<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TEKNOLOJİ - Ekonomi Ajandası</title>
	<atom:link href="https://ekonomiajandasi.com/kategori/teknoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<description>Ekonomi ve Sanayi Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Aug 2026 09:33:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2024/12/cropped-favicon-32x32.jpg</url>
	<title>TEKNOLOJİ - Ekonomi Ajandası</title>
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>FABRİKADA HER ŞEY YOLUNDA GÖRÜNÜRKEN MALİYETLER NASIL BÜYÜYOR?</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:33:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ FİKİRLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üretim süreçlerinde bilgi akışındaki gecikme nedeniyle ortaya çıkan operasyonel aksaklıklar görünmez maliyetlere dönüşüyor. Kalite sapmalarının geç fark edilmesi, stok kayıtlarının sahadaki gerçekliği yansıtmaması ve mühendislik değişikliklerinin ilgili süreçlere zamanında ulaşmaması; fire, yeniden işleme, acil tedarik, kapasite ve termin kaybına yol açıyor. Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), üretim sahasından gelen verinin ERP [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/">FABRİKADA HER ŞEY YOLUNDA GÖRÜNÜRKEN MALİYETLER NASIL BÜYÜYOR?</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üretim süreçlerinde bilgi akışındaki gecikme nedeniyle ortaya çıkan operasyonel aksaklıklar görünmez maliyetlere dönüşüyor. Kalite sapmalarının geç fark edilmesi, stok kayıtlarının sahadaki gerçekliği yansıtmaması ve mühendislik değişikliklerinin ilgili süreçlere zamanında ulaşmaması; fire, yeniden işleme, acil tedarik, kapasite ve termin kaybına yol açıyor. Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), üretim sahasından gelen verinin ERP süreçleriyle bütünleşmesinin bu kayıpları büyümeden görünür kıldığını ve üretim sürerken müdahale imkânı sağladığını vurguluyor.</strong></p>
<p>Üretim şirketleri malzeme, enerji ve işçilik gibi doğrudan maliyetleri yakından izliyor. Kârlılığı aşındıran bazı kayıplar ise kalite, depo, mühendislik, satın alma ve planlama gibi farklı süreçlere dağıldığı için toplam etkileri çoğu zaman sonradan görülebiliyor. Birbirinden bağımsız operasyonel aksaklıklar gibi görünen bu kayıpların ortak noktasında, sahadaki güncel bilginin doğru sürece zamanında ulaşmaması bulunuyor. Bu nedenle üretimde verinin doğruluğu kadar karar anında güncel, erişilebilir ve süreçler arasında tutarlı olması da önem taşıyor.</p>
<p>Deloitte’un büyük üretim şirketlerinden 600 yöneticinin katılımıyla gerçekleştirdiği<a href="https://www.deloitte.com/us/en/insights/industry/manufacturing-industrial-products/2025-smart-manufacturing-survey.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="4265"> </a><a href="https://www.deloitte.com/us/en/insights/industry/manufacturing-industrial-products/2025-smart-manufacturing-survey.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="4266">2025 Akıllı Üretim ve Operasyon Araştırması</a>, akıllı üretim yatırımlarının operasyonel karşılığını ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 92’si akıllı üretimin önümüzdeki üç yılda rekabetçiliğin temel itici güçlerinden biri olacağını düşünüyor. Şirketler, akıllı üretim uygulamalarıyla üretim çıktısında ortalama yüzde 10 ila 20, çalışan verimliliğinde yüzde 7 ila 20 ve kullanılabilir kapasitede yüzde 10 ila 15 arasında iyileşme sağladıklarını bildiriyor.</p>
<p>Akıllı üretim yatırımının değeri, sahada oluşan verinin doğru iş bağlamıyla buluşup zamanında karara dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Makine, kalite, depo, mühendislik, satın alma ve planlama birimleri farklı güncellikteki bilgilerle çalıştığında küçük bir sapma, birden fazla sürece yayılan maliyet zincirleri oluşturabiliyor.</p>
<p><strong>Bilgi gecikmesi üç noktada maliyete dönüşüyor</strong></p>
<p>Kalite sapması üretim sürerken görülemediğinde, aynı koşullarda üretilen her yeni ürün hatanın etkisini genişletebiliyor. İlk fire veya yeniden işleme maliyetine ayıklama, ilave kontrol, üretim planının değişmesi, teslimat gecikmesi, iade ve garanti giderleri ekleniyor.<a href="https://asq.org/quality-resources/cost-of-quality" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="4267"> </a><a href="https://asq.org/quality-resources/cost-of-quality" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="4268">2025 ASQE Insights on Excellence Kalite Maliyeti Araştırması’na</a> göre, katılımcıların yalnızca yüzde 31’i kalite maliyetlerinin kurumlarının finansal performansı üzerindeki etkisini tam olarak anladığını belirtiyor. Bu bulgu, üretimin farklı aşamalarında oluşan kalite kayıplarının toplam finansal etkisini görünür kılmadaki güçlüğe işaret ediyor.</p>
<p>Stok yönetiminde sistemde görünen miktar her zaman üretimde kullanılabilecek miktarı yansıtmıyor. Bir malzeme kayıtlarda mevcut görünse de yanlış depoda bulunabiliyor, uygun lotta olmayabiliyor, kalite onayı tamamlanmamış veya başka bir üretim emri için ayrılmış olabiliyor. Fiziksel hareketler sisteme geç işlendiğinde veya depo ile üretim kayıtları ayrıştığında planlama, gerçekte kullanılamayan bir stoka dayanıyor. Bunun sonucunda üretim hattı bekleyebiliyor; acil satın alma, gereksiz stok birikimi, kapasite kaybı ve teslimat gecikmesi ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>Mühendislik değişikliklerinde ise bilginin ulaştığı zaman kadar hangi süreçlere ulaştığı da belirleyici oluyor. Malzeme, ürün ağacı, rota veya teknik doküman üzerindeki bir değişiklik satın alma, planlama, kalite ve üretim süreçlerine aynı revizyon bilgisiyle yansımadığında eski tanıma göre malzeme sipariş edilebiliyor veya üretime devam edilebiliyor. Uyumsuzluk ne kadar geç fark edilirse etkilenen sipariş, malzeme ve yarı mamul sayısı da o ölçüde artıyor. Bu durum hurda, yeniden işleme ve termin kaybı riskini büyütüyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3684" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k.jpg" alt="" width="900" height="658" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k-300x219.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k-768x561.jpg 768w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/08/IAS_IoT_Proje_Y__neticisi_Tolga_K______k-190x140.jpg 190w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>“Doğru veri geç ulaştığında yanlış karara dönüşebilir”</strong></p>
<p><strong>IAS IoT Proje Yöneticisi Tolga Küçük</strong>, maliyet kontrolünün üretim sürerken başlayan bir yönetim disiplini olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Üretimde maliyet kontrolü, sapmaların hangi süreçte ve hangi kararla oluştuğunu görebilmeyi gerektiriyor. Doğru veri geç ulaştığında yanlış karara dönüşebilir. Ayrıca sahada oluşan bir olayın yalnızca kayıt altına alınması yeterli değil. Bu bilginin doğru üretim emri, doğru malzeme, doğru lot ve doğru süreçle ilişkilendirilmesi gerekiyor. Aksi halde kararlar eksik veya gecikmiş bilgiyle alınıyor ve küçük bir sapma kısa sürede ciddi maliyetlere dönüşebiliyor. Üretim içi veya Kalite sinyallerinin hangi üretim emrini ve lotu, stok hareketinin hangi üretim planını, mühendislik değişikliğinin hangi ürün ağacını, rotayı ve satın alma kararını etkilediği aynı akış içinde görülebilmeli. Tüm birimler aynı güncel bilgiyle hareket ettiğinde kaybın oluşum zinciri görünür hâle geliyor ve maliyet büyümeden müdahale edilebilecek alan genişliyor.”</p>
<p>Canias IoT, endüstriyel haberleşme protokollerini kullanarak makineler, kontrol birimleri, sensörler ve akıllı cihazlardan gelen üretim verilerinin gerçek zamanlı izlenmesini ve analiz edilmesini sağlıyor. Önceden tanımlanmış bir olay gerçekleştiğinde ilgili veri ERP çözümüne aktarılıyor. Canias ERP ise sahadaki olayı üretim emri, iş merkezleri, personel, malzeme, stok, lot, kalite süreci, ürün ağacı, rota ve revizyon bilgileriyle ilişkilendiriyor. Bütünleşik iş akışları bu bilgiyi gerekli uyarı, kontrol, onay, plan güncellemesi veya düzeltici faaliyete dönüştürüyor.</p>
<p>Kalite, stok ve mühendislik değişikliği süreçlerinin aynı veri altyapısı içinde izlenmesi, kaybın hangi ürünleri, siparişleri, lotları ve üretim adımlarını etkilediğinin belirlenmesini kolaylaştırıyor. Şirketler böylece birden yükselen maliyetlerin nedenini açıklayan kayıtlarla üretim sürerken müdahale etmeyi sağlayan güncel bilgiyi aynı sistemde buluşturabiliyor. ERP ve IoT bütünlüğü, gerçek zamanlı raporlama, verimlilik, maliyet kontrolü ve uçtan uca izlenebilirliği ortak bir yönetim disiplini içinde bir araya getiriyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/">FABRİKADA HER ŞEY YOLUNDA GÖRÜNÜRKEN MALİYETLER NASIL BÜYÜYOR?</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/fabrikada-her-sey-yolunda-gorunurken-maliyetler-nasil-buyuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜÇÜK İŞLETMELER, BÜYÜK SİBER RİSKLERLE KARŞI KARŞIYA!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:56:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[KOBİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[DijitalGüvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[SiberGüvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[SiberRisk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber güvenlik her ölçekteki işletme için bir gereklilik. Kurumsal firmalar siber güvenlik savunmalarını güçlendirdikçe siber suçlular odak noktalarını, genellikle değerli verilerini korumak için gerekli gelişmiş güvenlik önlemlerinden yoksun olan küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ&#8217;ler) yöneltti. Siber güvenlikte küresel bir lider olan ESET, küçük ölçekli işletmelerin hangi siber güvenlik önlemlerini almaları gerektiğini inceledi. KOBİ’lerin artan siber tehditlere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/">KÜÇÜK İŞLETMELER, BÜYÜK SİBER RİSKLERLE KARŞI KARŞIYA!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber güvenlik her ölçekteki işletme için bir gereklilik. Kurumsal firmalar siber güvenlik savunmalarını güçlendirdikçe siber suçlular odak noktalarını, genellikle değerli verilerini korumak için gerekli gelişmiş güvenlik önlemlerinden yoksun olan küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ&#8217;ler) yöneltti. Siber güvenlikte küresel bir lider olan ESET, küçük ölçekli işletmelerin hangi siber güvenlik önlemlerini almaları gerektiğini inceledi. KOBİ’lerin artan siber tehditlere karşı nasıl bir güvenlik stratejisi oluşturması gerektiğine yönelik önerilerini paylaştı.</strong></p>
<p>Siber suçlular artık yalnızca büyük şirketleri değil, güvenlik yatırımları sınırlı olan KOBİ&#8217;leri de öncelikli hedef olarak görüyor. Para veya veri çalmak için her geçen gün yöntemlerini daha sofistike hâle getiriyor ve işletmeleri itibar kaybı, mali kayıp ve hatta iflas riskiyle karşı karşıya bırakıyorlar. Yapay zekâ araçlarının yardımıyla dolandırıcılık yöntemleri daha hızlı oluşturulduğundan mağduriyetler de artıyor.</p>
<p><strong>KOBİ&#8217;lerin karşılaştığı en yaygın siber tehditler</strong></p>
<p><strong>Kimlik avı</strong>, siber suçluların sahte e-postalar, metinler veya web siteleri kullanarak çalışanları kullanıcı adları, parolalar veya finansal bilgiler gibi hassas bilgileri ifşa etmeleri için kandırdığı en yaygın tehditlerden biridir.</p>
