<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SAĞLIK - Ekonomi Ajandası</title>
	<atom:link href="https://ekonomiajandasi.com/kategori/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<description>Ekonomi ve Sanayi Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 08:13:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2024/12/cropped-favicon-32x32.jpg</url>
	<title>SAĞLIK - Ekonomi Ajandası</title>
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KONTROLSÜZ EKRAN KULLANIMI PSİKOLOJİMİZİ NASIL ETKİLİYOR?</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/kontrolsuz-ekran-kullanimi-psikolojimizi-nasil-etkiliyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/kontrolsuz-ekran-kullanimi-psikolojimizi-nasil-etkiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 08:13:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3140</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen dijital teknolojilerin kullanımı, özellikle çocuklarda ve gençlerde bir bağımlılığa dönüşebiliyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Klinik M. Yasin Çakıroğlu bu sürecin doğru destekle ve doğru adımlarla yönetebileceğine dikkat çekiyor. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları, çevrimiçi oyunlar ve sanal bahis sistemleri; bilgiye erişimi, eğlenceyi ve iletişimi kolaylaştırırken, kontrolsüz kullanım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kontrolsuz-ekran-kullanimi-psikolojimizi-nasil-etkiliyor/">KONTROLSÜZ EKRAN KULLANIMI PSİKOLOJİMİZİ NASIL ETKİLİYOR?</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen dijital teknolojilerin kullanımı, özellikle çocuklarda ve gençlerde bir bağımlılığa dönüşebiliyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Klinik M. Yasin Çakıroğlu bu sürecin doğru destekle ve doğru adımlarla yönetebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright wp-image-3142 " src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/04/M.-Yasin-Cakiroglu.jpg" alt="" width="320" height="286" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/04/M.-Yasin-Cakiroglu.jpg 780w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/04/M.-Yasin-Cakiroglu-300x268.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/04/M.-Yasin-Cakiroglu-768x686.jpg 768w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></p>
<p>Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları, çevrimiçi oyunlar ve sanal bahis sistemleri; bilgiye erişimi, eğlenceyi ve iletişimi kolaylaştırırken, kontrolsüz kullanım durumunda ciddi psikolojik sorunlara da zemin hazırlıyor. Özellikle çocuklar ve gençler bu sorundan en çok zarar gören yaş grupları. Dijital bağımlılık aslında kişisel bir zayıflık değil, beynin ödül sisteminin dijital çevre ile etkileşiminin bir sonucu. Bireyler, farkındalık geliştirmeyle, yaşamlarını yapılandırarak ve profesyonel destekle bağımlılık döngüsünü kırabiliyor. <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Klinik Psikolog M. Yasin Çakıroğlu,</strong> destek almanın bu süreç için kritik bir adım olduğunu söylüyor. Böylelikle bireyler erken müdahale sayesinde bağımlılıklarını kontrol altına alarak yaşam kalitelerini yeniden kazanabiliyorlar.</p>
<p><strong>Dijital Bağımlılık Duygu Durumunu Etkiliyor</strong></p>
<p>Ekran bağımlılığı; bireyin cihaz kullanımını kontrol edememesi ve bu durumun günlük yaşam işlevlerini olumsuz etkilemesiyle ortaya çıkan bir tablo. Sadece ekran süresi değil, kullanımın sınırlandırılmaması ve cihazdan uzak kalındığında hissedilen huzursuzluk, gerginlik ve boşluk duygusu da bu bağımlılığın temel göstergeleri arasında gösteriliyor. Bu durum; dikkat eksikliği, uyku sorunları, sosyal izolasyon, kaygı ve depresyon gibi sorunlarla yakından ilişkili. Çocuklarda stres, yalnızlık ve duygusal yorgunlukla başlayan ekran kullanımı, zamanla duyguları düzenlemenin temel aracı haline gelebiliyor. Özellikle sosyal medyada sürekli onay arayışı ve kıyaslama, çocukların özgüvenini düşürürken kaygılarını da artırıyor.</p>
<p><strong>Bağımlılığa Nasıl Dönüşüyor?</strong></p>
<p>Dijital bağımlılıkların temelinde yatan şey, beynimizin ödül sistemi. Çünkü insan beyni, haz veren davranışları tekrar etmeye eğilimli. Dijital oyunlar ve sanal platformlar da kullanıcıya belirsiz aralıklarla ödül sunacak şekilde tasarlandığı için bu belirsizlik, dopamin salgılamasını tetikleyerek kısa süreli bir haz sağlıyor ve davranışın tekrarını güçlendiriyor. Zamanla bu döngü, alışkanlığa ve kontrolsüz kullanıma dönüşebiliyor.</p>
<p><strong>Sanal Kumar Riski Artırıyor</strong></p>
<p>Ekran bağımlılığı, internet üzerinde tekrarlayan, kontrol dışı, zarar verici bahis ve şans oyunlarını içeren sanal kumar bağımlılığı için de önemli bir risk faktörü. Ekrana uzun süre bakmak, sanal kumar içeriklerine daha fazla maruz kalınmasına neden oluyor. Bu durum özellikle genç yetişkinlerde dürtü kontrolünü zorlaştırırken, riskli kararların daha kolay alınmasına yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Bağımlıkla Mücadelede 3 Kritik Adım</strong></p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Klinik Psikolog M. Yasin Çakıroğlu,</strong> dijital bağımlılıkla baş etme sürecinin, atılacak 3 adımla doğru yönetilmesi gerektiğini vurguluyor:</p>
<div>
<ol>
<li><strong>Farkındalık Geliştirin: </strong>Dijital kullanımın hangi duygular ve durumlar tarafından tetiklendiğini anlamak, değişimin ilk adımıdır.</li>
</ol>
</div>
<div>
<ol>
<li><strong>Günlük Yaşamı Yeniden Düzenleyin</strong>: Düzenli uyku, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi bağımlılıkla mücadelede önemli rol onar. Dijital olmayan aktiviteler, alternatif mutluluk kaynakları oluşturur.</li>
</ol>
</div>
<div>
<ol>
<li><strong>Profesyonel Destek Alın</strong>: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve motivasyon artıcı terapiler, dijital ve sanal kumar bağımlılığı tedavisinde etkili yöntemler arasında yer alır. Gerektiğinde ilaç tedavisi de sürece dâhil edilebilir.</li>
</ol>
</div>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kontrolsuz-ekran-kullanimi-psikolojimizi-nasil-etkiliyor/">KONTROLSÜZ EKRAN KULLANIMI PSİKOLOJİMİZİ NASIL ETKİLİYOR?</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/kontrolsuz-ekran-kullanimi-psikolojimizi-nasil-etkiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“DÜNYA GİDEREK DAHA ‘ÖFKELİ’ DEĞİL, ‘KAYGILI’ VE ‘ÜZGÜN’ HALE GELİYOR”</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygılı Ve Üzgün]]></category>
		<category><![CDATA[Öfke kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Murat Kurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor. &#160; Araştırmalar, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor/">“DÜNYA GİDEREK DAHA ‘ÖFKELİ’ DEĞİL, ‘KAYGILI’ VE ‘ÜZGÜN’ HALE GELİYOR”</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor.</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-3054" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/04/Prof.-Dr.-Murat-Kurt.jpg" alt="" width="656" height="437" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/04/Prof.-Dr.-Murat-Kurt.jpg 1536w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/04/Prof.-Dr.-Murat-Kurt-300x200.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/04/Prof.-Dr.-Murat-Kurt-1024x683.jpg 1024w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/04/Prof.-Dr.-Murat-Kurt-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 656px) 100vw, 656px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha “öfkeli” değil, daha ziyade “kaygılı ve üzgün” hale geldiğini gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfkenin insani ve evrensel nitelikte temel bir duygu olduğunu unutmamamız lazım. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün” diyerek öfke yönetimiyle ilgili önemli bilgiler veriyor… </strong></p>
<p>Öfke, psikoloji araştırmalarında mutluluk, üzüntü, korku, iğrenme ve şaşkınlık ile birlikte altı temel duygu kategorisinden biri olarak kabul ediliyor. Buna rağmen popüler kültürde sürekli pozitif kalma baskısı öfkeyi “zararlı” bir duygu gibi konumlandırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt bu yanlış algıya dikkat çekerek, “Sanki her an pozitif kalınması, olumsuz hislerin bir kenara itilmesi ve öfkenin her zaman bastırılması gereken yıkıcı bir duygu olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Oysa öfke, bizim değişen çevresel koşullara uyum sağlamamıza yardımcı olan, karşımıza çıkan engelleri aşmamıza yardımcı olan evrimsel değeri yüksek motive edici bir duygudur. Öfke, halk arasında sanki saldırganlıkla eş değermiş gibi algılanıyor. Öfke bir duygudur, saldırganlık ise bu duygunun kontrol edilmeden açığa çıkmış bir davranış formudur” diyor.</p>
