<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekonomi Ajandası</title>
	<atom:link href="https://ekonomiajandasi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<description>Ekonomi ve Sanayi Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Oct 2026 09:01:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2024/12/cropped-favicon-32x32.jpg</url>
	<title>Ekonomi Ajandası</title>
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>REEL KESİM GÜVENİ EKİMDE GERİLEDİ</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/reel-kesim-guveni-ekimde-geriledi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/reel-kesim-guveni-ekimde-geriledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2026 09:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[Enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[GüvenEndeksi]]></category>
		<category><![CDATA[İmalatSanayi]]></category>
		<category><![CDATA[ReelKesim]]></category>
		<category><![CDATA[TCMB]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=4004</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCMB verilerine göre, Reel Kesim Güven Endeksi ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak 1,4 puan düşerek 101,1’e geriledi. Üretimi kısıtlayan en önemli faktör yüzde 12,8 ile talep yetersizliği olurken, gelecek 12 aylık ÜFE beklentisi yüzde 30,4 olarak kaydedildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ekim ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi verilerini açıkladı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/reel-kesim-guveni-ekimde-geriledi/">REEL KESİM GÜVENİ EKİMDE GERİLEDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TCMB verilerine göre, Reel Kesim Güven Endeksi ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak 1,4 puan düşerek 101,1’e geriledi. Üretimi kısıtlayan en önemli faktör yüzde 12,8 ile talep yetersizliği olurken, gelecek 12 aylık ÜFE beklentisi yüzde 30,4 olarak kaydedildi.</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ekim ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi verilerini açıkladı. Veriler, imalat sanayinde faaliyet gösteren işletmelerin güveninde gerilemeye işaret etti.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), ekimde bir önceki aya göre 1,4 puan azalarak 101,1 seviyesine indi. Mevsimsellikten arındırılmamış endeks ise 2,2 puan düşüşle 99,8 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ekim ayı İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, 1-14 Ekim tarihleri arasında imalat sanayinde faaliyet gösteren 1.965 iş yerinden alınan yanıtların değerlendirilmesiyle oluşturuldu.</p>
<h2>Sipariş ve üretim beklentilerinde zayıflama</h2>
<p>Endeksi oluşturan göstergelerde, mevcut mamul mal stoku, sabit sermaye yatırım harcaması, gelecek üç aylık dönemde toplam istihdam ve ihracat sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler artış yönünde etkili oldu.</p>
<p>Buna karşılık genel gidişat, gelecek üç aylık üretim hacmi, son üç aylık toplam sipariş miktarı ve mevcut toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi aşağı çekti.</p>
<p>Son üç aylık dönemde üretim hacminde artış bildirenler lehine olan seyir zayıflarken, iç piyasa siparişlerinde artış bildirenlerin ağırlığı azalış bildirenler lehine değişti. Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğunu belirten işletmelerin oranındaki eğilim de güçlendi.</p>
<p>Gelecek üç aya ilişkin değerlendirmelerde üretim hacmi ve iç piyasa siparişlerinde artış beklentisi zayıfladı. Buna karşılık ihracat siparişlerinde artış beklentisi güç kazandı. İstihdam ve gelecek 12 aylık sabit sermaye yatırım harcamalarına ilişkin artış yönlü beklentilerde de yükseliş görüldü.</p>
<h2>Üretici fiyatları beklentisi yüzde 30,4</h2>
<p>Ankete katılan işletmelerin ortalama birim maliyetlere ilişkin değerlendirmelerinde, son üç ayda artış bildirenler lehine olan seyir değişmedi. Gelecek üç ayda maliyet artışı bekleyenlerin eğilimi bir miktar güçlenirken, satış fiyatlarına ilişkin artış beklentileri zayıfladı.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönem sonu itibarıyla yıllık üretici fiyatları (ÜFE) beklentisi, önceki aya göre 0,6 puan azalarak yüzde 30,4 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<h2>Üretimi kısıtlayan en önemli faktör talep yetersizliği</h2>
<p>Ekim ayında ankete katılan işletmelerin yüzde 55,6’sı üretimlerini kısıtlayan herhangi bir faktör bulunmadığını bildirdi. Üretimini kısıtlayan bir faktör olduğunu belirten işletmeler arasında ise talep yetersizliği öne çıktı.</p>
<p>Üretimi kısıtlayan faktörlerin dağılımı şöyle gerçekleşti:</p>
<ul data-spread="false">
<li><strong>Talep yetersizliği:</strong> Yüzde 12,8</li>
<li><strong>Mali imkânsızlıklar:</strong> Yüzde 9,1</li>
<li><strong>Hammadde ve ekipman yetersizliği:</strong> Yüzde 9,0</li>
<li><strong>İşgücü yetersizliği:</strong> Yüzde 8,5</li>
<li><strong>Diğer faktörler:</strong> Yüzde 5,0</li>
</ul>
<p>Temmuz ayında üretimini kısıtlayan herhangi bir faktör bulunmadığını belirten işletmelerin oranı yüzde 56,9, talep yetersizliğini en önemli sorun olarak gösterenlerin oranı ise yüzde 12,7 düzeyindeydi.</p>
<p>Ekim verileri, imalat sanayinde güven göstergelerinin gerilediğini ve iç talebe ilişkin görünümün zayıfladığını ortaya koyarken, ihracat siparişleri ile istihdam ve yatırım beklentilerindeki olumlu eğilimler dikkat çekti.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/reel-kesim-guveni-ekimde-geriledi/">REEL KESİM GÜVENİ EKİMDE GERİLEDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/reel-kesim-guveni-ekimde-geriledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NÜFUSU EN HIZLI ARTAN ŞEHİRLER AÇIKLANDI</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/nufusu-en-hizli-artan-sehirler-aciklandi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/nufusu-en-hizli-artan-sehirler-aciklandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2026 08:34:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[DünyaNüfusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Şehirler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3999</guid>

					<description><![CDATA[<p>DÜNYANIN EN KALABALIK ŞEHRİ DEĞİŞTİ: İSTANBUL 18’İNCİ SIRADA World Population Review tarafından yayımlanan 2026 sıralamasına göre Cakarta, 41,9 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık şehri oldu. İstanbul yaklaşık 16 milyonluk nüfusuyla ilk 20’de yer alırken, nüfusu en hızlı artan şehirler sıralamasında Hindistan ve Afrika kentleri öne çıktı. Dünyada kentleşme hız kazanırken, nüfus artışının yoğunlaştığı şehirler de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/nufusu-en-hizli-artan-sehirler-aciklandi/">NÜFUSU EN HIZLI ARTAN ŞEHİRLER AÇIKLANDI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>DÜNYANIN EN KALABALIK ŞEHRİ DEĞİŞTİ: İSTANBUL 18’İNCİ SIRADA</h1>
<p><strong>World Population Review tarafından yayımlanan 2026 sıralamasına göre Cakarta, 41,9 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık şehri oldu. İstanbul yaklaşık 16 milyonluk nüfusuyla ilk 20’de yer alırken, nüfusu en hızlı artan şehirler sıralamasında Hindistan ve Afrika kentleri öne çıktı.</strong></p>
<p>Dünyada kentleşme hız kazanırken, nüfus artışının yoğunlaştığı şehirler de belli oldu. World Population Review tarafından yayımlanan “Dünyanın En Hızlı Büyüyen Şehirleri 2026” sıralaması, küresel nüfus hareketliliğinin Asya ve Afrika ağırlıklı seyrini ortaya koydu.</p>
<h3>EN HIZLI BÜYÜYEN ŞEHİR GHAZIABAD</h3>
<p>Araştırmaya göre Hindistan&#8217;ın başkenti Yeni Delhi yakınlarındaki Ghaziabad, yıllık yüzde 5,2&#8217;lik nüfus artışıyla dünyanın en hızlı büyüyen şehri oldu. Hindistan&#8217;ın Surat kenti yüzde 4,99 ile ikinci, Afganistan&#8217;ın başkenti Kabil yüzde 4,74 ile üçüncü sırada yer aldı. Nijerya&#8217;nın Lagos kenti ise yüzde 4,44&#8217;lük büyüme oranıyla dördüncü sıraya yerleşti.</p>
