<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dijitaldönüşüm - Ekonomi Ajandası</title>
	<atom:link href="https://ekonomiajandasi.com/etiket/dijitaldonusum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<description>Ekonomi ve Sanayi Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Jul 2026 11:03:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2024/12/cropped-favicon-32x32.jpg</url>
	<title>dijitaldönüşüm - Ekonomi Ajandası</title>
	<link>https://ekonomiajandasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>YAPAY ZEKA, PERAKENDE VE TÜKETİCİ ÜRÜNLERİNDE KÂRLILIĞI ARTIRIYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-perakende-ve-tuketici-urunlerinde-karliligi-artiriyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-perakende-ve-tuketici-urunlerinde-karliligi-artiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:03:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PERAKENDE]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[dijitaldönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Perakende]]></category>
		<category><![CDATA[TüketiciÜrünleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüketici Ürünleri ve Perakendede Karlılık ve Büyümenin Yeni Anahtarı Yapay Zeka  Boston Consulting Group ve The Consumer Goods Forum (CGF) iş birliğiyle hazırlanan yeni rapor, ambalajlı tüketici ürünleri (CPG) ve perakende sektörlerinde yapay zekanın yarattığı değer potansiyelini ve bu dönüşüme öncülük eden şirketlerin benimsediği stratejileri ortaya koyuyor. Türkiye&#8217;nin de aralarında bulunduğu 70 ülkede faaliyet gösteren [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-perakende-ve-tuketici-urunlerinde-karliligi-artiriyor/">YAPAY ZEKA, PERAKENDE VE TÜKETİCİ ÜRÜNLERİNDE KÂRLILIĞI ARTIRIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüketici Ürünleri ve Perakendede Karlılık ve Büyümenin Yeni Anahtarı Yapay Zeka</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Boston Consulting Group ve The Consumer Goods Forum (CGF) iş birliğiyle hazırlanan yeni rapor, ambalajlı tüketici ürünleri (CPG) ve perakende sektörlerinde yapay zekanın yarattığı değer potansiyelini ve bu dönüşüme öncülük eden şirketlerin benimsediği stratejileri ortaya koyuyor. Türkiye&#8217;nin de aralarında bulunduğu 70 ülkede faaliyet gösteren 380&#8217;den fazla şirketi temsil eden CGF ile hazırlanan rapor, perakende sektöründe yapay zekadan maksimum yatırım getirisi elde etmek için izlenmesi gereken temel yaklaşımlara dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Tüketici odaklı şirketlerin kârlı büyümeye giden yolculukları son yıllarda giderek daha da zorlaşıyor. Bireyler alışveriş yaparken fiyat/performans oranına eskisine göre çok daha fazla önem veriyor. Maliyetlerdeki dalgalı seyir sürerken; satış kanalları, üreticiler ve markaların satışları konusunda güvenilir bir gelecek projeksiyonu yapmaları giderek güçleşiyor.</p>
<p>Güncel pazar ortamında yapay zeka; tüketicilerin ürünü arama, alternatifleri karşılaştırma ve satın alma kararı verme biçimlerini değiştirerek perakendeciler için bu baskıyı daha da artırıyor. Tüketici ürünleri ve perakende sektörlerindeki şirketler; inovasyon ve pazarlamadan ticari planlamaya, stok yenilemeden ürünün rafta bulunabilirliğine kadar çoğu fonksiyonda pilot uygulamalar başlatıyor, yapay zeka ajanlarını test ediyor ve çözümler uyguluyor. Ancak yine de çok az şirket, ölçeklenebilir düzeyde somut bir değer yaratmayı başarabiliyor. Tüm bu gelişmeler aslında yapay zeka teknolojisini kritik ticari kararlarına uygulayabilen şirketler için yeni bir rekabet avantajı yaratıyor.</p>
<p><strong>Rakiplerden Ayrışma Yapay Zeka ile Gerçekleşecek</strong></p>
<p>BCG ve CGF&#8217;nin raporuna göre, gelecekte rekabet avantajı; ürün ve hizmet portföyünü genişletmekten veya daha karmaşık yapay zeka modelleri geliştirmekten değil, yapay zekayı işletmenin temel ticari süreçlerine entegre ederek ölçeklenebilir değer yaratmaktan geçecek. Rapor, sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayan şirketlerin yapay zekayı yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, iş süreçlerini dönüştüren stratejik bir yetkinlik olarak konumlandırdığına dikkat çekiyor. Bu kapsamda yapay zeka; inovasyon süreçlerini hızlandırma, talebi daha isabetli tahmin etme, pazarların ihtiyaçlarına uygun ürün seçimini geliştirme ve fiziksel ile dijital kanallar arasında kesintisiz operasyon yürütme gibi alanlarda şirketlere önemli avantajlar sunuyor. Rapora göre bu yetkinlikler, perakende sektöründe sürdürülebilir değer yaratmanın ve yatırım getirisini artırmanın temel unsurları arasında yer alıyor. BCG analizine göre, yapay zeka uygulamalarının değer zinciri boyunca gelişmesi ile; ambalajlı tüketici ürünleri şirketlerinde 220 ila 350 baz puan, perakendecilerde ise 180 ila 360 baz puan arasında kümülatif EBIT etkisi yaratabilir. Ajan tabanlı yapay zeka yetkinliklerinin daha da gelişmesiyle bu potansiyelin yaklaşık 1,7 katına çıkabileceği öngörülüyor.</p>
<p><strong>Rakamlarla Yapay Zeka Olgunluğu: Hangi Sektör Ne Kadar İlerde?</strong></p>
<p>Stratejik danışmanlık ve yapay zeka uzmanlığını bir araya getirerek şirketlerin büyük ölçekli dönüşümleri başarıyla yönetmesini destekleyen BCG&#8217;nin analizlerine göre, yapay zeka yatırımlarında ölçeklenme ve operasyonel başarıda şirketler arasında ciddi bir ayrışma mevcut:</p>
<ul>
<li><strong>Ambalajlı Tüketici Ürünleri Sektörü Geriden Geliyor:</strong> Ambalajlı tüketici ürünleri şirketlerinin %76&#8217;sı hâlâ pilot uygulama ve/veya keşif aşamasında bulunuyor. Yapay zekayı operasyonlarında anlamlı ölçekte hayata geçirebilenlerin oranı ise yalnızca %18. Şirketlerin %6&#8217;sı ise dönüşümde henüz başlangıç veya erken pilot aşamasında bulunuyor.</li>
<li><strong>Perakendede Keskin Bir Ayrışma Var: </strong>Perakende sektöründe şirketler iki gruba ayrılıyor. Sektördeki lider oyuncuların %45&#8217;i yapay zeka çözümlerini ölçekleyerek finansal etki yaratmayı başarırken, %40&#8217;lık büyük bir kesim ise dönüşüme henüz neredeyse hiç başlamamış. Geri kalan %15 ise keşif aşamasında.</li>
<li><strong>Yatırımın Getirisi (ROI) Ölçümündeki Büyük Eksiklik:</strong> Şirketlerin %53&#8217;ü tüketici odaklı yapay zeka yatırımlarının getirisini (ROI) resmi olarak ölçmüyor. Yatırımlarının finansal getirisini ölçen şirketlerde ise ROI oranları dikkat çekici. Çalışmada katılımcıların %16&#8217;sı 2 ila 5 kat arasında, %11&#8217;i ise 5 kattan fazla ROI elde ettiğini belirtiyor.</li>