<p><strong>Beyinde Öfke Nasıl Kontrol Ediliyor?</strong></p>
<p>Texas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Heather Lench ve ekibinin 2023 yılında yayımladığı kapsamlı çalışma, öfkenin performansı artıran motive edici bir duygu olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle zorlayıcı görevlerde öfke, bireyi “eyleme hazırlık” durumuna sokuyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Özellikle zorluk düzeyinin yüksek olduğu görevlerde öfke motive edici bir rol üstlenir; ancak bu durum bazen bireylerin etik kuralları ihlal etmesine ya da ahlaki normların dışına çıkmasına neden olabilir” diyor.</p>
<p>Beyin, öfke karşısında otomatik ve kontrolsüz bir patlama yaratmıyor; aksine bir denge mekanizması kuruyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Beynimizdeki Amigdala bölgesi tehdit veya engel algılandığında duygusal tepkiyi ateşler. Ancak aynı anda ventromedial prefrontal korteks devreye girerek bu tepkiyi kontrol eder ve yönetir” diyor. Alkol ve madde kullanımının bu dengeyi bozduğunu belirten Prof. Dr. Murat Kurt, “Bu maddeler kontrol mekanizmasını devre dışı bırakır ve amigdalanın tek başına hareket etmesine neden olur” diyor.</p>
<p><strong>Öfke, Yıkıcı Bir Boyuta Ulaşmamalı </strong></p>
<p>Öfke genellikle bir hedefin engellenmesi, beklenen bir ödülün alınamaması, haksızlığa uğrama, tehdit edilme veya başkalarının planlarımızı etkilemesi sonucu ortaya çıkıyor. Bunun yanında uykusuzluk, sosyal dışlanma ve stres de öfkeyi tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bir olayı nasıl algıladığımız ve nasıl yorumladığımızla doğrudan ilişkilidir; bu nedenle oldukça öznel ve kişiye özgü bir duygudur” diyor.</p>
<p>Öfke; üzüntü, korku veya depresyon gibi geri çekilmeye neden olan duyguların aksine bireyi harekete geçirir. Bir başka deyişle öfke bir “yaklaşma duygusudur.” Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bireyi pasif bir bekleyişten çıkarıp aktif bir eyleme iter; sınırların korunmasına, adaletsizliğe karşı harekete geçilmesine yardımcı olur. Öfkenin kendisi aslında “kötü” bir duygu değildir. Esas olan öfkenin nasıl ifade edildiğidir, bir başka deyişle öfkeyi dışarıya nasıl yansıttığımız ve öfkenin tetiklediği davranışların yıkıcı bir boyuta dönüşüp dönüşmemesi önemlidir. Böyle baktığımızda öfkenin bireyler açısından işlevsel bir değeri vardır. Bireyi motive eder, engellerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, sınırların korunmasına yardımcı olur, adaletsizliğe karşı bireyi harekete geçirir” şeklinde konuşuyor.</p>
<p><strong>Dünya Öfkeli Değil, Daha Ziyade Kaygılı Ve Üzgün </strong></p>
<p>Davranışsal bilimler ve psikoloji alanlarında önemli araştırmaları olan bilim insanları Dr. Michael Daly ve Dr. Lucia Macchia tarafından 113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan geniş çaplı analiz, <span class="wmi-callto">2009-2021</span> yılları arasında küresel duygusal sıkıntının %25’ten %31’e çıktığını gösteriyor. Ancak öfke seviyelerinde yalnızca %1.61’lik, istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir değişim gözleniyor.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, “Aslında daha öfkeli bir dünyada değil, daha ziyade kaygılı ve üzgün bir dünyada yaşıyoruz. Araştırmalar duygusal sıkıntılardaki artışın özellikle düşük eğitim ve gelir seviyesine sahip gruplarda daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum ise ekonomik güvensizliğin ve toplumsal istikrarın bozulmasının biyolojimizi nasıl doğrudan etkilediğinin bir kanıtıdır” diyor.</p>
<p><strong>Önemli Olan Öfkeyi Sağlıklı Bir Şekilde İfade Etmek</strong></p>
<p>Öfke evrensel ve insani bir duygudur; bastırılması değil, sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Kontrol edilemediğinde ise saldırganlığa dönüşebilir ve hem bireye hem çevresine zarar verebilir. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfkenin en yıkıcı formu saldırganlıktır. Esas olan, öfkeyi yıkıcı bir davranışa dönüştürmeden sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir” diyor.</p>
<p>Saldırganlığın, bir başkasına bağırmaktan fiziksel olarak zarar vermeye kadar uzanan geniş yelpazedeki birçok davranışı kapsadığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Saldırganlık sadece başkalarına değil bizzat bireyin kendisine yönelik de olabilir. Öfkenin sağlıklı bir şekilde ifade edilememesi, hele bu durumun kronikleşmesi yani sürekli olarak öfkenin bastırılması bireyin kendisine zarar verir; psikosomatik hastalıklara ve depresyona yol açabilir. Esas olan öfkeyi, işlevsel olmayan yıkıcı bir saldırganlığa dönüştürmeden, sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir. Aile içerisinde ve toplumda bireylerin kendisini ifade etmelerine fırsat verildiğinde ve diğerlerinin de yaşam alanlarına saygının esas tutulduğu toplumlarda, öfke sağlıklı bir şekilde ifade edilebilir. Bu durum, toplumun ve bireylerin gelişmesi için itici bir güç kaynağı bile olabilir” şeklinde konuşuyor.</p>
<p><strong>Öfke Kontrol Edilebilir </strong></p>
<p>Öfke kontrolü öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri aslında. Prof. Dr. Murat Kurt, “İlk adım, ‘şu an öfkeliyim’ diyebilmek. Eğer bunu kendinize ifade edebilirseniz öfkenin yıkıcı etkilerini kontrol edebilirsiniz. Böylelikle dikkatinizi o an öfkelendiğiniz şeyden başka bir şeye çekebilirsiniz. İkinci aşamada; öfkelendiğiniz ana eşlik eden ya da öfkelenmenize neden olan düşüncelerinizi sorgulayın; düşüncelerinizin, o anki inanışlarınızın abartılı olup olmadığını değerlendirin. Üçüncü aşamada, sizi öfkelendiren şeyleri, yani tetikleyicileri tanıyın. Eğer öfkelendiren şeyleri önceden bilirseniz, kendiniz için olası eylem senaryoları hazırlayabilirsiniz ve böylelikle hazırlıksız yakalanmamış olursunuz. Bir sonraki adım ve en önemlisi; tepkiyi yani dürtüyü kontrol etmek. Öfkelendiren şeye hemen o an tepki vermek mi gerekiyor? Birkaç saniye geç tepki vermek bile öfkenin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi için yeterli bir zaman sağlayabilir. Bu zaman zarfında öfkeyi kontrol etmediğinde başına gelebilecek olası kötü senaryoları gözden geçirebilir, alternatif davranışlar geliştirebilir ve böylelikle dürtü kontrolü sağlayabilirsiniz” diyor.</p>
<p>Profesyonel desteğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke güçlü ama yönetilmesi zor bir duygudur. Bu nedenle öfke kontrolünde zorlanan bireyler psikolojik destek almaktan çekinmemelidir. Psikolojik destek ile birlikte saldırganlığa yol açabilecek hatalı inançlar ve düşünceler ile yıkıcı davranışlar kontrol altına alınabilir” şeklinde konuşuyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor/">“DÜNYA GİDEREK DAHA ‘ÖFKELİ’ DEĞİL, ‘KAYGILI’ VE ‘ÜZGÜN’ HALE GELİYOR”</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇALIŞANLAR EN ÇOK PSİKOLOJİK DESTEK ALDI</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/calisanlar-en-cok-psikolojik-destek-aldi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/calisanlar-en-cok-psikolojik-destek-aldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 22:53:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=2880</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Son 5 Yılda Çalışanların İlk Tercihi Psikolojik Danışmanlık Oldu Sektörün lider markası AVİTA, iş yerinde verimliliği ve kârlılığı artırmak amacıyla 2026 yılında da İnsan Kaynakları yöneticilerine ve kurumlara rehberlik etmeye devam ediyor. AVİTA Çalışan Destek Programı kapsamında sunulan hizmetlere ilişkin 2025 Değerlendirme Raporu, çalışanların en çok hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu gözler önüne seriyor.  [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/calisanlar-en-cok-psikolojik-destek-aldi/">ÇALIŞANLAR EN ÇOK PSİKOLOJİK DESTEK ALDI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’de Son 5 Yılda Çalışanların İlk Tercihi Psikolojik Danışmanlık Oldu</strong></p>
<p><strong>Sektörün lider markası AVİTA, iş yerinde verimliliği ve kârlılığı artırmak amacıyla 2026 yılında da İnsan Kaynakları yöneticilerine ve kurumlara rehberlik etmeye devam ediyor. AVİTA Çalışan Destek Programı kapsamında sunulan hizmetlere ilişkin 2025 Değerlendirme Raporu, çalışanların en çok hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu gözler önüne seriyor. </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Son 5 yılda Psikolojik Danışmanlık ve Mevzuat Danışmanlığı Hizmeti Artış Gösterdi</strong></p>