<p>Meksika&#8217;nın Toluca kenti yüzde 4,25 ile beşinci sırada bulunurken, Demokratik Kongo Cumhuriyeti&#8217;nin Lubumbashi kenti yüzde 4,1, Uganda&#8217;nın başkenti Kampala ise yüzde 4,03&#8217;lük artış kaydetti.</p>
<p><strong>Nüfusu en hızlı artan şehirler sıralaması:</strong></p>
<ol start="1" data-spread="false">
<li>Ghaziabad (Hindistan) – Yüzde 5,2</li>
<li>Surat (Hindistan) – Yüzde 4,99</li>
<li>Kabil (Afganistan) – Yüzde 4,74</li>
<li>Lagos (Nijerya) – Yüzde 4,44</li>
<li>Toluca (Meksika) – Yüzde 4,25</li>
<li>Lubumbashi (Demokratik Kongo Cumhuriyeti) – Yüzde 4,1</li>
<li>Kampala (Uganda) – Yüzde 4,03</li>
</ol>
<p>Luanda, Darüsselam, Nairobi, Bamako, Patna, Rajkot, Faridabad ve Maputo da yaklaşık yüzde 4&#8217;lük yıllık nüfus artışıyla öne çıkan şehirler arasında yer aldı.</p>
<h3>BEŞ YILDA NÜFUSU YÜZDE 44 ARTTI</h3>
<p>Beş yıllık nüfus değişimleri incelendiğinde, Hindistan&#8217;ın Kerala eyaletindeki Malappuram yüzde 44&#8217;lük artışla ilk sırada yer aldı. Vietnam&#8217;ın Can Tho ve Çin&#8217;in Suqian şehirlerinde nüfus yüzde 37 artarken, Hindistan&#8217;ın Kozhikode kentinde yüzde 35, Nijerya&#8217;nın başkenti Abuja&#8217;da ise yüzde 34&#8217;lük büyüme kaydedildi.</p>
<p>Saat başına en fazla yeni nüfus kazanan şehirler arasında Delhi ilk sırada bulunurken, bu kenti Şanghay, Dakka, Kinşasa ve Çongçing izledi.</p>
<h3>CAKARTA, TOKYO&#8217;YU GERİDE BIRAKTI</h3>
<p>Dünyanın en kalabalık şehirleri sıralamasında Endonezya&#8217;nın başkenti Cakarta, 41,9 milyonluk nüfusuyla ilk sıraya yükseldi. Bangladeş&#8217;in başkenti Dakka 36,6 milyonluk nüfusuyla ikinci sırada yer alırken, Tokyo 33,4 milyonluk nüfusuyla üçüncü sıraya geriledi.</p>
<p>Listenin ilk 10 sırasında Cakarta, Dakka ve Tokyo&#8217;nun ardından Delhi, Şanghay, Guangzhou, Kahire, Manila, Kalküta ve Seul yer aldı. Birleşmiş Milletler tahminlerine göre Dakka&#8217;nın 2050 yılına kadar dünyanın en kalabalık şehri haline gelmesi bekleniyor.</p>
<h3>İSTANBUL DÜNYANIN EN KALABALIK 20 ŞEHRİ ARASINDA</h3>
<p>Türkiye&#8217;nin en büyük kenti İstanbul da küresel nüfus sıralamasında yerini aldı. Yaklaşık 16 milyonluk nüfusuyla 18&#8217;inci sırada gösterilen İstanbul, dünyanın en kalabalık 20 şehri arasına girdi.</p>
<p>İstanbul&#8217;un sıralamadaki yeri, büyük kentlerde nüfus yoğunluğu ve şehirleşmenin beraberinde getirdiği ihtiyaçları da gündeme taşıdı. Artan nüfus; konut, ulaşım, altyapı ve kamu hizmetleri üzerindeki baskıyı artıran başlıca unsurlar arasında bulunuyor.</p>
<h3>2050&#8217;DE DÜNYA NÜFUSUNUN YÜZDE 68&#8217;İ ŞEHİRLERDE YAŞAYACAK</h3>
<p>World Population Review verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 55&#8217;i şehirlerde yaşıyor. Bu oranın 2050 yılına kadar yüzde 68&#8217;e yükselmesi öngörülüyor. İş imkanları, ücret düzeyleri, eğitim olanakları ve kamu hizmetlerine erişim, kentlere yönelen nüfus hareketliliğinin temel nedenleri arasında gösteriliyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 2018-2050 dönemindeki küresel kentsel nüfus artışının yüzde 35&#8217;inin Hindistan, Çin ve Nijerya&#8217;da gerçekleşmesi bekleniyor.</p>
<p>Hızlı kentleşme, özellikle altyapı yatırımlarının nüfus artışına yetişemediği şehirlerde barınma, temiz su ve kanalizasyon gibi temel hizmetlere erişimi zorlaştırıyor. Araştırmada Lagos&#8217;ta kanalizasyon bağlantısı bulunan konutlarda yaşayanların ve şebeke suyuna erişebilen nüfusun oranının düşük olduğuna dikkat çekiliyor.</p>
<p>Veriler, kentlerin geleceğinde yalnızca nüfus artışının değil, artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak altyapı yatırımlarının ve şehir planlamasının da belirleyici olacağını ortaya koyuyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/nufusu-en-hizli-artan-sehirler-aciklandi/">NÜFUSU EN HIZLI ARTAN ŞEHİRLER AÇIKLANDI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/nufusu-en-hizli-artan-sehirler-aciklandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNŞAAT MALZEMESİ SANAYİSİNDE ÜRETİM 14 ALT SEKTÖRDE ARTTI</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/insaat-malzemesi-sanayisinde-uretim-14-alt-sektorde-artti/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/insaat-malzemesi-sanayisinde-uretim-14-alt-sektorde-artti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2026 14:00:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[İNŞAAT]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[İnşaatSektörü]]></category>
		<category><![CDATA[SanayiÜretimi]]></category>
		<category><![CDATA[TürkiyeİMSAD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İMSAD Aylık Sektör Raporu açıklandı.  Türkiye İMSAD Aylık Sektör Raporu’nun Ağustos 2026 sonuçlarına göre, temmuz ayında inşaat malzemesi sanayi üretiminde genel olarak olumlu bir seyir izlendi. İncelenen 20 alt sektörün 14’ünde üretim endeksi yıllık bazda artarken, 5’inde gerileme kaydedildi. Bazı alt sektörlerde üretim artışları çift haneli oranlara ulaşırken, ürün grupları arasındaki performans farklılıkları dikkat [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/insaat-malzemesi-sanayisinde-uretim-14-alt-sektorde-artti/">İNŞAAT MALZEMESİ SANAYİSİNDE ÜRETİM 14 ALT SEKTÖRDE ARTTI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye İMSAD Aylık Sektör Raporu açıklandı.  </strong><strong>Türkiye İMSAD Aylık Sektör Raporu’nun Ağustos 2026 sonuçlarına göre, temmuz ayında inşaat malzemesi sanayi üretiminde genel olarak olumlu bir seyir izlendi. İncelenen 20 alt sektörün 14’ünde üretim endeksi yıllık bazda artarken, 5’inde gerileme kaydedildi. Bazı alt sektörlerde üretim artışları çift haneli oranlara ulaşırken, ürün grupları arasındaki performans farklılıkları dikkat çekti. </strong></p>
<p>Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından KPMG iş birliğiyle hazırlanan Aylık Sektör Raporu’nun Ağustos 2026 sonuçları açıklandı. Raporda, inşaat malzemesi sanayisinin üretim performansı ve alt sektörler arasındaki farklılaşmalarla birlikte inşaat sektörünün genel görünümü değerlendirildi. İnşaat malzemesi sanayi üretiminde alt sektörlerin büyük bölümünde yıllık bazda artış kaydedilirken, bazı ürün gruplarında daralma yaşandı. Raporda ayrıca inşaat sektöründeki güven, yeni alınan işler ve konut satışlarındaki gelişmeler ele alındı.</p>
<p><strong>İnşaat malzemesi sanayisinde üretim artışları alt sektörlere göre farklılaştı</strong></p>
<p>Temmuz 2026&#8217;da inşaat malzemesi sanayi alt sektörlerinin <strong>14</strong>&#8216;ünde üretim endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre artarken, <strong>5</strong>&#8216;inde gerileme kaydedildi. Metal yapı ve yapı parçaları üretimi yüzde <strong>10,5</strong> ile en yüksek artışı gösterirken, seramik kaplama malzemeleri üretimi yüzde <strong>10,2</strong> artarak çift haneli büyüme kaydetti. İnşaat amaçlı beton ürünleri üretimi yüzde <strong>8,7,</strong> ısıtma, soğutma ve havalandırma donanımları üretimi yüzde <strong>8,4,</strong> mermer ve granit üretimi ise yüzde <strong>7,4</strong> arttı.</p>
<p>İnşaat amaçlı alçı ürünleri üretiminde yüzde <strong>4,6, </strong>çimento üretiminde yüzde <strong>3,9,</strong> inşaat boya ve verniklerinde yüzde <strong>3,6</strong>, tuğla ve kiremitte yüzde <strong>3,2</strong>, hazır betonda yüzde <strong>2,7,</strong> yalıtımlı kablolarda yüzde <strong>2,4</strong> artış kaydedildi. Demir ve çelik inşaat ürünleri üretimi yüzde <strong>1,1</strong>, metalden kapı ve pencere üretimi yüzde <strong>1,0</strong>, ahşap inşaat malzemesi üretimi ise yüzde <strong>0,3</strong> yükseldi.</p>