</ul>
<p><strong>CEO, CMO ve Stratejik Liderler İçin Yapay Zeka Çözüm Yol Haritası</strong></p>
<p>BCG, şirket liderlerinin &#8220;pilot uygulama tuzaklarından&#8221; kurtulması ve yapay zekayı operasyonel bir kâr merkezine dönüştürmesi için şu stratejik aksiyonları öneriyor:</p>
<p><strong>Yapay Zeka Yatırımlarını Kazanılması Hedeflenen Belirli Alanlara Yönlendirmek:</strong> Pek çok şirkette yapay zeka faaliyetleri, en stratejik süreçleri hedeflemiyor. Ambalajlı tüketici ürünleri yöneticilerinin %50&#8217;sine yakını ürün inovasyonu sürecini en stratejik alan olarak görmesine rağmen, sadece %11&#8217;i inovasyonda yapay zeka kullanıyor. Perakendecilerde de benzer bir uyumsuzluk mevcut; liderlerin %46&#8217;sı &#8220;tekliften ürün seçimine&#8221; sürecini kritik görürken, bu alanda yapay zekayı ölçekleyenlerin oranı %34&#8217;te kalıyor. Bu veriler, yapay zeka yatırımları ile şirketlerin stratejik öncelikleri arasında önemli bir uyumsuzluk bulunduğuna işaret ediyor.</p>
<p><strong>Dönüşüm Derinliğini Belirlemek:</strong> Liderlerin dönüşüm hedefini üç seviyede uygulaması gerekiyor: Mevcut işe yapay zeka eklemek (<em>Deploy</em>), iş yapış şeklini tamamen yeniden tasarlamak (<em>Reshape</em>) ve yeni iş modelleri/teklifler icat etmek (<em>Invent</em>). En büyük ve ölçülebilir kâr marjı artışı, kritik fonksiyonların yapay zeka ile baştan aşağı yeniden tasarlanmasından (<em>Reshape</em>) geliyor. Şirketlerin az sayıda ve yüksek etkili “Reshape” ve “Invent” yatırımlarına odaklanmasının önemi vurgulanıyor.</p>
<p><strong>Rolleri, İş Gücü Stratejisini ve Operasyon Modelini Yeniden Tasarlamak:</strong> Yapay zeka analitik ve tekrarlayan görevlerin önemli bölümünü üstlendikçe, insan emeğinin odağı da değişiyor. Çalışanların ve yöneticilerin sorumlulukları giderek denetim, muhakeme, orkestrasyon ve ilişki yönetimi gibi alanlara kayıyor. Şirketlerin bu değişimi yalnızca görev tanımlarını güncelleyerek değil, fonksiyonlar arası ihtiyaçları gözeten bütüncül bir iş gücü ve yetkinlik stratejisiyle yönetmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Veri Varlıklarını Uygulamalarla Eş Zamanlı Geliştirmek ve Teknoloji Ekosisteminde Tutarlılık Sağlamak:</strong> Şirketlerin kusursuz bir veri altyapısı oluşmasını bekleyerek yapay zeka uygulamalarını ertelemek yerine, veri varlıklarını uygulamalarla paralel biçimde geliştirmesi gerekiyor.</p>
<p>BCG Yönetici Ortağı Erdener Ortan rapora ilişkin şunları ekledi: “Türkiye’de yapay zekanın üst düzey yöneticilerin gündemine net biçimde girdiğini görüyoruz. Ancak şirketlerin önemli bir bölümü hâlâ pilot ve erken kullanım aşamasında. Perakendede yapay zeka daha çok talep tahmini, stok yönetimi, fiyatlama ve mağaza operasyonları gibi alanlarda kullanılırken; tüketici ürünleri şirketlerinde ise yapay zeka kullanımı tedarik zinciri, üretim ve ticari planlama gibi süreçlerde yoğunlaşıyor. Olgunluk arttıkça yapay zekanın verimlilik yaratımının ötesine geçerek inovasyonu hızlandıran, tüketici etkileşimini güçlendiren ve büyümeyi destekleyen süreçlere yayılmasını bekliyoruz.</p>
<p>Bu dönüşümde, önceliklerini net bir şekilde belirlemiş ve bu önceliklerde yapay zekadan değer elde etme arzusu yüksek şirketlerin diğerlerine göre önde olduğunu görüyoruz. Ancak sektör genelinde yapay zeka ile değer yaratma yolculuğu henüz başlangıç aşamasında. Dolayısıyla bugün geride olan şirketler için hâlâ önemli bir fırsat penceresi bulunuyor; ancak bu pencere sınırsız değil.</p>
<p>Yapay zeka yatırımlarını şirketleri için en önemli etkiyi getirebilecek alanlara odaklayan, etkin bir ROI bakış açısıyla yöneten, ve yalnızca teknolojik çözümler geliştirmekle yetinmeyip iş yapış biçimlerini de yapay zeka ile yeniden tasarlayan şirketler, hem operasyonel hem de finansal performans açısından rekabette önemli avantajlar elde edecekler.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-perakende-ve-tuketici-urunlerinde-karliligi-artiriyor/">YAPAY ZEKA, PERAKENDE VE TÜKETİCİ ÜRÜNLERİNDE KÂRLILIĞI ARTIRIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/yapay-zeka-perakende-ve-tuketici-urunlerinde-karliligi-artiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞİRKETLER VERGİ MEVZUATINDAKİ DEĞİŞİM HIZINA YETİŞMEKTE ZORLANIYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/sirketler-vergi-mevzuatindaki-degisim-hizina-yetismekte-zorlaniyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/sirketler-vergi-mevzuatindaki-degisim-hizina-yetismekte-zorlaniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 08:59:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[dijitaldönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[vergi]]></category>
		<category><![CDATA[VergiMevzuatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3559</guid>

					<description><![CDATA[<p> Sovos&#8217;un, Studio by Informa TechTarget iş birliğiyle finans, üretim ve perakende sektörlerinden 300 üst düzey finans yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirdiği araştırma, şirketlerin en büyük uyum riskinin “değişim hızına ayak uydurabilmek” olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 44&#8217;ü mevzuat değişikliklerinin etkin şekilde yönetilemeyecek kadar hızlı ilerlediğini belirtirken, yüzde 61&#8217;i önümüzdeki yıllardaki en büyük uyum riskini “kamu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/sirketler-vergi-mevzuatindaki-degisim-hizina-yetismekte-zorlaniyor/">ŞİRKETLER VERGİ MEVZUATINDAKİ DEĞİŞİM HIZINA YETİŞMEKTE ZORLANIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong><strong>Sovos&#8217;un, Studio by Informa TechTarget iş birliğiyle finans, üretim ve perakende sektörlerinden 300 üst düzey finans yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirdiği araştırma, şirketlerin en büyük uyum riskinin “değişim hızına ayak uydurabilmek” olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 44&#8217;ü mevzuat değişikliklerinin etkin şekilde yönetilemeyecek kadar hızlı ilerlediğini belirtirken, yüzde 61&#8217;i önümüzdeki yıllardaki en büyük uyum riskini “kamu otoritelerinin yeni zorunlulukları” ve “mevzuat değişikliklerinin hızı” olarak görüyor. </strong></p>