<p>Türkiye’de beyaz ve mavi yakalı çalışanların en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında artık psikolojik danışmanlık geliyor. Pandemi süreci ve 6 Şubat 2023’te yaşanan depremler sonrası çalışanların “iyi olma hali”ne yönelik talebi belirgin şekilde arttı. Bu değişim, kurumların sunduğu destek hizmetlerine de doğrudan yansıdı.</p>
<p>AVİTA Değerlendirme Raporu’nun son beş yıllık verilerine göre çalışanların en çok tercih ettiği hizmet %40 oranıyla psikolojik danışmanlık oldu. Mevzuat danışmanlığı ise %26.7 ile ikinci sırada yer aldı.Bunu takip eden tıbbi bilgi danışmanlığı %11.3 ve sağlıklı beslenme danışmanlığı, mali bilgi ve ve veteriner danışmanlığı gibi konular %22’lik dilimi oluşturdu. Kira sözleşmeleri, kişisel hakların korunması ve vergi düzenlemelerindeki değişiklikler çalışanların mevzuat danışmanlığına erişim ihtiyacını artıran başlıca konular arasında bulunuyor.</p>
<p><strong>Ruh Sağlığı Artık Kurumsal Gündemin Merkezinde</strong></p>
<p>2025 Yılı Değerlendirme Raporu, eğilimin güçlenerek devam ettiğini ortaya koyuyor. Bu yıl en çok tercih edilen hizmet %43 ile yine psikolojik danışmanlık oldu. Çalışanların en çok talep ettiği ikinci hizmet ise %26 ile mevzuat danışmanlığı olarak öne çıktı. Mali konularda destek talebi de dikkat çekerken, özellikle vergilendirme esasları çalışanların en sık başvurduğu başlıklar arasında yer aldı.</p>
<p>Danışmanlık hizmetlerinden yararlananların %59’unu kadınlar, %41’ini erkekler oluşturdu. Erkek çalışanlar daha çok mevzuat danışmanlığına yönelirken, kadın çalışanlar psikolojik danışmanlık alanında daha yoğun destek talebinde bulundu. Psikolojik danışmanlık alanların %83’ü doğrudan kendileri için destek alırken, önemli bir bölümü aile bireyleriyle ilgili konularda uzmanlara başvurdu. En sık başvurulan konuların başında kaygı belirtileri gelirken; depresif belirtiler, çocukluk gelişimi ve evlilik sorunları da öne çıkan diğer başlıklar arasında yer aldı.</p>
<p><strong> </strong><strong>Çalışan İyi Oluşu: Sürdürülebilir Başarının Yeni Belirleyicisi</strong></p>
<p>AVİTA İş Mükemmelliği Müdürü Banu Mercan Öztürk yaptığı açıklamada; “Pandemi sonrası değişen çalışma düzeni; iş-yaşam dengesinin zorlanması, ekonomik belirsizlikler ve travmatik deneyimler çalışanların ruhsal yükünü belirgin biçimde artırdı. Bu tablo artık yalnızca bireysel bir mesele değil; kurumsal performansı doğrudan etkileyen stratejik bir başlık haline geldi. Psikolojik destek alan çalışanlar zihinsel ve fiziksel olarak toparlanma fırsatı buluyor, işlerine daha dengeli, odaklı ve motive biçimde geri dönüyor. Nitekim ruh sağlığına yapılan yatırım; devamsızlık oranlarının azalması ve çalışan bağlılığının artmasıyla doğrudan ilişkilendiriliyor. AVİTA olarak 2025 yılı boyunca 52.000’in üzerinde seans gerçekleştirdik. Sunduğumuz hizmetler sayesinde müşterilerimiz toplam 93.519 saatlik çalışan zamanı tasarrufu elde etti. Bununla birlikte, hizmetlerimizin iş yaşantısına olan somut etkilerini verilerle de gözlemledik.</p>
<p>Psikolojik destek almadan önce, psikolojik durumunun iş yaşamını olumsuz etkilediğini belirten çalışanların oranı %51.50 idi. Destek süreci sonrasında yapılan anketlerde ise danışanların %86’sı psikolojik durumlarının iş yaşantılarına olumlu yansıdığını ifade etti. Benzer bir iyileşme, işe motivasyon konusunda da görüldü. Destek öncesinde, psikolojik durumundan dolayı işe hevesli gitmediğini belirten çalışanların oranı %56.29 seviyesindeydi. Psikolojik destek sonrasında ise çalışanların %88’i işe yönelik motivasyon ve bakış açılarının olumlu yönde değiştiğini paylaştı. Tüm bu veriler, günümüz çalışanının ihtiyaç duyduğu desteğe hızlı ve kolay erişmek istediğini açıkça gösteriyor. Psikolojik danışmanlıktan mevzuata, mali konulardan tıbbi bilgiye; sağlıklı beslenmeden yenidoğan bakımına, ofis ergonomisinden veteriner danışmanlığına kadar geniş bir yelpazede 7/24 erişim sunan destek sistemleri artık çalışan deneyiminin ayrılmaz bir parçası oldu.</p>
<p>Uzman desteğine tek noktadan ve kesintisiz erişim imkânı sunulması, çalışanların zorlayıcı dönemlerde kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olurken günlük meseleleri büyümeden yönetebilmelerine olanak tanıyor. Bu yapı, belirsizlik anlarında rehberlik sağlayarak hem bireysel toparlanmayı hızlandırıyor hem de iş akışında aksamaların önüne geçiyor. Yakın gelecekte bütüncül danışmanlık çözümlerini çalışan deneyiminin merkezine alan kurumların çoğalacağını düşünüyoruz. Günümüzde  kurumsal güçte fark yaratan unsur yalnızca finansal tablolar değil; insanların psikolojik sağlamlığı, bedensel iyilik hâli ve özel yaşam dengesi de kurumsal gücün önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Bu alanlara sistemli yatırım yapan şirketler, uzun vadede daha güçlü ve dirençli bir organizasyon kültürü inşa ediyor. Günümüz iş dünyasında çalışanlara sağlanan destek hizmetleri bir yan hak değil, sürdürülebilir başarının temel yapı taşlarından biri haline gelmiş durumda” dedi.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/calisanlar-en-cok-psikolojik-destek-aldi/">ÇALIŞANLAR EN ÇOK PSİKOLOJİK DESTEK ALDI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/calisanlar-en-cok-psikolojik-destek-aldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSTANBUL’UN HAREKETLİ İLÇESİ BELLİ OLDU: ŞAMPİYON TUZLA!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-hareketli-ilcesi-belli-oldu-sampiyon-tuzla/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-hareketli-ilcesi-belli-oldu-sampiyon-tuzla/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 14:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[SİYASET ve TOPLUM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=2275</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Spor İstanbul’un 39 ilçenin fiziksel aktivite oranını ölçtüğü araştırmasının sonuçları belli oldu. 2024 Fiziksel Aktivite Araştırması’na göre İstanbul’u en hareketli ilçesi Tuzla oldu. Şehrin ortalama hareketlilik oranı ise 2.2 puanlık artışla yüzde 37.1’e yükseldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından hazırlanan 2024 Fiziksel Aktivite Araştırması’nın sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre İstanbul’un fiziksel aktivite [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-hareketli-ilcesi-belli-oldu-sampiyon-tuzla/">İSTANBUL’UN HAREKETLİ İLÇESİ BELLİ OLDU: ŞAMPİYON TUZLA!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB Spor İstanbul’un 39 ilçenin fiziksel aktivite oranını ölçtüğü araştırmasının sonuçları belli oldu. 2024 Fiziksel Aktivite Araştırması’na göre İstanbul’u en hareketli ilçesi Tuzla oldu. Şehrin ortalama hareketlilik oranı ise 2.2 puanlık artışla yüzde 37.1’e yükseldi.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından hazırlanan 2024 Fiziksel Aktivite Araştırması’nın sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre İstanbul’un fiziksel aktivite oranı 2023’e göre 2.2 puan daha artarak, yüzde 37.1’e yükseldi. Araştırmanın ilk yapıldığı 2020’ye göreyse İstanbul’un hareketlilik oranı yaklaşık 3 kat artarak, yüzde 13,2’den yüzde 37.1’e çıkmış oldu. Araştırmaya göre İstanbul’un en hareketli ilçesi Tuzla oldu.</p>
<p>Spor İstanbul Fiziksel Aktivite Araştırması, 39 ilçede toplam 11 bin 534 kişiyle yüz yüze ve hane ziyaretleri şeklindeki görüşmelerle yapıldı. İlçe ilçe İstanbul’un hareket haritasını ortaya koyan araştırmada, katılımcılara haftada kaç dakika egzersiz yaptıkları, en çok hangisini tercih ettikleri, nerede ve hangi amaçla yaptıkları gibi çok sayıda soru yöneltilirken, egzersiz yapamayanlara da nedenleri soruldu. Araştırmada cinsiyet ve yaş gruplarına de dağılımlar da yapıldı.</p>
<p><strong>PROF. DR. DONUK: “ÇOK GENİŞ KATILIMLI BİR ARAŞTIRMA”</strong></p>
<p>Fiziksel Aktivite Araştırması’nı değerlendiren İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk, halk sağlığının korunması sürecinde bilimsel veriye dayalı politikaların önemine dikkat çekerek “Beşincisini yayımladığımız Fiziksel Aktivite Araştırması kapsamında 2024 yılında 11 bin 534 kişiyle yüz yüze görüşmeler ve hane ziyaretleri yaptık. Bu sayıyla oldukça geniş bir örneklem kitlesine ulaştık. Günümüzde birçok kamuoyu araştırması 2-3 bin kişiyle yapılırken, biz İstanbul’un fiziksel aktivite düzeyini ilçe ilçe, cinsiyet ve yaş gruplarına göre ayrıntılı biçimde ortaya koyduk. Katılımcılara haftalık egzersiz sürelerinden en sık tercih ettikleri aktivitelere, egzersiz yapma motivasyonlarından yapamama nedenlerine kadar geniş bir yelpazede sorular yönelttik ve kapsamlı veriler elde ettik” ifadelerini kullandı:</p>