<p>Üretimde en belirgin gerileme yüzde <strong>27,0</strong> ile seramik sağlık gereçlerinde yaşandı. Plastik inşaat malzemesi üretimi yüzde <strong>9,5</strong>, armatür, musluk, valf ve vana üretimi yüzde <strong>5,8</strong>, kilit ve donanım eşyaları üretimi yüzde <strong>4,4</strong>, elektrikli aydınlatma ekipmanları üretimi ise yüzde <strong>3,2</strong> azaldı. İnşaat camlarına ilişkin üretim verileri gizli tutuldu. Temmuz ayı sonuçları, inşaat malzemesi sanayisinde üretim performansının alt sektörlere göre farklılaştığını ortaya koydu.</p>
<p>Raporda, inşaat malzemesi sanayisinin dış ticaret verilerine de yer verildi. Ağustos 2026&#8217;da inşaat malzemeleri ihracatı, <strong>19</strong> alt sektörde gerileme yaşanmasına rağmen yıllık bazda yüzde <strong>7,5</strong> arttı. İthalat ise<strong> 23</strong> alt sektörde artış kaydederek yıllık bazda yüzde <strong>19,3</strong> yükseldi.</p>
<p><strong>İnşaat üretiminde aylık toparlanma sürdü</strong></p>
<p>Toplam İnşaat Üretim Endeksi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde başlayan toparlanmasını temmuz ayında da sürdürerek <strong>119,6 </strong>seviyesine ulaştı. Aylık bazdaki artışa karşın Toplam İnşaat Üretim Endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre <strong>5,7 </strong>puan, Bina İnşaatı Üretim Endeksi <strong>11,5</strong> puan, Özel İnşaat Faaliyetleri Üretim Endeksi ise <strong>5,5 </strong>puan geriledi. Bina Dışı Yapıların İnşaatı Üretim Endeksi ise yıllık bazda artış gösteren tek alt endeks olarak Temmuz 2025 seviyesinin <strong>10,9 </strong>puan üzerinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>İnşaat faaliyetleri artarken sektör güveni ve yeni alınan işler geriledi</strong></p>
<p>Rapordaki verilere göre; Son Üç Ay İnşaat Faaliyetleri Endeksi, temmuz ayındaki sınırlı gerilemenin ardından ağustos ayında <strong>4,7</strong> puan artarak <strong>93,5</strong> seviyesine ulaştı. Endeks, bir önceki yılın aynı döneminin de <strong>4,1</strong> puan üzerinde gerçekleşti. Buna karşılık İnşaat Sektörü Güven Endeksi ağustos ayında <strong>3,4</strong> puan gerileyerek <strong>82,4</strong> seviyesine inerken, Yeni Alınan İnşaat İşleri Endeksi <strong>5,8</strong> puan azalarak <strong>77,7</strong> seviyesine düştü. İnşaat faaliyetlerindeki kısa vadeli toparlanmaya rağmen güven ve yeni alınan işlerdeki gerileme, sektörde temkinli görünümün sürdüğünü ortaya koydu.</p>
<p><strong>Konut satışları ağustosta arttı, ilk sekiz ayda yüzde 6,8 geriledi</strong></p>
<p>Türkiye genelinde konut satışları, temmuz ayındaki düşüşün ardından ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde <strong>3,1</strong> artarken, yıllık bazda yüzde <strong>14,7</strong> azalarak <strong>127 bin 410</strong> adet olarak gerçekleşti. İlk el konut satışları yıllık bazda yüzde <strong>4,5</strong> gerileyerek <strong>44 bin 378</strong> adede, ikinci el satışlar ise yüzde <strong>19,4</strong> azalarak <strong>83 bin 32 </strong>adede düştü. İpotekli konut satışları ise aylık bazda yüzde <strong>7,4</strong> azalırken, yıllık bazda yüzde <strong>7,2</strong> artarak <strong>22 bin 131</strong> adet oldu.</p>
<p>2026 yılının ilk sekiz ayında toplam konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde <strong>6,8</strong> geriledi. Bu görünüm, ağustos ayındaki sınırlı toparlanmanın dönem genelindeki satış kaybını telafi edemediğine ve yıllık zayıflamanın ağırlıklı olarak ikinci el piyasasında yoğunlaştığına işaret etti.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/insaat-malzemesi-sanayisinde-uretim-14-alt-sektorde-artti/">İNŞAAT MALZEMESİ SANAYİSİNDE ÜRETİM 14 ALT SEKTÖRDE ARTTI</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/insaat-malzemesi-sanayisinde-uretim-14-alt-sektorde-artti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE İKİ SEKTÖRE RİSK UYARISI!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/fitchten-turkiyede-iki-sektore-risk-uyarisi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/fitchten-turkiyede-iki-sektore-risk-uyarisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2026 08:47:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[Faktoring]]></category>
		<category><![CDATA[Finans]]></category>
		<category><![CDATA[FinansalKiralama]]></category>
		<category><![CDATA[FitchRatings]]></category>
		<category><![CDATA[KrediRiski]]></category>
		<category><![CDATA[TürkiyeEkonomisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’de finansal kiralama ve faktoring sektörlerinde 2026 ve 2027 yıllarında artan kredi riskleri ve daralan kâr marjlarına dikkat çekti. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye&#8217;de finansal kiralama ve faktoring şirketlerinin 2026 ve 2027 yıllarında artan kredi riskleri ve daralan kar marjlarıyla karşılaşabileceğini belirtti. Kuruluş, yüksek fonlama maliyetleri ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/fitchten-turkiyede-iki-sektore-risk-uyarisi/">FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE İKİ SEKTÖRE RİSK UYARISI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’de finansal kiralama ve faktoring sektörlerinde 2026 ve 2027 yıllarında artan kredi riskleri ve daralan kâr marjlarına dikkat çekti.</p>
<h2>Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye&#8217;de finansal kiralama ve faktoring şirketlerinin 2026 ve 2027 yıllarında artan kredi riskleri ve daralan kar marjlarıyla karşılaşabileceğini belirtti. Kuruluş, yüksek fonlama maliyetleri ve borçluların ödeme gücündeki olası bozulmanın sektörlerin aktif kalitesi üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu.</h2>
<p>Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye&#8217;de finansal kiralama ve faktoring şirketlerinin 2026 ve 2027 yıllarında artan aktif kalitesi riskleri ve zayıflayan kârlılık marjlarıyla karşı karşıya kalacağını bildirdi.</p>
<p>Fitch, 19 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı raporda, Türkiye&#8217;deki finansal kiralama ve faktoring şirketlerini de kapsayan EMEA Gelişen Avrupa finansman ve leasing sektörünün görünümünü haziran ayında &#8220;kötüleşen&#8221; olarak revize ettiğini hatırlattı.</p>
<p>Bu değerlendirmede küresel büyümedeki yavaşlama, kalıcı enflasyon, yüksek fonlama maliyetleri ve küçük ve orta ölçekli işletmelerden (KOBİ) kaynaklanan aktif kalitesi baskılarının etkili olduğu belirtildi.</p>
<h2>Piyasa dalgalanmalarının dolaylı etkilerine dikkat çekildi</h2>
<p>Fitch, Türkiye&#8217;de son dönemde yaşanan piyasa dalgalanmalarının finansal kiralama ve faktoring sektörleri üzerindeki doğrudan etkisinin sınırlı kaldığını bildirdi.</p>
<p>Finansal kiralama şirketlerinin doğrudan risklerinin düşük, menkul kıymet portföylerinin sınırlı ve fonlama kanallarının yerleşik olduğu belirtildi. Banka iştirakleri olan faktoring şirketlerinin de hissedar desteği ve istikrarlı fonlama imkânlarından yararlandığı ifade edildi.</p>
<p>Bununla birlikte piyasa stresinin borçlular üzerinden aktif kalitesini dolaylı olarak olumsuz etkileyebileceği, yükselen Türk lirası faizleri ve genişleyen kredi temerrüt takası (CDS) primlerinin fonlama maliyetlerini artırabileceği kaydedildi.</p>
<h2>Finansal kiralamada iş hacmi büyüdü, risk beklentisi arttı</h2>
<p>Türkiye&#8217;de finansal kiralama sektörünün yeni iş hacmi, 2026 yılının ilk yarısında dolar bazında yıllık yüzde 48 arttı.</p>
<p>Sat ve geri kirala işlemlerinin yeni iş hacmindeki payı yüzde 38 olarak gerçekleşti. Fitch, bu durumun yatırımlardan ziyade işletme sermayesi finansmanına yönelik talebin sürdüğünü gösterdiğini belirtti.</p>
<p>Kuruluş, söz konusu işlemlerin ticari gayrimenkul değerlemesi ve kalan değer risklerine maruziyeti artırması nedeniyle daha yüksek risk taşıdığını değerlendirdi.</p>