<p>Dünya genelinde verginin dijital dönüşümü belirgin bir hız kazandı. Hem Türkiye gibi e-belge süreçlerinde önemli bir aşama kaydetmiş ülkeler hem de özellikle Avrupa’da dijital dönüşümün önemine son birkaç yıldır ağırlık vermeye başlayanlar; teknolojinin ışığında şeffaflık ve düzen arayışını artırıyor. Vergi uyumu, şirketler için yalnızca yasal yükümlülüklerin yerine getirildiği bir süreç olmaktan çıkıp operasyonel dayanıklılığı ve büyüme stratejilerini doğrudan etkileyen kritik bir iş alanına dönüşüyor. Uyumun nasıl yönetildiği konusundaki önem arttıkça, finans profesyonellerinin üzerindeki baskı da çoğalıyor.<br />
Sovos&#8217;un Studio by Informa TechTarget iş birliğiyle gerçekleştirdiği araştırma, dönüşümün finans liderleri üzerindeki etkisini; liderlerin gerçek zamanlı raporlama zorunlulukları ve yapay zekâ yatırımları karşısında nasıl bir yol izlediğini rakamlarla ortaya koyuyor. Dünya genelinden direktör ve üzeri seviyedeki 300 finans liderinin katıldığı araştırmaya göre; değişimin hızı problem olarak görülüyor. Katılımcıların yüzde 58&#8217;i yeni ve devam eden yerel ve küresel vergi uyumu zorunluluklarını şirketleri için karmaşık olarak değerlendirirken, yüzde 44&#8217;ü bu değişimlerin artık etkin şekilde yönetilemeyecek kadar hızlı gerçekleştiğini ifade ediyor. Önümüzdeki yıllarda karşılaşılacak en büyük uyum riski ise yüzde 61 ile “kamu otoritelerinin yeni zorunlulukları” ve “mevzuat değişikliklerinin hızı” olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Entegrasyon Hâlâ En Büyük Sorunlardan Biri</strong></p>
<p>Araştırma, şirketlerin değişime uyum sağlamak için teknoloji yatırımlarını hızlandırdığını da gösteriyor. Katılımcıların yarısından fazlası gelecek mali yıl için en önemli önceliklerinden biri olarak daha güçlü bir risk yönetimi planı geliştirmeyi gösterirken, yüzde 39&#8217;u yapay zekâ destekli vergi uyum çözümlerini değerlendirmeyi veya uygulamayı, yüzde 36&#8217;sı ise vergi planlamasını iş stratejisinin daha merkezi bir parçası haline getirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Diğer yandan, söz konusu yatırımlara rağmen teknoloji tarafındaki temel sorunlar devam ediyor. Katılımcıların yüzde 43&#8217;ü mevcut muhasebe ve ERP sistemleriyle sorunsuz çalışan doğru platformu seçmenin en büyük zorluk olduğunu belirtiyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 38&#8217;i sistemlerini daha az sayıda platform altında konsolide edebildiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Yapay Zekâya İlgi Yüksek, Güvenlik Kaygıları da Öyle</strong></p>
<p>Araştırma, finans liderlerinin yapay zekâyı vergi uyumunun geleceğinde önemli bir araç olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 81&#8217;i yapay zekânın en büyük katkısının vergi uyumuna ilişkin daha doğru içgörüler sunması olduğunu belirtirken, yüzde 58&#8217;i bu teknolojilerin daha sağlıklı büyüme kararları alınmasına katkı sağlayacağını düşünüyor. Bununla birlikte yapay zekâ kullanımına ilişkin çekinceler de sürüyor. Araştırmaya katılanların yüzde 86&#8217;sı veri güvenliği ve gizliliğini en önemli endişe alanı olarak gösteriyor. Araştırma ayrıca şirketler için teknoloji yatırımlarından elde edilen değerin, güçlü veri yönetimi ve sağlam bir teknoloji altyapısıyla doğrudan ilişkili olduğuna işaret ediyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3560" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/07/sovos_elcim_sirek.jpg" alt="" width="900" height="621" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/07/sovos_elcim_sirek.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/07/sovos_elcim_sirek-300x207.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2026/07/sovos_elcim_sirek-768x530.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><strong>&#8220;Yapay Zekâ Ancak Sağlam Bir Temel Üzerinde Değer Yaratabilir&#8221;</strong></p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sovos EMEA Bölgesinden Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı Elçim Sirek, şirketlerin bugün karşı karşıya olduğu en büyük zorluğun yalnızca yeni regülasyonlara uyum sağlamak değil, bunu sürdürülebilir bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirebilmek olduğunu belirtti. Sirek, &#8220;Yapay zekâ güçlü bir teknoloji olsa da tek başına çözüm değil. Ancak doğru veri, entegre sistemler ve sağlam süreçler üzerine inşa edildiğinde gerçek değer yaratabilir&#8221; dedi. Sirek, gerçek zamanlı vergi uyumu döneminde rekabet avantajı için, yapay zekâyı destekleyecek sağlam bir dijital temele dikkat çekti.</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/sirketler-vergi-mevzuatindaki-degisim-hizina-yetismekte-zorlaniyor/">ŞİRKETLER VERGİ MEVZUATINDAKİ DEĞİŞİM HIZINA YETİŞMEKTE ZORLANIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/sirketler-vergi-mevzuatindaki-degisim-hizina-yetismekte-zorlaniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BELİRSİZLİKTE KAZANANLAR HIZLI KARAR VERENLER</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/belirsizlikte-kazananlar-hizli-karar-verenler/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/belirsizlikte-kazananlar-hizli-karar-verenler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:46:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ FİKİRLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[dijitaldönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[İşDünyası]]></category>
		<category><![CDATA[KararAlma]]></category>
		<category><![CDATA[KurumsalYönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[RiskYönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3430</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşletmelerin büyümesinin önündeki temel engel artık yalnızca pazar koşulları değil, aynı zamanda şirketlerin karar alma kabiliyetleri. Coface’ın 13 ülkede 1.250 iş lideriyle gerçekleştirdiği son araştırmaya göre katılımcıların %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. Belirsizliğin yüksek olduğu bir ortamda şirketler artık yalnızca riskten kaçınmaya çalışmıyor; daha hızlı karar almayı öğrenmek [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/belirsizlikte-kazananlar-hizli-karar-verenler/">BELİRSİZLİKTE KAZANANLAR HIZLI KARAR VERENLER</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İşletmelerin büyümesinin önündeki temel engel artık yalnızca pazar koşulları değil, aynı zamanda şirketlerin karar alma kabiliyetleri. Coface’ın 13 ülkede 1.250 iş lideriyle gerçekleştirdiği son araştırmaya göre katılımcıların %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. Belirsizliğin yüksek olduğu bir ortamda şirketler artık yalnızca riskten kaçınmaya çalışmıyor; daha hızlı karar almayı öğrenmek zorunda kalıyor. Riskin giderek karar alma ve büyümenin itici gücüne dönüştüğü bir dönüşüm süreci yaşanıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Araştırmanın öne çıkan sonuçları:</strong></p>