<p><strong>İş e-postalarının ele geçirilmesi </strong>(BEC), siber suçluların güvenilir yöneticileri veya ortakları taklit ederek çalışanları para aktarmaya veya gizli bilgileri ifşa etmeye yönlendirdiği bir sosyal mühendislik taktiğidir.</p>
<p>Virüsler, casus yazılımlar ve Truva atları gibi <strong>kötü amaçlı yazılımlar </strong>sistemlere zarar verebilir, hassas bilgileri çalabilir veya iş süreçlerini bozarak maliyetli kesintilere yol açabilir.</p>
<p><strong>Fidye yazılımı</strong>, bir işletmenin verilerini kilitleyen ve şifre çözme anahtarı için fidye talep eden bir kötü amaçlı yazılım türüdür. Bu durum, özellikle fidyeyi ödeyecek veya verileri etkili bir şekilde kurtaracak kaynaklara sahip olmayan KOBİ&#8217;ler için operasyonel kesinti, veri kaybı ve itibar kaybına neden olabilir.</p>
<p><strong>Yeniden kullanılan parolalar </strong>ve çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) eksikliği, siber suçluların sistemlere ve verilere yetkisiz erişim sağlamasına olanak tanıyan kapıları daha da açmaktadır.</p>
<p><strong>Güncel olmayan yazılımlar ve yama güvenlik açıkları, </strong>gözden kaçan diğer risklerdir. Siber suçlular sistemlere sızmak ve veri ihlallerine ya da diğer hasar türlerine neden olmak için bu açıklardan faydalanır.</p>
<p><strong>Tedarik zinciri saldırılarının </strong>da sayısı ve etkisi artıyor. Araştırma raporlarına göre KOBİ’ler üçüncü taraflar veya tedarikçilerle bağlantılı saldırıların da içerisinde yer alıyor.</p>
<p><strong>KOBİ&#8217;ler için siber güvenlik stratejisi</strong></p>
<p>Kapsamlı bir siber güvenlik stratejisi uygulamak çok önemli. KOBİ&#8217;ler en son tehditler hakkında bilgi sahibi olarak ve önleme öncelikli bir zihniyet benimseyerek varlıklarını, itibarlarını ve geleceklerini koruyabilirler. Sağlam bir siber güvenlik stratejisi oluşturmak için aşağıdaki adımlar atılmalıdır:</p>
<p><strong>Risk değerlendirmesi. </strong>Kapsamlı bir risk değerlendirmesi ile başlayın. Bu, müşteri verileri, fikri mülkiyet ve mali kayıtlar gibi kritik varlıkların tanımlanmasını; kimlik avı saldırıları ve fidye yazılımları gibi potansiyel tehditlerin değerlendirilmesini ve güncel olmayan yazılım veya yetersiz çalışan eğitimi gibi güvenlik açıklarının değerlendirilmesini içerir. Riskler belirlendikten sonra, potansiyel etki ve olasılıklarına göre önceliklendirilmelidir.</p>
<p><strong>Sistem güvenliği. </strong>Kötü niyetli faaliyetleri engellemek için antivirüs yazılımı, VPN, parola yöneticisi, güvenlik duvarları ve diğer güvenlik araçlarına yatırım yapın, yetkisiz erişimi önlemek için verileri şifreleyin ve şüpheli faaliyetleri izlemek için tespit ve önleme sistemleri kullanın. Düzenli, otomatik yedeklemeler de zorunludur. Daha fazla KOBİ bulut hizmetlerine geçtikçe Bulut Güvenliği Duruş Yönetimi (CSPM) hayati bir araç olarak ortaya çıkmıştır. CSPM, bulut yapılandırmalarındaki güvenlik açıklarının belirlenmesine ve giderilmesine yardımcı olarak verilerin güvende kalmasını sağlar. Ayrıca yapay zekâ (AI) ve makine öğrenimi (ML), anormallikleri ve potansiyel tehditleri gerçek zamanlı olarak tespit ederek siber güvenliği dönüştürüyor ve işletmelerin riskleri proaktif olarak azaltmasına olanak tanıyor.</p>
<p><strong>Eğitimler. </strong>İhlallerin %60&#8217;ında hatalar veya sosyal mühendislik saldırıları da dâhil olmak üzere insan hataları rol oynamıştır. Bu nedenle, sürekli siber güvenlik eğitimi şarttır. İşletmeler çalışanlarını en yaygın güvenlik açıkları konusunda eğitmeli, şüpheli faaliyetleri fark edebilmelerini ve risk yönetimi süreçlerini yürütebilmelerini sağlamalıdır. <a href="https://www.eset.com/us/home/link-checker/?srsltid=AfmBOorpdwagwQDFixWv6DIY-KEB6c7srGgVFrHa2qK5wr6IjyFbHJjd" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-link-id="18833">ESET&#8217;in ücretsiz, kullanımı kolay bağlantı denetleyicisi</a>, tehlikeli URL&#8217;lerden kaçınmanıza yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Kılavuzlar ve politikalar. </strong>Hassas verileri yetkili personelle kısıtlamak için erişim kontrol politikaları, şifreleme gibi veri koruma önlemleri veya parola protokolleri ve çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) uygulayın. Sıfır güven mimarisi &#8220;asla güvenme, her zaman doğrula&#8221; ilkesine göre çalışır. Bu yaklaşım, kullanıcıların ve cihazların sürekli olarak kimliklerinin doğrulanmasını ve onaylanmasını gerektirerek yetkisiz erişim riskini önemli ölçüde azaltır.</p>
<p><strong>Uyumluluk. </strong>Yasal sonuçlardan veya para cezalarından kaçınmak için düzenleyici çerçevelere uyum zorunludur. İşletmeler geçerli gereklilikleri belirlemeli, gerekli kontrol prosedürlerini uygulamalı ve politikaların, risk değerlendirmelerinin ve olay müdahalelerinin ayrıntılı kayıtlarını tutmalıdır.</p>
<p><strong>Olay müdahale planı. </strong>Güvenlik ihlallerinin tespit edilmesi, kontrol altına alınması ve hafifletilmesine yönelik doğru süreç, dijital güvenlik stratejisinin bir diğer önemli bileşenidir. Özel bir olay müdahale planı, müdahale ekibinin rol ve sorumluluklarını ana hatlarıyla belirler, paydaşları bilgilendirmek için dâhili ve harici iletişim stratejileri oluşturur ve gelecekteki güvenlik önlemlerini güçlendirmek için bir inceleme süreci tanımlar.</p>
<p><strong>Denetimler ve izleme. </strong>Siber tehditler sürekli gelişmektedir, bu nedenle güvenliği korumak için sürekli izleme gereklidir. İşletmeler, savunmaları değerlendirmek ve güvenlik açıklarını belirlemek için düzenli denetimler yapmalıdır.</p>
<p><strong>Çok Faktörlü Kimlik Doğrulama (MFA) özelliğini etkinleştirin: </strong>Mümkün olduğunda MFA ile hesaplara ekstra bir güvenlik katmanı eklenmelidir.</p>
<p><strong>Düzenli yedeklemeler: </strong>Bu, siber saldırılardan en az hasarla kurtulmaya ve işinize hızlı bir şekilde geri dönmeye yardımcı olur.</p>
<p><strong>Güvenilir siber güvenlik  çözümlerini kullanın: </strong>Ücretsiz veya düşük maliyetli siber güvenlik çözümleri ve diğer yazılımlara dâhil edilmiş siber güvenlik çözümleri cazip görünebilir ancak sınırlamaları var. Dolandırıcılık önleme özelliklerine sahip, SOHO odaklı siber güvenlik çözümleri arayın. Tüm cihazlarınızı (PC&#8217;ler, telefonlar, tabletler ve sunucular) koruduğunuzdan emin olun.</p>
<p>KOBİ&#8217;ler için siber güvenlik artık yalnızca BT departmanlarının sorumluluğu değil, aksine  İş sürekliliğini ve kurumsal itibarı koruyan stratejik bir yatırım olarak görülmeli. Doğru güvenlik çözümleri, düzenli eğitim ve proaktif bir yaklaşım, küçük işletmelerin büyük siber risklere karşı en güçlü savunmasını oluşturuyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/">KÜÇÜK İŞLETMELER, BÜYÜK SİBER RİSKLERLE KARŞI KARŞIYA!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/kucuk-isletmeler-buyuk-siber-risklerle-karsi-karsiya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-TİCARETTE YENİ DÖNEM 1 AĞUSTOS’TA BAŞLIYOR!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 10:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3624</guid>

					<description><![CDATA[<p>E-ticarette yeni dönem 1 Ağustos&#8217;ta başlıyor. Yapay zekâ reklamları ve indirim kampanyalarına yeni kurallar geliyor. Yeni düzenlemeyle sahteciliklerin önüne geçilmesinin hedeflendiğini belirten TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su “Yeni düzenle e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracak. Dijital altyapıya yatırım yapan şirketler öne çıkacak. Yeni düzenleme sadece tüketiciyi korumakla kalmayacak, e-ticarette yeni [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/">E-TİCARETTE YENİ DÖNEM 1 AĞUSTOS’TA BAŞLIYOR!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>E-ticarette yeni dönem 1 Ağustos&#8217;ta başlıyor. Yapay zekâ reklamları ve indirim kampanyalarına yeni kurallar geliyor. Yeni düzenlemeyle sahteciliklerin önüne geçilmesinin hedeflendiğini belirten <strong>TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su </strong>“Yeni düzenle e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracak. Dijital altyapıya yatırım yapan şirketler öne çıkacak. Yeni düzenleme sadece tüketiciyi korumakla kalmayacak, e-ticarette yeni bir rekabet anlayışı oluşturacak” dedi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-2742" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/01/CENK-CIGDEMLI.jpg" alt="" width="263" height="208" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/01/CENK-CIGDEMLI.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/01/CENK-CIGDEMLI-300x238.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/01/CENK-CIGDEMLI-768x608.jpg 768w" sizes="(max-width: 263px) 100vw, 263px" /></p>
<p>E-ticarette tüketiciyi aldatıcı reklamlar ve haksız ticari uygulamalara karşı korumayı amaçlayan yeni düzenlemeler, 1 Ağustos itibarıyla yürürlüğe giriyor. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan değişikliklerle, yapay zekâ destekli reklamlar, hedefli reklamcılık, influencer paylaşımları, indirim kampanyaları ve tüketici değerlendirmelerine ilişkin daha sıkı kurallar uygulanacak.</p>
<p>1 Temmuz&#8217;da Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle dijital ticarette şeffaflığın artırılması ve tüketicilerin yanıltıcı uygulamalara karşı daha etkin korunması hedefleniyor. Düzenlemeler, özellikle e-ticaret platformları ile çevrim içi satış yapan işletmelerin reklam ve pazarlama süreçlerinde önemli değişiklikler yapmasını gerektirecek.</p>
<p><strong>Yapay zekâ içeriklerinde açıklama zorunlu</strong></p>
<p>Yeni düzenleme kapsamında, reklamlarda yapay zekâ kullanılarak oluşturulan ve gerçek kişiden ayırt edilmesi güç dijital karakterlere yer verilmesi halinde bunun tüketiciye açık, anlaşılır ve fark edilebilir şekilde belirtilmesi zorunlu olacak. Ayrıca yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyaların, gerçek bir kişinin ürünü deneyimlediği veya tavsiye ettiği izlenimini veren reklamlarda kullanılması yasaklandı.</p>
<p><strong>İndirim kampanyalarında &#8220;10 gün&#8221; kriteri</strong></p>
<p>Düzenlemeyle birlikte indirimli satış reklamlarında da yeni bir dönem başlayacak. Buna göre, indirimin başlangıcından önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyat, indirim öncesi fiyat olarak gösterilebilecek. Böylece gerçeği yansıtmayan yüksek indirim algısı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Şarta bağlı kampanyalar da aynı kurallara tabi olacak.</p>
<p><strong>Şikâyetler daha hızlı yayınlanacak</strong></p>
<p>Tüketici değerlendirmelerine ilişkin süreç de değişiyor. Satıcı ve sağlayıcılara tüketici şikâyetlerine yanıt vermeleri için tanınan süre 72 saatten 48 saate indirildi. Süre içinde yanıt verilmemesi halinde değerlendirmeler yayımlanabilecek. Ayrıca yalnızca satın alma süreci doğrulanabilen tüketici yorumlarının yayımlanmasına izin verilecek.</p>
<p><strong>Sahte indirimlerin önüne geçilecek</strong></p>
<p>Yeni düzenlemenin e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracağını belirten <strong>TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli,</strong> “Artık bir ürünün fiyatı önce yapay olarak yükseltilip sonra ‘yüzde 50 indirim’ denilmesi daha zor olacak. İndirimli satışlarda referans fiyat olarak son 10 günün en düşük fiyatının esas alınması, kampanyaların daha şeffaf hale gelmesini sağlayacak. Yapay zekâ kaynaklı yanıltıcı reklamlara karşı da koruma sağlanacak. Gerçek olmayan kişilerin veya yapay zekâ ile oluşturulan görüntülerin gerçek kullanıcı ya da uzman gibi sunulması sınırlandırılıyor. Böylece tüketicinin reklam ile gerçeği ayırt etmesi kolaylaşacak. Ürünü gerçekten satın alan kişilerin değerlendirmeleri öne çıkarılacak. Bu sayede sahte veya manipülatif yorumların azaltılması hedefleniyor. İşletmelerin tüketici yorumlarına ve itirazlarına daha kısa sürede yanıt vermesi gerekecek. Bu da sorunların daha hızlı çözüme kavuşmasına katkı sağlayacaktır” dedi.</p>