<p>Sektörün takipteki kredi oranı yüzde 1,9&#8217;a gerilerken Fitch, bu oranın 2026 ve 2027 sonlarında kademeli olarak yükselmesini beklediğini açıkladı.</p>
<p>Ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 30 olurken temel kar marjlarının daralabileceği belirtildi. Kaldıraç oranı ise 2025 sonundaki 3,8 kattan 4,9 kata yükseldi.</p>
<h2>Faktoring sektöründe işlem hacmi 1,1 trilyon TL&#8217;ye çıktı</h2>
<p>Faktoring sektörünün işlem hacmi 2026 yılının ilk yarısında yüzde 33 artarak 1,1 trilyon liraya yükseldi.</p>
<p>Fitch, yılın tamamında yüzde 32 büyüme beklerken bu oranın genel olarak enflasyonla uyumlu olduğunu ve reel büyümenin yatay kalacağını öngördü.</p>
<p>Sektörde takipteki kredi oranı yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşmesine rağmen yeni sorunlu kredilerin ve değer düşüklüğü giderlerinin yüksek kalmaya devam ettiği belirtildi.</p>
<p>Ortalama aktif kârlılığı 2025 yılındaki yüzde 8,1 seviyesinden yüzde 6,4&#8217;e gerilerken kaldıraç oranı 4,1 kata yükseldi. Fitch, bu seviyenin hâlen ılımlı olduğunu değerlendirdi.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/fitchten-turkiyede-iki-sektore-risk-uyarisi/">FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE İKİ SEKTÖRE RİSK UYARISI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/fitchten-turkiyede-iki-sektore-risk-uyarisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KONUT FİYATLARINDA REEL DÜŞÜŞ SÜRÜYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 15:25:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GAYRİMENKUL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[gayrimenkul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kira]]></category>
		<category><![CDATA[Konut]]></category>
		<category><![CDATA[KonutFiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[TCMB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3990</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCMB verilerine göre konut fiyatları eylülde yıllık bazda nominal yüzde 22,3 artarken reel olarak yüzde 5,7 geriledi. Yeni kiracı kira endeksinde ise yıllık nominal artış yüzde 26,6’ya ulaşırken reel düşüş yüzde 2,4 oldu. İstanbul, hem konut fiyatlarında hem de yeni kiracı kiralarında yıllık artışın en yüksek olduğu bölge olarak öne çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/">KONUT FİYATLARINDA REEL DÜŞÜŞ SÜRÜYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header class="col-12"></header>
<div class="col-12 col-lg mw0">
<div class="content-side">
<div class="content-text">
<p><strong>TCMB verilerine göre konut fiyatları eylülde yıllık bazda nominal yüzde 22,3 artarken reel olarak yüzde 5,7 geriledi. Yeni kiracı kira endeksinde ise yıllık nominal artış yüzde 26,6’ya ulaşırken reel düşüş yüzde 2,4 oldu. İstanbul, hem konut fiyatlarında hem de yeni kiracı kiralarında yıllık artışın en yüksek olduğu bölge olarak öne çıktı.</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), eylül ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksi (KFE) ve Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE) verilerini açıkladı. Veriler, konut fiyatları ve kiralardaki nominal artışa karşın enflasyon etkisiyle reel gerilemenin sürdüğünü ortaya koydu.</p>
<p>Konut Fiyat Endeksi, eylülde bir önceki aya göre yüzde 1,2 artarak 239,4 seviyesine yükseldi. Yıllık bazda yüzde 22,3 artış kaydeden endeks, reel olarak yüzde 5,7 düşüş gösterdi.</p>
<h2>Konut fiyatlarında İstanbul ilk sırada</h2>
<p>Eylül ayında konut fiyatları aylık bazda İstanbul’da yüzde 2, Ankara’da yüzde 0,1 ve İzmir’de yüzde 1 arttı. Yıllık artış ise İstanbul’da yüzde 26,8, Ankara’da yüzde 22 ve İzmir’de yüzde 21 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bölgesel verilerde en yüksek yıllık artış yüzde 26,8 ile İstanbul’da görülürken, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ı kapsayan bölgede artış yüzde 15,3 ile en düşük seviyede kaldı.</p>
<h2>Yeni kiracı kiralarında yıllık artış yüzde 26,6</h2>
<p>Yeni Kiracı Kira Endeksi, eylülde aylık bazda yüzde 2,1 yükseldi. Endeksin yıllık nominal artışı yüzde 26,6 olurken, reel değişimi yüzde 2,4 düşüş olarak kaydedildi.</p>
<p>Yeni kiracı kiraları aylık bazda İstanbul’da yüzde 3,5, Ankara’da yüzde 0,6 ve İzmir’de yüzde 1,1 arttı. Yıllık artış oranları ise İstanbul’da yüzde 35,5, Ankara’da yüzde 25,1 ve İzmir’de yüzde 23,7 oldu.</p>
<p>Bölgesel karşılaştırmada yeni kiracı kiralarındaki en yüksek yıllık artış yüzde 35,5 ile İstanbul’da gerçekleşti. Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ bölgesi ise yüzde 18,8 ile en düşük artışın görüldüğü bölge oldu.</p>
<h2>Reel kayıp konut ve kira piyasasında sürüyor</h2>
<p>Eylül verileri, konut fiyatları ve yeni kiracı kiralarında nominal artışların devam ettiğini, ancak enflasyon etkisi dikkate alındığında reel değer kaybının sürdüğünü gösterdi. İstanbul, her iki endekste de yıllık artış oranlarıyla öne çıkarken, bölgeler arasındaki fiyat ve kira değişimleri farklılaşmaya devam etti.</p>
</div>
</div>
</div>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/">KONUT FİYATLARINDA REEL DÜŞÜŞ SÜRÜYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/konut-fiyatlarinda-reel-dusus-suruyor-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE’DE DOĞURGANLIK DÜŞÜYOR: AİLE BÜTÇESİNİ BARINMA VE GIDA TÜKETİYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 14:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SİYASET ve TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[AileEkonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[ÇocukBakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğurganlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[EmeklilikSistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[TürkiyeEkonomisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3985</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporuna göre, dar gelirli ailelerin tüketim harcamalarının yüzde 67,9’u barınma ve gıdaya ayrılıyor. Çocuk bakım hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar ve artan geçim maliyetleri, özellikle ikinci çocuk kararını zorlaştırırken doğurganlık hızı da nüfusun kendini yenileme seviyesinin altında kalıyor. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporu, Türkiye’de doğurganlık düşüşünün aile bütçesinden emeklilik sistemine uzanan tablosunu ortaya koydu. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/">TÜRKİYE’DE DOĞURGANLIK DÜŞÜYOR: AİLE BÜTÇESİNİ BARINMA VE GIDA TÜKETİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporuna göre, dar gelirli ailelerin tüketim harcamalarının yüzde 67,9’u barınma ve gıdaya ayrılıyor. Çocuk bakım hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar ve artan geçim maliyetleri, özellikle ikinci çocuk kararını zorlaştırırken doğurganlık hızı da nüfusun kendini yenileme seviyesinin altında kalıyor.</strong></p>
<p><b>Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporu, Türkiye’de doğurganlık düşüşünün aile bütçesinden emeklilik sistemine uzanan tablosunu ortaya koydu. Son dört yıldaki doğurganlık kaybının yüzde 75,9’u ikinci çocuğa geçişteki zayıflamayla ilişkilendiriliyor. Dar gelirlinin tüketim harcamalarının yüzde 67,9’u barınma ve gıdaya giderken, çocuk bakım sorumluluğu bulunan çalışanların yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmeti kullanmıyor. Raporda, giderek küçülen kuşaklar nedeniyle müdahalenin ertelenmesinin daha yüksek maliyet ve daha düşük etki doğuracağı uyarısı yapılıyor.</b></p>
<p><b>Türkiye’de çocuk sahibi olmak, aileler için giderek daha ağır bir geçim ve gelecek hesabına dönüşüyor. Kira, bakım ve eğitim giderlerine iş kaybı endişesi de eklenince, ilk çocuğun ardından ikinci çocuk kararı zorlaşıyor. Doğurganlık ülke genelinde gerilerken, bu dönüşüm geleceğin çalışan nüfusunu, emeklilik sistemini ve yaşlı bakımını da etkiliyor.</b></p>