<ul>
<li>Şirketlerin <strong>%68’i</strong> yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor.</li>
<li>Karar vericilerin <strong>%62’si</strong> ticari büyüme hedefleri ile risk disiplini arasında hâlâ temel bir çelişki bulunduğuna inanıyor.</li>
<li>Katılımcıların <strong>%44’ü</strong> risk ve finans ekiplerinin önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde stratejik büyüme ortaklarına dönüşeceğini düşünüyor.</li>
<li><strong>%77’si</strong> daha proaktif kararlar alabilmek için dış iş ortaklarından öngörüye dayalı analizler bekliyor.</li>
</ul>
<p><strong>Kararsızlığın maliyeti: Yeni bir major risk</strong></p>
<p>Uzun yıllar boyunca dış unsurlardan biri olarak görülen risk, artık büyük ölçüde şirket içi bir konu haline gelmiş durumda. Pek çok kuruluşta karar alma süreçleri, satış ekipleri ile risk yönetimi fonksiyonları arasında süren gerilimlerin yanı sıra mevcut verilerin etkin şekilde kullanılamaması nedeniyle yavaşlıyor. Kuruluşların yaklaşık onda altısı <strong>(%59),</strong> risk ekiplerinden gelen geri bildirimlerin aşırı temkinli ya da piyasa gerçeklerinden uzak olarak algılandığını düşünüyor. Bu durum güvensizliği artırırken karar alma süreçlerini de sekteye uğratıyor. Bu dinamik gerçek bir kısır döngü yaratıyor: Şirketlerin <strong>%52’si</strong> pazarlar arasında verilerin parçalı olduğunu bildirirken, bütünleşik veri eksikliği nedeniyle kararlar daha çok kişisel değerlendirmelere dayanıyor. Bu da temkinli yaklaşımı güçlendirerek karar alma süreçlerini daha da yavaşlatıyor.</p>
<p><strong>Hayır” demek mi, “evet” inşa etmek mi? : Paradigma değişimi</strong></p>
<p>Bu kararsızlığın bir bölümü, riske karşı hâlâ savunmacı bir yaklaşım benimsenmesinden kaynaklanıyor. Yöneticilerin yarısı <strong>(%50),</strong> fırsatların belirli bir çerçeve içinde değerlendirilebileceği durumlarda bile “evet” oluşturmanın yerine “hayır” demenin daha güvenli olduğuna inanıyor.</p>
<p>Ancak beklentiler hızla değişiyor. Bugün karar vericilerin yalnızca <strong>%24’ü</strong> risk ekiplerini gerçek bir büyüme ortağı olarak görürken, <strong>%44’ü</strong> önümüzdeki üç ila beş yıl içinde bu rolü üstleneceklerini öngörüyor. Değişimin yönü net: En başarılı şirketler, kontrol odaklı bir anlayışın ötesine geçerek riski karar alma sürecinin en başından itibaren dahil eden ve “güvenli bir evet” yaklaşımını mümkün kılan şirketler olacak.</p>
<h2><strong>Az sayıda şirket dönüşüme öncülük ediyor</strong></h2>
<p>Şirketlerin yalnızca küçük bir bölümü (araştırmaya katılan şirketlerin <strong>%12,6’sı</strong>) bugün tamamen büyüme odaklı bir yaklaşım benimsiyor. Araştırmada “Büyüme Avantajı Liderleri” olarak tanımlanan bu şirketler, uyguladıkları somut yöntemlerle öne çıkıyor. Bu sayede belirsizlikleri daha hızlı uygulanabilir kararlara dönüştürebiliyor ve diğer kuruluşların kaçırdığı fırsatları değerlendirebiliyorlar.</p>
<ul type="disc">
<li>Bu şirketlerin <strong>%70’i</strong> risk ekiplerini karar alma sürecinin en erken aşamalarından itibaren sürece dahil ediyor. Araştırma ortalaması ise <strong>%58</strong> seviyesinde.</li>
<li>Daha yüksek bir oranı riski rekabet avantajı olarak görüyor <strong>(%29’a </strong>karşı<strong> %19</strong>).</li>
<li>Tartışma ve yapıcı sorgulamayı teşvik eden bir kurum kültürü oluşturuyorlar <strong>(%38’e </strong>karşı<strong> %23</strong>).</li>
<li></li>
</ul>
<h2><strong>Veri ve yapay zekâ: Karar süreçlerinin belirleyici hızlandırıcıları</strong></h2>
<p>Bu ortamda veri, performansın temel belirleyicilerinden biri haline geliyor. Ancak şirketlerin yalnızca <strong>%20’si</strong> farklı pazarlarda tutarlı verilere sahip olduğunu belirtiyor. Bu durum şirketlerin karşılaştırma yapma ve öngörü geliştirme yeteneklerini sınırlandırıyor. Bu kısıtlar karşısında beklentiler hızla değişiyor. Amaç, kontrol mekanizmalarından ödün vermeden belirsizliği azaltmak ve karar alma süreçlerini hızlandırmak.</p>
<ul type="disc">
<li>Yöneticilerin <strong>%59’u</strong> risk ekiplerinin senaryo simülasyonları için öngörüye dayalı analizlerden daha fazla yararlanmasını istiyor.</li>
<li><strong>%54’ü</strong> yapay zekâ destekli risk analizi çözümlerinin kullanımının hızlandırılmasını talep ediyor.</li>
</ul>
<h2><strong>“Koruma”dan “öngörü”ye: Dış iş ortaklarının kritik rolü</strong></h2>
<p>Şirketler artık iş ortaklarından yalnızca risk koruması sağlamalarını beklemiyor.</p>
<ul type="disc">
<li><strong>%77’si</strong> pazar gelişmelerini öngörebilmek için tahmine dayalı analizlerden yararlanmak istiyor.</li>
<li><strong>%71’i</strong> ise daha fazla fırsatı değerlendirebilmek için iş ortaklarının kendilerine güven vermesini bekliyor.</li>
</ul>
<p>Daha genel bir çerçevede, karar vericilerin <strong>%65’i</strong> dış iş ortaklarının koruma, veri ve öngörü yeteneklerini bir araya getirerek daha cesur iş kararlarının alınmasını mümkün kılması gerektiğini düşünüyor. Bu yeni dönemde risk yönetimi profesyonellerinden, belirsizliği daha kolay uygulanabilir kararlara dönüştürebilen gerçek karar alma ortakları olmaları bekleniyor.</p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan <strong>Coface CEO’su Xavier Durand</strong> şu ifadelere yer veriyor: <em>“Şirketler için asıl zorluk artık riskten kaçınmak değil, belirsizliği bilgiye dayalı kararlara dönüştürmeyi bilmektir. Bunun için de veri gerekir. Bilgiyi toplama, analiz etme ve öngörüye dönüştürme yeteneği; daha erken, daha hızlı ve daha güvenli şekilde ‘evet’ diyebilmenin merkezinde yer alıyor. En başarılı şirketler daha az risk alanlar değil, karar vermek için en güçlü bilgi ve öngörüye sahip olanlardır.”</em></p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/belirsizlikte-kazananlar-hizli-karar-verenler/">BELİRSİZLİKTE KAZANANLAR HIZLI KARAR VERENLER</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/belirsizlikte-kazananlar-hizli-karar-verenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>REKABETTE YENİ DÖNEM: GENÇLERE GÜVENEN ŞİRKETLER ÖNE ÇIKIYOR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/rekabet-degisti-genclere-guvenen-ve-guclu-bag-kuran-kazaniyor/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/rekabet-degisti-genclere-guvenen-ve-guclu-bag-kuran-kazaniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ FİKİRLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[dijitaldönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[ETicaret]]></category>