<p><strong>Dijital altyapıya yatırım yapan şirketleri öne çıkaracak</strong></p>
<p>Yeni düzenlemelerin sadece tüketiciyi korumayacağını söyleyen Çiğdemli, bunun e-ticarette yeni bir rekabet anlayışı oluşturacağını belirtti. Özellikle fiyat şeffaflığı ve doğrulanabilir müşteri deneyiminin öne çıkacağını ifade eden Çiğdemli, güven inşa eden markaların uzun vadede daha fazla tercih edileceğini söyledi. Yeni düzenlemeyle birlikte, dijital altyapıya yatırım yapan şirketlerin ön plana çıkacağı bilgisini veren Çiğdemli, “Fiyat geçmişini takip etmek, tüketici yorumlarını doğrulamak ve reklam içeriklerini mevzuata uygun hale getirmek güçlü yazılım altyapısı gerektiriyor. Bu nedenle e-ticaret altyapı sağlayıcıları ve dijital dönüşüme yatırım yapan işletmeler daha hızlı uyum sağlayabilecek. Artık yalnızca düşük fiyat değil, güvenilirlik de rekabet unsuru olacak. Şeffaf çalışan markalar tüketicinin gözünde daha fazla tercih edilir konuma ulaşacak. Fiyat manipülasyonu ve yanıltıcı pazarlama yerine şeffaflık, doğrulanabilir bilgi ve tüketici güveni öne çıkarken, dijital altyapısını güçlendiren işletmeler yeni dönemin avantajlı oyuncuları arasında yer alacaktır” açıklamasında bulundu.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/">E-TİCARETTE YENİ DÖNEM 1 AĞUSTOS’TA BAŞLIYOR!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/e-ticarette-yeni-donem-1-agustosta-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İŞ DÜNYASINDA YAPAY ZEKAYI YAPMAK DEĞİL, YÖNETMEK ÖNE ÇIKIYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:45:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ FİKİRLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3445</guid>

					<description><![CDATA[<p>BCG&#8217;nin ‘AI at Work’ raporunun dördüncü edisyonu yayınlandı: Rapora göre liderlerin %65’i, yapay zeka ajanlarının üç yıl içinde işlerinin en az yarısını gerçekleştirebileceğine inanıyor Boston Consulting Group (BCG) tarafından bu yıl dördüncüsü yayımlanan “İş Yerinde Yapay Zeka / AI at Work” raporu, çalışanların neredeyse yarısının artık zamanlarının önemli bir bölümünü işi doğrudan yapmak yerine yapay [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/">İŞ DÜNYASINDA YAPAY ZEKAYI YAPMAK DEĞİL, YÖNETMEK ÖNE ÇIKIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BCG&#8217;nin ‘AI at Work’ raporunun dördüncü edisyonu yayınlandı: </strong><strong>Rapora göre liderlerin %65’i, yapay zeka ajanlarının üç yıl içinde işlerinin en az yarısını gerçekleştirebileceğine inanıyor</strong></p>
<p><strong>Boston Consulting Group (BCG) tarafından bu yıl dördüncüsü yayımlanan “İş Yerinde Yapay Zeka / AI at Work” raporu, çalışanların neredeyse yarısının artık zamanlarının önemli bir bölümünü işi doğrudan yapmak yerine yapay zekayı yönlendirmeye ve yönetmeye ayırdığını ortaya koyuyor. 14 farklı pazarda, geniş bir sektör yelpazesinde faaliyet gösteren 11.749 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırmanın bulgularına göre, yapay zeka artık iş yerinde yalnızca üretkenliği artırmak ve zaman kazandırmakla kalmıyor; işin doğasını, liderliği ve çalışan deneyimini de kökten şekillendiriyor.</strong></p>
<p><strong>Bireysel çalışanlar arasında Yapay Zeka kullanıcı oranı geçen yıla göre 23 puan artarak %74&#8217;e ulaştı</strong></p>
<p>Bireysel katkı sağlayan çalışanlar (individual contributors) arasında yapay zeka kullanımının hızla arttığı görülüyor. Bu gruptaki düzenli kullanıcı oranı, son iki yıla göre 20 puandan fazla artarak  %74’e ulaştı. Hindistan, Orta Doğu, Brezilya ve Güney Afrika; küresel ortalamanın ve ABD, Fransa ve İtalya gibi pek çok ülkenin üzerinde düzenli yapay zeka kullanımı bildirdi.</p>
<p><strong>Yapay Zeka işi hem daha iyi hem daha zor hale getirdiği için bir “iş tatmini paradoksu” yaratıyor</strong></p>
<p>Katılımcıların %72’si yapay zekanın kendi rollerindeki beceri beklentilerini şimdiden önemli ölçüde değiştirdiğini söylüyor. %47’si ise artık zamanını işin kendisini yapmaktan ziyade yapay zekayı yönetmeye ve yönlendirmeye harcadığını belirtiyor. Düzenli yapay zeka kullanıcılarının %67’si bu teknolojinin iş tatminini artırdığını ifade ederken, %41’i bilişsel yükün arttığını rapor ediyor. Bu durum, yapay zekanın işi aynı anda hem kolaylaştırıp hem de zorlaştırdığı bir &#8220;iş tatmini paradoksu&#8221; yaratıyor.</p>
<p><strong>Kullanıcıların %42&#8217;si Yapay Zeka ile haftada bir iş gününden fazla tasarruf ederken, çoğu kurum bu zamanı henüz değere dönüştüremiyor</strong></p>
<p>Yaygın kullanıma rağmen birçok kuruluş yapay zeka kaynaklı verimlilik kazançlarını ölçülebilir bir değere dönüştürmekte zorlanıyor. Düzenli saha kullanıcılarının %42&#8217;si yapay zeka sayesinde haftada en az bir tam iş günü tasarruf ettiğini belirtirken, %66&#8217;sı bu kazandıkları zamanla ne yapacakları konusunda sınırlı rehberlik aldıklarını veya hiç almadıklarını söylüyor. Yarısından fazlası ise bu zamanı stratejik işlere yönlendirmiyor. Doğru bir dönüşüm süreci işletilmediğinde, tasarruf edilen zaman organizasyon içinde eriyip gidiyor.</p>
<p><strong>Çalışanların Yapay Zeka ile olan &#8220;Balayı Dönemi&#8221; stratejik netlik olmazsa sona erecek</strong></p>
<p>BCG Yönetici Ortağı; Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika ve Afrika Sanayi Grubu Başkanı Gözde Yalazı Özbek konuyla ilgili şunları söyledi:</p>
<p><em>‘Yapay zekanın ilk dalgası bireysel üretkenliğe; zaman kazanımına, verimliliğe ve iş yükünün azaltılmasına odaklanmıştı. Gelecek dalganın ise kolektif çalışmayı dönüştürmesi bekleniyor. Çünkü mesele artık yeni araçlar kullanmak değil; işlerin, rollerin ve ekiplerin nasıl çalıştığını yeniden tanımlamak. Rapor, yapay zeka çağında gerçek bir yönetim dönüşümünün geldiğine işaret ediyor.   </em></p>
<p><em>Türkiye&#8217;de de benzer bir tablo görüyoruz. Birçok kurum yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir etkiyi yaratanlar, teknolojiyi yalnızca verimlilik aracı olarak değil, organizasyonel dönüşüm aracı olarak ele alanlar oluyor. Yapay zekanın neden kullanıldığı, hangi iş sonuçlarının hedeflendiği ve çalışanlardan ne beklendiği netleşmedikçe, ilk dönemde elde edilen heyecan ve benimseme hızının korunması zorlaşacak.’</em></p>
<p><strong>Çalışanlar net bir strateji bekliyor, net strateji iş etkisini 25 puan artırıyor</strong></p>
<p>Çalışanlar yapay zekanın yoğunluğuna karşı direnç göstermiyor. Kurumlarda strateji net olduğunda, beklentiler gerçekçi şekilde tanımlandığında ve çalışanlarla etkili iletişim kurulduğunda yapay zeka dönüşümü daha başarılı sonuçlar veriyor. Net bir strateji, ölçülebilir iş etkisini 25 puan artırıyor. Strateji olmadan sunulan daha iyi araçlar, bu etkiyi yalnızca yaklaşık 5 puan yukarı taşıyor. İş akışını yeniden tasarlayan şirketlerdeki katılımcıların ölçülebilir iş geliştirme görme olasılığı 24 puan, haftada en az tam bir gün tasarruf etme olasılığı 22 puan ve artan iş tatmini bildirme olasılığı 20 puan daha yüksek.</p>
<p>Araştırma ayrıca, yapay zeka ajanlarının iş akışlarına dahil olma ve olgunlaşma sürecinin devam ettiğini de vurguluyor. Katılımcıların %30&#8217;u, bu ajanların iş akışlarına halihazırda entegre edildiğini belirtiyor ki bu oran geçen yılki raporda yer alan %13&#8217;lük oranın iki katından fazla. Her on katılımcıdan altısı, ajanların üç yıl içinde işlerinin en az yarısını yapabileceğine inanıyor. Buna rağmen katılımcıların yarısından fazlası ajanların tam olarak ne olduğu konusunda hala sınırlı bir anlayışa sahip ve yönetişim (denetim, hesap verebilirlik) mekanizmaları teknolojinin hala çok gerisinde kalıyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de teknoloji altyapısının olgunluğu ve veri regülasyonları kurumlardaki yaygınlaşmayı etkiliyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de ise yapay zekanın kurumsal ölçekte yaygınlaşmasının önündeki en önemli başlıklar arasında veri ve teknoloji altyapısının olgunluğu ile regülasyonlar yer alıyor. Özellikle veri yerelleştirme gereklilikleri, bazı sektörlerde yapay zeka uygulamalarının ölçeklenmesini daha seçici hale getiriyor. Bununla birlikte, yurt içi bulut altyapılarının gelişmesi ve kurumların veri temellerini güçlendirmeye yönelik yatırımları, bu engelleri kademeli olarak azaltıyor. Türkiye&#8217;de birçok kurum artık yapay zekayı deneme aşamasından çıkarıp iş süreçlerine entegre etmeye hazırlanırken, önümüzdeki dönemde asıl farkı yaratan unsur teknolojiye erişimden çok, bu teknolojiyi kurumsal ölçekte hayata geçirebilme kabiliyeti olacak.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/">İŞ DÜNYASINDA YAPAY ZEKAYI YAPMAK DEĞİL, YÖNETMEK ÖNE ÇIKIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/is-dunyasinda-yapay-zekayi-yapmak-degil-yonetmek-one-cikiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE&#8217;DE E-TİCARET HACMİ 4,6 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:18:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DIŞ TİCARET]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye E-Ticaret Ekosistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ ve alternatif ödemeler, e-ticaretin yeni büyüme motoru oldu iyzico; Dogma Alares ve ETİD iş birliğiyle bu yıl beşincisini hazırladığı “Türkiye E-Ticaret Ekosistemi 2025 Raporu” ile sektörün dönüşümüne ışık tutmaya devam ediyor. Rapora göre, işlem sayısının 6 milyar seviyesinde yatay seyrettiği sektörde, büyümenin ana motoru, yıllık yüzde 52 artışla 1.278 TL’ye ulaşan ortalama sepet tutarları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/">TÜRKİYE’DE E-TİCARET HACMİ 4,6 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekâ ve alternatif ödemeler, </strong><strong>e-ticaretin yeni büyüme motoru oldu</strong></p>
<p><strong>iyzico; Dogma Alares ve ETİD iş birliğiyle bu yıl beşincisini hazırladığı “Türkiye E-Ticaret Ekosistemi 2025 Raporu” ile sektörün dönüşümüne ışık tutmaya devam ediyor. Rapora göre, işlem sayısının 6 milyar seviyesinde yatay seyrettiği sektörde, büyümenin ana motoru, yıllık yüzde 52 artışla 1.278 TL’ye ulaşan ortalama sepet tutarları oldu. Moda ve aksesuarın pazar liderliğini koruduğu e-ticaret ekosisteminin geleceğini; yapay zekâ ve alternatif ödeme sistemleri ile değişen tüketici beklentilerinin şekillendirmesi bekleniyor. </strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında e-ticaret hacmi 4,6 trilyon Türk lirası (115 milyar ABD doları) seviyesine ulaşarak GSYİH içindeki payını yüzde 6,9’a yükseltti. TÜİK verilerine göre, internet kullanım oranı yüzde 90,9’a, e-ticaret kullanım oranı yüzde 50,7’ye, e-ticaret kullanıcı sayısı ise 32 milyona çıktı.</p>
<p>Türkiye’nin öncü finansal teknoloji şirketi iyzico’nun Dogma Alares ve ETİD iş birliğiyle hazırladığı ‘Türkiye E-Ticaret Ekosistemi 2025 Raporu’ da sektörün büyümesini verilerle ortaya koyuyor. iyzico verileriyle bu yıl beşincisi hazırlanan rapor, e-ticaretin güçlü büyüme potansiyelini koruduğuna, sektörün işlem hacminin yanı sıra ekonomideki ağırlığını da artırdığına işaret ediyor.</p>
