ediyor, %66’sı insan denetiminin hâlâ gerekli olduğunu düşünüyor, %73’ü ise gerçek olanla yapay zekâ tarafından üretileni ayırt edememekten kaygı duyuyor.</p>
<p><strong>Öncü pazarlar daha erken sinyal veriyor</strong></p>
<p>Araştırma, yapay zekâ kullanımının daha yaygın, daha sık ve günlük yaşama daha derin entegre olduğu sekiz öncü pazarı ortaya koyuyor: Hindistan, Çin, Brezilya, Meksika, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hong Kong ve Güney Kore. Bu pazarlarda yapay zekâ kullanım oranı %94’e, otonom yapay zekâyı deneyimleme oranı ise %24’e ulaşıyor. Diğer pazarlar ise daha yavaş ama artan benimsenmenin görüldüğü geçiş pazarları ile daha temkinli ve seçici kullanımın öne çıktığı geride kalan pazarlar olarak ayrışıyor. Bu pazarlar, öncü pazarlara kıyasla genel yapay zekâ kullanımında %12–15, otonom kullanımda ise %11–13 oranında daha geride seyrediyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Yapay Zekâ Hizmetleri Lideri Reyzi Devrim Pamir </strong>konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“EY Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi araştırması önemli bir eşiğe işaret ediyor: yapay zekâya yönelik tam güven oluşmadan, kullanım ve yetki devri hızla artıyor. İnsanlar yapay zekâyı önce düşük riskli ve günlük işlerde benimsiyor; ancak bu aşinalık zamanla daha kritik karar alanlarına da taşınıyor. Kurumlar açısından asıl konu artık yapay zekâyı kullanıp kullanmamak değil; hangi görevlerin, hangi sınırlar içinde, nasıl bir insan denetimi ve hesap verebilirlik çerçevesiyle yapay zekâya devredileceğini tasarlamak. Bu nedenle güven, sonradan eklenecek bir unsur değil; en baştan sistemin mimarisine yerleştirilmesi gereken temel bir prensip. İş dünyasının, şeffaflığı, denetlenebilirliği ve sorumlu yapay zekâ yaklaşımını merkeze alan bir dönüşümü hızla hayata geçirmesi kritik önem taşıyor.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/">YAPAY ZEKÂ KULLANIMI, GÜVEN ENDİŞELERİNE RAĞMEN YAYGINLAŞIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAPAY ZEKA ÖDEME DÜNYASINI DEĞİŞTİRİYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 12:46:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=2938</guid>

					<description><![CDATA[<p>KPMG&#8217;nin bankalar ile perakende dünyasının ödeme sistemlerine bakışını mercek altına aldığı yeni raporuna göre bankaların yüzde 51&#8217;i ödeme sektöründe gelecekte en güçlü ekosistemleri kuranların öne çıkacağını düşünüyor. Perakendecilerin yüzde 47&#8217;si de önümüzdeki beş yıl içinde birden fazla ödeme hizmeti sağlayıcısıyla çalışmayı planlıyor. Araştırma ayrıca taraflar arasında bazı beklenti farkları olduğunu ve yapay zekânın hızla yaygınlaştığını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/">YAPAY ZEKA ÖDEME DÜNYASINI DEĞİŞTİRİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KPMG&#8217;nin bankalar ile perakende dünyasının ödeme sistemlerine bakışını mercek altına aldığı yeni raporuna göre bankaların yüzde 51&#8217;i ödeme sektöründe gelecekte en güçlü ekosistemleri kuranların öne çıkacağını düşünüyor. Perakendecilerin yüzde 47&#8217;si de önümüzdeki beş yıl içinde birden fazla ödeme hizmeti sağlayıcısıyla çalışmayı planlıyor.</strong></p>
<p><strong>Araştırma ayrıca taraflar arasında bazı beklenti farkları olduğunu ve yapay zekânın hızla yaygınlaştığını ortaya koyarken; tokenizasyon, dijital varlıklar ve merkez bankası dijital paralarının da ödeme altyapılarında giderek daha fazla yer bulacağına dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>KPMG&#8217;nin dünya genelinde 500 banka ve 500 perakende şirketi yöneticisiyle gerçekleştirilen kapsamlı araştırması, ödeme ekosistemindeki köklü dönüşümü gözler önüne serdi. &#8221; Ödeme Modernizasyonu için Ortaklık&#8221; başlıklı rapor, dijital para birimleri ve yapay zekânın ödeme sektörünü nasıl yeniden şekillendirdiğini, bankaların ve perakendecilerin bu değişime ayak uydurmak için kurabilecekleri stratejik ortaklıklar hakkında detaylı analizlere yer veriyor.</p>