		<category><![CDATA[GençYetenekler]]></category>
		<category><![CDATA[MüşteriDeneyimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3373</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de e-ticaret büyürken, sektörde rekabetin odağı da değişiyor. Artan maliyetler ve tüketici davranışındaki dönüşüm, şirketleri kalite, fiyat ve güven dengesini birlikte kurmaya yöneltiyor. Bu dengeyi sağlayan yapılar öne çıkarken, genç kadrolarla çalışan şirketlerin daha hızlı hareket ettiği görülüyor. Birçok firma bu konuda temkinli kalırken, Gençlere sorumluluk veren ve karar süreçlerine dahil eden şirketler, hız avantajıyla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/rekabet-degisti-genclere-guvenen-ve-guclu-bag-kuran-kazaniyor/">REKABETTE YENİ DÖNEM: GENÇLERE GÜVENEN ŞİRKETLER ÖNE ÇIKIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de e-ticaret büyürken, sektörde rekabetin odağı da değişiyor. Artan maliyetler ve tüketici davranışındaki dönüşüm, şirketleri kalite, fiyat ve güven dengesini birlikte kurmaya yöneltiyor. Bu dengeyi sağlayan yapılar öne çıkarken, genç kadrolarla çalışan şirketlerin daha hızlı hareket ettiği görülüyor. Birçok firma bu konuda temkinli kalırken, Gençlere sorumluluk veren ve karar süreçlerine dahil eden şirketler, hız avantajıyla rakiplerinden ayrışıyor. Yeni dönemde tercihleri belirleyen unsur ise yalnızca ürün değil, satış sonrası destek, erişilebilirlik ve güven oluyor.</p>
<p>Küresel ekonomideki dalgalanmalar ve artan maliyet baskısı, şirketleri daha kontrollü ve esnek iş modellerine yöneltiyor. Türkiye’de e-ticaret büyümeye devam ederken, sektörde rekabetin çerçevesi de yeniden şekilleniyor. Bu yeni tabloda öne çıkanlar; kaliteli üretimi sürdüren, fiyatı ulaşılabilir seviyede tutabilen ve tüketiciyle güven ilişkisi kurabilen yapılar oluyor.</p>
<p>Pandemi sonrası hızlanan dijitalleşme süreciyle birlikte şirketler, veri odaklı sistemler üzerinden tüketici davranışlarını daha yakından analiz etmeye başladı. Bu dönüşüm yalnızca üretim ve satış süreçlerini değil, ürün sonrası kullanıcı deneyimini de iş modelinin önemli bir parçası haline getirdi. Lojistik süreçlerinden müşteri ilişkilerine kadar uzanan yapı, şirketlerin güven algısını doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer alıyor.</p>
<p>Bu yeni yaklaşımın dikkat çeken örneklerinden biri olan Adoba Global, üretim ve e-ticareti aynı yapı altında yürüten şirketler arasında yer alıyor. Yaklaşık 1000 kişilik çalışan kadrosuyla faaliyetlerini sürdüren şirket; genç çalışanlara alan açan organizasyon yapısı, veri odaklı karar süreçleri ve hızlı aksiyon alma kabiliyetiyle değişen rekabet koşullarına uyum sağlayan yapılar arasında öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Genç Kadrolar Hız Avantajı Sağlıyor</strong></p>
<p>Yeni nesil kullanıcı davranışlarının hızla değiştiği bir dönemde, genç ekiplerle çalışan şirketler pazardaki beklentileri daha hızlı analiz edebiliyor. Değişen ihtiyaçlara kısa sürede yanıt verebilmek, esnek hareket edebilmek ve karar alma süreçlerini hızlandırmak şirketlere önemli avantajlar sağlıyor.</p>
<p>Sektörde bu yaklaşımı benimseyen şirketlerden biri olan Adoba Global, genç çalışanlarını karar süreçlerine dahil eden yapısıyla dikkat çekiyor. Genç ekiplerin dinamizmi ve sahadaki değişime hızlı adaptasyonu, şirketlerin pazara daha kısa sürede yanıt verebilmesini sağlıyor.</p>
<p><strong>Güçlü Bağlar Yeni Dönemin Belirleyicisi</strong></p>
<p>Günümüzde rekabet yalnızca ürün ve fiyat ekseninde şekillenmiyor. Şirketlerin müşterileriyle ve çalışanlarıyla kurduğu ilişki biçimi de sürdürülebilir büyümenin önemli unsurları arasında yer alıyor.</p>
<p>Müşteri tarafında güven ve erişilebilirlik öne çıkarken; çalışan tarafında sorumluluk paylaşımı, güven ortamı ve kurum aidiyeti şirketlerin verimliliğini doğrudan etkiliyor. Güçlü bağ kurabilen şirketler değişen rekabet ortamında daha kalıcı yapılar oluşturabiliyor.</p>
<p><strong>Güven, Kalite ve Genç Kadro Öne Çıkan Model</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte e-ticaret artık yalnızca bir satış kanalı değil, iş modellerinin merkezinde yer alan stratejik bir alan haline geldi. Üretim gücünü dijital kanallarla birlikte yöneten yapılar, kaliteyi korurken operasyonel süreçlerini daha etkin yönetebiliyor.</p>
<p>Adoba Global de üretim, e-ticaret ve çok kanallı satış süreçlerini aynı yapı altında yürüten şirketlerden biri olarak faaliyet gösteriyor. Farklı sektörlerdeki yatırımlarla desteklenen bu yapı, ürün kalitesinin korunmasına ve operasyonel sürdürülebilirliğin güçlenmesine katkı sağlıyor.</p>
<p>Yeni dönemde şirketlerin yalnızca ürün satışıyla değil, oluşturdukları güven ortamıyla öne çıktığını belirten Adoba Global Genel Müdürü Emir Doğan, <em>&#8220;Bugün tüketiciler yalnızca ürün satın almıyor, güven duyabilecekleri markaları tercih ediyor. Aynı şekilde şirketler için de çalışanlarına güvenmek, onları karar süreçlerine dahil etmek ve gelişim alanı açmak artık önemli bir ihtiyaç haline geldi. Biz genç ekiplerin dinamizmine inanıyor, üretimden e-ticarete kadar tüm süreçlerde hızlı hareket edebilmenin değer yarattığını düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde güçlü bağ kurabilen şirketlerin daha sürdürülebilir başarı elde edeceğine inanıyoruz.&#8221; ifadelerini kullandı.</em></p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/rekabet-degisti-genclere-guvenen-ve-guclu-bag-kuran-kazaniyor/">REKABETTE YENİ DÖNEM: GENÇLERE GÜVENEN ŞİRKETLER ÖNE ÇIKIYOR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/rekabet-degisti-genclere-guvenen-ve-guclu-bag-kuran-kazaniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LOJİSTİKTE YENİ PAZARLARIN ŞİFRESİ: ESNEKLİK, TEKNOLOJİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 08:57:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[LOJİSTİK ULAŞTIRMA]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[dijitaldönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiajandası]]></category>
		<category><![CDATA[KüreselTicaret]]></category>