<p>iyzico verilerine göre, ortalama sepet büyüklüğü yıllık bazda yüzde 52 artarak 1.278 Türk lirasına yükseldi. Sepet tutarlarının yılın ikinci yarısında daha çok arttığı görülürken, tüketicilerin e-ticareti yüksek bütçeli ihtiyaçları için ana kanal olarak benimsemesi de dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>MODA LİDERLİĞİNİ KORURKEN, EN HIZLI BÜYÜME SPOR VE OUTDOOR’DA</strong></p>
<p>Raporda sektörel bazda moda ve aksesuar sektörü yüzde 29,1’lik hacim payıyla pazardaki liderliğini sürdürüyor. Elektronik ve teknoloji, yüksek sepet büyüklüğü ile yüzde 12,4’lük pay alarak ikinci sırada yer alırken, hizmet sektörü yüzde 24,5’lik işlem adedi payıyla dijital hizmet tüketiminin yaygınlaştığına işaret ediyor. Satış hacmi büyümesinde ise spor ve outdoor, sağlık, kültür-sanat ve hobi gibi kategoriler öne çıkıyor. Yıl boyunca moda sektörünün Kasım kampanyalarıyla, hizmet sektörünün ise yaz döneminde ivme kazandığı görülüyor.</p>
<p><strong>SATIŞLARIN YÜZDE 75,5&#8217;İ BÜYÜK İŞLETMELERDEN</strong></p>
<p>Rapor, e-ticaret ekosisteminde geniş ve çeşitlenen bir satıcı tabanı bulunduğuna işaret ediyor. Ancak mikro işletmeler satıcıların yüzde 90’ını oluşturmalarına rağmen toplam hacmin yalnızca yüzde 2,5’ini üretiyor. Buna karşılık, büyük ölçekli işletmeler yüzde 0,4’lük satıcı payıyla hacmin yüzde 75,5’ini gerçekleştiriyor. Coğrafi dağılımda ise İstanbul, Ankara ve İzmir ana ticaret merkezleri olmayı sürdürüyor. Bu tablo, mikro ve küçük işletmelerin yanı sıra farklı bölgelerdeki satıcıların kanal yönetimi ve dijitalleşme konusunda desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>ALTERNATİF ÖDEME ÇÖZÜMLERİNE TALEP ARTIYOR: </strong></p>
<p><strong>‘iyzico ile Öde’ İŞLEM ADEDİ VE HACMİNDEKİ PAYINI ARTIRDI</strong></p>
<p>Tüketicilerin güven, hız ve kolaylık arayışı, alternatif ödeme yöntemlerini e-ticaretin stratejik bir unsuru haline getiriyor. Bu doğrultuda 2025 yılında e-ticaret işlemlerinde kartlı ödemeler güçlü konumunu korurken, ‘iyzico ile Öde’ gibi alternatif dijital çözümlerin hem işlem adedi hem de satış hacmindeki payı arttı. İnternetten yapılan kartlı ödemeler 2,8 milyar adede ulaşarak toplam kartlı ödemeler içinde yüzde 24,2 paya ulaştı. Ortalama sepet büyüklüklerine göre yüksek tutarlı alışverişlerde kredi kartı ve ‘iyzico ile Öde’ tercih edilirken, düşük tutarlı işlemlerde banka ve ön ödemeli kartlar öne çıktı.</p>
<p><strong>Saitoğlu: “iyzico olarak kendimizi dönüşümün merkezinde konumlandırıyoruz”</strong></p>
<p>Rapor ışığında Türkiye’nin e-ticaret görünümünü değerlendiren<strong> iyzico CEO’su Orkun Saitoğlu, </strong>“Küresel e-ticaret, bugün yapay zekânın dönüştürücü gücüyle yepyeni bir evreye adım atıyor. Birçok ülkede e-ticaretin yükselişi güçlü bir ivmeyle sürerken, rekabet artık verimlilik, güven, operasyonel dayanıklılık ve müşteri deneyimi üzerinden şekilleniyor. Başka bir ifadeyle; sektördeki ilk faz olan ‘dijitale geçiş’ aşaması tamamlandı. Yeni faz ise tamamen yapay zekâ destekli, ‘dijitalde sürdürülebilir, kârlı ve ölçeklenebilir büyüme’ dönemi olacak” dedi.</p>
<p><strong>Saitoğlu</strong>, Türkiye’nin genç nüfusu ve yüksek dijital adaptasyonuyla bu yeni döneme avantajlı girerek e-ticaretin ekonomideki ağırlığını istikrarlı biçimde artırdığına dikkat çekerek, “E-ticaret, artık tüketiciler için sadece kampanya dönemlerinde başvurulan bir kanal olmaktan çıkarak, günlük ihtiyaçlardan hizmet tüketimine uzanan kalıcı bir alışkanlık haline geldi. Sektörel görünüm de benzer bir olgunlaşmaya işaret ediyor. Kategori bazlı büyüme trendleri sürerken; ekosistem genelinde abonelik modelleri, dijital servisler, deneyim ekonomisi, hızlı ticaret ve hizmet odaklı iş modelleri, yeni büyüme alanları olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Öte yandan e-ticaret geniş bir satıcı tabanına yayılmış olsa da ekonomik değer üretimi hâlâ belirli ölçeklerde yoğunlaşıyor. Bu durum, KOBİ’lerin dijitalde ölçeklenmesinin sektördeki en kritik gelişim alanı olduğunu gösteriyor. Bu noktada yapay zekâ, e-ticaretin yeni büyüme fazında KOBİ’lerin ticaret yapma biçimini ve tüketicilerin alışveriş deneyimini dönüştüren en stratejik araç olarak karşımıza çıkıyor. KOBİ’ler için müşteri hizmetlerinden fiyatlandırma ve operasyon yönetimine kadar daha akıllı, daha erişilebilir ve daha ölçeklenebilir bir ticaret altyapısı mümkün olurken; tüketiciler tarafında da daha kişiselleştirilmiş, hızlı ve güven veren bir alışveriş deneyimi yeni standart haline geliyor.</p>
<p>iyzico olarak biz de kendimizi bu dönüşümün merkezinde konumlandırıyoruz. Geliştirdiğimiz üretken yapay zekâ destekli alışveriş asistanı kolai başta olmak üzere, bu alandaki tüm çözümlerimizle yapay zekânın e-ticarette hem kullanıcı deneyimini hem de işletmelerin verimlilik ve ölçeklenme kapasitesini güçlendiren tamamlayıcı bir unsura dönüşmesi için çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Dogma Alares Kurucu Ortağı Erdal Güner</strong>,<strong> </strong>“E-ticaret, küresel ticaret ekosisteminin yalnızca büyüyen bir kanalı değil, işletmelerin rekabet gücünü, tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını ve finansal hizmetlerin kullanım biçimini yeniden tanımlayan temel yapılardan biri haline geliyor. Bu dönüşümde rekabet artık yalnızca ürün, fiyat ve erişim üzerinden değil; veri kullanımı, müşteri deneyimi ve esnek ödeme çözümleri üzerinden de şekilleniyor. Yapay zekâ, pazarlama ve içerik üretiminden operasyon yönetimine kadar pek çok alanda artık uzak bir gelecek konusu olmaktan çıktı; sektörün bu dönüşüme adaptasyon hızı, rekabet gücünü belirleyecek en kritik etken haline geldi. Önümüzdeki dönemde e-ticareti yapay zekâ ajanları, sesli ticaret, akıllı operasyonlar ve bütünleşik finansal hizmetler şekillendirecek. Türkiye&#8217;nin bu dönüşümde yalnızca büyüyen bir pazar olarak değil, küresel ölçekte rekabet eden bir ekosistem olarak konumlanması kritik önemde. 5. yılında Türkiye E-Ticaret Ekosistemi Raporu, bu dönüşüm sürecini kapsamlı bir veri perspektifiyle ortaya koyarak sektör paydaşları için yol gösterici olmaya devam edecek” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkan Yardımcısı Emre Ekmekçi,</strong> “Türkiye, e-ticaret alanında hem bölgesel hem de küresel düzeyde konumunu her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor. Dijital dönüşüm ve teknoloji uyumundaki hızımız, sektörün bugün ulaştığı seviyenin en temel göstergesi. Yurt içi pazardaki ivmemizi korurken aynı zamanda gözlerimizi dışarıya çevirmek zorundayız. E-ihracat, Türkiye için bir tercih değil, bir zorunluluk haline geliyor. Türk e-ticaret markalarının uluslararası arenada hak ettiği görünürlüğe kavuşması, sadece ihracat gelirlerimizi artırmakla kalmayacak, ülkemizin teknoloji ve girişimcilik imajını da dünyaya taşıyacak. Avrupa ve Orta Doğu gibi coğrafi yakınlığımız olan pazarlar bu açıdan bizim için büyük bir avantaj sunuyor; bu fırsatı değerlendirmek için doğru zaman tam da şu an. ETİD olarak yalnızca bir meslek kuruluşu gibi değil, sektörümüzün küresel vizyonunu şekillendiren bir aktör gibi hareket etmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye E-Ticaret Ekosistemi 2025 Raporu’ndan öne çıkan veriler: </strong></p>
<ul class="3e351c67784e0cdfdecimal_type">
<li>Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2019’da 136 milyar TL olan e-ticaret satış hacmi, 2025&#8217;te 4,6 trilyon TL&#8217;ye ulaşarak yedi yıllık dönemde yaklaşık 34 katına çıktı. Bu dönemde yıllık bileşik büyüme oranı yaklaşık yüzde 80 oldu.</li>
<li>2019&#8217;da 24 milyar dolar olan e-ticaret satış hacmi, 2025&#8217;te 115 milyar dolara ulaşarak <span class="wmi-callto">2019-2025</span> döneminde yaklaşık 5 katına çıktı.</li>
<li>E-ticaretin GSYİH içindeki payı Hollanda ve Almanya’da yüzde 2,6; Türkiye’de ise yüzde 2,8 seviyesindedir. Bu tablo, Türkiye’de e-ticaret adaptasyonunun güçlü seyrettiğini gösteriyor.</li>
<li>Türkiye’de e-ticaretin 2019’da yüzde 2,7 olan ekonomideki payı, pandemi etkisiyle hızlandı. 2022’de yüzde 5,1 seviyesinde dengelenme sağlandı. 2023 – 2024 yıllarında yüzde 6,8’lik güçlü seviyenin ardından yüzde 6,5’lik sınırlı bir düzeltme yaşandı. 2025’te yüzde 6,9’a ulaşan yeni zirve, sektörün kalıcı büyümesini tescilledi.</li>
<li>2024 yılında 841 TL olan yıllık ortalama sepet tutarı, 2025 yılında yüzde 52 oranında güçlü bir artış göstererek 1.278 TL seviyesine yükseldi. Yılın ikinci yarısında 1.320 TL ile 1.720 TL bandına oturarak kalıcı ve daha yüksek bir seviyede seyretti.</li>
<li><span class="wmi-callto">2019-2023</span> döneminde 1,36 milyardan 5,87 milyara çıkan e-ticaret işlem adedi, <span class="wmi-callto">2024-2025</span> yıllarında yaklaşık 6 milyar seviyesinde geniş bir tabana oturdu.</li>
<li>Moda ve aksesuar sektörü hem işlem yoğunluğunu hem de harcama hacmini artırarak pazar liderliğini pekiştirdi. Elektronik ve teknoloji, işlem sıklığından ziyade yüksek sepet tutarlarına dayalı yapısıyla hacimsel olarak ikinci sıradaki yerini korudu. Hizmet sektörü, kozmetik sektörünü geride bırakarak hacim bazında ilk üçe yükseldi. Ayrıca işlem adedinde de yiyecek-içeceğin ardından ikinci sıraya yerleşerek tüketicilerin dijitalleşme alışkanlıklarında güçlü bir ivme yakaladı.</li>
<li>Satıcı dağılımında mikro işletmeler yüzde 90’lık payla ekosistemin geniş tabanını oluşturuyor. İşlem hacmi tarafında ise büyük ölçekli işletmeler yüzde 75,5’lik payla öne çıkıyor.</li>
<li>Türkiye&#8217;de internetten yapılan kartlı ödemelerin payı son dokuz yılda belirgin biçimde arttı.</li>
<li>E-ticaret alışverişlerinin belirgin bir şekilde hafta içi günlerinde yoğunlaştığı görülüyor. 2025 yılında gerçekleştirilen e-ticaret işlemlerinin yüzde 73,9&#8217;u pazartesi-cuma günleri arasında gerçekleşmişti. Pazartesi, haftanın en yoğun alışveriş yapılan günü olurken; cumartesi ve pazar ise en sakin günler oldu.</li>
<li>Anneler Günü, 2.212 TL ile tüm özel günlerin en yüksek sepet büyüklüğüne ulaştı. Okula Dönüş döneminde sepet büyüklüğü 1.980 TL ile yüksek seyretti.</li>
<li>iyzico ile Öde, tüm işletme segmentlerinde güçlü bir ivme yakalayarak öne çıkan alternatif kartlı ödeme yöntemi haline geldi. Tüketiciler yüksek tutarlı alışverişlerde ağırlıklı olarak kredi kartı ve iyzico ile Öde&#8217;yi tercih ederken; düşük tutarlı işlemlerde banka kartı ve ön ödemeli kartlara yöneldi.</li>
<li>Tüketicilerin taksitli ödeme davranışları; sepet büyüklüğü, sektör dinamikleri ve yasal düzenlemeler gibi etkenlere bağlı olarak şekillendi.</li>
<li>Türkiye e-ticaret ekosistemi, aşağıdaki üç temel unsurun etkisiyle çok daha bağlantılı ve entegre bir yapıya doğru ilerliyor
<ol>
<li>Müşteri beklentilerindeki değişim,</li>
<li>Ödeme teknolojilerindeki gelişmeler,</li>
<li>Yapay zekâ destekli yeni çözümler.</li>
</ol>
</li>
</ul>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/">TÜRKİYE’DE E-TİCARET HACMİ 4,6 TRİLYON LİRAYA ULAŞTI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-e-ticaret-hacmi-46-trilyon-liraya-ulasti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAPAY ZEKÂ KULLANIMI, GÜVEN ENDİŞELERİNE RAĞMEN YAYGINLAŞIYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 08:51:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay zekâ kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3238</guid>

