Son Dakika


Türkiye’de 2025 yılı özellikle orta ve düşük gelir düzeyi için zorluklarla geçerken, tek cümlede özetlemesi zor bir şekilde geçti. Enflasyonla mücadelede yılbaşından bu yana çok yol alınsa da alım gücünde iyileşme görülemedi. 2026 yılı için de ekonomide beklentiler çok iç açıcı gözükmüyor.
Küresel ekonomideyse “Trump” yılı olarak başlık atılsa yanlış olmaz. Trump’ın dünya ekonomisini, küresel ticareti sarsan, her gün değişen tarife tehditleriyle geçen 2025 sonrası 2026’da da belirsizliğin hâkim olmaya devam etmesi bekleniyor.
Tüm bu beklentiler ve tecrübeler ışığında Ekonomim.com olarak, Türkiye’nin önde gelen ekonomistlerinden “2025 özeti” ve yine “2026 öngörüsü” yapmalarını istedik. Ünlü ekonomist, akademisyenler iki cümleyle özetlemeye çalışarak çok şey anlattılar.
İşte, Mahfi Eğilmez’den Emre Alkin’e, Evren Bolgün’den Filiz Eryılmaz’a, Zeynep Ökten’den Serap Durusoy’a, Caner Özdurak’tan Ali Çufadar’a, Murat Sağman’dan Burcu Aydın’a, Fatih Özatay’dan Binhan Elif Yılmaz’a Türkiye’nin önde gelen ekonomistlerinin 2025 özeti ve 2026 ekonomi mesajları:
2025, 2024’e göre ekonomik çerçevede başarılı, hukuk, demokrasi, yolsuzlukla mücadele, eğitim gibi sosyal alanlarda başarısız geçti. 2026 için 2025’e göre daha iyimser bir tablo görmeyi beklemiyorum.
PROF. DR. FATİH ÖZATAY
2025: İç güveysinden hallice.
2026: 2025 ile yok birbirimizden farkımız.
PROF. DR. EVREN BOLGÜN
2025 sabit gelirli çalışanların satın alma gücünün azaldığı, 2026’nın öncekinin benzeri bir yıl olacağını söyleyebilirim.
PROF. DR EMRE ALKİN
2025 birçok açıdan zorlandığımız ama ekonomik rasyonelin dışında alınan tüm kararlara karşı bağışıklık kazanmaya başladığımız bir yıl oldu.
2026 yine ekonomi yönetiminin hedeflerinin tutmayacağı, tutmadığı zaman endekslere müdahale edeceği ama bir önceki yıldan kazandığımız bağışıklık sebebiyle beyhude çabalara aldırmayıp kendi işimize odaklanacağımız ve bu sayede ayakta kalacağımız, ekonomiden çok siyasetin ve diplomasi konuşulduğu bir yıl olacak.
DR. BURCU AYDIN
2025 yılı küreselde ticaret savaşları, yurt içinde ise enflasyon ve siyasi gelişmeler takip edilerek geçti.
2026 yılında gözler küreselde, jeopolitik gelişmeler ile yapay zekaya odaklanırken, yurt içinde gündem yine enflasyon ve siyaset olacaktır.
PROF. DR. BİNHAN ELİF YILMAZ
2025 yılı, makroekonomik dengelenmenin bedelinin hanehalkı ve reel sektöre ağır yansıdığı, faiz–enflasyon arasında “araf”ta kalınan sancılı bir yıl olarak kayda geçerken, beklenti, katma değerli üretim ve kapsamlı reformlara geçişti; bu adımların gecikmesi maliyeti daha da büyüttü. 2025 yılı sosyal göstergeler bakımından da emeğin gayri safi katma değerden aldığı payın azaldığı, ücretlilerin ve emeklilerin alım gücünün ciddi biçimde gerilediği, “büyüyen ama bölüşemeyen” bir ekonomi tablosunun derinleştiği bir yıl oldu.
2026’da ekonomi politikalarının odağında yine büyüme olacak; yüzde 3,8 civarında bir büyüme hedeflenirken büyümenin lokomotifi inşaat, finans ve iç talep olacak. Ancak tarımda derinleşen sorunlar ve canlanan talep, enflasyonla mücadeleyi zorlaştıracak. Merkez Bankası’nın yüzde 16’lık resmi hedefi gerçekçi görünmüyor. Enflasyonun yüzde 23–25 bandında kalması, faizlerin de yüksek seyretmesi anlamına gelirken, yabancı sermaye eksikliği ve artan siyasi belirsizlikler 2026’yı kırılgan ama idare edilen bir denge yılı haline getirecek.