		<category><![CDATA[Lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[Taşımacılık]]></category>
		<category><![CDATA[TedarikZinciri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=3336</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, tedarik zincirlerinin daha esnek ve çok yönlü hale geldiği günümüzde lojistik sektörü yalnızca mevcut pazarlardaki faaliyetlerini büyütmeye değil, aynı zamanda yeni ticaret koridorları ve iş alanları oluşturmaya da odaklanıyor. Değişen müşteri beklentileri, bölgesel ekonomik dönüşümler ve dijitalleşmenin hız kazanması, lojistik şirketlerini yeni pazar fırsatlarını keşfetmeye yönlendiriyor. Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/">LOJİSTİKTE YENİ PAZARLARIN ŞİFRESİ: ESNEKLİK, TEKNOLOJİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, tedarik zincirlerinin daha esnek ve çok yönlü hale geldiği günümüzde lojistik sektörü yalnızca mevcut pazarlardaki faaliyetlerini büyütmeye değil, aynı zamanda yeni ticaret koridorları ve iş alanları oluşturmaya da odaklanıyor. Değişen müşteri beklentileri, bölgesel ekonomik dönüşümler ve dijitalleşmenin hız kazanması, lojistik şirketlerini yeni pazar fırsatlarını keşfetmeye yönlendiriyor.</strong></p>
<p><strong>Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik çözümleri sunan Lanes Lojistik, sektörün büyümesinde kritik rol oynayan yeni pazar oluşturma stratejilerini değerlendirerek, şirketlerin rekabet avantajı elde etmek için dikkat etmesi gereken başlıkları paylaştı. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, lojistik sektöründe sürdürülebilir büyümenin yalnızca mevcut müşteri portföyünü genişletmekle değil, yeni ticaret alanları yaratabilmekle mümkün olduğunu belirtiyor.</strong></p>
<p><strong>Değişen Ticaret Dinamikleri Yeni Fırsatlar Sunuyor</strong><br />
Küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, üretim merkezlerinin çeşitlenmesi ve bölgesel ticaret anlaşmalarının artması, lojistik sektörü için yeni fırsatlar yaratıyor. Şirketler artık yalnızca geleneksel ticaret rotalarına bağlı kalmak yerine, gelişmekte olan pazarlarda ve alternatif taşıma koridorlarında büyüme potansiyeli arıyor.</p>
<p>Özellikle Orta Asya, Körfez Bölgesi, Afrika ve Doğu Avrupa gibi yükselen bölgeler, lojistik sektörünün yeni büyüme alanları arasında öne çıkıyor. Bu pazarlarda etkin olabilmek ise yalnızca operasyonel kapasiteyle değil, yerel dinamikleri doğru analiz etmekle mümkün oluyor.</p>
<p>Ali Demircan konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullanıyor: “Yeni pazarlar oluşturmak, yalnızca yeni bir coğrafyada faaliyet göstermek anlamına gelmiyor. Bölgesel ihtiyaçları doğru analiz etmek, müşterilerin beklentilerini anlamak ve bu ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirmek gerekiyor. Lojistik şirketleri için büyümenin yeni yolu, değişen ticaret akışlarını doğru okuyabilmekten geçiyor.”</p>
<p><strong>Teknoloji Yeni Pazarların Kapısını Açıyor</strong><br />
Dijitalleşme, lojistik sektöründe yeni müşteri segmentlerine ulaşmanın ve yeni hizmet modelleri geliştirmenin en önemli araçlarından biri haline geldi. Veri analitiği, yapay zekâ destekli planlama sistemleri ve gerçek zamanlı takip teknolojileri sayesinde şirketler hem operasyonel verimliliklerini artırıyor hem de farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler sunabiliyor.</p>
<p>Özellikle e-ticaret, hızlı teslimat ve sınır ötesi ticaret alanlarında yaşanan büyüme, lojistik şirketlerine yeni iş fırsatları yaratıyor. Teknolojiyi etkin kullanan firmalar, müşterilerine daha şeffaf, hızlı ve esnek hizmet sunarak yeni pazarlarda daha güçlü bir konum elde ediyor.</p>
<p>Demircan, teknolojinin sektöre etkisini şu sözlerle açıklıyor: “Bugün lojistikte rekabet yalnızca taşıma kapasitesiyle ölçülmüyor. Veriyi doğru kullanan, süreçlerini dijitalleştiren ve müşterilerine görünürlük sağlayan şirketler yeni pazarlarda çok daha hızlı büyüme fırsatı yakalıyor.”</p>
<p><strong>Stratejik İş Birlikleri Büyümeyi Hızlandırıyor</strong><br />
Yeni pazarlara giriş süreçlerinde stratejik iş birlikleri de önemli bir rol oynuyor. Yerel acenteler, bölgesel lojistik ağları ve sektörel çözüm ortaklarıyla kurulan güçlü ilişkiler, şirketlerin yeni bölgelerde daha hızlı ve etkin şekilde faaliyet göstermesini sağlıyor.</p>
<p>Özellikle uluslararası taşımacılıkta güçlü partner ağları, operasyonel riskleri azaltırken müşteri memnuniyetini artıran önemli avantajlar sunuyor. Bu iş birlikleri sayesinde şirketler, yeni pazarlarda ihtiyaç duyulan hizmetleri daha kısa sürede hayata geçirebiliyor.</p>
<p>Ali Demircan, “Günümüz lojistik dünyasında tek başına büyümek giderek zorlaşıyor. Güvenilir iş ortaklarıyla kurulan güçlü ağlar, şirketlerin hem yeni pazarlara ulaşmasını hem de sürdürülebilir büyüme sağlamasını kolaylaştırıyor.” diyor.</p>
<p><strong>Sektörel Uzmanlaşma Fark Yaratıyor</strong><br />
Yeni pazar yaratmanın bir diğer önemli unsuru ise belirli sektörlerde uzmanlaşmak olarak öne çıkıyor. Otomotiv, sağlık, tekstil, kimya ve e-ticaret gibi farklı sektörlerin lojistik ihtiyaçları birbirinden önemli ölçüde ayrışıyor.</p>
<p>Bu nedenle müşterilere sektör bazlı çözümler sunabilen lojistik şirketleri, rekabet avantajı elde ediyor. Özelleştirilmiş hizmet modelleri hem müşteri bağlılığını artırıyor hem de şirketlerin yeni gelir alanları oluşturmasına katkı sağlıyor.</p>
<p>Özellikle katma değerli lojistik hizmetleri, depolama çözümleri, proje taşımacılığı ve entegre tedarik zinciri yönetimi gibi alanlar, sektörün yeni büyüme başlıkları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik Yeni Ticaret Alanlarını Destekliyor</strong><br />
Küresel ölçekte çevresel sorumluluk ve sürdürülebilirlik kriterlerinin önem kazanması, lojistik sektöründe yeni hizmet alanlarının oluşmasına da katkı sağlıyor. Karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik uygulamalar, intermodal taşımacılık çözümleri ve enerji verimliliği odaklı operasyonlar, müşterilerin tercihlerini doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Şirketler sürdürülebilir lojistik uygulamalarını yalnızca bir sorumluluk olarak değil, aynı zamanda yeni pazarlara erişim sağlayan stratejik bir avantaj olarak değerlendiriyor.</p>
<p><strong>Lojistiğin Geleceği Yeni Fırsatları Doğru Okuyan Şirketlerin Olacak</strong><br />