<p>Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı “Türkiye’de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler” raporu, nüfus meselesinin yalnızca doğum sayıları üzerinden ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Çalışma, aile kurma ve çocuk yetiştirme kararlarının ekonomik, mesleki ve bakım riskleri altında verildiğini; çözümün de bu riskleri azaltacak kalıcı hizmet ve güvencelerden geçtiğini belirtiyor.</p>
<p>Raporun merkezindeki tez, Türkiye&#8217;de düşük doğurganlığın çocuk istememekten çok, ailelerin çocuk yetiştirirken karşılaştığı bakım, konut ve eğitim risklerine karşı güvence bulamamasından kaynaklandığı. Çalışma bu riskleri ikinci çocuk eşiğinde birleştiren bütünleşik bir paket olarak “Güvenli Başlangıç Programı”nı öneriyor.</p>
<p>Raporda kullanılan verilere göre toplam doğurganlık hızı, 2014’te kadın başına 2,19 çocuk düzeyindeyken 2025’te yaklaşık 1,42’ye geriledi. Nüfusun kendini yenileme düzeyi kabul edilen yaklaşık 2,1’in altında kalan il sayısı 76’ya ulaştı.</p>
<p><b>İLK ÇOCUK GELİYOR, İKİNCİ ÇOCUKTA HESAP AĞIRLAŞIYOR</b></p>
<p>Raporun doğurganlık kaybını bileşenlerine ayıran analizine göre, 2013–2025 döneminde toplam doğurganlık hızı 0,688 puan geriledi. Bu kaybın yüzde 34,8’i evlilikten, yüzde 22,3’ü ilk doğumdaki gerilemeden, yüzde 36,4’ü ise birinci çocuktan ikinciye geçişteki zayıflamadan kaynaklandı. Ertelemenin etkisi ayıklandığında ilk doğumun payı yüzde 10,7’ye inerken ikinci çocuğa geçişin payı yüzde 42,4’e çıkıyor. Bu, ilk doğumdaki kaybın önemli bölümünün erteleme olduğunu, ikinci çocuğa geçişteki kaybın ise kalıcı bir hacim kaybına işaret ettiğini gösteriyor.</p>
<p>Raporun doğurganlık kaybını bileşenlerine ayıran analizine göre, düşüşün ağırlık merkezi dönemler içinde değişti. 2013–2018 dönemindeki kayıpta evlilik bileşeni, 2018–2021 döneminde evli kadınlarda ilk doğumun gerilemesi öne çıktı. 2021–2025 döneminde ise toplam kaybın yüzde 75,9’u birinci çocuktan ikinciye geçişteki zayıflamayla ilişkilendirildi.</p>
<p>Aynı son dönemde evli kadınların ilk doğum yoğunluğunun kısmen toparlanması, ikinci çocukta yaşanan kırılmayı daha belirgin hâle getirdi.</p>
<p>Raporda incelenen, her iki eşin de 18–29 yaşlarında olduğu 2021 evlilik grubunda çiftlerin yaklaşık yüzde 70’inin ilk çocukları, evliliğin ilk üç yılında doğdu. Bu bulgu, evlilik sonrasında çocuk sahibi olma eğiliminin hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Birinci çocuğunu yapan kadınların ikinci çocuğa geçiş oranı 2013’te 0,906 iken 2025’te 0,712’ye geriledi. Bu değer, raporun davranışsal alt sınır kabul ettiği 0,70’in yalnızca 0,013 puan üzerinde. Toplam doğurganlık hızının “en düşük-düşük doğurganlık” eşiği olan 1,30’un altına 2027–2028’de inmesi bekleniyor. Net üreme hızı yaklaşık 0,68. Bu, her kadın kuşağının kendinden sonraki kuşağı yalnızca üçte iki oranında yenilediği anlamına geliyor.</p>
<p>Ancak ilk çocuğun ardından aileler, ikinci bir çocuğun bakımını, eğitimini ve yaşam giderlerini yıllar boyunca nasıl karşılayacaklarını hesaplıyor. Rapora göre ikinci doğumla birlikte özellikle kadınlar açısından işgücünden kopma ve kariyer kaybı riski büyüyor. Evliliğin ve ilk doğumun gecikmesi de ikinci çocuk için kalan zamanı daraltıyor.</p>
<p><strong>DAR GELİRLİNİN HARCAMALARININ ÜÇTE İKİSİ BARINMA VE GIDAYA</strong></p>
<p>Raporda aktarılan 2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması verilerine göre, en düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin tüketim harcamalarında konut ve kiranın payı yüzde 38,7, gıdanın payı yüzde 29,2. İki kalem birlikte yüzde 67,9’a ulaşıyor.</p>
<p>En yüksek gelirli yüzde 20’lik kesimde ise aynı toplam yüzde 38,1’de kalıyor. Aradaki 29,8 puanlık fark, temel ihtiyaçların dar gelirli hanelerin bütçesinde ne kadar daha büyük yer kapladığını gösteriyor.</p>
<p>Kiracılık da özellikle düşük gelir grubunda yaygınlaşıyor. Rapora göre bu gruptaki kiracılık oranı, 2014–2024 döneminde yüzde 24,5’ten yüzde 36,7’ye yükseldi.</p>
<p>Çalışma, konut maliyetlerinin aile kararlarını hem bugünkü harcamalar hem de geleceğe ilişkin belirsizlik üzerinden etkilediğini belirtiyor. Kira ve temel ihtiyaçlara ayrılan pay büyüdükçe ikinci çocuğa ayrılabilecek kaynak daralıyor. Eğitim giderlerinin yıllar içinde ne kadar artacağına ilişkin kaygı da bu hesaba ekleniyor.</p>
<p>Ağustos 2026’da eğitim hizmetlerindeki yıllık fiyat artışı yüzde 53,44 ile genel enflasyonun (yüzde 31,51) yaklaşık 22 puan üzerinde kaldı. Örgün eğitimde özel okullaşma oranı 2002’de yüzde 2,1 iken 2024’te yüzde 9,1’e çıktı. OECD verilerine göre Türkiye’de 0–2 yaş grubunda kayıtlı bakımdan yararlanma oranı yüzde 1’in altında; OECD ortalaması ise yüzde 22.</p>
<p>Rapordaki sınırlı sayıda yıllık gözleme dayanan analizde, konut ve gıda harcamalarının payıyla ikinci çocuğa geçiş göstergesi arasında ters ilişki bulunuyor. Çalışma, bu bulgunun tek başına neden-sonuç kanıtı olarak okunmaması gerektiğini de kaydediyor.</p>
<p><b>BAKIMDA AİLELER YALNIZ, KADINLARIN İŞTE KALMASI ZOR</b></p>
<p>Raporda aktarılan TÜİK verilerine göre, istihdamda olan ve 15 yaş altı çocuk bakım sorumluluğu taşıyan kişilerin yüzde 83’ü hiçbir profesyonel bakım hizmetinden yararlanmıyor. Kurumsal bakım merkezlerini kullananların oranı yüzde 14’te kalıyor.</p>
<p>Hizmet kullanmayanlar arasında en yaygın gerekçe, bakımın kişinin kendisi veya eşi tarafından üstlenilmesi. Yüksek maliyet de hizmete erişimi sınırlayan nedenler arasında bulunuyor.</p>
<p>Küçük çocuk bulunan hanelerde kadın ve erkeklerin istihdam oranları arasındaki fark dikkat çekiyor. 25–49 yaş grubunda, hanesinde üç yaşından küçük çocuk bulunan kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 iken aynı durumdaki erkeklerde yüzde 90,9’a ulaşıyor.</p>
<p>Raporda bu tablo, bakım sorumluluğunun paylaşımı ve kadınların çalışma hayatında kalmasını destekleyen hizmetler açısından değerlendiriliyor. İkinci çocukla birlikte iki küçük çocuğun aynı anda bakıma ihtiyaç duyması, aileleri ücretli bakım gideriyle ebeveynlerden birinin çalışmayı bırakması sonucu oluşacak gelir kaybı arasında sıkıştırabiliyor.</p>
<p><b>YENİLENME EŞİĞİNİN ÜZERİNDE YALNIZCA BEŞ İL KALDI</b></p>
<p>Doğurganlıktaki gerileme, büyükşehirlerin dışına da yayılmış durumda. Raporda aktarılan 2025 verilerine göre, yaklaşık 2,1 olan yenilenme eşiğinin üzerinde yalnızca Şanlıurfa, Şırnak, Mardin, Diyarbakır ve Siirt bulunuyor. Bu illerde toplam doğurganlık hızı sırasıyla 3,15, 2,53, 2,23, 2,14 ve 2,11 olarak veriliyor.</p>
<p>Ankara’da oran 1,11, İstanbul’da 1,14 ve İzmir’de 1,10 düzeyinde. Üç büyükşehir de yaklaşık 1,42 olan ulusal ortalamanın belirgin biçimde altında kalıyor.</p>
<p>2009’da hiçbir il, demografi literatüründe “en düşük-düşük doğurganlık” olarak tanımlanan 1,30 eşiğinin altında değilken, 2025’te bu gruptaki il sayısı 38’e ulaştı. Yenilenme düzeyinin altında kalan il sayısı ise aynı dönemde 51’den 76’ya çıktı. Doğurganlığın tarihsel olarak yüksek olduğu Ağrı, Şırnak ve Siirt, bu dönemde en büyük puan kayıplarının yaşandığı iller oldu.</p>
<p>Rapor, benzer oranların farklı sorunlardan kaynaklanabileceğini belirtiyor. Büyükşehirlerde konut ve bakım giderleri öne çıkarken, genç nüfus kaybeden küçük illerde istihdam olanakları ve dış göç daha belirleyici olabiliyor. Bu nedenle hizmet yatırımlarının yerel ihtiyaçlara göre farklılaştırılması öneriliyor. Yenilenme eşiğinin altında bulunmak ise göç ve yaş yapısından bağımsız olarak bir ilin nüfusunun hemen azaldığı anlamına gelmiyor.</p>
<p><b>BİR EMEKLİYE İKİ AKTİF SİGORTALI BİLE DÜŞMÜYOR</b></p>
