Son Dakika


Ticari alacak sigortası, alacak tahsilatı ve ticari bilgi hizmetlerinde küresel ölçekte faaliyet gösteren Coface, 2026 Birleşik Krallık Ödeme Araştırması’nın ikinci edisyonunu yayımladı. Araştırma, Birleşik Krallık şirketlerinin artan finansal baskılar karşısında nakit akışlarını korumaya öncelik verdiğini, ödeme vadelerinin uzadığını ve işletmelerin büyüme yatırımlarına yönelik güveninin zayıfladığını ortaya koydu.
Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 89’u son 12 ayda ödeme gecikmesiyle karşılaştı. Ortalama ödeme gecikmesi 34 güne ulaşırken, bu süre geçen yıla göre iki gün arttı. Ödemelerde yaşanan aksaklıkların temelinde ise şirketlerin finansal güçlükleri ve organizasyonel sorunları bulunuyor.
Müşterilerin yüzde 37’si ödeme gecikmelerinin başlıca nedeni olarak finansal güçlükleri gösterirken, yüzde 26’sı organizasyonel sorunlara işaret ediyor.
Birleşik Krallık’ta şirketler, nakit akışlarını yönetebilmek amacıyla tedarikçilerine tanıdıkları ödeme sürelerini uzatmaya devam ediyor. Araştırmaya göre üzerinde anlaşmaya varılan ortalama ödeme vadeleri 57 güne yükseldi. Önceki yıla kıyasla yaklaşık bir haftalık artışa işaret eden bu süre, Birleşik Krallık’ı Avrupa’nın en uzun ödeme vadelerinin uygulandığı ülkeler arasına taşıdı.
Büyük şirketlerin yaklaşık üçte biri 90 günü aşan ödeme vadeleri sunarken, mikro ve küçük işletmelerde bu oran yüzde 12 seviyesinde kalıyor.
Ödeme vadelerinin en uzun olduğu sektörler arasında enerji, plastik, kimya ve otomotiv öne çıkıyor. İmalat ve sanayi sektörlerinde yaygınlaşan uzun vadeli ödeme uygulamaları, özellikle finansal kaynakları sınırlı küçük işletmelerin nakit yönetimini daha da zorlaştırıyor.
Konaklama, turizm, ilaç ve sağlık gibi ağırlıklı olarak iç pazara yönelik faaliyet gösteren hizmet sektörlerinde ise daha sıkı nakit akışı yönetimi nedeniyle görece kısa ödeme vadeleri uygulanıyor.
Coface Birleşik Krallık ve İrlanda Ülke Müdürü Benoit Urbin, uzayan ödeme vadelerinin özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti.
Urbin, büyük şirketlerin geciken ödemeleri karşılayabilecek finansal güce sahip olduğunu, ancak birçok küçük işletmenin faaliyetlerini oldukça hassas bir nakit dengesi içerisinde sürdürdüğünü belirtti.
Ekonomik koşulların daha da zorlaşmasının beklendiği bir ortamda tahsilat için beklenen her ilave günün, küçük işletmelerin büyüme ve yeni ekonomik şoklara karşı direnç gösterme kapasitesini sınırladığını vurguladı.
Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri de yapay zekânın şirketlerin tedarik zincirleri ve dış kaynak kullanımına etkisi oldu.
Yapay zekâ kullanan şirketlerin yüzde 80’i, bu teknolojinin dış hizmet sağlayıcılarla çalışma biçimlerini değiştirdiğini belirtiyor. Ancak teknoloji yatırımlarının dış kaynak maliyetlerini azaltacağı beklentisi henüz karşılık bulmuş değil.
Şirketlerin önemli bir bölümü, yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte dışarıdan uzmanlık ve hizmet desteğine duyulan ihtiyacın azalmadığını, aksine arttığını bildiriyor.
Büyük şirketlerde müşteri desteği, dış kaynak kullanımını azaltarak faaliyetlerin şirket bünyesine taşındığı alanların başında geliyor.
Araştırma ayrıca bazı sektörlerde yapay zekâya maruz kalma düzeyinin yükselmesi ile artan iflas oranları arasında bağlantı bulunduğuna işaret ediyor. Teknolojik dönüşüme uyum sağlayamayan tedarikçilerin, yapay zekâ kaynaklı değişen talep koşullarında daha fazla finansal baskıyla karşılaşabileceği değerlendiriliyor.
Birleşik Krallık şirketlerinin ekonomik görünüme ilişkin beklentileri de temkinli bir tablo ortaya koyuyor.
Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 45’i ülke ekonomisinin önümüzdeki 12 ay içerisinde kötüleşmesini beklerken, yalnızca yüzde 25’i ekonomik koşullarda iyileşme öngörüyor.
Şirketlerin yüzde 57’si ise gelecek dönemde ödeme gecikmelerinin artacağını düşünüyor. Geçen yıl aynı beklentiyi taşıyan şirketlerin oranının yüzde 37 olması, işletmelerin ödeme disiplinine ilişkin kaygılarının belirgin biçimde arttığını gösteriyor.
Buna karşın şirketler kendi finansal performansları konusunda görece iyimser. Katılımcıların yüzde 51’i önümüzdeki dönemde kârlarının artmasını bekliyor.
Ancak bu iyimserliğin önemli ölçüde maliyetlerin kontrol altına alınması ve ödeme vadelerinin uzatılmasıyla sağlanan nakit yönetimine dayandığı görülüyor. Bu durum, şirketlerin kârlılık beklentilerinin kırılgan bir zeminde ilerlediğine işaret ediyor.
Şirketlerin nakit pozisyonlarını korumaya yönelik politikaları sürerken, yüksek faiz oranları işletmelerin karşı karşıya olduğu temel risklerden biri olmayı sürdürüyor.
Borçlanma maliyetlerinin uzun süre yüksek seviyelerde kalması, şirketlerin finansman giderlerini artırarak kârlılık üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle ödeme vadelerinin uzadığı, tahsilat sürelerinin arttığı ve tedarik zinciri maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda finansmana erişim, işletmeler açısından daha kritik hale geliyor.
Coface araştırması, Birleşik Krallık iş dünyasında ödeme disiplininin zayıfladığını, nakit akışı yönetiminin şirketlerin öncelikli gündem maddesi haline geldiğini ve ekonomik belirsizliklerin yatırım iştahını sınırladığını ortaya koyuyor.
Kaynak: Coface – 2026 Birleşik Krallık Ödeme Araştırması
BENZER HABERLER