Lojistik sektöründe yeni pazarlar yaratmak; teknolojiyi etkin kullanmayı, değişen ticaret dinamiklerini doğru analiz etmeyi ve güçlü iş birlikleri geliştirmeyi gerektiriyor. Esnek operasyon yapısı ve müşteri odaklı yaklaşım, şirketlerin büyüme yolculuğunda belirleyici rol oynuyor.</p>
<p>Ali Demircan değerlendirmesini şu sözlerle tamamlıyor: “Lojistik sektörü sürekli değişen bir yapıya sahip. Bu değişimi doğru okuyabilen, müşterilerinin gelecekteki ihtiyaçlarını öngörebilen ve yenilikçi çözümler geliştirebilen şirketler yeni pazarların öncüsü olacak. Biz de Lanes Lojistik olarak büyümeyi yalnızca mevcut iş hacmimizi artırmakla değil, yeni fırsatlar yaratmakla eş anlamlı görüyoruz.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/">LOJİSTİKTE YENİ PAZARLARIN ŞİFRESİ: ESNEKLİK, TEKNOLOJİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/lojistikte-yeni-pazarlarin-sifresi-esneklik-teknoloji-ve-stratejik-ortakliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ İÇİN EN BÜYÜK 10 FIRSAT</title>
		<link>https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/</link>
					<comments>https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 18:48:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ARGE-İNOVASYON]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÜST MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[dijitaldönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisektörü]]></category>
		<category><![CDATA[yapayzeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ekonomiajandasi.com/?p=2931</guid>

					<description><![CDATA[<p>EY, teknoloji şirketleri için en büyük 10 fırsat alanını açıkladı. Teknoloji sektörü, 2026’da hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine giriyor EY, teknoloji şirketlerinin büyüme ve geleceğe hazırlık süreçlerine rehberlik eden “Teknoloji Şirketleri İçin En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/">TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ İÇİN EN BÜYÜK 10 FIRSAT</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EY, teknoloji şirketleri için en büyük 10 fırsat alanını açıkladı. </strong><strong>Teknoloji sektörü, 2026’da hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine giriyor</strong></p>
<p><strong>EY, teknoloji şirketlerinin büyüme ve geleceğe hazırlık süreçlerine rehberlik eden “Teknoloji Şirketleri İçin En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla büyük ölçekte yapay zekâ uygulamalarının iş modellerine entegre edilmesi de sektörde büyümeyi hızlandırabilen bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor. </strong></p>
<p><strong> </strong>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında büyümeyi ve operasyonel verimliliği artırmak için odaklanabileceği kritik alanları ele aldığı “<strong>Teknoloji Şirketleri için En Büyük 10 Fırsat</strong>” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğini ortaya koyarken, bu yeni dönemde lider konumda olmak isteyen şirketlere net bir yol haritası sunuyor.</p>
<p>Araştırmaya göre; 2026’da başarıyı belirleyen temel unsur günümüz iş dünyasında hızlı aksiyon almak olacak. Yapay zekâ odaklı inovasyonun ivme kazanmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin; stratejik iş birlikleri yoluyla daha hızlı büyüme ve verimlilik elde etmesi öne çıkıyor. Aynı zamanda belirli amaçlar doğrultusunda otonom karar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic  AI), platformlar ve bulut sistemleri arasında birlikte çalışabilirlik ile fiziksel yapay zekâ ve robotik çözümler, yeni rekabet avantajlarının merkezinde yer alıyor.</p>
<p>EY araştırmasında, yapay zekânın hız kazanmasıyla birlikte güvenilir yapay zekânın artık yalnızca bir uyum başlığı değil, gelir ve itibarın korunması açısından operasyonel bir zorunluluk haline geldiği vurgulanıyor. Bu kapsamda, yönetişimin iş süreçlerine entegre edilmesi, liderlerin daha etkin bir rol üstlenmesi ve güçlü veri altyapılarının oluşturulması kritik önem taşıyor.</p>
<p><strong>EY, 2026’da teknoloji şirketlerinin göz önünde bulundurması gereken 10 fırsat alanını şöyle sıralıyor: </strong><strong> </strong></p>
<div>
<p><strong>1. Hiper-hızlı yapay zekâ döneminde stratejik iş birlikleriyle büyüme hızlandırılmalı</strong></p>
</div>
<p>Yapay zekâ odaklı stratejik iş birlikleri, birleşme-satın alma işlemleri veya ortak girişim yaklaşımları ile, teknoloji şirketlerinin daha hızlı ölçeklenmesini sağlayacak. Yönetişimden ödün vermeden, stratejik iş birliklerini güçlendiren teknoloji şirketleri, değişen regülasyonlara daha çevik uyum sağlayarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilir.</p>
<div>
<p><strong>2. Platformlar arası entregre çalışabilirlik ve fiziksel yapay zekâya geçiş önceliklendirilmeli</strong></p>
</div>
<p>Ürünlere entegre yapay zekâ artık standart hale gelirken, platformlar ve bulutlar arasında sorunsuz çalışan sistemler fark yaratıyor. Yapay zekâ, robotik ve otonom çözümlerle birleşen bu yaklaşım, yazılım ile fiziksel dünyayı yakınlaştırarak yeni büyüme alanları sunma fırsatı taşıyor. Bu yetkinliklere yatırım yapan teknoloji şirketleri rekabet avantajı elde edebilir.</p>
<div>
<p><strong>3. Güvenli ve güvenilir yapay zekâ operasyonel hale getirilmeli</strong></p>
</div>
<p>Yapay zekânın yaygınlaşması arttıkça güvenilirlik ve etiklik konuları tercih olmanın ötesine geçerek operasyonel gereklilik haline geliyor. Teknoloji şirketlerinin; iş akışlarına ve risklere en yakın konumda bulunan fonksiyonları güçlendirerek, sınırları tanımlama, risk alanlarını belirleme ve güvenilirlik uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etme modeline yönelmesi gerekiyor. Güçlü sınırlar olmadan, şirketler zincirleme başarısızlığa yol açabilecek ve iş hedeflerini sekteye uğratabilecek risklerle karşı karşıya kalıyor. İş fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve yönetişimin günlük süreçlere entegre edilmesi, bu büyümenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayabilir. Bunu başaran teknoloji şirketleri, mevzuata ve itibara ilişkin riskleri azaltırken operasyonel verimliliği artırabilir.</p>
<div>
<p><strong>4. Yapay zeka döneminde ticari konulara ilişkin strateji yeniden ele alınmalı</strong></p>
</div>
