Son Dakika


Küresel ekonomide enerji şokunun kısa sürede sona ereceği beklentisi zayıflıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Orta Doğu’daki çatışmalar sona erse bile yüksek enerji fiyatlarının bir süre daha devam edebileceğini belirterek, petrol fiyatlarının 2027 boyunca yüksek kalabileceği uyarısında bulundu.
IMF ve Dünya Bankası’nın 12-18 Ekim tarihlerinde Bangkok’ta düzenlenecek yıllık toplantıları öncesinde konuşan Georgieva, küresel ekonominin aynı anda iki farklı şokla karşı karşıya olduğunu söyledi. Orta Doğu kaynaklı enerji arzındaki bozulma büyümeyi baskılarken, yapay zekâ yatırımları talebi ve enerji tüketimini artırıyor.
Georgieva, petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 100 dolar seviyesinde bulunduğuna dikkat çekti. Rafineri kapasitesindeki kayıpların ise özellikle motorin gibi ürünlerde fiyat baskısını daha da artırdığını belirtti.
Kış döneminde ısınma talebinin yükselmesi beklenirken, Hürmüz Boğazı üzerinden LNG sevkiyatına ilişkin risklerin devam etmesi doğal gaz piyasasında da yeni fiyat baskıları yaratabilir. IMF Başkanı, savaşın kısa sürede sona ermesi halinde bile enerji fiyatlarının eski seviyelerine dönmesinin zaman alabileceğini söyledi. Brent petrol vadeli fiyatlarının da yüksek fiyatların 2027’ye taşınabileceğine işaret ettiğini belirtti.
IMF’nin temmuz ayında yayımladığı tahminlerde, Hürmüz Boğazı’nın temmuz ortasından itibaren kademeli olarak normalleşmesi ve petrol akışının Mart 2027’ye kadar savaş öncesi seviyelere dönmesi varsayılmıştı. Bu senaryoda petrol fiyatlarının 2026’da ortalama 89 dolar, 2027’de ise 78 dolar olması öngörülüyordu.
Ancak mevcut gelişmeler bu senaryonun üzerinde bir fiyat baskısına işaret ediyor. IMF, ekim ayında yayımlanacak yeni Dünya Ekonomik Görünümü’nde küresel büyüme tahminlerini güncelleyecek. Georgieva, savaşın etkilediği ekonomilerde daha belirgin aşağı yönlü revizyonlar yapılabileceğini açıkladı.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş yalnızca enflasyonu değil, faiz görünümünü ve tahvil piyasalarını da etkiliyor. Georgieva, ABD, Almanya ve Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizlerinin son yılların en yüksek seviyelerine çıktığına dikkat çekti.
IMF’ye göre küresel kamu borcu da İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en yüksek seviyeye ulaşmış durumda ve 2030’dan önce dünya GSYH’sinin yüzde 100’ünü aşması bekleniyor. Yüksek enerji fiyatları ve faiz oranlarının aynı döneme denk gelmesi, borç yükü yüksek ülkelerin mali hareket alanını daha da daraltıyor.
Küresel ekonomideki diğer önemli başlık ise yapay zekâ yatırımları. Georgieva, yapay zekânın doğru kullanılması halinde dünya ekonomisinin yıllık büyümesine yaklaşık 0,5 puan katkı sağlayabileceğini belirtti.
Bununla birlikte yatırımların belirli şirketlerde yoğunlaşması ve yüksek şirket değerlemeleri finansal risk oluşturuyor. Beklenen verimlilik ve kârlılık artışlarının gerçekleşmemesi halinde yapay zekâ yatırımlarındaki olası bir düzeltmenin finansal piyasalar üzerinde geniş çaplı etkiler yaratabileceği uyarısı yapıldı.
Enerji ithalatçısı ülkeler açısından petrol ve doğal gaz fiyatlarının uzun süre yüksek kalması önemli bir risk oluşturuyor. Türkiye açısından da yüksek enerji fiyatları akaryakıt maliyetleri, enerji ithalat faturası, cari denge ve enflasyon üzerinde baskı yaratabilir.
Küresel enerji fiyatlarının yüksek kalması aynı zamanda büyük merkez bankalarının faiz indirimlerini daha temkinli yürütmesine neden olabilir. Bu durum gelişmekte olan ülkelerde finansman maliyetlerinin daha uzun süre yüksek kalması riskini beraberinde getiriyor.
IMF’nin mesajı, küresel ekonomi açısından birbirini besleyen bir risk zincirine işaret ediyor: yüksek enerji fiyatları enflasyonu artırıyor, enflasyon faizleri yüksek tutuyor, yüksek faiz ise artan kamu borcunun maliyetini büyütüyor. Enerji piyasalarındaki normalleşmenin 2027’ye kadar gecikmesi halinde bu zincirin küresel büyüme üzerindeki baskısı da sürebilir.
BENZER HABERLER