<p>Demografik dönüşümün uzun vadeli sonuçlarından biri, sosyal güvenliği finanse edecek kuşakların küçülmesi. Raporda aktarılan SGK verilerine göre aktif/pasif sigortalı oranı, 2022’deki 2,01 düzeyinden Ocak 2026’da 1,591’e geriledi. Haziran 2026’da 1,638’e yükselen orandaki toparlanma, raporda ağırlıklı olarak aktif sigortalı sayısındaki mevsimsel artışla ilişkilendiriliyor.</p>
<p>Çalışma, mevcut finansman baskısının tamamının nüfusun yaşlanmasına bağlanamayacağını vurguluyor. İşgücüne katılım, kayıt dışılık, işsizlik ve emeklilik düzenlemeleri de dengeyi etkiliyor. EYT düzenlemesinin emekli sayısındaki artışı hızlandırdığı belirtiliyor.</p>
<p>Doğurganlıkta bugün sağlanabilecek bir yükselişin çalışma çağındaki nüfusa yansıması ise uzun yıllar alacak. Bu nedenle kadın istihdamının artırılması, kayıtlı çalışmanın yaygınlaştırılması ve verimlilik artışı, nüfus politikalarıyla birlikte ele alınması gereken başlıklar olarak sıralanıyor.</p>
<p>Daha az çocuklu kuşaklar, ileride yaşlıların bakımını paylaşabilecek yetişkin çocuk ve akraba sayısının da azalması anlamına geliyor. Bakım ihtiyacı artarken aile içindeki destek ağının daralması, kamusal bakım hizmetlerine duyulan ihtiyacı büyütüyor.</p>
<p><b>KIZ ÇOCUK DOĞUMLARI 11 YILDA ÜÇTE BİR AZALDI</b></p>
<p>Raporda yıllık kız çocuk doğum sayısının 2014’te 657 bin 160 iken 2025’te 435 bin 446’ya gerilediği belirtiliyor. Yüzde 33,7’lik azalma, gelecekte yetişkinliğe ulaşacak kadın kuşaklarının da küçüleceğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışma, 2009–2018 doğumlu kız çocuklarından oluşan kuşağın yıllık ortalama büyüklüğünün, 2019–2025 kuşağından yaklaşık yüzde 25 daha fazla olduğuna dikkat çekiyor. Bu daha kalabalık kuşakların yetişkinliğe geçişinden önce gerekli hizmetlerin hazırlanması, politika açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Rapora göre gecikme, aynı politikanın ileride daha küçük bir nüfus üzerinde uygulanmasına yol açacak. Böylece aynı doğurganlık artışı, daha az ek doğuma karşılık gelecek.</p>
<p><b>2030’A KADAR BAKIM, KONUT VE İŞ GÜVENCESİ ÇAĞRISI</b></p>
<p>Raporda, bakım, konut ve istihdam güvencesine ilişkin altyapının 2028–2030 döneminde kurulması öneriliyor. 2030, sonrasında müdahalenin imkânsızlaşacağı kesin bir tarih olarak değil, gecikmenin maliyeti artırıp etkiyi azaltabileceği kritik bir dönem olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışma, kısa sürede yaklaşık 2,1 olan yenilenme düzeyine dönüş yerine, doğurganlık hızında 1,70–1,80 aralığının bir hedef olarak ele alınmasını öneriyor.</p>
<p>Önerilen politikalar arasında doğum yardımlarında ağırlığın ikinci çocuğa kaydırılması, desteklerin enflasyon karşısında korunması, 0–3 yaş bakım kapasitesinin artırılması ve doğum sonrasında işe dönüşün desteklenmesi bulunuyor. Devlet okullarının niteliğinin güçlendirilmesi, genç çiftlerle tek çocuklu ailelerin sosyal konut politikalarında dikkate alınması ve kiralık sosyal konutun geliştirilmesi de paketin parçaları arasında yer alıyor.</p>
<p>Raporun önerdiği paket, nakdi desteğin yanına iki kalıcı güvence kanalı daha ekliyor. İkinci çocuktan itibaren kademeli gelir vergisi indirimi, özellikle kayıtlı çalışan orta gelirli haneler için doğum yardımını tamamlayan bir araç olarak öneriliyor. Doğum yardımı 60 ayla sınırlıyken vergi indirimi hanenin çocuk yetiştirme dönemi boyunca sürebilir. Yalnızca kayıtlı geliri olan haneleri kapsadığı için doğum yardımının yerine değil, yanında düşünülüyor.</p>
<p>Sosyal güvenlik kanalında ise çocuk nedeniyle işgücünden kopan kadının kaybettiği prim günü ve emeklilik hakkı ele alınıyor. Mevcut doğum borçlanması bu açığı annenin satın almasına bırakıyor. Raporda değerlendirilen model, bakım nedeniyle oluşan prim açığının tamamının veya bir bölümünün kamu tarafından üstlenilmesi ve bu kredinin çocuk sayısına göre kademelendirilmesi. Düzenleme düşük prim günüyle erken emeklilik hakkı vermiyor. Asgari sigortalılık süresinin üzerine tavanlı bir bakım kredisi ekleyen yapı, mümkün olduğunca işe dönüşe ya da kayıtlı kısmi istihdama bağlanıyor.</p>
<p>Rapor, ailelerin karşı karşıya olduğu yükün doğum anıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiyor. Çocuk yetiştirmenin bakım, eğitim, barınma ve gelir güvencesi boyutları yıllara yayılırken, kamu desteğinin de aynı süreklilikle kurulması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/">TÜRKİYE’DE DOĞURGANLIK DÜŞÜYOR: AİLE BÜTÇESİNİ BARINMA VE GIDA TÜKETİYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/turkiyede-dogurganlik-dusuyor-aile-butcesini-barinma-ve-gida-tuketiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜKSELDİ, BÜYÜME TAHMİNİ GERİLEDİ</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 10:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Döviz]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[EkonomiHaberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[TCMB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3983</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCMB’nin ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63’e, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi 59,26’ya yükseldi. 2026 yılı büyüme tahmini ise yüzde 2,9’a geriledi. Yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,55 olarak açıklandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 71 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ekim ayı Piyasa [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/">ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜKSELDİ, BÜYÜME TAHMİNİ GERİLEDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header class="col-12"></header>
<div class="col-12 col-lg mw0">
<div class="content-side">
<div class="content-text">
<p><strong>TCMB’nin ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63’e, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi 59,26’ya yükseldi. 2026 yılı büyüme tahmini ise yüzde 2,9’a geriledi. Yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,55 olarak açıklandı.</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 71 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ni yayımladı.</p>
<p>Ankete göre, ekim ayı tüketici enflasyonu (TÜFE) artış beklentisi önceki dönemdeki yüzde 1,97 seviyesinden yüzde 2,11’e yükseldi. Yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,61’den yüzde 29,63’e, 12 ay sonrası beklentisi ise yüzde 23,70’ten yüzde 23,89’a çıktı. Buna karşılık 24 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 18,32’den yüzde 17,94’e geriledi.</p>
<h2>Dolar/TL beklentisi 51,55 oldu</h2>
<p>Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,5716’dan 51,5471’e gerilerken, 12 ay sonrası için döviz kuru beklentisi 58,6049’dan 59,2596’ya yükseldi. Böylece kısa vadeli yıl sonu tahmininde sınırlı bir düşüş görülürken, gelecek 12 aya ilişkin kur beklentisi yukarı yönlü değişti.</p>
<p>Cari işlemler açığı beklentilerinde ise aşağı yönlü revizyon yapıldı. Yıl sonu cari açık tahmini 50,1 milyar dolardan 48,5 milyar dolara, gelecek yıl için öngörülen açık ise 44,4 milyar dolardan 43,8 milyar dolara geriledi.</p>
<h2>Büyüme tahmini yüzde 2,9’a indi</h2>
<p>Ankette 2026 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüme beklentisi yüzde 3’ten yüzde 2,9’a düşürüldü. Gelecek yıl için büyüme beklentisi ise yüzde 3,9 olarak belirlendi.</p>
<p>Para politikasına ilişkin beklentilerde de gerileme dikkat çekti. TCMB politika faizinin ilk toplantıda yüzde 36, ikinci toplantıda yüzde 35 ve üçüncü toplantıda yüzde 34,35 seviyesinde olacağı öngörüldü. Önümüzdeki 12 ay sonrasına ilişkin politika faizi beklentisi ise yüzde 29,01 olarak kaydedildi.</p>