<p>Yapay zekâ temelli şirketler, yazılımların fiyatlandırılması, hazırlanması ve satın alınması süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel modeller yerini sonuç ve değer odaklı fiyatlandırmaya bırakıyor. Müşteriler artık erişimden çok sorunsuz deneyimler ve ölçülebilir fayda bekliyor. Araştırmaya göre; 2026’da lider şirketlerin, fiyatlandırmayı doğrudan sağlanan çıktı ve değerle ilişkilendiren modellerle öne çıkacağı öngörülüyor. Bu sonuç odaklı modeller, müşteriler için tercih edilen bir satın alma deneyimi sunmayı hedefliyor.</p>
<div>
<p><strong>5. Esneklik için yapay zekâ model seçimi optimize edilmeli </strong></p>
</div>
<p>Açık ve kapalı yapay zekâ modelleri arasındaki doğru denge, maliyet, performans ve uyum açısından kritik hale geliyor. Açık model ekosistemi hızla gelişerek daha düşük giriş bariyerleri, daha hızlı süreçler ve çoğu zaman maliyetin çok küçük bir kısmıyla iş akışlarına derin bir entegrasyon potansiyeli sunuyor. Kapalı modeller ise daha yüksek maliyetler, tedarikçiye bağımlılık ve yerelleştirme veya uyum açısından daha sınırlı esneklik gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. 2026’da bu modelleri iş operasyonları ve regülasyon ihtiyaçlarına göre doğru yöneten teknoloji şirketleri, hız ve esneklik avantajı elde edebilir.</p>
<p><strong>6. Dijital egemenlik odaklı tasarım ve etkin iş gücü modeli benimsenmeli</strong></p>
<p>Regülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler, yapay zekâda yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler şirketlerin planlarını etkilerken, dijital egemenlik yaklaşımı daha çok önem kazanıyor. Bu konu; yeteneklerin nerede konumlandığını, hesaplama süreçlerinin nerede gerçekleştiğini ve temel modellerin ulusal değerleri, etik yaklaşımları ve gelenekleri nasıl yansıttığını kapsıyor. Stratejilerine farklı bölgesel perspektifleri ve regülasyon gerekliliklerini entegre eden şirketler, hızdan ödün vermeden uyum sağlayarak, giderek farklılaşan bu ortamda küresel ölçekte büyümeyi sürdürebilebilir.</p>
<p><strong>7. Yapay zekâ zorlukları, alanında uzmanlarla yönetilmeli</strong></p>
<p>Yapay zekâ uygulamaları karmaşıklaştıkça, ilgili uzmanların doğrudan iş birimlerinde görev alması önem kazanıyor. Teknik yetkinliğin doğrudan iş birimlerine veya proje ekiplerine dahil edilmesi, bu teknolojinin kullanımını hızlandırırken uygulama kalitesini ve sürekliliği artırıyor. Bu rolleri değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandıran teknoloji şirketleri, avantaj elde edebilir.</p>
<div>
<p><strong>8. Dijital altyapı ve yapay zekâ dönemi için vergi stratejisi yeniden ele alınmalı</strong></p>
</div>
<p>Küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketleri için vergi, stratejik bir karar alanı haline geliyor. Nerede yatırım yapılacağı, fikri mülkiyet sahipliğinin nasıl yapılandırılacağı ve maliyetler ile kârların sınırlar arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararların proaktif olarak değerlendirilmesi önem kazanıyor. Bu doğrultuda, vergi stratejisinin dijital dönüşümün temeline entegre edilmesi gerekiyor. Vergi yaklaşımını dijital dönüşümün merkezine yerleştiren şirketler, büyüme sürecinde uyum ve çeviklik sağlayabilir.</p>
<div>
<p><strong>9. AI destekli FinOps (Financial Operations)</strong> <strong>yaklaşımlarıyla finans fonksiyonu, stratejik bir itici güce dönüştürülmeli</strong></p>
</div>
<p>Yapay zekâ destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımları, finans fonksiyonunu raporlamanın ötesine taşıyor. Gerçek zamanlı görünürlük ve akıllı kaynak yönetimi, daha hızlı ve isabetli karar almayı mümkün kılıyor. Doğru şekilde hayata geçirildiğinde finans, bir raporlama fonksiyonu olmaktan çıkarak marj artışını destekleyen, sermaye kullanımını optimize eden ve kurum genelinde karar süreçlerini iyileştiren stratejik bir itici güç haline geliyor.</p>
<div>
<p><strong>10. Yapay zekâ çağında, kurumsal güvenlik yeniden gözden geçirilmeli</strong></p>
</div>
<p>Teknoloji şirketlerinin, temel güvenlik seviyesinin ötesine geçerek daha proaktif ve yapay zekâ destekli siber güvenlik ve veri güvenliği yaklaşımlarını benimsemesi gerekiyor. Bu kapsamda; iyileştirme hizmet seviyesi anlaşmalarının haftalardan saatlere indirilmesi, siber tehdit tespiti ile müdahalesinin otomatikleştirilmesi ve sürekli kimlik doğrulamanın entegre edilmesi gibi alanlar öne çıkıyor. Kimlik, veri ve yapay zekâ modellerini bütüncül şekilde koruyan teknoloji şirketleri, büyümeyi kesintisiz ve güvenli biçimde sürdürebilir.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-2513" src="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Emre_Besli.jpg" alt="" width="686" height="471" srcset="https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Emre_Besli.jpg 900w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Emre_Besli-300x206.jpg 300w, https://ekonomiajandasi.com/wp-content/uploads/2025/12/Emre_Besli-768x527.jpg 768w" sizes="(max-width: 686px) 100vw, 686px" /></p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli </strong>araştırma ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“Teknoloji sektörü, 2026 yılında yapay zekânın hızla yaygınlaştığı ve ölçülebilir değer üretmenin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir döneme giriyor. Teknoloji şirketleri bugün yapay zekânın potansiyelini konuşmaktan çok, bu potansiyeli güvenli ve güvenilir şekilde nasıl hayata geçireceklerine ve etkili çözümlerle nasıl sürdürülebilir değer elde edebileceklerine odaklanıyor. Öte yandan “dijital egemenlik” kavramı da belirleyici bir unsur olarak hayatımıza girdi. Üst yönetim gündeminde artık ‘yapabilir miyiz?’ sorusunun yerini, ‘nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?’ sorusu almış durumda. Otonom sistemlerin operasyonel süreçleri desteklediği, liderlerin ise stratejik yönlendirmeye odaklandığı bu yeni iş modelinin, rekabet avantajının temelini oluşturacağını söylemek mümkün. Araştırmamızda ortaya koyduğumuz fırsatlar, teknoloji şirketlerinin deneme ve pilot süreçlerden operasyonel olgunluğa geçişini desteklerken; yapay zekâ temelli stratejileri benimseyen, yönetişimi dönüştüren ve iş modellerini yeniden kurgulayan şirketlerin kazanan konumda olacağına işaret ediyor.”</p>
</p></p><p>The post <a href="https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/">TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ İÇİN EN BÜYÜK 10 FIRSAT</a> first appeared on <a href="https://ekonomiajandasi.com">Ekonomi Ajandası</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekonomiajandasi.com/teknoloji-sirketleri-icin-en-buyuk-10-firsat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