<p><strong>“İSTANBUL’UN HAREKETLİLİĞİ ARTIYOR AMA YOLUMUZ DAHA UZUN” </strong></p>
<p>İstanbul’un hareketlilik oranının yüzde 37,1’e yükselmesinin önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Donuk, “2023’te bu oran yüzde 34,9’du. Araştırmanın ilk yılı olan 2020’de ise yalnızca yüzde 13,2 seviyesindeydi. Bugün gelinen noktada 73 tesisimizde ve 300’ün üzerindeki açık alanda yürüttüğümüz etkinliklerin bu artışta önemli bir payı bulunuyor. İstanbul’un hareketlilik düzeyi yükseliyor, ancak kat etmemiz gereken mesafe hâlâ oldukça uzun. Muadil Avrupa kentlerinde bu oranlar yüzde 50’nin üzerindedir. Bu nedenle hem kamu hem de özel sektörün, kent sakinlerinin fiziksel aktiviteye erişimini kolaylaştıracak olanakları artırması büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>DONUK: “HAREKETLİ HER 100 BİN KİŞİ 250 MİLYON DOLAR KATKI DEMEK”</strong></p>
<p>Fiziksel aktivite ile sağlık ve ekonomik sürdürülebilirlik arasındaki ilişkiye de vurgu yapan Prof. Dr. Donuk, şöyle devam etti: “Düzenli fiziksel aktivite, bireylerin sağlık sorunlarını azaltarak sağlık sistemine olan yükü hafifletir. Araştırmalarımıza göre, her 100 bin aktif birey, yaklaşık 250 milyon dolarlık ekonomik katkı sağlamaktadır. Türkiye, Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ülkesi olmasına karşın, ne yazık ki obezite oranlarında da ilk sırada yer almaktadır. Bu tablo, daha sağlıklı ve aktif bir toplum için harekete geçmemiz gerektiğini açıkça gösteriyor. Özellikle 65 yaş ve üzeri bireylerimizin düzenli hareket etmeleri büyük önem taşıyor. Çoğu ‘zaman bulamadığını’ söylese de TİAK verilerine göre yaşlılarımız günde ortalama 6 saatlerini televizyon karşısında geçiriyor. Biz de Spor İstanbul olarak emekli ve 65 yaş üzeri vatandaşlarımıza yalnızca 1 TL’ye spor yapma imkânı sunuyoruz. Gençlere de yüzde 50 indirimle hizmet veriyoruz. Her yıl yüzbinlerce çocuğumuzu spor okullarında sporla tanıştırıyoruz. Engelli bireylere özel hizmetlerimiz aksamadan devam ediyor. Yüzmeden pilatese, fitnesstan tenise ve küreğe kadar 32 farklı branşta halka uygun ekonomik koşullarda kaliteli şartlarda hizmet veriyoruz. Tüm vatandaşlarımızı tesislerimize bekliyoruz.”</p>
<p><strong>150 DAKİKA EGZERSİZ YAPANLAR İKİ KAT ARTTI</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre haftada bir 150 dakika ve üstü -örneğin tempolu yürüyüş- fiziksel aktivite yapan insan, hareketli sayılmaktadır. Buna göre İstanbul’da kadınların yüzde 35,3’ü, erkeklerin ise yüzde 39,3’ü düzenli fiziksel aktivite yaparak, hareketli sınıfına giriyor. Düzenli fiziksel aktivite yaptığını söyleyen kişilerin yüzde 66’sı haftada 150 dakika ve üstü egzersize vakit ayırıyor. Bu 2023’te bu oran sadece yüzde 38,7’ydi. Araştırmaya göre en az egzersiz yapanlar 65 yaş üstü, en hareketliler ise 18-25 yaş aralığındaki kişiler oldu.</p>
<p><strong>İSTANBULLULAR EN ÇOK YÜRÜYÜŞ YAPMAYI SEVİYOR</strong></p>
<p>İstanbullular en çok yüzde 58 ile egzersiz amaçlı yürüyüşü tercih ediyor. Yürüyüşü sırasıyla fitness, yüzme, futbol, koşu, yoga ve pilates izliyor. Kadınlar da erkekler de en çok yürüyüşü tercih ediyor. Her iki grupta da fitness ikinci sırada yer alıyor. Kadınların en az ilgi gösterdiği aktivite yüzde 0,8 ile dövüş sporları olurken, erkeklerinki yüzde 0.8 ile yoga ve pilates. “Fırsat olsa” İstanbulluların en çok yapmak istediği spor veya egzersiz türü ise yüzde 40,8 ile yüzme oldu.</p>
<p><strong>EGZERSİZ YAPANLARIN EN BÜYÜK AMACI “DAHA ZİNDE HİSSETMEK”</strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivite yapan İstanbulların yüzde 59’u spor yapma nedenlerinin “daha zinde hissetmek” olduğunu söylüyor. “Fiziksel görünüşünü iyileştirmek” için spor yapanlar yüzde 35,8’deyken, “sağlık sorunları” sebebiyle spor yapanların oranı yüzde 33,8 oldu. Düzenli fiziksel aktivite yapan kadın katılımcıların %58,7’si ve erkek katılımcıların %59,2’si daha zinde hissetmek için fiziksel aktivite yaptıklarını belirtmektedir. İkinci sırada fiziksel görünüşü iyileştirmek geliyor. Kadınların yüzde 36,2’si erkeklerin de yüzde 35,4’ü bu amaçla egzersiz yapıyor.</p>
<p>Sağlık gerekçesi üçüncü sırada. Kadınların yüzde 36,1, erkeklerin ise yüzde 31,7’si sağlık gerekçesiyle egzersiz yapıyor. Kadınların yüzde 34,9 ile kilo vermek için egzersiz yaptığını söylerken erkeklerde bu oran yüzde 19,2. Erkeklerin yüzde 28,1’i kadınların ise yüzde 20.3’ü eğlenceli vakit geçirmek ve stres atmak için egzersiz yapıyor.</p>
<p><strong>GENÇLER EN ÇOK SPOR SALONLARINI KULLANIYOR</strong></p>
<p>İstanbullulara sportif faaliyetlerini en sık yaptığı yerler sorulduğunda ise yüzde 64,6 ile park vb. açık alanlar yanıtı başı çekiyor. İkinci sırada yüzde 46,2 ile spor merkezleri yer alırken, üçüncü sırada yüzde 35,7 ile sokaklar bulunuyor. Araştırmaya göre yaş ilerledikçe spor merkezinde çalışma alışkanlığı azalırken, sokaklar ve park gibi açık alanlarda egzersiz yapma eğilimi artıyor.</p>
<p><strong>EGZERSİZ YAPMAYANLARIN EN BÜYÜK GEREKÇESİ: ZAMAN YOK</strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivite yapmayan kişilerin bu konudaki en yaygın gerekçesi ise yüzde 53,1 ile “zaman yetersizliği” oldu. Sağlığı el vermediği için egzersiz yapmayanların oranı yüzde 19,6 iken, spor yapmaya ilgi duymayanların oranı yüzde 15,3, ihtiyaç hissetmeyenlerin oranı yüzde 12,1, maddi durumu yeterli olmayanların oranı ise yüzde 8,1’de kaldı.</p>
<p><strong>HAREKETİN HARİTASI: EN AKTİF İLÇELER VE YENİ HEDEF NOKTALARI</strong></p>
<p>Spor İstanbul Fiziksel Aktivite Araştırması’nın en çok merak edilen sonuçlarına gelince…</p>
<p>2024 yılı hareketlilik oranında Tuzla (%52,6), Beyoğlu (%48,6) ve Küçükçekmece (%48,3) ilçeleri öne çıktı.</p>
<p>İstanbul’un farklı bölgelerinde yapılan ölçümler, özellikle Sultangazi, Ümraniye ve Kartal gibi ilçelerde hareketliliğin artırılmasına yönelik önemli bir potansiyel bulunduğunu da ortaya koydu. Bu ilçeler, önümüzdeki dönemde yerel spor etkinlikleri ve mahalle temelli fiziksel aktivite programlarıyla gelişim odaklı çalışmalara ev sahipliği yapabilecek alanlar olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Kapsamlı araştırma verileri, coğrafi özellikleri ve nüfus yoğunluğu açısından farklı dinamiklere sahip Çatalca gibi ilçelerde ise fiziksel aktivite oranlarının İstanbul ortalamasının altında seyrettiğini gösteriyor. Bu durum, merkezden uzak bölgelerde erişilebilirlik ve katılımı artırmaya yönelik yeni saha uygulamalarıyla desteklenmesi gereken önemli bir gelişim alanına işaret ediyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-hareketli-ilcesi-belli-oldu-sampiyon-tuzla/">İSTANBUL’UN HAREKETLİ İLÇESİ BELLİ OLDU: ŞAMPİYON TUZLA!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/istanbulun-hareketli-ilcesi-belli-oldu-sampiyon-tuzla/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YÜKSEK TOPUKLULARIN YOL AÇTIĞI 10 SAĞLIK PROBLEMİNE DİKKAT! </title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/yuksek-topuklularin-yol-actigi-10-saglik-problemine-dikkat/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/yuksek-topuklularin-yol-actigi-10-saglik-problemine-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 12:42:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=2079</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek topuklu ve dar ayakkabılar, kadınlarda hoş ve zarif bir görünüm sağlıyor olsa insan ayağının ergonomisine uymadıkları için çeşitli sağlık sorunlara neden olabiliyor. Yüksek topuklu ayakkabılar zamanla ağrı, duruş bozuklukları ve uzun vadede ayak hasarına yol açabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Muhammed Melez, yüksek topuklu ve dar ayakkabıların uzun süreli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yuksek-topuklularin-yol-actigi-10-saglik-problemine-dikkat/">YÜKSEK TOPUKLULARIN YOL AÇTIĞI 10 SAĞLIK PROBLEMİNE DİKKAT! </a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek topuklu ve dar ayakkabılar, kadınlarda hoş ve zarif bir görünüm sağlıyor olsa insan ayağının ergonomisine uymadıkları için çeşitli sağlık sorunlara neden olabiliyor. Yüksek topuklu ayakkabılar zamanla ağrı, duruş bozuklukları ve uzun vadede ayak hasarına yol açabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Muhammed Melez, yüksek topuklu ve dar ayakkabıların uzun süreli kullanımında ortaya çıkabilecek sorunlarla ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>Şık ve uzun görünmek isterken doğal duruşunuzu bozabilirsiniz</strong></p>