<p>Ödeme modernizasyonunda başarının anahtarının <strong>güçlü ortaklıklar</strong> ve <strong>ekosistemler</strong> kurmaktan geçtiğini ortaya koyan rapora göre, bankaların yüzde 51&#8217;i, ödeme sektöründe gelecekte öne çıkacak oyuncuların en güçlü ekosistemleri kurabilenler olacağını düşünüyor. Öte yandan perakendecilerin yüzde 47&#8217;si, önümüzdeki beş yıl içinde birden fazla ödeme hizmeti sağlayıcısıyla çalışmayı planlıyor. Bu tablo, ödeme alanındaki yeniliklerin önünü açmak için güçlü iş birlikleri ve sağlam ekosistemlerin kritik bir rol oynayacağını ortaya koyuyor.</p>
<p>Nitekim perakendecilerin yüzde 53&#8217;ü, bankaların ödeme modernizasyon hedeflerini anladığını ifade ederken, yarısı da bankalarının müşteri ödeme deneyimini iyileştirmek için kendileriyle aktif iş birliği yaptığını söylüyor. Buna karşın rapor, bu iş birliğinin henüz sektörün tamamına yayılmadığına dikkat çekiyor. Birçok kuruluş hâlâ geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi içinde hareket etmeye devam ediyor ve bu durum, hızla gelişen rekabet ortamında geride kalmalarına neden olabiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-856" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk.jpg" alt="" width="900" height="676" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk-300x225.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk-768x577.jpg 768w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk-96x72.jpg 96w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>“Kurumların bu dönüşüme uyum sağlamaları kritik önem taşıyor”</strong><br />
Son dönemde ödeme ekosisteminde yaşanan gelişmelerin stratejik bir dönüşüm olduğunu belirten <strong>KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk</strong>, rapor ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ödeme sistemleri bugün dijital para birimleri, yapay zekâ ve açık ekosistemlerin etkisiyle yeniden şekilleniyor. Kurumların bu dönüşümde başarılı olabilmesi için artık yalnızca teknolojiyi benimsemeleri yeterli olmuyor. Bankalar, perakendeciler, fintech&#8217;ler ve teknoloji sağlayıcılarının birlikte değer üreten güçlü iş birlikleri kurması da gerekiyor. Araştırmamız da gösteriyor ki; ödeme modernizasyonunda rekabet avantajı, en güçlü ekosistemleri kurabilen kurumların elinde olacak. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli analitik ve tokenizasyon gibi teknolojiler ödeme deneyimini daha hızlı, güvenli ve kişiselleştirilmiş hale getirecek. Ancak kurumların da çevik altyapılar ve veri odaklı stratejilerle bu dönüşüme uyum sağlamaları kritik önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Banka ve perakendeci beklentileri arasında uçurum</strong><br />
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, bankaların perakendecilerin karşılaştığı zorlukları her zaman doğru değerlendiremediği. Perakendecilerin yüzde 48&#8217;i parçalı ve eskimiş ödeme altyapısını en büyük sorun olarak görürken, bankaların yalnızca yüzde 27&#8217;si bu durumun farkında.</p>
<p>Öte yandan bankalar, sınır ötesi ödemeler ve ücret şeffaflığı gibi konularda da perakendecilerin aksine çok daha fazla endişe duyuyor. Perakendecilerin yalnızca yüzde 4&#8217;ü sınır ötesi ödeme yönetimini bir sorun olarak görürken, bankaların yüzde 40&#8217;ı bu konuyu perakendeciler için önemli bir zorluk olarak değerlendirip buna göre aksiyonlar alıyor.</p>
<p><strong>Yapay zekâ ödeme sistemlerini dönüştürüyor</strong><br />
Rapor, bankaların ödeme sistemlerini modernize etmek ve güvenlik, verimlilik ile kişiselleştirme alanlarında çıtayı yükseltmek için yapay zekâyı hızla devreye aldığını da gösteriyor. Bugün neredeyse tüm bankalar, 7/24 müşteri hizmeti sunmak için yapay zekâ destekli sohbet botlarından yararlanıyor ve ödeme belgelerinin oluşturulması gibi süreçleri yapay zekâ ile otomatikleştiriyor.</p>
<p>Araştırmaya göre önümüzdeki üç yıl içinde bankaların yapay zekâyı çok daha kapsamlı şekilde kullanması bekleniyor. Özellikle davranışsal ve bağlamsal verilerden yararlanarak kişiselleştirilmiş hizmetler geliştirmek, ödeme verilerini analiz ederek fiyatlandırma kararlarına içgörü sağlamak ve muhabir bankalar arasındaki ağ yönetimini güçlendirmek, en hızlı büyümesi beklenen kullanım alanları arasında yer alıyor.</p>