PROF. DR. ZEYNEP ÖKTEN
2025 Trump, gümrük vergileri, İsrail, savaşlar, yurt içindeki davalar, Merkez başkalarının faiz kararları, altın ve gümüşün yükselişi, doların değer kaybetmesi (Ne yazık ki TL haricinde) gibi pek çok konuyla belirsizliklerin tavan yaptığı bir yıl oldu.
2026 yılı ise FED başkanın değişimi, BoJ’un faiz politikasındaki yeni rotasının küresel finans piyasalarında yaratacağı dalgalanmanın etkisinin ve değerli metallerin takip edileceği bir yıl olacak. Dalgaların yumuşak ve belirsizliğin düşük olacağı yeni bir yıl dilerim.
PROF. DR. SERAP DURUSOY
2025 yılında Türkiye ekonomi gündemini yüksek enflasyon, yüksek hayat pahalılığı, yüksek işsizlik ve düşük ücretler oluşturdu. Buna rağmen, ekonomi yönetiminden sürekli enflasyondaki başarı ve ücretlilerin enflasyona ezdirilmediğine ilişkin açıklamalara tanıklık ettik.
2026’da da iktidardan yine enflasyonla mücadelede kararlıyız ve önemli yol alınacağı açıklamaları yinelenecek. Ancak bu kararlılığın önemli bir dinamiğini oluşturan kamu tasarrufu ve yapısal reformlara ilişkin adımlarda yetersizlik sürecek ve büyümeden ödün verilmeden enflasyonla mücadele ücretliler üzerinden ücretlerin baskılanması ile yürütülmeye devam edilecek.
DOÇ. DR. FİLİZ ERYILMAZ
2025 enflasyonla mücadele programı ile ağırlıklı haber akışları kaynaklı, dalgalı finansal piyasalar koşulları altında, ılımlı büyümenin sürdüğü ve enflasyonda da kademeli düşüş devam etse de yaşam maliyetlerinin yüksek kalmaya devam ettiği bir yıl oldu.
İçeride ve dışarıda beklemediğimiz olumsuz bir gelişme olmadığı sürece 2026 yılı yine enflasyonun kademeli olarak düşmeye devam ettiği buna karşılık büyümedeki kısmi toparlanmanın dengelenme odaklı seyredeceği bir yıl olabilir.
MURAT SAĞMAN
2025 hem beklendik hem beklenmedik geçti. Beklendik dediğimiz kısım enflasyonla mücadele programı, beklenmedik kısmı ise dışarda ve içerdeki olağanüstü gelişmeler oldu. 2026 da 2025’in devamı gibi olacaktır; özellikle ilk yarısında. İkinci yarısında da farklı jeopolitik gelişmeler ve içerideki seçim kararı alma ihtimaliyle birlikte değişiklikler görebiliriz.
DR. ALİ ÇUFADAR
Ekonomi yönetiminin üç aşamalı planında; 2023-24 yıllarında, bozulan dengeleri düzeltmek, 2025 yılında enflasyonu yüzde 20 civarına indirerek başarıyı kamuoyuna göstermek, 2026’da ise yüzde 20’nin altında enflasyon, yüzde 30’un altında faizler ile seçim dönemine istikrarlı büyümeye başlayan bir ekonomi ile girmek vardı. 2025 yılında, enflasyon ve faizler arzulananın çok üzerinde kaldı, hedeflere ulaşılamadı.
2026 yılında, riskler yukarı yönlü ağırlıklı olmak üzere; kısmi bir başarıyla enflasyon yüzde 22, politika faizi yüzde 30 civarına inebilse de arzulanan olumlu ekonomik ortamı yaratmak zor olacak gözüküyor.
DOÇ. DR. CANER ÖZDURAK
Enflasyonla mücadeleyi sadece faiz kararlarına hapsetmenin etkisinin giderek zayıfladığını görüyorum; 2026 yılında yüzde 20 bandının altına kalıcı olarak inebilmemiz için, ekonomimizi esir alan düşük katma değerli ‘vasat’ büyüme modelinden acilen vazgeçip genele yayılan bir katma değerli ekonomi modeline ve yapısal reformlara yönelmemiz şarttır.
Mevcut tabloda, hizmet sektöründeki fiyat yapışkanlığı ve küresel sermaye kısıtları ciddiyetini korurken; üretim yapımızı dar bir inovasyon (savunma sanayi) ve spekülatif kazançlara dayalı tutmaya devam ettiğimiz sürece hem kur üzerindeki baskıyı kırmanın hem de resmi verilerle halkın hissettiği enflasyon arasındaki güven sarsıcı makası daraltmanın mümkün olmadığı kanaatindeyim.
Kaynak: ekonomim
BENZER HABERLER