<p>Dar ve yüksek topuklu ayakkabılar, kadınların daha şık görünmesini sağlamasının yanı sıra onları daha uzun boylu gösterir. Ancak yüksek topuklu ayakkabılar doğal duruşu bozmaktadır. Giyildiğinde ayak topuğunu parmakların üzerine çıkaran yüksek topuklu ayakkabılar, göz alıcı ama doğal olmayan bir duruş oluşturmaktadır. Şıklık ve uzun görünmek için tercih edilen ayakkabılar vücut ağırlığını ayakların ön kısmına kaydırmaktadır. Bu da zamanla ayaklarda sorunlara neden olabilmektedir. Ayrıca ayak parmaklarının ayak kemikleriyle birleştiği noktada (falankslar ve metatars başları) bükülmesine neden olarak, vücudun doğal yastıkçığını ayak tabanının altından kaydırmakta ve bölgeye ek baskı uygulamaktadır.</p>
<p><strong>Omurga eğriliklerine yol açabilir</strong><strong> </strong></p>
<p>Rahatsızlığa ve ayak hasarına neden olmalarıyla bilinen bu ayakkabılar, özel günlerde ve sosyal etkinliklerde popüler bir seçenek olmaya devam etmektedir. Yapılan araştırmalarda uzun süreli kullanım nedeniyle yüksek topuklu ayakkabıların kadınların omurgasına, kalçalarına, dizlerine, ayak bileklerine ve ayaklarına zarar verdiği, hatta duruşlarını ve yürüyüşlerini değiştirdiği belirlenmiştir. Özellikle kemikleri henüz tam olarak gelişmemiş genç kadınlarda omurga eğriliğine bile neden olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>Topuklu ayakkabıların vücuda olumsuz etkileri</strong></p>
<p><strong> </strong>Yüksek topuklu ayakkabılar, bel ağrısından ayak bileği burkulmalarına kadar pek çok olumsuz etkiye neden olabilmektedir.</p>
<ol>
<li><strong>Bel ağrısı: </strong>Yüksek topuklu ayakkabılar ayaklarda dengeli yük dağılımına engel olduğu için ve özellikle bel bölgesinde inflamasyona,  ağrı ve sızıya neden olabilir.</li>
<li><strong>Ayak ağrısı:</strong> Yüksek topuklu ayakkabılar estetik açıdan iyi görünse de genellşkle kullanıcıyı rahatsız eder. Yüksek topuklu ayakkabı kullanmayanlar buna alışmakta zorlanabilmektedir. Alışma aşamasında uzun süre kullanım sonucunda bu tür ayakkabılar rahatsızlığın ve ayak ağrısının nedenidir. Bu sürede topukta, belde, ayak tabanında veya parmaklarda keskin ağrılar ortaya çıkar.</li>
<li><strong>Damarlara baskı:</strong> Yüksek topuklu ayakkabıların uzun süre kullanımı kan damarlarının normal seyrini bozmakta ve ayağa uygulanan baskı nedeniyle kan akışı kısıtlayarak ve vasküler (damar) yapılara zarar verebilir.</li>
<li><strong>Omurgada kamburlaşma:</strong> Yüksek topuklu ayakkabıların uzun süre kullanımı vücut aksını bozduğu için sırtın normalden daha fazla kamburlaşmasına yol açabilir. Topuğun yüksekliği, sırttaki kamburluk derecesiyle orantılıdır. Kamburluk zamanla üst ve alt sırtta şiddetli ağrıya neden olabilir.</li>
<li><strong>Değişen ayak yapısı:</strong> Uzun süre yüksek topuklu ayakkabı giymek ayağın doğal yapısını değiştirebilir ve başparmak çıkıntısı ya da çekiç parmak gibi deformitelere yol açabilir.</li>
<li><strong>Kas ve tendon sorunları:</strong> Bu ayakkabılar ayaktaki kas ve tendonları, özellikle de Aşil tendonunun çalışma mekanizmasını bozabilir. Zamanla Aşil tendonunun kısalması ile ağrı ve sertliğe neden olabilir.</li>
<li><strong>Zayıflamış bağlar:</strong> Yüksek topuklu ayakkabıların uzun süre kullanımı bağları zayıflatabilir. Yüksek topuklu ayakkabıların sık kullanımı bağların gücünü olumsuz etkileyip, ikincil ayak ve ayak bileği problemlerine sebep olabilmektedir.</li>
<li><strong>Diz ağrısı:</strong> Yüksek topuklu ayakkabı giymek, vücut ve bacaklarda çalışma aksında yaptığı dengesizlik nedeni ile diz ekleminin yük taşıma mekanizmasını bozarak artroza (kireçlenme) neden olabilmektedir.</li>
<li><strong>Ayak bileği burkulmaları:</strong> Hem düz hem de engebeli zeminlerde yüksek topuklu ayakkabı giymek, ayak bileği burkulmasına, düşmelere ve ayak bilekleri ile dizlerde kırılmaya dene olabilir.</li>
<li><strong>Tırnak batması:</strong> Uzun süreli kullanımda parmakların duruşunu bozan bu ayakkabılar, tırnak batmasına neden olabilmektedir.</li>
</ol>
<p>Ayak sağlığının korunması vücut sağlığı açısından da çok önemlidir. Günlük yaşamda mümkün olduğunca rahat ayakkabılar tercih edilmelidir. Topuklu ve dar ayakkabıların olumsuz etkilerinin görülmesi durumunda mutlaka doktora danışılmalı ve ayaklar mümkün olduğunca dinlendirilmelidir.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yuksek-topuklularin-yol-actigi-10-saglik-problemine-dikkat/">YÜKSEK TOPUKLULARIN YOL AÇTIĞI 10 SAĞLIK PROBLEMİNE DİKKAT! </a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/yuksek-topuklularin-yol-actigi-10-saglik-problemine-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RAHATLAMANIN ZİHİNSEL SAĞLIĞA 6 FAYDASI</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/rahatlamanin-zihinsel-sagliga-6-faydasi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/rahatlamanin-zihinsel-sagliga-6-faydasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2025 09:16:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Life]]></category>
		<category><![CDATA[Uzm. Klinik Psikolog Cansu Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[zihin sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=1822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahatlama, zihin sağlığının korunmasına ve onarımına büyük katkı sağlıyor. Rahatlama, yalnızca bedenin ve zihnin kısa süreli bir dinlenme haline girmesi değil, aynı zamanda stres, kaygı ve duygusal gerilimlerin azalmasını sağlayan bir süreç. Günümüzde hızla değişen yaşam tarzı, iş yükü, toplumsal baskılar ve bireysel sorumluluklar, insanların psikolojik sağlığını tehdit eden önemli stres kaynaklarını yaratıyor. Bu nedenle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/rahatlamanin-zihinsel-sagliga-6-faydasi/">RAHATLAMANIN ZİHİNSEL SAĞLIĞA 6 FAYDASI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rahatlama, zihin sağlığının korunmasına ve onarımına büyük katkı sağlıyor.</strong></p>
<p>Rahatlama, yalnızca bedenin ve zihnin kısa süreli bir dinlenme haline girmesi değil, aynı zamanda stres, kaygı ve duygusal gerilimlerin azalmasını sağlayan bir süreç. Günümüzde hızla değişen yaşam tarzı, iş yükü, toplumsal baskılar ve bireysel sorumluluklar, insanların psikolojik sağlığını tehdit eden önemli stres kaynaklarını yaratıyor. Bu nedenle rahatlama, bütünsel sağlığı koruma ve iyileştirme adına kritik rol oynayan çok yönlü bir yöntem.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1823" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/07/Psikolog-Cansu-Karaman.png" alt="" width="959" height="656" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/07/Psikolog-Cansu-Karaman.png 959w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/07/Psikolog-Cansu-Karaman-300x205.png 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/07/Psikolog-Cansu-Karaman-768x525.png 768w" sizes="(max-width: 959px) 100vw, 959px" /></p>
<p>Acıbadem Life Sağlıklı Yaşam Hizmetleri’nden<strong> Uzm. Klinik Psikolog Cansu Karaman</strong>, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Zihinsel sağlık, genel sağlığımız üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Günümüzde stres ve kaygı, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz şekilde etkileyebilecek önemli psikolojik sorunlar haline gelmiştir. Stres, beynimizin tehditlere karşı geliştirdiği doğal bir savunma tepkisidir, ancak bu yanıt sürekli aktif olduğunda, hem ruhsal hem de bedensel sağlık üzerinde zararlı etkiler yaratabilir. Rahatlama, stresin hem bedensel hem de zihinsel etkilerini dengelemeye yardımcı olan önemli bir süreçtir.”</p>
<p><strong>Uzm. Klinik Psikolog Cansu Karaman</strong>, rahatlamanın zihinsel sağlık üzerindeki 6 önemli etkisini ise şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>1. Stresi düşürüyor</strong></p>