<p>Ayrıca önümüzdeki üç yıl içinde bankaların büyük bölümünün, ödemeleri güvence altına almak için yapay zekâ destekli biyometrik doğrulama sistemlerini ve işlemleri otonom biçimde yürüten ajan tabanlı yapay zekâ çözümlerini kullanması bekleniyor. Yapay zekânın aynı zamanda dolandırıcılık tespitinde de çıtayı yükseltmesi bekleniyor; bankaların yüzde 85&#8217;i riskleri anında tespit edip çözmek için yapay zekâdan yararlanmayı planlıyor.</p>
<p>Yapay zekâ, perakendecilerin ödeme süreçlerini yönetme biçimini de köklü biçimde değiştiriyor. Perakendecilerin dörtte üçünden fazlası, müşterilere 7/24 destek sunmak için yapay zekâ destekli sohbet botlarından yararlanıyor. Neredeyse aynı oranda perakendeci ise müşteri davranışlarına dair daha derin içgörüler elde etmek ya da güvenlik ihlalleri ve dolandırıcılık girişimlerini gerçek zamanlı olarak tespit edip çözmek için yapay zekâyı kullanıyor. Bununla birlikte perakendeciler yapay zekâyı farklı alanlarda da devreye alıyor. Verimliliği artırmak amacıyla ödeme süreçlerini sadeleştiriyor, farklı ödeme kanallarını entegre ediyor ve ödeme belgelerini otomatik olarak oluşturuyorlar. Ayrıca mevzuata uyum süreçleri, ödül programları ve risk takibi gibi alanlarda da yapay zekâdan yararlanarak otomasyon sağlıyorlar. Araştırma, önümüzdeki üç yıl içinde perakendecilerin yapay zekânın daha gelişmiş yeteneklerine odaklanacağını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Tokenizasyon ve dijital para birimleri yükselişte</strong><br />
Araştırma, tokenizasyonun ödeme verimliliğini artırmak için güçlü bir araç olarak görüldüğünü de ortaya koyuyor. Lider konumdaki bankaların yüzde 64&#8217;ü, dijital varlıkların maliyetleri ve işlem sürelerini önemli ölçüde azaltacağına inanıyor. Bu bankalar, programlanabilir para yetenekleri geliştirme, şirket içi likidite optimizasyonu için tokenize para kullanma ve stablecoin&#8217;leri ödeme altyapılarına entegre etme konularında hızla ilerliyor.</p>
<p>Sınır ötesi ödemeler açısından da önemli gelişmeler yaşanıyor. Bankaların yüzde 60&#8217;ı programlanabilir para ve dijital defterleri desteklemek için çekirdek sistemlerini yükseltiyor. Önümüzdeki üç yıl içinde merkez bankası dijital paralarının (CBDC) atomik uzlaşma için kullanımının yüzde 30&#8217;lardan yüzde 61&#8217;e çıkması, stablecoin ve token fintech platformlarının kullanımının ise yüzde 48&#8217;den yüzde 80&#8217;e yükselmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>Geleceğe yönelik üç kritik adım</strong><br />
Raporda banka ve perakende yöneticilerine şu üç alanda adım atmaları tavsiyesinde de bulunuluyor:</p>
<ul>
<li><strong>İş birliklerini önceliklendirin</strong>: Teknolojik dönüşümün hızlanması ve müşteri beklentilerinin sürekli değişmesi, bankalar ve perakendeciler üzerinde ödeme sistemlerini hızla modernize etme baskısı yaratıyor. Bu ortamda rekabette öne geçebilmek için kurumların teknoloji sağlayıcıları, müşteriler, düzenleyici kurumlar ve hatta rakiplerle birlikte çalıştıkları güçlü ekosistemler kurması büyük önem taşıyor. Bu tür iş birlikleri, bilgi, yetkinlik ve yatırımların paylaşılmasını sağlayarak rekabet avantajı yaratıyor.</li>
<li><strong>Müşteriyi merkeze alın</strong>: Sektörde öne çıkan kurumlar, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini derinlemesine anlayan ve buna göre yeni ödeme seçenekleri ile hizmetleri hızlı şekilde geliştirebilen organizasyonlar oluyor. Bankalar ve perakendeciler yalnızca müşterilerine daha yakın olmakla kalmamalı, aynı zamanda değişen talep ve rekabet koşullarına hızla yanıt verebilmek için yeni ödeme altyapılarını değerlendirme, geliştirme ve devreye alma yetkinliklerini de güçlendirmelidir.</li>
<li><strong>Çeviklik kazanın</strong>: Ödeme ekosistemi hızla dönüşüyor ve dünya genelinde yeni oyuncular tarafından geliştirilen teknolojiler ile ödeme yöntemleri hızla pazara sunuluyor. Bu nedenle bankalar ve perakendecilerin ödeme stratejilerini, altyapılarını ve operasyonlarını daha çevik hale getirmeye odaklanması gerekiyor. Bu yaklaşım, kurumlara gelecekte daha fazla esneklik ve ölçeklenebilirlik sağlayarak pazar koşulları değiştikçe hızla uyum sağlama ve dönüşme imkânı sunacak.</li>
</ul>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/">YAPAY ZEKA ÖDEME DÜNYASINI DEĞİŞTİRİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