					<description><![CDATA[<p> EY’ın Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi 2026 sonuçlarına göre, yapay zekâya ilişkin güvenlik, kontrol ve hesap verebilirlik endişeleri sürmesine rağmen kullanım hızla artıyor. Küresel çapta 23 ülkede 18 yaş ve üzeri 18.000 kişiyle gerçekleştirilen araştırmada, katılımcıların %84’ü son altı ay içinde yapay zekâ kullandığını, %16’sı ise insan müdahalesi olmadan belirli görevleri yerine getirebilen otonom bir yapay [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/">YAPAY ZEKÂ KULLANIMI, GÜVEN ENDİŞELERİNE RAĞMEN YAYGINLAŞIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong><strong>EY’ın Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi 2026 sonuçlarına göre, yapay zekâya ilişkin güvenlik, kontrol ve hesap verebilirlik endişeleri sürmesine rağmen kullanım hızla artıyor. Küresel çapta 23 ülkede 18 yaş ve üzeri 18.000 kişiyle gerçekleştirilen araştırmada, katılımcıların %84’ü son altı ay içinde yapay zekâ kullandığını, %16’sı ise insan müdahalesi olmadan belirli görevleri yerine getirebilen otonom bir yapay zekâ sistemini deneyimlediğini belirtiyor. Araştırma bulguları, yapay zekânın artık yalnızca yardımcı bir araç olarak değil, giderek daha fazla karar süreçlerine dahil edilen bir sistem olarak konumlandığını gösteriyor.</strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın <strong>Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi</strong><strong> (AI Sentiment Index) </strong>araştırmasının ikinci sayısı yayımlandı. Son altı aylık dönemde yapay zekânın günlük yaşamdaki yerini ve ne ölçüde kullanıldığını ortaya koymayı amaçlayan araştırma, kullanıcıların yapay zekâya yönelik tercihlerini incelerken, bu alanda güven inşa edilmesi için hangi adımların önem kazandığına da ışık tutuyor. Endeks sonuçları net bir tablo ortaya koyuyor: yapay zekânın benimsenme hızı, güven endişelerini geride bırakıyor.</p>
<p><strong>Yapay zekâ, yardımcı rolden karar süreçlerine doğru ilerliyor</strong></p>
<p>Araştırma, yapay zekânın hızlı benimsenmesinin artan güven düzeyinden çok, düşük riskli ve günlük kullanım alanlarında oluşan aşinalıkla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yol tarifi, müşteri hizmetleri, seyahat planlama ve içerik önerileri gibi kullanım alanları artık günlük rutinin bir parçası haline gelirken, bu konfor alanı daha fazla yetki devrinin de zeminini hazırlıyor.</p>
<p>Araştırmaya göre; katılımcıların %9’u otonom araç veya sürücüsüz taksi kullandığını, %10’u kendi adına ürün satın alan bir yapay zekâ uygulamasını deneyimlediğini, %11’i ise yapay zekânın alışveriş sepetini otomatik doldurmasına veya bankacılık işlemlerini yönetmesine izin verdiğini belirtiyor. Otonom yapay zekâyı henüz deneyimlememiş kişiler arasında da bu teknolojilere açık olma durumu dikkat çekiyor. Katılımcıların %36’sı indirimlerin otomatik uygulanmasını, %34’ü müşteri hizmetleri sorunlarının kendi müdahalesi olmadan çözülmesini, %30’u ev güvenliğinin ve %21’i de randevu planlamasının yapay zekâ tarafından yönetilmesini tercih edebileceğini ifade ediyor.</p>
<p><strong>Benimsenme artıyor, ancak güven aynı hızda ilerlemiyor</strong></p>
<p>Endeks sonuçlarına göre, yapay zekâ kullanımı hızla artarken, bu teknolojinin nasıl yönetildiğine ve kontrol edildiğine yönelik güven aynı hızda gelişmiyor. Kullanıcıların güvenlik, kontrol, hesap verebilirlik ve gerçeklik konularındaki endişeleri devam etse de bu kaygılar benimsenmeyi yavaşlatmıyor; daha çok, otonom yapay zekâ sistemlerinin nasıl tasarlanması ve sunulması gerektiğine ilişkin beklentileri şekillendiriyor.</p>
<p>Araştırma bulgularına göre; katılımcıların %66’sı yapay zekâ sistemlerinin siber saldırıya uğramasından endişe ediyor, %66’sı insan denetiminin hâlâ gerekli olduğunu düşünüyor, %73’ü ise gerçek olanla yapay zekâ tarafından üretileni ayırt edememekten kaygı duyuyor.</p>
<p><strong>Öncü pazarlar daha erken sinyal veriyor</strong></p>
<p>Araştırma, yapay zekâ kullanımının daha yaygın, daha sık ve günlük yaşama daha derin entegre olduğu sekiz öncü pazarı ortaya koyuyor: Hindistan, Çin, Brezilya, Meksika, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hong Kong ve Güney Kore. Bu pazarlarda yapay zekâ kullanım oranı %94’e, otonom yapay zekâyı deneyimleme oranı ise %24’e ulaşıyor. Diğer pazarlar ise daha yavaş ama artan benimsenmenin görüldüğü geçiş pazarları ile daha temkinli ve seçici kullanımın öne çıktığı geride kalan pazarlar olarak ayrışıyor. Bu pazarlar, öncü pazarlara kıyasla genel yapay zekâ kullanımında %12–15, otonom kullanımda ise %11–13 oranında daha geride seyrediyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Yapay Zekâ Hizmetleri Lideri Reyzi Devrim Pamir </strong>konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“EY Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi araştırması önemli bir eşiğe işaret ediyor: yapay zekâya yönelik tam güven oluşmadan, kullanım ve yetki devri hızla artıyor. İnsanlar yapay zekâyı önce düşük riskli ve günlük işlerde benimsiyor; ancak bu aşinalık zamanla daha kritik karar alanlarına da taşınıyor. Kurumlar açısından asıl konu artık yapay zekâyı kullanıp kullanmamak değil; hangi görevlerin, hangi sınırlar içinde, nasıl bir insan denetimi ve hesap verebilirlik çerçevesiyle yapay zekâya devredileceğini tasarlamak. Bu nedenle güven, sonradan eklenecek bir unsur değil; en baştan sistemin mimarisine yerleştirilmesi gereken temel bir prensip. İş dünyasının, şeffaflığı, denetlenebilirliği ve sorumlu yapay zekâ yaklaşımını merkeze alan bir dönüşümü hızla hayata geçirmesi kritik önem taşıyor.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/">YAPAY ZEKÂ KULLANIMI, GÜVEN ENDİŞELERİNE RAĞMEN YAYGINLAŞIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanimi-guven-endiselerine-ragmen-yayginlasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAPAY ZEKA ÖDEME DÜNYASINI DEĞİŞTİRİYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 12:46:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=2938</guid>

					<description><![CDATA[<p>KPMG&#8217;nin bankalar ile perakende dünyasının ödeme sistemlerine bakışını mercek altına aldığı yeni raporuna göre bankaların yüzde 51&#8217;i ödeme sektöründe gelecekte en güçlü ekosistemleri kuranların öne çıkacağını düşünüyor. Perakendecilerin yüzde 47&#8217;si de önümüzdeki beş yıl içinde birden fazla ödeme hizmeti sağlayıcısıyla çalışmayı planlıyor. Araştırma ayrıca taraflar arasında bazı beklenti farkları olduğunu ve yapay zekânın hızla yaygınlaştığını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/">YAPAY ZEKA ÖDEME DÜNYASINI DEĞİŞTİRİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KPMG&#8217;nin bankalar ile perakende dünyasının ödeme sistemlerine bakışını mercek altına aldığı yeni raporuna göre bankaların yüzde 51&#8217;i ödeme sektöründe gelecekte en güçlü ekosistemleri kuranların öne çıkacağını düşünüyor. Perakendecilerin yüzde 47&#8217;si de önümüzdeki beş yıl içinde birden fazla ödeme hizmeti sağlayıcısıyla çalışmayı planlıyor.</strong></p>
<p><strong>Araştırma ayrıca taraflar arasında bazı beklenti farkları olduğunu ve yapay zekânın hızla yaygınlaştığını ortaya koyarken; tokenizasyon, dijital varlıklar ve merkez bankası dijital paralarının da ödeme altyapılarında giderek daha fazla yer bulacağına dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>KPMG&#8217;nin dünya genelinde 500 banka ve 500 perakende şirketi yöneticisiyle gerçekleştirilen kapsamlı araştırması, ödeme ekosistemindeki köklü dönüşümü gözler önüne serdi. &#8221; Ödeme Modernizasyonu için Ortaklık&#8221; başlıklı rapor, dijital para birimleri ve yapay zekânın ödeme sektörünü nasıl yeniden şekillendirdiğini, bankaların ve perakendecilerin bu değişime ayak uydurmak için kurabilecekleri stratejik ortaklıklar hakkında detaylı analizlere yer veriyor.</p>
<p>Ödeme modernizasyonunda başarının anahtarının <strong>güçlü ortaklıklar</strong> ve <strong>ekosistemler</strong> kurmaktan geçtiğini ortaya koyan rapora göre, bankaların yüzde 51&#8217;i, ödeme sektöründe gelecekte öne çıkacak oyuncuların en güçlü ekosistemleri kurabilenler olacağını düşünüyor. Öte yandan perakendecilerin yüzde 47&#8217;si, önümüzdeki beş yıl içinde birden fazla ödeme hizmeti sağlayıcısıyla çalışmayı planlıyor. Bu tablo, ödeme alanındaki yeniliklerin önünü açmak için güçlü iş birlikleri ve sağlam ekosistemlerin kritik bir rol oynayacağını ortaya koyuyor.</p>
<p>Nitekim perakendecilerin yüzde 53&#8217;ü, bankaların ödeme modernizasyon hedeflerini anladığını ifade ederken, yarısı da bankalarının müşteri ödeme deneyimini iyileştirmek için kendileriyle aktif iş birliği yaptığını söylüyor. Buna karşın rapor, bu iş birliğinin henüz sektörün tamamına yayılmadığına dikkat çekiyor. Birçok kuruluş hâlâ geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi içinde hareket etmeye devam ediyor ve bu durum, hızla gelişen rekabet ortamında geride kalmalarına neden olabiliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-856" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk.jpg" alt="" width="900" height="676" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk-300x225.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk-768x577.jpg 768w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/02/Sinem-Canturk-96x72.jpg 96w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>“Kurumların bu dönüşüme uyum sağlamaları kritik önem taşıyor”</strong><br />
Son dönemde ödeme ekosisteminde yaşanan gelişmelerin stratejik bir dönüşüm olduğunu belirten <strong>KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk</strong>, rapor ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ödeme sistemleri bugün dijital para birimleri, yapay zekâ ve açık ekosistemlerin etkisiyle yeniden şekilleniyor. Kurumların bu dönüşümde başarılı olabilmesi için artık yalnızca teknolojiyi benimsemeleri yeterli olmuyor. Bankalar, perakendeciler, fintech&#8217;ler ve teknoloji sağlayıcılarının birlikte değer üreten güçlü iş birlikleri kurması da gerekiyor. Araştırmamız da gösteriyor ki; ödeme modernizasyonunda rekabet avantajı, en güçlü ekosistemleri kurabilen kurumların elinde olacak. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli analitik ve tokenizasyon gibi teknolojiler ödeme deneyimini daha hızlı, güvenli ve kişiselleştirilmiş hale getirecek. Ancak kurumların da çevik altyapılar ve veri odaklı stratejilerle bu dönüşüme uyum sağlamaları kritik önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Banka ve perakendeci beklentileri arasında uçurum</strong><br />
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, bankaların perakendecilerin karşılaştığı zorlukları her zaman doğru değerlendiremediği. Perakendecilerin yüzde 48&#8217;i parçalı ve eskimiş ödeme altyapısını en büyük sorun olarak görürken, bankaların yalnızca yüzde 27&#8217;si bu durumun farkında.</p>
<p>Öte yandan bankalar, sınır ötesi ödemeler ve ücret şeffaflığı gibi konularda da perakendecilerin aksine çok daha fazla endişe duyuyor. Perakendecilerin yalnızca yüzde 4&#8217;ü sınır ötesi ödeme yönetimini bir sorun olarak görürken, bankaların yüzde 40&#8217;ı bu konuyu perakendeciler için önemli bir zorluk olarak değerlendirip buna göre aksiyonlar alıyor.</p>
<p><strong>Yapay zekâ ödeme sistemlerini dönüştürüyor</strong><br />