<p>Anket sonuçları, piyasa katılımcılarının kısa vadeli enflasyon beklentilerinde sınırlı yükselişe, gelecek döneme ilişkin döviz kuru tahminlerinde artışa ve ekonomik büyüme görünümünde hafif aşağı yönlü revizyona işaret etti.</p>
</div>
</div>
</div>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/">ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜKSELDİ, BÜYÜME TAHMİNİ GERİLEDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/enflasyon-beklentisi-yukseldi-buyume-tahmini-geriledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AÇLIK SINIRI 50 BİN, YOKSULLUK SINIRI 126 BİN LİRAYA DAYANDI!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:10:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GIDA]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[AçlıkSınırı]]></category>
		<category><![CDATA[AsgariÜcret]]></category>
		<category><![CDATA[BESAR]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[YoksullukSınırı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3981</guid>

					<description><![CDATA[<p>BES-AR’ın ekim ayı araştırmasına göre, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama 49 bin 809 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırı ise 125 bin 744 liraya ulaştı. Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR), 2026 yılı ekim ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, dört kişilik bir memur ailesinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/">AÇLIK SINIRI 50 BİN, YOKSULLUK SINIRI 126 BİN LİRAYA DAYANDI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-pm-slice="1 1 []"><strong>BES-AR’ın ekim ayı araştırmasına göre, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama 49 bin 809 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırı ise 125 bin 744 liraya ulaştı.</strong></p>
<p>Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR), 2026 yılı ekim ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Araştırmaya göre, dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 49 bin 809 lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Gıda harcamalarının yanı sıra giyim, konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlar için yapılması gereken harcamaları kapsayan yoksulluk sınırı ise 125 bin 744 liraya yükseldi.</p>
<p><strong>Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı</strong></p>
<p>BES-AR araştırmasında, 2026 yılında 28 bin 75 lira olarak belirtilen asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki farka da dikkat çekildi. Araştırmada, asgari ücretin 49 bin 809 liralık açlık sınırının yüzde 77,41 altında kaldığı belirtilerek, mevcut ücretle çalışanların temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığına işaret edildi.</p>
<p>Araştırmada şunlara yer verildi:</p>
<p>• Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 1.660 lirayı geçti.</p>
<p>• 2026 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı.</p>
<p>• Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının %75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor.</p>
<p>• Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/">AÇLIK SINIRI 50 BİN, YOKSULLUK SINIRI 126 BİN LİRAYA DAYANDI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/aclik-siniri-50-bin-yoksulluk-siniri-126-bin-liraya-dayandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IMF’DEN ORTA DOĞU EKONOMİSİ İÇİN DARALMA UYARISI!</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 10:32:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[IMF #Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[KüreselEkonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Petrol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Pakistan ekonomilerinin 2026’da yüzde 1,3 küçülmesini, 2027’de ise yüzde 6,6 büyümesini öngördü. Petrol ihracatçısı ülkelerin çatışmalardan daha ağır etkilenmesi beklenirken enerji arzındaki kesintiler ve savaşın uzaması, bölgenin ekonomik görünümünü tehdit ediyor. Orta Doğu’daki çatışmaların ekonomik etkilerinin 2026 boyunca hissedilmesi bekleniyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/">IMF’DEN ORTA DOĞU EKONOMİSİ İÇİN DARALMA UYARISI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-pm-slice="1 1 []"><strong>Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Pakistan ekonomilerinin 2026’da yüzde 1,3 küçülmesini, 2027’de ise yüzde 6,6 büyümesini öngördü.</strong></p>
<p>Petrol ihracatçısı ülkelerin çatışmalardan daha ağır etkilenmesi beklenirken enerji arzındaki kesintiler ve savaşın uzaması, bölgenin ekonomik görünümünü tehdit ediyor.</p>
<p>Orta Doğu’daki çatışmaların ekonomik etkilerinin 2026 boyunca hissedilmesi bekleniyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Pakistan’ı kapsayan bölge için büyüme tahminini daralma yönünde revize etti. Kurum, 2025’te %3,3 büyüyen bölge ekonomisinin bu yıl %1,3 küçüleceğini öngörüyor.</p>
<p>2027 için açıklanan %6,6’lık büyüme tahmini ise ekonomik faaliyette güçlü bir toparlanma ihtimaline işaret ediyor. Ancak bu görünüm, ülkelerin savaştan ne ölçüde etkilendiğine ve üretim ile ticaretin hangi hızla yeniden düzene gireceğine bağlı olacak.</p>
<h2>Petrol üretimindeki kayıplar belirleyici olacak</h2>
<p>Çatışmaların ekonomik yükü, özellikle doğrudan etkilenen petrol ihracatçısı ülkelerde yoğunlaşıyor. IMF, bu ülkelerde 2026&#8217;da sert bir ekonomik daralma yaşanmasını bekliyor. Enerji üretiminin normale dönmesi durumunda ise 2027’de belirgin bir toparlanma görülebileceğini değerlendiriyor.</p>
<p>Bununla birlikte üretimdeki iyileşmenin savaşın ekonomik etkilerini tamamen ortadan kaldırması beklenmiyor. IMF’nin değerlendirmesine göre petrol üretimi, toparlanma gerçekleşse bile çatışmalar öncesinde öngörülen seviyelerin altında kalacak. Petrol ithalatçısı ülkeler ise mevcut koşullar karşısında daha dirençli bir tablo çiziyor.</p>
<h2>Enerji piyasasında arz endişesi sürüyor</h2>
<p>Petrol fiyatları açısından mevcut risklerin başında, arzın yeniden kesintiye uğrama ihtimali geliyor. Savaş öncesindeki arz fazlası, alternatif taşıma güzergâhlarının devreye girmesi, talepteki değişimler ve stokların kullanılması, piyasadaki ilk şokun etkisini sınırlayan unsurlar oldu.<br />
Ancak bu koruyucu etkenlerin gücü azalıyor. Petrol stoklarının düşmesi ve kullanılabilir atıl üretim kapasitesinin daralması, yeni arz kesintilerinin fiyatlara daha sert yansıması ihtimalini artırıyor. IMF, enerji piyasalarındaki gelişmelerin bölgenin ekonomik görünümü açısından yakından izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>
<h2>Toparlanmanın önündeki en büyük tehdit savaş</h2>
<p>IMF Orta Doğu ve Orta Asya Direktörü Cihad Azur, savaşın bölge ülkelerinde farklı ekonomik sonuçlar yarattığını belirtti. Azur’un değerlendirmesinde, enerji üretimi ve ticaretin normale dönüş hızı ile ülkelerin makroekonomik istikrarı koruma kapasitesi öne çıktı.</p>
<p>IMF, çatışmaların uzamasını &#8216;bölge ekonomileri için en büyük risk&#8217; olarak tanımladı. IMF ayrıca ülkelerin olası ekonomik şoklara karşı mali tamponlarını güçlendirmesini, fiyat istikrarını öncelikli tutmasını ve ihtiyatlı maliye politikalarını sürdürmesini önerdi.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/">IMF’DEN ORTA DOĞU EKONOMİSİ İÇİN DARALMA UYARISI!</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/imfden-orta-dogu-ekonomisi-icin-daralma-uyarisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAPAY ZEKÂ KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 51’İ PAZARLAMAYA YÖNELDİ</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 10:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha çok içerik daha çok müşteri getiriyor mu? TÜİK’in 2026 verileri, pazarlama ve satışın yapay zekâ kullanan girişimlerde en yaygın kullanım amacı olduğunu ortaya koydu. İçerik üretiminin hızlanması, markaların önüne yeni bir soruyu getiriyor: Bu hız müşteri kazanımına nasıl yansıyor? UIM Kurucusu ve Dijital İletişim Stratejisti Mustafa Derya Çolak’a göre şirketler, üretim kapasitesindeki artışı marka [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/">YAPAY ZEKÂ KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 51’İ PAZARLAMAYA YÖNELDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Daha çok içerik daha çok müşteri getiriyor mu?</strong></p>