<p>Rahatlama, stresin hem beyinde hem de vücutta oluşturduğu olumsuz etkileri hafifletmekte önemli bir rol oynar. Uzun süreli stres, vücudumuzun başa çıkmak için salgıladığı kortizol gibi hormonların seviyesinin artmasına neden olur. Bu hormonların aşırı salınımı, depresyon, anksiyete ve diğer ruhsal sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına yol açabilir. Ancak rahatlama teknikleri, bu stres kaynaklı kimyasalları dengelemeye yardımcı olabilir. Derin nefes alma, meditasyon, yoga gibi rahatlama yöntemlerini uygulamak, zihni dinginleştirir ve stresin etkilerini ortadan kaldırmada etkili olur. Kişi rahatladıkça, stres hormonlarının seviyesi düşer ve bu da ruh halinin iyileşmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>2. Duygusal Dengeyi Sağlıyor                                                                                       </strong></p>
<p>Rahatlama, duygusal dengenin sürdürülmesinde oldukça önemli bir rol oynar. Birçok insan, stresli veya zorlu durumlarla karşılaştığında duygusal olarak dengesizleşebilir ve bu da öfke, sinirlilik veya depresyon gibi olumsuz duygulara yol açabilir. Ancak rahatlama, bireylerin duygusal tepkilerini yönetebilmelerini sağlar. Stresli bir durumda rahatlama yöntemlerini kullanan bir kişi, duygusal tepkilerini kontrol edebilir ve sakin kalabilir. Bu da hem günlük yaşamda hem de sosyal ilişkilerde sağlıklı bir duygusal dengeyi korumalarına yardımcı olur.</p>
<p><strong>3.</strong> <strong>Kaygının ve Depresyonu Azaltıyor                                                                                     </strong></p>
<p>Araştırmalar, rahatlama tekniklerinin kaygıyı ve depresyonu hafifletmede etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle meditasyon ve mindfulness (bilinçli farkındalık) uygulamaları, bireylerin olumsuz düşüncelerini tanımalarına ve bu düşüncelerin üzerinde fazla durmamalarına yardımcı olarak kaygıyı azaltır. Düzenli olarak yapılan rahatlama teknikleri, depresyon semptomlarını hafifletebilir ve kişiyi daha sakin ve dengeli bir ruh haline getirebilir.</p>
<p><strong>4. Sosyal ve Duygusal Sağlığı olumlu etkiliyor</strong></p>
<p>Rahatlama, yalnızca kişisel sağlık üzerinde değil, aynı zamanda sosyal ilişkilerde de büyük bir etkiye sahiptir. Bir kişinin ruh hali ve stres düzeyleri, çevresiyle olan ilişkilerini doğrudan etkileyebilir. Stresli bir kişi, genellikle başkalarıyla sağlıklı bir iletişim kurmakta güçlük çekebilir ve bu durum ilişkilerde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ancak rahatlama, kişinin duygusal dengesini sağlayarak daha sağlıklı ve verimli sosyal etkileşimler kurmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>5. İletişimde Denge ve Empatiyi güçlendiriyor</strong></p>
<p>Rahatlama, bireylerin kendilerini daha huzurlu ve sakin hissetmelerini sağlar. Bu da onların çevreleriyle daha sabırlı, empatik ve anlayışlı bir şekilde iletişim kurmalarına olanak tanır. Stresli olduğunda, insanlar genellikle daha fazla tepki verebilir ve iletişimde zorluklar yaşayabilirler. Ancak rahatlama tekniklerinin uygulanmasıyla, bireyler daha sağlıklı ve etkili bir iletişim kurabilir, bu da sosyal ilişkilerin güçlenmesine katkıda bulunur.</p>
<p><strong>6. Özsaygı ve özgüveni yükseltiyor                                                                                                                 </strong></p>
<p>Rahatlama, bireylerin öz bakım düzeylerini artırır. Kendine zaman ayırarak rahatlamak, bir kişinin özsaygısını güçlendirir ve özgüvenini yükseltir. Kendini iyi hisseden bir birey, daha olumlu bir bakış açısına sahip olur ve hayatın getirdiği zorluklarla daha kolay başa çıkabilir. Bu da, kişinin duygusal sağlığını ve yaşam kalitesini artırır. Rahatlama, hem bedensel hem de zihinsel sağlık üzerinde derin etkiler yaratır. Stresin olumsuz etkilerini hafifletmek, duygusal dengeyi sağlamak, fiziksel sağlığı korumak ve sosyal ilişkilerde denge oluşturmak için rahatlama, önemli bir uygulama olmuştur. Günlük yaşamda rahatlama tekniklerini dâhil etmek, uzun vadede hem ruhsal hem de bedensel sağlığımızı korumamıza yardımcı olur. Bu yüzden, rahatlama zamanını hayatımıza katmak, yalnızca bir ihtiyaç değil, sağlıklı bir yaşam sürmenin temel unsurlarından biridir.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/rahatlamanin-zihinsel-sagliga-6-faydasi/">RAHATLAMANIN ZİHİNSEL SAĞLIĞA 6 FAYDASI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/rahatlamanin-zihinsel-sagliga-6-faydasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜRESEL RUH SAĞLIĞI ALARM VERİYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/kuresel-ruh-sagligi-alarm-veriyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/kuresel-ruh-sagligi-alarm-veriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 11:24:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=1685</guid>

					<description><![CDATA[<p>45 ülkeden 200’ü aşkın katılımcının bir araya geldiği Global Employee Assistance Summit 2025, çalışanların ruh sağlığını desteklemeye yönelik yaklaşımların gelişimi, iyi uygulama örneklerinin paylaşımı ve iş dünyasında sürdürülebilir destek sistemlerinin yaygınlaştırılması amacıyla İstanbul’da düzenlendi. İnsan kaynakları profesyonellerinden psikologlara, kurum liderlerinden akademisyenlere uzanan geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapan zirvede, Türkiye’den AVİTA da uzmanlığını ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kuresel-ruh-sagligi-alarm-veriyor/">KÜRESEL RUH SAĞLIĞI ALARM VERİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>45 ülkeden 200’ü aşkın katılımcının bir araya geldiği Global Employee Assistance Summit 2025, çalışanların ruh sağlığını desteklemeye yönelik yaklaşımların gelişimi, iyi uygulama örneklerinin paylaşımı ve iş dünyasında sürdürülebilir destek sistemlerinin yaygınlaştırılması amacıyla İstanbul’da düzenlendi. İnsan kaynakları profesyonellerinden psikologlara, kurum liderlerinden akademisyenlere uzanan geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapan zirvede, Türkiye’den AVİTA da uzmanlığını ve saha deneyimini uluslararası platformda paylaşma fırsatı buldu.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Küresel Ruh Sağlığı Krizi Derinleşiyor</strong></p>
<p>Zirvede paylaşılan güncel veriler, özellikle Asya-Pasifik (APAC) ve Avrupa-Ortadoğu-Afrika (EMEA) bölgelerinde çalışan yetişkinlerin ruh sağlığı açısından ciddi risk altında olduğunu ortaya koyuyor. TELUS Health’in Mental Health Index raporuna göre, genç yetişkinler, hizmet sektöründe çalışanlar ve acil tasarrufu olmayan bireyler arasında ruhsal zorlanmalar hızla artıyor.</p>
<p>Çalışanların önemli bir kısmı daha öfkeli, güvensiz ve sosyal olarak izole hissettiğini belirtirken; bu durum özellikle genç çalışanlar ve düşük finansal güvenceye sahip bireyler arasında daha da belirgin hale geliyor. Bu duyguların hizmet sektörü çalışanlarında yoğunlaştığı görülüyor. Ayrıca acil durum birikimi olmayan çalışanların ruh sağlığı skorları daha düşük; bu da finansal güvencenin psikolojik dayanıklılıkla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Takım Ruhunun Sessiz Düşüşü: Sosyal Güven Eksikliğinin İzleri</strong></p>
<p>Zirvede ön plana çıkan bir diğer başlık ise güven ilişkilerinin eksikliği oldu. Güven ilişkilerinin zayıf olduğu iş ortamlarında çalışanlar daha yalnız ve izole hissediyor. Bu da bağlılık, motivasyon ve genel iş memnuniyetini olumsuz etkiliyor. Güven ilişkilerinin eksikliği, yalnızlık duygusunu artırıyor. Singapur’da çalışanların yalnızca %45’i güvenilir iş ilişkilerine sahip olduğunu bildirirken, Avrupa, Avustralya ve Yeni Zelanda’da bu oran %52 ila %55 arasında seyrediyor.</p>
<p>Rapora göre 2024 yılında her iki çalışandan biri tıbbi yardımı erteledi veya tamamen kaçındı. Özellikle zihinsel destek hizmetlerine ulaşım konusunda hem bölgesel hem bireysel bariyerler dikkat çekiyor. Örneğin Singapur’da çalışanların yalnızca %13’ünün EAP (Çalışan Destek Programı) hizmetine erişimi bulunuyor. Öte yandan Avustralya ve Yeni Zelanda’da bu oran %50’ye yakın.</p>
<p><strong> </strong><strong>Verimlilikte Büyük Kayıp</strong></p>
<p>Ruh sağlığının iş performansı üzerindeki etkisi dikkat çekici boyutlar olduğunu gösteriyor. Verimlilik kaybı yaşayan çalışan oranına bakıldığında, Singapur’da %41 ile en yüksek seviyede, Avustralya’da ise %31 ile en düşük seviyede yer alıyor. Tanı konulmuş ruh sağlığı sorunu olan bireylerde bu kayıplar çok daha büyük durumda görülüyor. Örneğin, kaygı tanısı konmuş Singapurlu çalışanlar yılda 71, Avrupalı çalışanlar ise 76 iş günü verimlilik kaybı yaşıyor. Ruh sağlığı sorunu yaşayan çalışanlara işveren desteğinin kalitesi de belirleyici bir etken olarak ön plana çıkıyor. Fiziksel refah desteğini “mükemmel” olarak değerlendiren çalışanlar, yılda ortalama 43 gün iş kaybı yaşarken, bu desteğin “zayıf” olarak değerlendirenlerde bu rakam 80 güne çıkıyor. Benzer bir fark mental refah desteğinde de gözlemleniyor. Mental destek alan çalışanlar 37 gün kayıp yaşarken destek alamayanlar bu oran 79 gün olarak yer alıyor.</p>