Rapor, bankaların ödeme sistemlerini modernize etmek ve güvenlik, verimlilik ile kişiselleştirme alanlarında çıtayı yükseltmek için yapay zekâyı hızla devreye aldığını da gösteriyor. Bugün neredeyse tüm bankalar, 7/24 müşteri hizmeti sunmak için yapay zekâ destekli sohbet botlarından yararlanıyor ve ödeme belgelerinin oluşturulması gibi süreçleri yapay zekâ ile otomatikleştiriyor.</p>
<p>Araştırmaya göre önümüzdeki üç yıl içinde bankaların yapay zekâyı çok daha kapsamlı şekilde kullanması bekleniyor. Özellikle davranışsal ve bağlamsal verilerden yararlanarak kişiselleştirilmiş hizmetler geliştirmek, ödeme verilerini analiz ederek fiyatlandırma kararlarına içgörü sağlamak ve muhabir bankalar arasındaki ağ yönetimini güçlendirmek, en hızlı büyümesi beklenen kullanım alanları arasında yer alıyor.</p>
<p>Ayrıca önümüzdeki üç yıl içinde bankaların büyük bölümünün, ödemeleri güvence altına almak için yapay zekâ destekli biyometrik doğrulama sistemlerini ve işlemleri otonom biçimde yürüten ajan tabanlı yapay zekâ çözümlerini kullanması bekleniyor. Yapay zekânın aynı zamanda dolandırıcılık tespitinde de çıtayı yükseltmesi bekleniyor; bankaların yüzde 85&#8217;i riskleri anında tespit edip çözmek için yapay zekâdan yararlanmayı planlıyor.</p>
<p>Yapay zekâ, perakendecilerin ödeme süreçlerini yönetme biçimini de köklü biçimde değiştiriyor. Perakendecilerin dörtte üçünden fazlası, müşterilere 7/24 destek sunmak için yapay zekâ destekli sohbet botlarından yararlanıyor. Neredeyse aynı oranda perakendeci ise müşteri davranışlarına dair daha derin içgörüler elde etmek ya da güvenlik ihlalleri ve dolandırıcılık girişimlerini gerçek zamanlı olarak tespit edip çözmek için yapay zekâyı kullanıyor. Bununla birlikte perakendeciler yapay zekâyı farklı alanlarda da devreye alıyor. Verimliliği artırmak amacıyla ödeme süreçlerini sadeleştiriyor, farklı ödeme kanallarını entegre ediyor ve ödeme belgelerini otomatik olarak oluşturuyorlar. Ayrıca mevzuata uyum süreçleri, ödül programları ve risk takibi gibi alanlarda da yapay zekâdan yararlanarak otomasyon sağlıyorlar. Araştırma, önümüzdeki üç yıl içinde perakendecilerin yapay zekânın daha gelişmiş yeteneklerine odaklanacağını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Tokenizasyon ve dijital para birimleri yükselişte</strong><br />
Araştırma, tokenizasyonun ödeme verimliliğini artırmak için güçlü bir araç olarak görüldüğünü de ortaya koyuyor. Lider konumdaki bankaların yüzde 64&#8217;ü, dijital varlıkların maliyetleri ve işlem sürelerini önemli ölçüde azaltacağına inanıyor. Bu bankalar, programlanabilir para yetenekleri geliştirme, şirket içi likidite optimizasyonu için tokenize para kullanma ve stablecoin&#8217;leri ödeme altyapılarına entegre etme konularında hızla ilerliyor.</p>
<p>Sınır ötesi ödemeler açısından da önemli gelişmeler yaşanıyor. Bankaların yüzde 60&#8217;ı programlanabilir para ve dijital defterleri desteklemek için çekirdek sistemlerini yükseltiyor. Önümüzdeki üç yıl içinde merkez bankası dijital paralarının (CBDC) atomik uzlaşma için kullanımının yüzde 30&#8217;lardan yüzde 61&#8217;e çıkması, stablecoin ve token fintech platformlarının kullanımının ise yüzde 48&#8217;den yüzde 80&#8217;e yükselmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>Geleceğe yönelik üç kritik adım</strong><br />
Raporda banka ve perakende yöneticilerine şu üç alanda adım atmaları tavsiyesinde de bulunuluyor:</p>
<ul>
<li><strong>İş birliklerini önceliklendirin</strong>: Teknolojik dönüşümün hızlanması ve müşteri beklentilerinin sürekli değişmesi, bankalar ve perakendeciler üzerinde ödeme sistemlerini hızla modernize etme baskısı yaratıyor. Bu ortamda rekabette öne geçebilmek için kurumların teknoloji sağlayıcıları, müşteriler, düzenleyici kurumlar ve hatta rakiplerle birlikte çalıştıkları güçlü ekosistemler kurması büyük önem taşıyor. Bu tür iş birlikleri, bilgi, yetkinlik ve yatırımların paylaşılmasını sağlayarak rekabet avantajı yaratıyor.</li>
<li><strong>Müşteriyi merkeze alın</strong>: Sektörde öne çıkan kurumlar, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini derinlemesine anlayan ve buna göre yeni ödeme seçenekleri ile hizmetleri hızlı şekilde geliştirebilen organizasyonlar oluyor. Bankalar ve perakendeciler yalnızca müşterilerine daha yakın olmakla kalmamalı, aynı zamanda değişen talep ve rekabet koşullarına hızla yanıt verebilmek için yeni ödeme altyapılarını değerlendirme, geliştirme ve devreye alma yetkinliklerini de güçlendirmelidir.</li>
<li><strong>Çeviklik kazanın</strong>: Ödeme ekosistemi hızla dönüşüyor ve dünya genelinde yeni oyuncular tarafından geliştirilen teknolojiler ile ödeme yöntemleri hızla pazara sunuluyor. Bu nedenle bankalar ve perakendecilerin ödeme stratejilerini, altyapılarını ve operasyonlarını daha çevik hale getirmeye odaklanması gerekiyor. Bu yaklaşım, kurumlara gelecekte daha fazla esneklik ve ölçeklenebilirlik sağlayarak pazar koşulları değiştikçe hızla uyum sağlama ve dönüşme imkânı sunacak.</li>
</ul>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/">YAPAY ZEKA ÖDEME DÜNYASINI DEĞİŞTİRİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-odeme-dunyasini-degistiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ İÇİN EN BÜYÜK 10 FIRSAT</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 18:48:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ARGE-İNOVASYON]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[dijitaldönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisektörü]]></category>
		<category><![CDATA[yapayzeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=2931</guid>

					<description><![CDATA[<p>EY, teknoloji şirketleri için en büyük 10 fırsat alanını açıkladı. Teknoloji sektörü, 2026’da hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine giriyor EY, teknoloji şirketlerinin büyüme ve geleceğe hazırlık süreçlerine rehberlik eden “Teknoloji Şirketleri İçin En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/">TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ İÇİN EN BÜYÜK 10 FIRSAT</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EY, teknoloji şirketleri için en büyük 10 fırsat alanını açıkladı. </strong><strong>Teknoloji sektörü, 2026’da hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine giriyor</strong></p>
<p><strong>EY, teknoloji şirketlerinin büyüme ve geleceğe hazırlık süreçlerine rehberlik eden “Teknoloji Şirketleri İçin En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla büyük ölçekte yapay zekâ uygulamalarının iş modellerine entegre edilmesi de sektörde büyümeyi hızlandırabilen bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor. </strong></p>
<p><strong> </strong>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında büyümeyi ve operasyonel verimliliği artırmak için odaklanabileceği kritik alanları ele aldığı “<strong>Teknoloji Şirketleri için En Büyük 10 Fırsat</strong>” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğini ortaya koyarken, bu yeni dönemde lider konumda olmak isteyen şirketlere net bir yol haritası sunuyor.</p>
<p>Araştırmaya göre; 2026’da başarıyı belirleyen temel unsur günümüz iş dünyasında hızlı aksiyon almak olacak. Yapay zekâ odaklı inovasyonun ivme kazanmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin; stratejik iş birlikleri yoluyla daha hızlı büyüme ve verimlilik elde etmesi öne çıkıyor. Aynı zamanda belirli amaçlar doğrultusunda otonom karar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic  AI), platformlar ve bulut sistemleri arasında birlikte çalışabilirlik ile fiziksel yapay zekâ ve robotik çözümler, yeni rekabet avantajlarının merkezinde yer alıyor.</p>
<p>EY araştırmasında, yapay zekânın hız kazanmasıyla birlikte güvenilir yapay zekânın artık yalnızca bir uyum başlığı değil, gelir ve itibarın korunması açısından operasyonel bir zorunluluk haline geldiği vurgulanıyor. Bu kapsamda, yönetişimin iş süreçlerine entegre edilmesi, liderlerin daha etkin bir rol üstlenmesi ve güçlü veri altyapılarının oluşturulması kritik önem taşıyor.</p>
<p><strong>EY, 2026’da teknoloji şirketlerinin göz önünde bulundurması gereken 10 fırsat alanını şöyle sıralıyor: </strong><strong> </strong></p>
<div>
<p><strong>1. Hiper-hızlı yapay zekâ döneminde stratejik iş birlikleriyle büyüme hızlandırılmalı</strong></p>
</div>
<p>Yapay zekâ odaklı stratejik iş birlikleri, birleşme-satın alma işlemleri veya ortak girişim yaklaşımları ile, teknoloji şirketlerinin daha hızlı ölçeklenmesini sağlayacak. Yönetişimden ödün vermeden, stratejik iş birliklerini güçlendiren teknoloji şirketleri, değişen regülasyonlara daha çevik uyum sağlayarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilir.</p>
<div>
<p><strong>2. Platformlar arası entregre çalışabilirlik ve fiziksel yapay zekâya geçiş önceliklendirilmeli</strong></p>
</div>
<p>Ürünlere entegre yapay zekâ artık standart hale gelirken, platformlar ve bulutlar arasında sorunsuz çalışan sistemler fark yaratıyor. Yapay zekâ, robotik ve otonom çözümlerle birleşen bu yaklaşım, yazılım ile fiziksel dünyayı yakınlaştırarak yeni büyüme alanları sunma fırsatı taşıyor. Bu yetkinliklere yatırım yapan teknoloji şirketleri rekabet avantajı elde edebilir.</p>
<div>
<p><strong>3. Güvenli ve güvenilir yapay zekâ operasyonel hale getirilmeli</strong></p>
</div>
<p>Yapay zekânın yaygınlaşması arttıkça güvenilirlik ve etiklik konuları tercih olmanın ötesine geçerek operasyonel gereklilik haline geliyor. Teknoloji şirketlerinin; iş akışlarına ve risklere en yakın konumda bulunan fonksiyonları güçlendirerek, sınırları tanımlama, risk alanlarını belirleme ve güvenilirlik uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etme modeline yönelmesi gerekiyor. Güçlü sınırlar olmadan, şirketler zincirleme başarısızlığa yol açabilecek ve iş hedeflerini sekteye uğratabilecek risklerle karşı karşıya kalıyor. İş fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve yönetişimin günlük süreçlere entegre edilmesi, bu büyümenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayabilir. Bunu başaran teknoloji şirketleri, mevzuata ve itibara ilişkin riskleri azaltırken operasyonel verimliliği artırabilir.</p>
<div>
<p><strong>4. Yapay zeka döneminde ticari konulara ilişkin strateji yeniden ele alınmalı</strong></p>
</div>
<p>Yapay zekâ temelli şirketler, yazılımların fiyatlandırılması, hazırlanması ve satın alınması süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel modeller yerini sonuç ve değer odaklı fiyatlandırmaya bırakıyor. Müşteriler artık erişimden çok sorunsuz deneyimler ve ölçülebilir fayda bekliyor. Araştırmaya göre; 2026’da lider şirketlerin, fiyatlandırmayı doğrudan sağlanan çıktı ve değerle ilişkilendiren modellerle öne çıkacağı öngörülüyor. Bu sonuç odaklı modeller, müşteriler için tercih edilen bir satın alma deneyimi sunmayı hedefliyor.</p>
<div>
<p><strong>5. Esneklik için yapay zekâ model seçimi optimize edilmeli </strong></p>
</div>
<p>Açık ve kapalı yapay zekâ modelleri arasındaki doğru denge, maliyet, performans ve uyum açısından kritik hale geliyor. Açık model ekosistemi hızla gelişerek daha düşük giriş bariyerleri, daha hızlı süreçler ve çoğu zaman maliyetin çok küçük bir kısmıyla iş akışlarına derin bir entegrasyon potansiyeli sunuyor. Kapalı modeller ise daha yüksek maliyetler, tedarikçiye bağımlılık ve yerelleştirme veya uyum açısından daha sınırlı esneklik gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. 2026’da bu modelleri iş operasyonları ve regülasyon ihtiyaçlarına göre doğru yöneten teknoloji şirketleri, hız ve esneklik avantajı elde edebilir.</p>