<p><strong>TÜİK’in 2026 verileri, pazarlama ve satışın yapay zekâ kullanan girişimlerde en yaygın kullanım amacı olduğunu ortaya koydu. İçerik üretiminin hızlanması, markaların önüne yeni bir soruyu getiriyor: Bu hız müşteri kazanımına nasıl yansıyor? UIM Kurucusu ve Dijital İletişim Stratejisti Mustafa Derya Çolak’a göre şirketler, üretim kapasitesindeki artışı marka güveni, nitelikli talep ve ölçülebilir iş sonuçlarıyla birlikte değerlendirmeli.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3977" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM.jpg" alt="" width="900" height="707" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM-300x236.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/10/Mustafa-Colak_UIM-768x603.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>Yapay zekâ, şirketlerin pazarlama faaliyetlerini planlama ve yürütme biçimini değiştirirken, iletişim yatırımlarının nasıl değerlendirileceğini de gündeme taşıyor. TÜİK’in 2 Ekim’de yayımladığı Yapay Zekâ İstatistikleri 2026 bültenine göre, 10 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerde yapay zekâ teknolojilerinden herhangi birini kullananların oranı yüzde 14’e ulaştı. Bu teknolojileri kullanan girişimlerin yüzde 51’i pazarlama veya satış amacıyla yapay zekâdan yararlanıyor. Veriler kullanımın hangi alanda yoğunlaştığını gösteriyor; satış artışı ya da yatırımın geri dönüşü hakkında doğrudan sonuç vermiyor.</p>
<p><strong>Üretim hızından müşteri kazanımına</strong><br />
Metin hazırlamak, fikir geliştirmek ve aynı mesajın farklı içerik seçeneklerini oluşturmak kolaylaştıkça, pazarlama ekiplerinin üretim kapasitesi de genişliyor. Ancak daha fazla paylaşım, kampanya metni veya reklam seçeneği hazırlamak, bunların doğru kişilere ulaştığını ve satın alma kararını etkilediğini tek başına göstermiyor. Çolak’a göre şirketlerin değerlendirmesi gereken konu, içerik miktarındaki artışın müşteriyle kurulan ilişkiye katkısı.</p>
<p>Gelişmeyi değerlendiren Çolak, şu ifadeleri kullandı: “Bir şirketin ayda kaç içerik ürettiğini saymak kolay. Asıl yönetim sorusu, bu içeriklerin kaç doğru müşteriyle görüşme başlattığıdır. Yapay zekâ; metin hazırlama, fikir geliştirme ve farklı içerik seçenekleri oluşturma konusunda önemli imkânlar sunuyor. Bu imkânların ticari değerini anlayabilmek için üretilen içeriğin kime ulaştığına, hangi ihtiyaca cevap verdiğine ve müşterinin karar sürecine nasıl katkı sağladığına bakmamız gerekiyor.”</p>
<p>Bu yaklaşım, reklam ve iletişim çalışmalarının satış ekibinden gelen bilgilerle birlikte ele alınmasını gerektiriyor. İçeriklerle ulaşılan kitlenin hangi soruları sorduğu, ürün veya hizmetin hangi özelliklerine ilgi gösterdiği ve hangi aşamada iletişime geçtiği, sonraki çalışmaların yönünü belirleyebilir. Böylece içerik takvimi, müşterinin karar vermesini kolaylaştıran bir bilgi akışına dönüşebilir.</p>
<p><strong>Marka güveni gerçek deneyimle kuruluyor</strong><br />
Çolak’a göre içerik planlamasının başlangıcında, müşterinin karar vermek için ihtiyaç duyduğu bilgiler bulunmalı. Sanayi ve üretim şirketlerinde teknik yeterlilik, kullanım alanları, uygulama örnekleri ve referanslar bu ihtiyaca yanıt verebilir. Hizmet sektöründe ise ekibin yaklaşımını ve benzer sorunları nasıl ele aldığını anlatmak, uzmanlığın anlaşılmasını kolaylaştırabilir. Yapay zekâyla hazırlanan içeriklerin şirketin gerçek bilgisi ve deneyimiyle beslenmesi, marka vaadinin somutlaşması açısından önem taşıyor.<br />
Çolak, şirketlerin uzmanlığını görünür kılmanın önemini şöyle anlattı: “Bir üreticinin müşterisi, ürünün kendi tesisindeki ihtiyaca uygun olup olmadığını anlamak ister. Bir hizmet alıcısı ise birlikte çalışacağı ekibin benzer bir sorunu nasıl ele aldığını görmek ister. İçerik planını bu sorular üzerinden kurduğunuzda, şirketin uzmanlığı görünür hale gelir. Yapay zekâ burada bilgiyi düzenlemeye ve farklı biçimlerde anlatmaya yardımcı olabilir. Şirketin gerçek deneyimini, sahadaki bilgisini ve doğrulanabilir referanslarını içeriğe taşıma sorumluluğu ise devam eder.”</p>
<p>İçerik üretiminde kazanılan zamanın müşteri araştırmasına, özgün içerik geliştirmeye ve farklı iletişim yaklaşımlarını denemeye ayrılabileceğini belirten Çolak, satış ekiplerinin sık karşılaştığı soruların toplanmasını ve mevcut müşterilerle görüşülmesini öneriyor. Ürünün kullanımını gösteren içerikler ve sahadan gelen bilgiler, reklam mesajlarının daha somut hazırlanmasına yardımcı olabilir. Bu çalışmalar, markanın müşterisine sunduğu değerin basın iletişiminde ve dijital kanallarda daha açık anlatılmasını da destekleyebilir.</p>
<p>Kazanılan zamanın nasıl değerlendirileceğine dikkat çeken Çolak, şöyle konuştu: “Daha hızlı üretmek, pazarlama ekibine düşünmek ve öğrenmek için alan açabilir. Satış ekibinin en sık karşılaştığı soruları toplamak, mevcut müşterilerle konuşmak, ürünün kullanımını göstermek ve farklı mesajların karşılığını ölçmek bu açıdan kıymetli. Aynı üretim hızını herkesin yakalayabildiği bir ortamda, müşterisini daha iyi anlayan ve uzmanlığını daha açık anlatan şirketler için önemli bir fırsat doğuyor.”</p>
<p><strong>2027 bütçelerinde içerikten iş sonucuna</strong><br />
2027 pazarlama planları hazırlanırken, yapay zekâyla sağlanan üretim kolaylığının bütçe kararlarına nasıl yansıtılacağı da şirketlerin gündeminde. Çolak, erişim ve etkileşim göstergelerinin web sitesi ziyaretleri, nitelikli başvurular, satış görüşmeleri ve teklif talepleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle karar süresi uzun olan B2B işlerde, müşterinin markayı tanımasından teklif istemesine kadar geçen aşamaları izlemek, iletişim yatırımının katkısını daha sağlıklı değerlendirmeyi sağlayabilir.</p>
<p>Ölçümün şirketin kendi verilerine dayanması gerektiğini vurgulayan Çolak, şunları söyledi: “Pazarlama ve satış amacıyla yapay zekâ kullanılması, tek başına daha fazla satış gerçekleştiğini göstermez. Bunun cevabı şirketin kendi verilerindedir. İçeriği gören kişilerden kaçı web sitesine geldi, kaçı ürün veya hizmeti inceledi, kaçı iletişime geçti? Gelen taleplerin ne kadarı şirketin hedeflediği müşteri profiline uyuyor? Bu bağlantıları kurabildiğimiz ölçüde pazarlama faaliyetlerinin değerini daha sağlıklı değerlendirebiliriz.”</p>
<p>UIM’e göre yeni dönem planlarında paylaşım sayısının yanında, hangi müşteri davranışının destekleneceği de tanımlanmalı. Markanın tanınması, uzmanlığının anlaşılması ve teklif talebi oluşturulması farklı içerik ve ölçüm yaklaşımları gerektiriyor. Yapay zekânın sağlayacağı verim, bu amaçlarla kurulan bağa ve elde edilen sonuçlardan düzenli olarak öğrenilmesine bağlı. Böyle bir çalışma biçimi, pazarlama bütçelerinin hangi faaliyetlere yönlendirileceğine ilişkin kararları da destekleyebilir.</p>
<p>1996 yılında kurulan UIM Dijital İletişim Ajansı; dijital iletişim stratejisi, kurumsal web siteleri, sosyal medya yönetimi, içerik üretimi, SEO, GEO, dijital PR ve reklam yönetimi alanlarında hizmet veriyor.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/">YAPAY ZEKÂ KULLANAN GİRİŞİMLERİN YÜZDE 51’İ PAZARLAMAYA YÖNELDİ</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-kullanan-girisimlerin-yuzde-51i-pazarlamaya-yoneldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