<p><strong> </strong><strong>Öncelik Değişimi: Maaş Zammı mı, Destek mi?</strong></p>
<p>Singapur ve Güney Kore’de yapılan araştırmalar, çalışanların yaklaşık yarısının %10’luk bir maaş artışı yerine daha güçlü bir zihinsel destek altyapısını tercih edeceğini ortaya koyuyor. Bu oran diğer bölgelerde %30-35 seviyelerinde seyrediyor.</p>
<p><strong>Çalışan Destek Programı Müdahalesi Üretkenlikte Net Artış Sağlıyor</strong></p>
<p>Zirvede, Çalışan Destek Programlarının çalışanların işlevselliğini artırdığı ve yaşam memnuniyetini olumlu etkilediği vurgulandı.  Şirketlerde ‘’Hiçbir şey yapmamanın’’ maliyetinin ise gelecek dönemlerde oldukça yüksek maliyete sebep olacağı belirtiliyor. Genç iş gücü yaşlandıkça riskin derinleşeceği ve müdahale edilmemesi halinde üretkenlik, bağlılık ve çalışan memnuniyeti gibi alanlarda ciddi kayıplar yaşanacağı uyarısı yapıldı.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/kuresel-ruh-sagligi-alarm-veriyor/">KÜRESEL RUH SAĞLIĞI ALARM VERİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/kuresel-ruh-sagligi-alarm-veriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ULUSLARARASI UYUŞTURUCU KONTROL KURULU’NDAN HÜKÜMETLERE ÇAĞRI!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/uluslararasi-uyusturucu-kontrol-kurulundan-hukumetlere-cagri/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/uluslararasi-uyusturucu-kontrol-kurulundan-hukumetlere-cagri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2025 11:45:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[SİYASET ve TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sevil Atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası uyuşturucu kontrol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=1619</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başkanlığına Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yeniden seçildiği Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, 143. Oturumun sona ermesiyle birlikte hükümetlere, insani acil durumlar sırasında uluslararası kontrole tabi ilaçlara erişimi garanti etme çağrısında bulundu. Başkanlığına Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/uluslararasi-uyusturucu-kontrol-kurulundan-hukumetlere-cagri/">ULUSLARARASI UYUŞTURUCU KONTROL KURULU’NDAN HÜKÜMETLERE ÇAĞRI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başkanlığına Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yeniden seçildiği Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, 143. Oturumun sona ermesiyle birlikte hükümetlere, insani acil durumlar sırasında uluslararası kontrole tabi ilaçlara erişimi garanti etme çağrısında bulundu.</strong></p>
<p>Başkanlığına Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yeniden seçildiği Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB), 143. oturumunun sona ermesiyle birlikte, özellikle insani acil durum yaşayan ülke ve bölgelerde uluslararası kontrole tabi ilaçlara erişim ve bu ilaçların bulunabilirliği konusundaki endişelerini yineleyerek hükümetlere çağrıda bulundu.</p>
<p>Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB), 143. oturumu sırasında ülkelerin üç uluslararası uyuşturucu kontrol sözleşmesini uygulamalarını izleme ve uyuşturucu maddeler, psikotrop maddeler ve öncül kimyasalların yasal uluslararası ticaretine ilişkin küresel sistemin işleyişini gözden geçirme çalışmalarını sürdürdü.</p>
<p><strong>Acil eylem çağrısı yapıldı!</strong></p>
<p>Kurul’un Tahminler Daimi Komitesi, kontrollü maddelere ilişkin yasal ihtiyaçlara dair ulusal tahminleri, bu maddelerin tıbbi, bilimsel ve endüstriyel amaçlarla erişilebilirliğini sağlarken suistimal, kaçakçılık ve sapmaları önlemeyi temin edecek şekilde inceledi.</p>
<p>Kurul, özellikle insani acil durum yaşayan ülke ve bölgeler de dâhil olmak üzere, çeşitli bölgelerde uluslararası kontrole tabi ilaçlara erişim ve bu ilaçların bulunabilirliği ile ilgili halk sağlığı durumlarından duyduğu endişeyi sürdürdüğünü dile getirdi. Kurul, hükümetleri, insani acil durum yaşayan ülkelerde ve bölgelerde yaşayan nüfusun tıbbi tedavisi için gerekli temel ilaçların sağlanmasını temin etmek üzere acil eylemde bulunmaya çağırdı.</p>
<p><strong>Kurul, uluslararası iş birliği alanındaki zorluklara ve fırsatlara odaklanıyor</strong></p>
<p>Uluslararası uyuşturucu kontrol sisteminin işleyişini gözden geçiren Kurul, uyuşturucu kontrolünde uluslararası iş birliği alanındaki zorluklara ve fırsatlara odaklanıyor. Bu konu, 2026 yılı başlarında yayımlanacak olan INCB 2025 Yıllık Raporu’nun tematik bölümünün ana odağı olacak. Kurul, bu kapsamda, Viyana Sivil Toplum Kuruluşları Uyuşturucu Komitesi tarafından belirlenen dünyanın dört bir yanından çeşitli alanlarda çalışan sivil toplum temsilcilerinin görüşlerini dinleyerek sivil toplum kuruluşlarıyla bir diyalog gerçekleştirdi.</p>
<p>Kurul ayrıca, Uyuşturucu Maddeler Komisyonu Başkanı, Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi, Dünya Gümrük Örgütü ve ICPO/Interpol temsilcileri de dâhil olmak üzere kilit ortaklarla istişarelerde bulundu.</p>
<p>Oturum sırasında Kurul, INCB öncül madde kontrolü ve Tehlikeli Maddelerin Küresel Hızlı Engellenmesi (GRIDS) programları kapsamında elde edilen sonuçları gözden geçirdi. Bu faaliyetler, Üye Devletlerin yasadışı uyuşturucu üretiminde kullanılan öncül kimyasalların, tehlikeli tıbbi olmayan sentetik opioidlerin ve yeni psikoaktif maddelerin sapmasını ve kaçakçılığını önlemesine yardımcı oluyor. Kurul ayrıca, kontrollü maddelere tıbbi, bilimsel ve endüstriyel amaçlarla erişimi iyileştirmeyi ve üç uluslararası uyuşturucu kontrol sözleşmesinin daha iyi uygulanmasını amaçlayan INCB Öğrenme Programı çerçevesinde yürütülen eğitim ve farkındalık artırma faaliyetlerinin sonuçlarını da değerlendirdi.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/uluslararasi-uyusturucu-kontrol-kurulundan-hukumetlere-cagri/">ULUSLARARASI UYUŞTURUCU KONTROL KURULU’NDAN HÜKÜMETLERE ÇAĞRI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/uluslararasi-uyusturucu-kontrol-kurulundan-hukumetlere-cagri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZORLAYICI KARAKTERLERE KARŞI 7 ÖNERİ</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/zorlayici-karakterlere-karsi-7-oneri/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/zorlayici-karakterlere-karsi-7-oneri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 11:20:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[zorlayıcı karakterler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=1531</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzm. Klinik Psikolog Cansu Karaman, zorlayıcı karakterlerle sağlıklı ilişki kurmanın yollarını ve bu süreçte kendinizi korumanın stratejilerini anlattı. İş hayatı ve sosyal çevre, her zaman kolay insanlarla dolu olmayabiliyor. Zaman zaman aynı projede çalışmak zorunda kaldığınız, ortak bir masada oturduğunuz ya da sürekli iletişim kurmanız gereken kişilerle aranızda uyumsuzluklar olabilir. Peki, zor karakterli biriyle profesyonel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/zorlayici-karakterlere-karsi-7-oneri/">ZORLAYICI KARAKTERLERE KARŞI 7 ÖNERİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzm. Klinik Psikolog Cansu Karaman, zorlayıcı karakterlerle sağlıklı ilişki kurmanın yollarını ve bu süreçte kendinizi korumanın stratejilerini anlattı.</strong></p>
<p>İş hayatı ve sosyal çevre, her zaman kolay insanlarla dolu olmayabiliyor. Zaman zaman aynı projede çalışmak zorunda kaldığınız, ortak bir masada oturduğunuz ya da sürekli iletişim kurmanız gereken kişilerle aranızda uyumsuzluklar olabilir. Peki, zor karakterli biriyle profesyonel bir ilişkiyi nasıl sürdürebilirsiniz? Her şeyi tolere etmek zorunda mısınız, yoksa sağlıklı sınırlar koymak mümkün mü?</p>
<p><strong>Acıbadem LifeClub Sağlık Hizmetleri’nden Uzm. Klinik Psikolog Cansu Karaman</strong> konuyla ilgili şunları söyledi:</p>
<p>Zorlayıcı karakterleri yönetmek, özellikle iş veya sosyal ilişkilerde karşılaşılan bir durumdur. Bu kişilerle başa çıkmak bazen güç olabilir, ancak olumlu bir iletişim ve ilişki kurmak önemlidir. Bununla birlikte endinizi kötü hissettiğiniz durumları tolere etmeye çalışmak yerine, sınırlarınızı korumak da önemlidir.</p>