<p><strong>6. Dijital egemenlik odaklı tasarım ve etkin iş gücü modeli benimsenmeli</strong></p>
<p>Regülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler, yapay zekâda yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler şirketlerin planlarını etkilerken, dijital egemenlik yaklaşımı daha çok önem kazanıyor. Bu konu; yeteneklerin nerede konumlandığını, hesaplama süreçlerinin nerede gerçekleştiğini ve temel modellerin ulusal değerleri, etik yaklaşımları ve gelenekleri nasıl yansıttığını kapsıyor. Stratejilerine farklı bölgesel perspektifleri ve regülasyon gerekliliklerini entegre eden şirketler, hızdan ödün vermeden uyum sağlayarak, giderek farklılaşan bu ortamda küresel ölçekte büyümeyi sürdürebilebilir.</p>
<p><strong>7. Yapay zekâ zorlukları, alanında uzmanlarla yönetilmeli</strong></p>
<p>Yapay zekâ uygulamaları karmaşıklaştıkça, ilgili uzmanların doğrudan iş birimlerinde görev alması önem kazanıyor. Teknik yetkinliğin doğrudan iş birimlerine veya proje ekiplerine dahil edilmesi, bu teknolojinin kullanımını hızlandırırken uygulama kalitesini ve sürekliliği artırıyor. Bu rolleri değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandıran teknoloji şirketleri, avantaj elde edebilir.</p>
<div>
<p><strong>8. Dijital altyapı ve yapay zekâ dönemi için vergi stratejisi yeniden ele alınmalı</strong></p>
</div>
<p>Küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketleri için vergi, stratejik bir karar alanı haline geliyor. Nerede yatırım yapılacağı, fikri mülkiyet sahipliğinin nasıl yapılandırılacağı ve maliyetler ile kârların sınırlar arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararların proaktif olarak değerlendirilmesi önem kazanıyor. Bu doğrultuda, vergi stratejisinin dijital dönüşümün temeline entegre edilmesi gerekiyor. Vergi yaklaşımını dijital dönüşümün merkezine yerleştiren şirketler, büyüme sürecinde uyum ve çeviklik sağlayabilir.</p>
<div>
<p><strong>9. AI destekli FinOps (Financial Operations)</strong> <strong>yaklaşımlarıyla finans fonksiyonu, stratejik bir itici güce dönüştürülmeli</strong></p>
</div>
<p>Yapay zekâ destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımları, finans fonksiyonunu raporlamanın ötesine taşıyor. Gerçek zamanlı görünürlük ve akıllı kaynak yönetimi, daha hızlı ve isabetli karar almayı mümkün kılıyor. Doğru şekilde hayata geçirildiğinde finans, bir raporlama fonksiyonu olmaktan çıkarak marj artışını destekleyen, sermaye kullanımını optimize eden ve kurum genelinde karar süreçlerini iyileştiren stratejik bir itici güç haline geliyor.</p>
<div>
<p><strong>10. Yapay zekâ çağında, kurumsal güvenlik yeniden gözden geçirilmeli</strong></p>
</div>
<p>Teknoloji şirketlerinin, temel güvenlik seviyesinin ötesine geçerek daha proaktif ve yapay zekâ destekli siber güvenlik ve veri güvenliği yaklaşımlarını benimsemesi gerekiyor. Bu kapsamda; iyileştirme hizmet seviyesi anlaşmalarının haftalardan saatlere indirilmesi, siber tehdit tespiti ile müdahalesinin otomatikleştirilmesi ve sürekli kimlik doğrulamanın entegre edilmesi gibi alanlar öne çıkıyor. Kimlik, veri ve yapay zekâ modellerini bütüncül şekilde koruyan teknoloji şirketleri, büyümeyi kesintisiz ve güvenli biçimde sürdürebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-2513" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Emre_Besli.jpg" alt="" width="686" height="471" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Emre_Besli.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Emre_Besli-300x206.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Emre_Besli-768x527.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 686px) 100vw, 686px" /></p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli </strong>araştırma ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“Teknoloji sektörü, 2026 yılında yapay zekânın hızla yaygınlaştığı ve ölçülebilir değer üretmenin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir döneme giriyor. Teknoloji şirketleri bugün yapay zekânın potansiyelini konuşmaktan çok, bu potansiyeli güvenli ve güvenilir şekilde nasıl hayata geçireceklerine ve etkili çözümlerle nasıl sürdürülebilir değer elde edebileceklerine odaklanıyor. Öte yandan “dijital egemenlik” kavramı da belirleyici bir unsur olarak hayatımıza girdi. Üst yönetim gündeminde artık ‘yapabilir miyiz?’ sorusunun yerini, ‘nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?’ sorusu almış durumda. Otonom sistemlerin operasyonel süreçleri desteklediği, liderlerin ise stratejik yönlendirmeye odaklandığı bu yeni iş modelinin, rekabet avantajının temelini oluşturacağını söylemek mümkün. Araştırmamızda ortaya koyduğumuz fırsatlar, teknoloji şirketlerinin deneme ve pilot süreçlerden operasyonel olgunluğa geçişini desteklerken; yapay zekâ temelli stratejileri benimseyen, yönetişimi dönüştüren ve iş modellerini yeniden kurgulayan şirketlerin kazanan konumda olacağına işaret ediyor.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/">TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ İÇİN EN BÜYÜK 10 FIRSAT</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE’DE EN BÜYÜK RİSK MAKROEKONOMİK GELİŞMELER</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-en-buyuk-risk-makroekonomik-gelismeler/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-en-buyuk-risk-makroekonomik-gelismeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 08:16:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Allianz Risk Barometresi]]></category>
		<category><![CDATA[makroekonomik gelişmeler!]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=2702</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allianz Risk Barometresi 2026:  Küresel iş dünyası için en büyük risk yine siber olaylar, Türkiye’de ise makroekonomik gelişmeler!  Allianz Commercial’ın her yıl küresel iş dünyasının önündeki riskleri belirleyen Allianz Risk Barometresi’nin 2026 sonuçları açıklandı. Global iş dünyasının 2026’ya dair risk sıralamasında bu yıl üst üste beşinci kez siber olaylar birinci olurken, yapay zekâ rekor bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-en-buyuk-risk-makroekonomik-gelismeler/">TÜRKİYE’DE EN BÜYÜK RİSK MAKROEKONOMİK GELİŞMELER</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Allianz Risk Barometresi 2026:  </strong><strong>Küresel iş dünyası için en büyük risk yine siber olaylar, Türkiye’de ise makroekonomik gelişmeler!</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Allianz Commercial’ın her yıl küresel iş dünyasının önündeki riskleri belirleyen Allianz Risk Barometresi’nin 2026 sonuçları açıklandı. Global iş dünyasının 2026’ya dair risk sıralamasında bu yıl üst üste beşinci kez siber olaylar birinci olurken, yapay zekâ rekor bir yükselişle 10. sıradan ikinci sıraya çıktı. Türkiye’de ise bu yıl makroekonomik gelişmeler ilk sırada yer alırken, geçen yıl yedinci sırada yer alan siber olaylar ikinci en büyük risk faktörü oldu. Yapay zekâ da Türkiye risk sıralamasına bu yıl ilk kez girerek yedinci sıraya yerleşti.</strong></p>
<p><strong> </strong>Allianz Commercial tarafından gerçekleştirilen yıllık küresel iş dünyası riskleri araştırması Allianz Risk Barometresi’nin 15’incisi yayımlandı. 97 ülke ve bölgeden, 23 farklı sektörden 3 bin 338 risk yönetimi uzmanının görüşleriyle hazırlanan Allianz Risk Barometresi&#8217;ne göre, 2026 yılı için siber olaylar, özellikle de fidye yazılımı saldırıları, her büyüklükteki şirket için art arda beşinci kez 1 numaralı risk olarak belirlendi. Yapay zekâ ise en büyük yükselişi göstererek 10. sıradan 2. sıraya yükseldi. Bu yükseliş, neredeyse tüm sektörlerdeki şirketler için yapay zekânın yükselen bir risk olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yarıya yakını, yapay zekânın sektörleri için riskten daha fazla fayda sağladığına inanıyor. Ancak beşte biri bunun tam tersini söylüyor.</p>
<p>Allianz Risk Barometresi’nde iş kesintisi, ilk kez en büyük iki risk arasında yer almayarak 3. sıraya geriledi. Yine de bu risk ilk 10&#8217;daki diğer risklerin bir sonucu olabileceği göz önüne alındığında, önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Doğal afetler bu yıl 5. sırada yer alırken siyasi riskler ve şiddet ise global çapta şimdiye kadarki en yüksek konumuna yükselerek 7. sıraya yerleşti.</p>
<p><strong>Türkiye’de en büyük risk makroekonomik gelişmeler</strong></p>
<p>Allianz Risk Barometresi’nde, Türkiye’de iş dünyasının risk sıralamasının geçen yılkine göre epey farklılık gösterdiği dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl 2. sırada yer alan makroekonomik gelişmeler, bu yıl yüzde 50 oyla en büyük risk faktörü olurken, geçtiğimiz yıl 7. sırada yer alan siber olaylar bu yıl ilk kez yüzde 46 oy ile 2. sıraya yerleşiyor. Siyasi riskler ve şiddet 3. sırada yer alırken, geçtiğimiz yıl en büyük risk olarak zirveye yerleşen doğal afetler ise bu yıl 4. sıraya geriledi.</p>
<p>Türkiye’de bu yıl dört yeni risk faktörü listeye dahil oldu. Global çapta en büyük 2. risk olan yapay zekâ Türkiye’de de listeye ilk kez girerek yüzde 15 oyla 7. sırada yer aldı. Yetenek ve işgücü sorunları, itibar veya marka değerinin kaybı ve pazar gelişmeleri de bu yıl listedeki yeni risk faktörleri olarak öne çıktı.</p>
<p><strong>“Riskler daha karmaşık ve birbirine bağlı hale geldikçe risk yönetiminin önemi anlaşılıyor”</strong></p>
<p>Allianz Risk Barometresi 2026’yı değerlendiren Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan, küresel çapta 5 yıldır en büyük risk olarak görülen yapay zekânın ilk kez Türkiye’de de ilk 10 risk arasında yerini aldığına işaret ederek, “Ülkemizde de her sektör ve ölçekten şirketler yapay zekâyı sadece bir stratejik fırsat olarak değil, aynı zamanda karmaşık bir operasyonel, yasal ve itibar riski kaynağı olarak da görmeye başladı. 2026&#8217;da şirketler bir yandan yapay zekâyı sistemlerine entegre etmeye çalışırken, diğer yandan giderek artan oranda sistem güvenilirliği ve veri kalitesi sorunları, entegrasyon zorlukları ve nitelikli yetenek eksikliği ile karşı karşıya kalmak durumunda kalacak. Bu yıl ilk kez yetenek ve işgücü sorunlarının Türkiye’de yeni bir risk faktörü olarak ilk 10’a girmesi, dijital beceri açığının kritik rolüne dair dünyada olduğu gibi ülkemizde de farkındalığın arttığını gösteriyor” dedi.</p>
<p>Türkiye’de geçtiğimiz yıl 8. sırada yer alan iklim değişikliğinin bu yıl 5. sıraya yükselmesinin de toplumda risk farkındalığının arttığına dair önemli bir gösterge olduğunu söyleyen Gürkan, “Ülkemizde de dünyada olduğu gibi doğal afetler, geçtiğimiz yıla göre birkaç sıra geriye düşse de ilk 10 risk arasında yerini koruyor. Bununla birlikte, doğal afetlerden kaynaklanan sigortalı kayıplar, art arda altı yıldır 100 milyar dolara ulaştı. Riskler daha karmaşık ve birbirine bağlı hale geldikçe, entegre dayanıklılık stratejileri geliştirmenin ve risk yönetiminin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Şirketlerin artık riskleri yönetmek için ileriye dönük yaklaşımlara sahip olmaları gerekiyor. Yapay zekâ da bir fırsata dönüştürülerek değişen risk ortamına uyum sağlamada önemli bir enstrüman olarak kurumlara yardımcı olabilir” dedi.</p>
<p><strong> </strong><strong>DÜNYADA İLK 10 RİSK SIRALAMASI:</strong></p>
<ol>
<li>Siber olaylar %42</li>
<li>Yapay zekâ %32</li>
<li>İş kesintisi %29</li>
<li>Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler %26</li>
<li>Doğal afetler %21</li>
<li>İklim değişikliği %19</li>
<li>Siyasi riskler ve şiddet %15</li>
<li>Makroekonomik gelişmeler %14</li>
<li>Yangın ve patlama %13</li>
<li>Pazar gelişmeleri %13</li>
</ol>
<p><strong>TÜRKİYE’DE İLK 10 RİSK SIRALAMASI:</strong></p>
<p>1) Makroekonomik gelişmeler %50</p>
<p>2) Siber olaylar %46</p>
<p>3) Siyasi riskler ve şiddet %35</p>
<p>4) Doğal afetler %27</p>
<p>5) Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler %19</p>
<p>5) İklim değişikliği %19</p>
<p>7) Yapay zekâ %15</p>
<p>7) Yetenek ve işgücü sorunları %15</p>
<p>9) İtibar veya marka değerinin kaybı %8</p>
<p>9) Pazar gelişmeleri %8</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-en-buyuk-risk-makroekonomik-gelismeler/">TÜRKİYE’DE EN BÜYÜK RİSK MAKROEKONOMİK GELİŞMELER</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-en-buyuk-risk-makroekonomik-gelismeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜBİSAD, TÜRKİYE&#8217;NİN DİJİTALLEŞME KARNESİNİ AÇIKLADI</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/tubisad-turkiyenin-dijitallesme-karnesini-acikladi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/tubisad-turkiyenin-dijitallesme-karnesini-acikladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 11:03:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dönüşümün]]></category>
		<category><![CDATA[TÜBİSAD]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin Dijital Dönüşüm 2025 Endeksi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=2618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin dijital dönüşümünde ivme arayışı: Ekosistem odaklı adımlar kritik TÜBİSAD&#8217;ın Türkiye&#8217;nin Dijital Dönüşüm 2025 Endeksi, Türkiye&#8217;nin dijital teknolojilerin kullanımında güçlü bir kapasiteye sahip olduğunu ancak bu gücün sürdürülebilir ve hızlanan bir dönüşüme evrilebilmesi için ekosistemi güçlendirecek bütüncül adımlara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Bu yılki Türkiye&#8217;nin Dijital Dönüşüm Endeksi, 5 üzerinden 3,13 olarak hesaplandı. Endeks, bir önceki yıla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/tubisad-turkiyenin-dijitallesme-karnesini-acikladi/">TÜBİSAD, TÜRKİYE’NİN DİJİTALLEŞME KARNESİNİ AÇIKLADI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;nin dijital dönüşümünde ivme arayışı: Ekosistem odaklı adımlar kritik</strong></p>
<p><strong>TÜBİSAD&#8217;ın Türkiye&#8217;nin Dijital Dönüşüm 2025 Endeksi, Türkiye&#8217;nin dijital teknolojilerin kullanımında güçlü bir kapasiteye sahip olduğunu ancak bu gücün sürdürülebilir ve hızlanan bir dönüşüme evrilebilmesi için ekosistemi güçlendirecek bütüncül adımlara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Bu yılki Türkiye&#8217;nin Dijital Dönüşüm Endeksi, <strong>5 üzerinden 3,13</strong> olarak hesaplandı. Endeks, bir önceki yıla kıyasla sınırlı bir artış göstererek yeniden yükseliş eğilimine girerken; mevcut tablo, doğru politika setleri ve ekosistemi güçlendirecek adımlarla daha güçlü bir ivmenin mümkün olduğuna işaret ediyor. Buna karşın endeks değeri, henüz <strong>2021 yılında ulaşılan seviyeye erişebilmiş değil</strong> ve bu durum önümüzdeki dönem için önemli bir gelişim alanını ortaya koyuyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Dijital Dönüşüm Endeksi, <strong>son beş yılda sırasıyla 2,90 – 2,99 – 3,19 – 3,09 – 3,09 – 3,13</strong> olarak hesaplandı. 2019–2021 döneminde istikrarlı bir yükseliş gösteren endeks, 2022 yılında geriledi; 2023 yılında yatay seyretti; 2024 yılında ise sınırlı da olsa yeniden yükseldi.</p>
<p><strong>Dijital kullanım güçlü, katma değer için ekosistem belirleyici</strong><br />
Uluslararası karşılaştırılabilir veriler ile kamu, özel sektör ve akademiden yöneticilerin niteliksel değerlendirmelerine dayanan endeks; <strong>Ekosistem, Yeterlilik, Kullanım ve Dönüşüm</strong> olmak üzere dört ana bileşen altında, toplam <strong>61 gösterge</strong> üzerinden Türkiye&#8217;nin dijitalleşme performansını ölçüyor.</p>
<p>Endeksin alt göstergelerinin <strong>30&#8217;unda iyileşme</strong>, <strong>8&#8217;inde değişim olmaması</strong>, <strong>23&#8217;ünde ise gerileme</strong> gözlemlendi. <strong>Kullanım bileşeni</strong>, <strong>3,34&#8217;lük endeks değeriyle</strong> Türkiye&#8217;nin en güçlü olduğu alan olmaya devam ederken; <strong>Ekosistem bileşeni 2,68</strong> ile endeks değeriyle en zayıf alan olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Bu tablo, Türkiye&#8217;nin dijital teknolojileri bireysel, ticari ve kamusal alanlarda etkin biçimde kullandığını ancak bu kullanımın teknoloji üretimine, katma değere ve ihracata yeterince dönüşemediğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Ekosistem, dijital dönüşümün hızını belirliyor</strong><br />
Çalışmaya göre Türkiye&#8217;nin dijital dönüşüm performansını sınırlayan temel unsur, uzun yıllardır değişmeyen şekilde ekosistem bileşeni olmaya devam ediyor. Yenilik ve yatırım ortamı, üniversite-sanayi iş birlikleri, nitelikli insan kaynağı, hukuki öngörülebilirlik ve finansmana erişim gibi başlıklar, dijital dönüşümün sürdürülebilirliği açısından kritik rol oynuyor.</p>
<p>Son beş yıllık endekse bakıldığında, ekosistem bileşeni, pandeminin etkisiyle kısa süreli bir yükseliş gösterse de son üç yılda yeniden gerileyerek Türkiye&#8217;nin genel dijital dönüşüm performansını aşağı çeken ana alan haline geldi.</p>
<p><strong>Dijital dönüşüm ortak bir yolculuk</strong><br />
Çalışma, dijital dönüşümün yalnızca teknoloji sektörüne ait bir konu olmadığını; <strong>sanayiden finansa, eğitimden kamu hizmetlerine kadar tüm sektörleri yatayda kesen bir dönüşüm alanı</strong> olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu nedenle dijital dönüşümde kalıcı ilerleme, yalnızca tekil projelerle değil; <strong>kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun eşgüdümüyle</strong> mümkün olabiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2619" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Mehmet_Ali_Tombalak.jpg" alt="" width="900" height="674" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Mehmet_Ali_Tombalak.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Mehmet_Ali_Tombalak-300x225.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Mehmet_Ali_Tombalak-768x575.jpg 768w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Mehmet_Ali_Tombalak-96x72.jpg 96w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı</strong> <strong>Mehmet Ali Tombalak</strong>, çalışmaya ilişkin değerlendirmesinde şu çağrıyı yaptı: “Türkiye, dijital teknolojilerin kullanımında güçlü bir zemine sahip. Ancak bu gücü teknoloji üretimine, katma değere, ihracata ve kalıcı bir rekabet avantajına dönüştürmek için ekosistemi bütüncül bir yaklaşımla ele almamız gerekiyor. Ekonomik istikrar, öngörülebilir düzenlemeler, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve beceri odaklı eğitim politikaları, dijital dönüşümün kesintisiz ilerlemesi açısından kritik. Dijital dönüşüm tek bir aktörün değil, tüm ekosistemin ortak sorumluluğudur.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2620" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Serdar_Urcar.jpg" alt="" width="900" height="725" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Serdar_Urcar.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Serdar_Urcar-300x242.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Serdar_Urcar-768x619.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi</strong> <strong>Serdar Urçar</strong>, çalışmaya ilişkin görüşlerini şu şekilde paylaştı: “TÜBİSAD olarak Türkiye&#8217;nin Dijital Dönüşüm Endeksi&#8217;ni beş yıldır düzenli olarak yayımlıyor; bu çalışmayı dijital toplum ve dijital ekonomiye dönüşümün hızını ve derinliğini izleyen önemli bir referans olarak konumlandırıyoruz. Bu yıl çalışma kapsamında ele alınan yapay zekâ gündemi, dijital dönüşüm üzerindeki etkileri ilerleyen dönemde daha derinlikli analiz edebilmek ve gelecekte geliştirilebilecek bir Yapay Zekâ Endeksi&#8217;ne zemin hazırlamak amacıyla çalışmaya dâhil edildi. Bu başlığa ilişkin değerlendirmeleri önümüzdeki dönemlerde ayrıca kamuoyuyla paylaşmayı planlıyoruz. Bu yaklaşımın, Türkiye&#8217;nin dijital dönüşüm sürecine daha bütüncül ve ileriye dönük bir perspektif kazandıracağına inanıyoruz.”</p>
<p><strong>Öne Çıkan Bulgular</strong></p>
<ul>
<li>Genel endeks değerini oluşturan <strong>61 alt göstergenin 30&#8217;unda iyileşme</strong>, <strong>23&#8217;ünde gerileme olduğu</strong>, <strong>8&#8217;inde ise değişim olmadığı </strong>gözlemlendi. Bu tablo, ilerleme potansiyeline rağmen ivmenin henüz dengeli ve kalıcı hale gelemediğini gösteriyor.</li>
<li>Dört ana bileşenden <strong>Dönüşüm bileşeni</strong> yükseliş gösteren tek alan olurken; <strong>Ekosistem, Yeterlilik ve Kullanım</strong> bileşenlerinde sınırlı gerilemeler yaşandı.</li>
<li><strong>Ekosistem bileşeni</strong>, son beş yılda Türkiye&#8217;nin dijitalleşme notunu aşağı çeken en kritik alan olmaya devam etti. 2019&#8217;da <strong>2,60</strong> olan değer, 2021&#8217;de <strong>2,85&#8217;e</strong> yükseldi; 2024 değeri ise <strong>2,77</strong> olarak hesaplandı.</li>
<li><strong>Kullanım bileşeni</strong>, bu yılki endekse en olumlu katkıyı sağlayan alan oldu. Türkiye, bireysel, iş dünyası ve kamu kullanımında BİT&#8217;ten etkin biçimde yararlanan ülkeler arasında yer alıyor.</li>
<li><strong>Yeterlilik bileşeni</strong>, altyapı boyutunda gelişim ihtiyacı sürerken; beceriler alanında görece daha olumlu bir tabloya işaret ediyor.</li>
<li>Bu yılki endekste <strong>yasal zemin ve işleyiş, yenilik ve yatırım ortamı, altyapı, satın alınabilirlik, bireysel kullanım ve kamu kullanımı</strong> başlıklarında gerilemeler yaşandı.</li>
<li>Elektrik üretimi, uluslararası internet bant genişliği, patent başvuruları, BİT alanında istihdam ve BİT hizmetleri ihracatı, <strong>acil eylem gerektiren alanlar</strong> arasında öne çıktı.</li>
<li>Hukuki altyapıya ilişkin göstergelerde uzun süredir ilerleme sağlanamaması, dijital ekosistemin gelişimini doğrudan sınırlıyor.</li>
<li>Yenilik ve yatırım ortamında; <strong>risk sermayesine erişim, Ar-Ge harcamaları ve üniversite-sanayi iş birlikleri</strong> gibi alanlarda ilerleme kaydedilemedi.</li>
<li><strong>Beceriler</strong> alanında; eğitim sisteminin BİT becerisi kazandırma kapasitesi, matematik ve fen eğitiminin kalitesi ile STEM mezun sayısının artırılması kritik öncelikler arasında yer alıyor.</li>
</ul>
<p><strong>Ortak hedef: Sürdürülebilir dijital rekabetçilik</strong><br />
TÜBİSAD, Türkiye&#8217;nin Dijital Dönüşüm Endeksi&#8217;ni yalnızca bir durum tespiti değil; <strong>teknoloji üretimini, kullanımını ve ihracatını artırmaya yönelik ortak bir yol haritası</strong> olarak konumlandırıyor. Çalışmada ortaya koyulan bulgular, doğru ve eşgüdümlü adımlar atıldığında Türkiye&#8217;nin dijital rekabet gücünü hızla artırabilecek güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/tubisad-turkiyenin-dijitallesme-karnesini-acikladi/">TÜBİSAD, TÜRKİYE’NİN DİJİTALLEŞME KARNESİNİ AÇIKLADI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/tubisad-turkiyenin-dijitallesme-karnesini-acikladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