<p>Herkes farklıdır ve insanlar arasındaki ilişkiler bu nedenle karmaşık olabilir. Belirli bir durumda en iyi yaklaşımı bulmak için esnek olun ve sürekli olarak iletişim becerilerinizi geliştirmeye çalışın.</p>
<p><strong>Bu Adımları Uygulayın!</strong></p>
<p><strong>Acıbadem LifeClub’ın Uzm. Klinik Psikoloğu Cansu Karaman</strong>, bu tür durumlarla başa çıkmayı kolaylaştırabilecek 7 öneriyi şu şekilde sıraladı:</p>
<ol>
<li><strong>Profesyonel Kalın</strong>
<ul>
<li>Her zaman saygılı ve profesyonel bir tutum sergileyin. Kişisel duygularınızı iş ilişkilerinizden ayırın.</li>
<li>Kendinizi kontrol altında tutarak olumsuz duygularınızı başkalarına yansıtmamaya özen gösterin.</li>
</ul>
</li>
<li><strong>İş Birliği Yapın</strong>
<ul>
<li>İşbirliği yapmak, hoşlanmadığınız birisiyle daha etkili bir şekilde çalışmanıza yardımcı olabilir.</li>
<li>Ortak hedeflere odaklanarak iş birliği içinde olun.</li>
</ul>
</li>
<li><strong>Empati Kurun</strong>
<ul>
<li>Karşınızdaki kişinin bakış açısını anlamaya çalışın. Belki de onun davranışlarına dair başka bir perspektif bulabilirsiniz.</li>
<li>Empati kurmak, duygusal zekânızı geliştirmenize ve ilişkilerinizi güçlendirmenize yardımcı olabilir.</li>
</ul>
</li>
<li><strong>Sınırları Belirleyin</strong>
<ul>
<li>İlişkinizin sınırlarını belirlemek önemlidir. İşle ilgili konular dışında kişisel konulara girmemeye özen gösterin.</li>
<li>İş odaklı olun ve gereksiz kişisel detaylardan kaçının.</li>
</ul>
</li>
<li><strong>İletişim Stratejileri Geliştirin</strong>
<ul>
<li>Net ve açık iletişim kurun. Sorunları doğrudan ifade edin, dolaylı yollardan kaçının.</li>
<li>Duygusal tetiklenmelerden kaçınmak için yazılı iletişimi tercih edebilirsiniz.</li>
</ul>
</li>
<li><strong>Kendinizi Geliştirme Deneyimine Çevirin</strong>
<ul>
<li>Zor karakterli bir kişiyle başa çıkmak, kişisel gelişiminiz için bir fırsat olabilir.</li>
<li>Kendinizi daha iyi anlamak ve geliştirmek için bu deneyimi pozitife çevirin.</li>
</ul>
</li>
<li><strong>Profesyonel Yardım Alın</strong>
<ul>
<li>Eğer durum çok zorlayıcı hale gelirse, bir klinik psikologdan destek almayı ihmal etmeyin. Profesyonel yardım, sorunları daha etkili bir şekilde çözmenize yardımcı olabilir.</li>
</ul>
</li>
</ol>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/zorlayici-karakterlere-karsi-7-oneri/">ZORLAYICI KARAKTERLERE KARŞI 7 ÖNERİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/zorlayici-karakterlere-karsi-7-oneri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAREKETSİZLİĞİN VÜCUDUMUZDA YOL AÇTIĞI 7 HASAR!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/hareketsizligin-vucudumuzda-yol-actigi-7-hasar/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/hareketsizligin-vucudumuzda-yol-actigi-7-hasar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 May 2025 09:02:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ FİKİRLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık İçin Hareket Et]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=1425</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği uzun süreli masa başı çalışma, teknoloji bağımlılığı ve azalan fiziksel aktivite, insanları giderek daha da hareketsizleştiriyor. Oysa insan vücudu açısından kritik önem taşıyan düzenli hareket; kas ve eklem hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, depresyon, kalp ve damar hastalıkları ile osteoartrit gibi kronik sorunların önlenmesinde önemli rol oynuyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/hareketsizligin-vucudumuzda-yol-actigi-7-hasar/">HAREKETSİZLİĞİN VÜCUDUMUZDA YOL AÇTIĞI 7 HASAR!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği uzun süreli masa başı çalışma, teknoloji bağımlılığı ve azalan fiziksel aktivite, insanları giderek daha da hareketsizleştiriyor. Oysa insan vücudu açısından kritik önem taşıyan düzenli hareket; kas ve eklem hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, depresyon, kalp ve damar hastalıkları ile osteoartrit gibi kronik sorunların önlenmesinde önemli rol oynuyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meral Bayramoğlu</strong> “İnsan bedeni hareket etmek için yaratılmıştır<strong>.</strong> Hareketsizlik doğal bir durum değildir. Maalesef teknolojinin sağladığı kolaylıklar bizi konforlu ama sağlıksız bir hayata alıştırdı. Bunun bedelini ağrılar, erken yaşta başlayan kireçlenmeler, metabolik hastalıklar ve ruhsal çöküntüyle ödüyoruz” diyor.</p>
<p>Son yıllarda hareketsizliğe bağlı boyun, bel ve sırt ağrıları ile kas ve eklem hastalıklarının gençlerde de arttığını vurgulayan Prof. Dr. Bayramoğlu “Özellikle genç yaş grubunda bile postüral sorunlara bağlı ağrıları çok sık görmeye başladık. Ayrıca hareketsizliğe bağlı olarak kilo alımı da yaygınlaştı. Fazla kilo, özellikle diz, kalça ve bel bölgesine binen yükü artırarak dejeneratif eklem hastalıklarına, menisküs ve bağ problemlerine zemin hazırlar, ağrılar kronikleşir. Üstelik hareketsiz yaşam, sadece bedeni değil, zihinsel fonksiyonları da köreltir” diyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meral Bayramoğlu <strong>10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü</strong> kapsamında, hareketsizliğin vücudumuzda yol açtığı hasarları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<div>
<ul>
<li><strong>Kas-iskelet sistemi hastalıkları </strong></li>
</ul>
</div>
<p>Kaslar kullanılmadıkça küçülür, gücünü kaybeder. Bu da günlük hareketleri yapmayı zorlaştırır. Hareketsizlik, eklem kapsüllerinin ve bağların esnekliğini azaltır. Bu durum bel ve diz tutulmaları gibi sorunlara yol açar. Özellikle uzun süre masa başı çalışan bireylerde kamburluk (kifoz), boyun düzleşmesi gibi postüral deformiteler gelişebilir. Ayrıca eklem yüzeyleri hareketsiz kaldığında beslenmesi bozulur, bu da dejenerasyona zemin hazırlar.</p>
<div>
<ul>
<li><strong>Kalp-damar hastalıkları </strong></li>
</ul>
</div>
<p>Hareketsizlik venöz dönüşü (kanın kalbe geri taşınması) yavaşlatır, bu da ödem, varis ve damar tıkanıklığı riskini artırır. Düzenli egzersiz yapılmadığında kalp daha az verimli çalışır, kondisyon düşer. Hareketsiz yaşam damar duvarlarının elastikiyetini azaltır, bu da kan basıncını yükseltir.</p>
<div>
<ul>
<li><strong>Metabolik hastalıklar</strong></li>
</ul>
</div>
<p>Prof. Dr. Meral Bayramoğlu “Hareketsizlikle birlikte kalori harcaması azalır, bu da kilo artışına neden olur. Ayrıca kaslar aktif olmadığında glikozu daha az kullanır. Bu da insülinin etkisini azaltır. Hareketsizlik, kötü kolesterol (LDL) düzeyini de artırabilir” diyor.</p>
<div>
<ul>
<li><strong>Solunum sistemi hastalıkları </strong></li>
</ul>
</div>
<p>Hareketsiz yaşam tarzına sahip olan bir kişide zamanla sığ solunum gelişir, bu da akciğerlerin hava kapasitesini sınırlar. Düzenli hareket ve düzenli egzersiz derin solunumu teşvik eder, dokulara daha iyi oksijen taşınmasını sağlar ve nefes darlığını azaltır.</p>
<div>
<ul>
<li><strong>Sindirim sistemi hastalıkları </strong></li>
</ul>
</div>
<p>Hareket eksikliği sindirim sistemi üzerinde de birçok olumsuz etkiye yol açabilir. Bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlığa, gaz ve şişkinlik gibi sorunlara neden olur. Aynı zamanda hareketsizlik ve uzun süre oturmak reflü riskini de artırır.</p>
<div>
<ul>
<li><strong>Depresyon ve uyku bozuklukları </strong></li>
</ul>
</div>
<p>Fiziksel aktivite, mutluluk hormonları olan serotonin ve endorfin salınımını artırır. Hareketsizlik bu dengeyi bozar. Özellikle yaşlı bireylerde fiziksel inaktiviteyle birlikte dikkat, hafıza ve konsantrasyon sorunları gelişebilir. Gün içinde enerji harcamayan bireyler geceleri daha huzursuz ve kesik kesik uyuyabilir. Egzersizle birlikte artan beyin kan akımı, öğrenme, hafıza ve karar verme gibi bilişsel fonksiyonları destekler. Düzenli hareket, Alzheimer ve demans riskini azaltır.</p>
<div>
<ul>
<li><strong>Lenfatik sistem ve bağışıklık </strong></li>
</ul>
</div>
<p>Prof. Dr. Meral Bayramoğlu “Kasların pompalama etkisiyle ilerleyen lenf sistemi, hareketsizlikle duraklar. Bu da vücuttaki toksinlerin ve ödemin atılmasını engeller. Kan dolaşımı ve lenfatik akış yavaşladığında, bağışıklık hücrelerinin etkinliği de azalır” diyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/hareketsizligin-vucudumuzda-yol-actigi-7-hasar/">HAREKETSİZLİĞİN VÜCUDUMUZDA YOL AÇTIĞI 7 HASAR!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/hareketsizligin-vucudumuzda-yol-actigi-7-hasar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
